Ayşenur Arslan
Silivri'nin "İçyüzü"
Bu sefer giriş cümlem yok ey okur!
Zira hiçbir cümle sizi, anlatılana hazırlayamaz.
Anlatan, Aykut Erdoğdu.
Vaktiyle en sıkıntılı günlerimde yanımda olmuş.. Güler yüzlü, şahane bir insan.
Neredeyse 1 yıldır tutuklu. Avukatı Hüseyin Ersöz, “İddianamede Erdoğdu’ya yöneltilen tek suçun “rüşvete aracılık etmek” olduğunu, ayrıca iddia edilen örgüt hiyerarşisine dahil edildiğine dair bir isnat bulunmadığını” söylüyor. Üstelik atılı suç hakkında da sadece bir “malum” tanık var. Ne bir belge, ne bir somut veri..
Bu kadar da değil. Hem Ersöz hem de pek çok hukukçu aynı noktayı vurguluyor.
Aykut Erdoğdu “velev ki suçlu bulunup ceza alsa” çoktan tahliye olması gerekirdi.
İşte bu koşullarda, tamamen haksız biçimde tutukluluğu devam eden Aykut, bunun “içerde” ne anlama geldiğini yazdı.
Mesele tek kişilik hücre, hastaneye gitmek gerektiğinde yaşatılan sevk aracı rezaleti, yemekler falan değil ey okur.
Kendisinin “ORGANİZE KÖTÜLÜK” dediği bir yaklaşım.
Dilinden dini imanı düşürmeyenlerin memleketinde Silivri gerçeği:
*. *. *
“En başında söyleyeyim şartlar ne olursa olsun bizler Kuvayi Milliye ruhuyla aslanlar gibi direniyoruz. Direnmeye devam edeceğiz. Victor Franklyn "İnsanın Anlam Arayışı" adlı kitabında "Herkes Auschwitz kampının en korkunç yanının gaz odaları olduğunu sanır.
Oysa Auschwitz'in en dayanılmaz yanı her gün düzenli yapılan küçük aşağılamalardı. Hemen karşılanacak ihtiyaçların geciktirilmesi, bekleme, arama, cevapsız bırakma, sıraya dizme... gibi sürekli tekrarlanan küçük küçük aşağılamalardı” der.
Silivri bu küçük küçük ama sürekli aşağılamaların merkezi. Özellikle CHP'li tutuklulara bu aşağılamalar organize ve profesyonel olarak yapılıyor. Her sabah ve her akşam mahkemeye giderken tepeden tırnağa aranıyoruz.
Hapishanede sadece mavi ve siyah kalem var. Ola ki üzerimizde kırmızı kalem çıksa bu kalemle tünel kazacakmışız muamelesi yapılıyor. Yanımıza çakmak almamıza izin verilmiyor, her defasında sigara içmek için çakmak istemek zorunda bırakılıyoruz.
Geçen bir arkadaşımızın üzerinde eşinin "Seni seviyorum" yazılı notunu bulup sanki uyuşturucu yakalamış da affediyorlar havasında notu yırtmalarını hüzünle izledim. Mahkeme telefon hakkımızı 60 dakikaya çıkardı. Ancak hapishane yönetimi bu hakkı kullandırmıyor. Bugün oğlumla 10 dakikalık telefon görüşmesi yaparken bir infaz koruma memuru tam yanıma gelip öyle bir bağırdı ki irkildim.
Bunu özellikle yapıyor. Bu personel gibi birkaç partizan bu küçük aşağılamaları düzenli yapıyor. Geçenlerde hücre aramasında ikinci bir bulaşık teli bulup aldı. Çünkü herkesin bir bulaşık teli hakkı var. Ben bu ikinci teli lavabo ve yerlerdeki çimento kalıntılarını temizlemek için kullanıyordum.
Bizler için çok üzüldüğünüzü biliyorum. Bütün bunları sizleri daha çok üzmek için yazmıyorum. Başta söylediğim gibi biz bütün bu zulme, bu kötülüklere aslanlar gibi dayanıyoruz ve direniyoruz. Ben bunları nasıl bir melanetle, nasıl bir kötülükle karşı karşıya olduğumuzu görmeniz için yazıyorum.
Bunlar kötü insanlar, çok kötü insanlar. Allah Vatanımızı, Milletimizi, Devletimizi, eşimizi, çocuğumuzu, sevdiklerimizi bunların kötülüklerinden korusun. Sakın bunlara inanmayın. Sakın bunlara güvenmeyin.
