23 Nisan: Eşit olmayanların bayramı

​Bugün 23 Nisan. Kameralar önünde büyük bir ritüel var. Makam koltukları, bir günlüğüne çocuklara emanet.
Takım elbiseler giyilmiş, ciddi pozlar verilmiş...
Fakat o deri koltukların gölgesinde, bu ülkenin görünmeyen sokaklarında başka bir "devir teslim" yaşanıyor.
​Bugün bir çocuk vali oluyor ama bir diğeri vardiya başlıyor
​Resmi rakamlar çalışan çocuk sayısını 1 milyon diyor, gerçekler ise 2 milyon. Türkiye’de milyonlarca çocuk, o koltukların hayalini kurmak yerine tezgah başında ter döküyor.
Bazıları okuldan sonra çalışmıyor; okul yerine çalışıyor.
Sanayide yağ pas içinde, tarlada güneşin altında, sokakta tehlikenin ortasında...
Onlar için 23 Nisan, "ekstra mesai" demek.

​İstatistikler her yıl on binlerce kız çocuğunun "evlendirildiğini" söylüyor.
Oysa evlilik, bir çocuğun taşıyabileceği bir sorumluluk değil; çalınmış bir gelecektir.
16 yaşında bir "eş", 17 yaşında bir "anne"...
Kayıt dışı olanlar, istatistiklerin bile ulaşamadığı o karanlık kuyular...
Onlar için çocuk bayramı, sadece başkalarının televizyonunda bir görüntü.

​Bugün her 4 çocuktan 1’i masaya oturduğunda tabağını dolduramıyor.
Beslenme çantası artık bir "eşya" değil, bir "ayrıcalık". Okula aç giden, zihni matematik formülleriyle değil, midesinin gurultusuyla meşgul olan nesiller büyüyor.
Yoksulluk riski, bir hayalet gibi çocukların %30’unun üzerinde dolaşıyor.

Bugün bir çocuk valilik makamında imza atarken;
Başka bir çocuk sanayide parmağını makineye kaptırıyor.
Başka bir çocuk çocuk yaşta "ev"e kapatılıyor.
Başka bir çocuk yatağa aç giriyor.

​23 Nisan bir bayramdır ama aynı zamanda bir aynadır
​Bu yıl o aynaya iyi bakmak gerek.
Gördüğümüz şey sadece gülen yüzler mi, yoksa görmezden geldiğimiz büyük bir adaletsizlik mi?
​Çünkü gerçek şu: Biz çocuklara bir günlüğüne o gösterişli koltukları veriyoruz...
Ama milyonlarcasına, ömür boyu sürecek o asıl haklarını;
çocukluklarını veremiyoruz.
​Nazım Hikmet ne güzel demişti.
"Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
dünyayı çocuklara verelim
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler…"

Önceki ve Sonraki Yazılar
Sedat Kaya Arşivi