Hacıosmanoğlu ne yapıyor? Milli futbolcuya villa, doğaya ihanet

Likya’nın tozlu yollarında bir kahramandı Bellerophon. Kanatlı atı Pegasus ile gökyüzünü fethederken, en yakın dostu Bargylos’u bir kaza kurbanı verdi. Acısı o kadar büyüktü ki, dostunun hatırasını taşa kazıdı, adını bir kente verdi: Bargylia.
​Bugün o kent, Mandalya Körfezi’nin masmavi sularına bakan bir tepede, 2500 yıldır nöbet tutuyor. Bilge Umar’ın "Luwi" izlerini sürdüğü, Strabon’un Artemis tapınağını anlattığı o topraklar, altındaki paha biçilemez tarihle birlikte hâlâ nefes alıyor. Yasaya göre "bir çivi bile çakılamaz" denilen, birinci derece sit alanı burası.
​Ama bugün, o "çivi"nin yerini "beton" almak istiyor.​
​Bargylia’nın hemen yanı başında, doğanın en hassas mücevheri uzanıyor: Tuzla Sulak Alanı. Burası sadece bir lagün değil; 197 kuş türünün tapusu, flamingoların (allı turnaların) dinlenme odası, nesli tehlike altındaki tepeli pelikanların kreşi, su samurlarının evi. 2001’de dünya burayı "Önemli Kuş Alanı" ilan etti. Yani doğa buraya dokunulmazlık verdi.
​Şimdi bu dokunulmazlık, bir "villa" vaadiyle deliniyor.
​TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu'nun "4000 bin villa yapıyorum" dediği iş, Milas için bir kıyamet projesi.

whatsapp-image-2026-04-14-at-10-33-46.jpegBodrum-Milas arasına yeni bir yerleşim yeri öngörülüyor.
Eski sahibi Ali Ağaoğlu "30 bin kişilik yeni şehir kuruyoruz" diye başlattı projeyi. Davalar açıldı. Hala sürüyor. Çok tepki gelince projenin bir kısmı 2022'de Hacıosmanoğlu'na devredildi. Mandalya Körfezi’nin kıyısında, 9 milyon 700 bin metrekare büyüklüğünde. Bunun 4 milyon 454 bin 395 metrekaresi yapılaşmaya açılıyor. Proje Türkiye’nin 'göz bebeği' gibi koruması gereken Tuzla Sulak Alanı'nı mahvedecek.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun, milli futbolculara buradan verdiği "villa" sözüyle gözler yeniden bu kutsal topraklara çevrildi. Soru net, cevabı ise ağır:
​Milli bir başarı, tarihi ve doğal bir mirası yok ederek mi ödüllendirilir?
​Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün "ÇED olumlu" raporu, kağıt üzerinde "doğaya zarar vermez" diyor. Oysa biliyoruz ki; bazı cinayetler raporlara yazılmaz.
Bir flamingo bir daha bu körfeze uğramadığında...
Bir pelikan yuvasını terk ettiğinde...
Bir endemik orkide betonun altında nefessiz kaldığında... O raporlar sadece birer kağıt parçasından ibaret kalacak.​
​Muğlalılar, yaşam savunucuları ve bu toprağın gerçek sahipleri bugün ayakta. Mahkeme koridorlarında bir hukuk savaşı veriliyor. Bir yanda binlerce yıllık Bargylia’nın sessiz onuru, diğer yanda lüks villaların yıkıcı şatafatı.
​Hani o meşhur türküde sorulur ya: "Allı turnam ne gezersin havada?"
Eğer bugün bu talana "dur" demezsek, yarın bu soruya verecek bir cevabımız olmayacak. Çünkü turnalar bir kez küstü mü, gökyüzü bir daha asla eskisi gibi kokmayacak.
​Tercih bizim: Gelecek nesillere bir "cennet" mi bırakacağız, yoksa lüks sitelerin gölgesinde kalmış bir "hafıza kaybı" mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Sedat Kaya Arşivi

Osimhen yoksa Galatasaray çok eksik

04 Nisan 2026 Cumartesi 22:31