Bunlar iktidarları söz konusu olduğunda sadece size değil herkese, hatta kendi yakınlarına ve dava arkadaşlarına dahi her türlü kötülüğü yapma potansiyeline sahiptirler. Bu kötülük hem Devletimizi hem Milletimizi zayıflatıyor, çürütüyor, çökertiyor. Bu kötülük artık devam edemez. Etmesi mümkün değil.
Sonunun geldiğini anlayan kötülük çaresizce saldırıyor. Korkuyla saldırıyor. Amansızca saldırıyor. Biz Millet olarak demir dağları delip geçtik. Bu kötülüğe elbette yenilmeyeceğiz. Kötülük kaybedecek, iyilik kazanacak. Biz kazanacağız ve her şey çok güzel olacak. Sizi çok seviyor ve özlüyoruz.”
*. *. *
Anlatılanlar, kötülüğün temelindeki partizanlığa göndermede bulunuyor.
Doğrusu, 1 Mayıs’ta kimi polislerin durup dururken, keyfi biçimde ve keyifle biber gazı sıkmasını görünce “evet” diyorum.
Ama Erdoğdu ailesi için sınır Silivri de değil.
Eşi avukat Tuba Torun perşembe günü son tahliyeler sırasında isyanını şöyle dile getirmişti:
"21 suçtan yargılanan Adem Soytekin'in stres dahi çekmesin diye tahliyesi istenirken 1 suçtan yargılanan ve şu ana kadar cezasını çoktan çeken ve içeride yattığı 1 sene nedeniyle devletten alacaklı olan Aykut Erdoğdu'nun tahliyesinin istenmemesi hukuksuzluğun dibinin dibidir. Biz bu zamana kadar gayet saygılı şekilde hakkımızı talep ettik. Bu akşam benim kocam, 33 yıl bu devlete hizmet etmiş, Ak Parti'nin boy boy yolsuzluklarını dökmüş olan Aykut Erdoğdu salınmazsa bu savaş ilanıdır. Savaş ilanıdır..”
Bu konuşma sonrasında Adalet Bakanı utandı.. Derhal talimat verdi.. Aykut Erdoğdu tahliye edildi.. ZANNEDİYORSANIZ YANILIYORSUNUZ!!
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Tuba Torun hakkında inceleme başlattı.
Fatih Altaylı’nın stüdyosunda oturup konuşurken Erdoğan’a FİZİKİ SALDIRI iddiasıyla tutuklanıp aylarca Silivri’de yattığını hatırlarsanız, Tuba Torun’un sözlerinin sahici savaş olarak algılanmasına şaşırmazsınız herhalde..
*. *. *
Bugün 4 Mayıs..
Aykut Erdoğdu’ya.. İBB davasında Ekrem İmamoğlu ile arkadaşlarına “ekonominin halini unutturmak için” girişilen hukuksuzluğun, hiç değilse bir günlüğüne gündemden düşeceği ENFLASYON GÜNÜ!
Açıklamaya gerek yok, nasılsa her an o rakamları yaşıyoruz diyorsunuz, evet! Yine de kendi adıma, rakamlarla nasıl oynanmış diye merak ettiğimi söyleyebilirim..
Hiçbir şeyi unutmayan dijital dünyada 4 Mayıs için bir not daha var. 1959 yılından:
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü o gün İstanbul’a geliyor. Topkapı surları girişinde trafik müdürü Celal Kosova ve “öfkeli” bir grup tarafından yolu kesiliyor. İnönü’nün oradan geçeceğini her nasılsa haber almış olan öfkeli grup, taşlar sopalar vs ile saldırıyor. Neyse ki saldırının daha vahim boyutlara ulaşması önleniyor.

İktidar, TRT kanallarıyla, kontrol altına aldığı medya ile, cami cemaatine yönelik algı operatörlüğüyle milyonlara “ekonomiden asayişe her kötülükten CHP’nin sorumlu olduğu” masalına inandırabilir.
Ama gerçeklerin her zaman ortaya çıkmak gibi bir huyu olduğunu unutmasınlar.
Aykut Erdoğdu’ya mal varlığını imalar ve çarpıtmalarla dile getirenler, mesela Binali Yıldırım ve çocuklarının.. Medyadaki ünlü yüzlerin mal varlığının bir gün manşet olacağını unutmasınlar.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in tapularının da unutulmayacağı gibi!!!