Pazara gideceksiniz.. Eşiniz evin acil ihtiyaçlarını söylüyor. Bir kâğıda not ediyorsunuz:
- 1 kilo domates
- 1 kilo salatalık
- 3-4 kilo patates
- 4-5 tane limon
- 1 demet maydanoz
- 1 kilo soğan
Aslında not etmeseniz de olur. Her evin mutfağında rastlayacağınız ürünler neticede.. Pazara çıktığınızda filenize ilk koyacağınız şeyler.
Ama.. Alamıyorsunuz. Eve fileniz boş, sanki sizin suçunuzmuş gibi başınız önde dönüyorsunuz. O hafta da hiçbir şey değişmeyecek: Bakkalın borç defterine yazılan ekmek, makarna ve salça..
Çocuklarınıza sınıfı geçerlerse almaya söz verdiğiniz çikolata ya da meyvenin adı bile edilmiyor.
Zira evlatlarınız farkında; maaşınız belki yılda bir kez bir yeterdi onları almaya.. Oysa aylardır maaşınızı alamıyorsunuz.

Cebinizdeki o küçük not kâğıdı.. Halk TV ekranlarından memleketin her köşesine bomba gibi düşüyor.
Ama karşınızda “iktidarın ete kemiğe bürünmüş” haliyle yüzlerce polis duruyor.
Sesinizi duyurmak için gittiğiniz “BAŞKENT” Ankara’da sizi iki üç katınız polis ve hiç çekinmeden yüzünüze sıktıkları biber gazı bekliyor.
Neresinden baksanız insanı yıkacak bir trajedi.
Hadi duygusal yaklaşmayalım! Neresinden baksanız HABER!
Öyle mi!!!
*. *. *
Açıyorsunuz interneti, taramaya başlıyorsunuz:
Sabah, Hürriyet, aHaber, Milliyet, Türkiye, Akit..
Madencilerin durumunu dair tek bir satır yok. Aslında biliyorsunuz olmayacağını. Yine de gözlerinizle görmek ve madenciler yerine hangi önemli haberi verdiklerini anlamak istiyorsunuz.
Anlıyorsunuz da!
Başkan Erdoğan Trump’la telefonda konuştu.
Türkiye NATO’da ABD’nin boşluğunu doldurabilir mi?
İstanbul Dubai’nin yerini alabilir mi?
Bu masalları sağlık haberleri izliyor:
Sivilceyi sıkmak tehlikeli mi?
Güneş kremi işe yarıyor mu?
*. *. *
Muhalefet, CHP, entelektüel düşmanlığı vs.. Alıştık. Ne de olsa “doktor dövebilmekle övünenlerle” aynı havayı soluyoruz artık.
Ama iktidarın “yoksullara yardım” kapsamında kapınıza çuvallarla bıraktığı kömür nasıl çıkarılır? Bir gün bile yapamayacağınız o işi yapanlar nasıl açlığa mahkum edilir? Ve buna nasıl duyarsız kalınır? Sıradan insan bunları düşünmeyi bırakalı epey oldu.
Ya medya!!!
Onları da..
Medyanın dilsiz şeytanlarını da tanıdık, biliyoruz.
Hepsinin nasıl güvenli koşullarda yaşadığını.. Başkan’ın uçağında nasıl dünyayı gezip 5-6 yıldızlı otellerde kaldığını.. Ballı maaşlarını biliyoruz. O irtifalardan aşağıdaki işsizin, madencinin görünmediğini de..
Ancak haberleri olsun. Yolun sonuna geldiler.
Madenciler, siz görseniz de görmeseniz de Türkiye’ye bir gerçeği anlattı.
“Zalimin zulmünü” sosyal medyadan ve gerçek haber kanallarından akan görüntülerle somutlaştırdı.
Bunu saklayamaz, zulmü silemezsiniz.