Erdoğan ile Bahçeli yol ayrımında mı?

Bahçeli’nin Öcalan’a yönelik talebini duyanlar Erdoğan’ın verdiği yanıtı görünce bu yorumu çok rahat yapabilir…

Evet, yol ayrımının ilk işaret fişeği diyebilir…

Neden mi?

Önce iki liderin sözlerine bakalım…

Bahçeli partisinin grup toplantısında dedi ki; 'bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK'nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye'ye hizmet eden İmralı'nın statü açığı nasıl kapatılacaktır.'

Erdoğan AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada statü mevzuuna girmedi. Ama toplantı çıkışında gazeteciler sordu.

Yanıtı netti, yanıtı Bahçeli’ye idi… ‘İmralı şu anda gerekli olduğu şekilde Adalet Bakanlığı tarafından işletiliyor’ dedi.

Dikkatinizi çekerim. Erdoğan bu sözleri kürsüde söylemedi. AKP milletvekillerine seslenirken dillendirmedi. Meclis’te yürürken soru üzerine ayak üstü söyledi…

Böylece hem Bahçeli’ye yanıt vermiş oldu hem de aralarında çekişme varmış görüntüsü vermekten kaçındı. Konuşmasının bir bölümünü Öcalan’ın statüsüne ayırsaydı başka anlama gelirdi…

Şu notu da düşelim… Erdoğan bu soruyu bilerek aldı, isteyerek yanıt verdi. İstemese duymazdan gelir veya kaçamak cevap verirdi…

Bunun onlarca örneği var… Birkaçını hatırlatayım…

Mesela, Bahçeli’nin ‘Meclis heyeti gitmezse üç arkadaşımı alır İmralı’ya kendi imkanlarımla giderim’ sözü sorulduğunda duymazdan geldi…

Mesela, Dışişleri Bakanı Fidan’ın Kaan motorlarının yaptırımlara takıldığı açıklaması sorulduğunda da aynı tavrı sergiledi. Duymazdan geldi…

Mesela, ‘her türlü işbirliğine açık olduğunu söylediğiniz ama DEM’liler somut adım yok’ diyor adım gelir mi? Sorusuna A haber muhabirine dönerek ‘Rüya sen ne diyorsun’ diye yanıt vermişti…

Mesela; muhabirin ‘F-35’lerin akıbetini merak ediyorum’ sorusunu ‘ne kadar da meraklısın. Ben senin kadar meraklı değilim. Takip ediyoruz’ diye geçiştirmişti…

Dün de aynısını yapar duymazdan gelirdi. Yapmadı. İmralı’nın statüsünün belli olduğunu, statü açığı olmadığının altını çizdi…

O halde Erdoğan ve Bahçeli yol ayrımında diyebiliriz?

Hayır diyemeyiz…

Görüş ayrılığında diyebiliriz.

Şimdi gelin ne olup bittiğine bakalım…

Terörsüz Türkiye süreci bir yere kadar iyi gitti ama tıkandı. Tıkanma nedeni şu; Öcalan ‘bana özgürlüğümü verin statümü belirleyin. İletişim kanallarım açık olursa silah bırakmayı hızlandırırım’ diyor. AKP ise önce silahlar tamamen bırakılacak ondan sonra infaz indirimine bakarız havasında…

Bahçeli düğümü çözmeye çalışıyor. Planlananların yapılması için statü meselesini çözmemiz lazım diye ısrar etmesinin neden bu…

Öcalan da bir an önce terörist başı damgasından kurtulup başmüzakereci konumuna geçmek istiyor. Bu sıfatı vermiyorsanız bari umut hakkıyla özgürlüğümü verin diye diretiyor.

Cuma günü Öcalan’ın yeni bildirisi yayınlanacak. Öcalan ‘umut hakkı’ ve ‘başmüzakereci’ meselesine açık veya üstü kapalı değinecektir kuşkusuz. Terörsüz Türkiye için şart diyecektir…

Bahçeli bunu bildiği için galiba ön aldı. İmralı’nın statü meselesini bu sebeple açtı. Tıkanmanın farkındayız, çözüm arıyoruz demek için…

Bahçeli’nin bu çıkışının çeşitli adresleri var. Biri de Öcalan. Statü çıkışıyla yaptıklarının farkındayız acele etme mesajı vermek istemiş olabilir…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Tezkan Arşivi

Türkiye öyle değil böyle kurtulur

23 Şubat 2026 Pazartesi 05:10

Öcalan Komisyonu havlu attı

17 Şubat 2026 Salı 05:10

200 liralık ülke olduk

13 Şubat 2026 Cuma 05:20

Sert otokrat rejimin ayak sesleri!..

12 Şubat 2026 Perşembe 05:05

Siyasetin dejenere yüzü!..

10 Şubat 2026 Salı 05:15

Suriye’de barışı Öcalan mı sağladı?

05 Şubat 2026 Perşembe 05:10

Bahçeli’nin yol haritası

04 Şubat 2026 Çarşamba 05:05