Canan Güllü: Hükümet eşitliği kabul etmiyorsa, biz de hükümeti kabul etmiyoruz

Türkiye, 1 Temmuz itibariyle İstanbul Sözleşmesi'nden çekiliyor. Konuyla ilgili halktv.com.tr'ye açıklama yapan TKDF Başkanı Canan Güllü, "İstanbul Sözleşmesi’ndeki 4 P ilkesi yerel eliyle yapmaya çalışacağız. Devletin yapamadığını ‘halk politikası’ olarak biz hayata geçireceğiz. Hükümet eşitliği kabul etmiyorsa, biz de hükümeti kabul etmiyoruz. İsyanımız ve mücadelemiz devam edecek" dedi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 16 Temmuz 2021 09:14
Canan Güllü: Hükümet eşitliği kabul etmiyorsa, biz de hükümeti kabul etmiyoruz

NURCAN ÇALIŞKAN

Türkiye, 10 sene önce ‘ilk imzacı’sı olduğu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla iptal edilen İstanbul Sözleşmesi'nden 1 Temmuz (yarın) günü resmen çekilecek. 

İptal edilmesine iki gün kala Danıştay’a yapılan yüzlerce iptal başvurusunda ilk karar çıktı. Danıştay 10. dairesi, Cumhurbaşkanlığı kararının yürütmesinin durdurulması talebini reddetti. 

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu genel temsilcisi Gülsüm Kav ile Danıştay'ın İstanbul Sözleşmesi kararını konuştuk. 

1 Temmuz için de külliyenin bir eylem planı sunacağı Danıştay davetinin geldiğini belirten TKDF Başkanı Canan Güllü, söz konusu davet üzerine Cumhurbaşkanlığı ve kamunun bu nezdinde İstanbul Sözleşmesi’nden umudunu keserek yoluna devam ettiğini görmezden gelmediklerini söyledi.

'Devlet görmezden geliyorsa, benim de devletsel olarak ilişkim biter'

Danıştay'ın İstanbul Sözleşmesi kararının kadın mücadelesini nasıl etkileyeceğini değerlendiren Güllü şöyle konuştu:

"Danıştay'ın kararı mücadelemiz konusunda Canan Güllü ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu için bir şey fark etmeyecek. Benim için sahada eğer üst politika yoksa, devlet kadına karşı insan hakları ihlalini görmezden geliyorsa, kendini demokrasiden otokrasiye oturtuyorsa, demokrasiden uzaklaşıp tek adam rejimiyle; ben hükümetinin, ben liderliğinin, ben devletliğinin kelamını koyuyorsa, benim de devletsel olarak ilişkim biter. Yerelden, sahadan politikalar geliştirmeye yukarıya çıkarmaya çalışırım.

'Devletin yapamadığını ‘halk politikası’ olarak biz hayata geçireceğiz'

İstanbul Sözleşmesi’nin içinde maddeler vardı, sahanın eksikleriydi onlar. O eksiklikler nelerdi; danışma merkezleri açılması, sığınaklar açılması bu alanda bilgilendirmeler yapılması, yerelin demografisinin çıkarılarak yereldeki kadınlara ulaşılması, mağduriyetlerde yanında olması.

İstanbul Sözleşmesi’nde 4 P ilkesi vardı ya; önleme, politika, kollama ve kovuşturma. Bunu yerel eliyle yapmaya çalışacağız. Devletin yapamadığını ‘halk politikası’ olarak biz hayata geçireceğiz. Burada kim kaybetmiş olur? Biz kaybetmiş olmayız. O yargı Anayasa’ya ve TCK’ya göre zaten çalışmak zorunda olacak. Ancak bizim İstanbul Sözleşmesi’ndeki diretme noktamız; insan haklarıyla eşitliği kabul etmesi yönündeydi. Hükümet eşitliği kabul etmiyorsa, biz de hükümeti kabul etmiyoruz. İsyanımızı bilinçlendirerek, eğitimi daha çok artırarak, sorgulama gücünü artırarak daha çok iş düşecek daha çok çalışarak, tekrar yürürlüğe geçtiği günün gecesinde eğlenerek kutlamalarımızı yapacağız. Bir kadın hayatının daha önlenmesi adına mücadelemize devam edeceğiz.

'Tecavüzün belgesi olabilir mi?'

Hükümetin Meclis’e sunduğu 4’üncü Yargı paketinde yer alan; cinsel istismar, kasten öldürme, işkence gibi ‘katalog suçlar’ için ‘somut delil’ şartı aranmasıyla ilgili de görüş bildiren Güllü, şöyle devam etti:

“İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçtikleri gibi birilerine ‘Ankara Sözleşmesi yapacağız, daha iyisini daha güzellini yapacağız’ diyorlar ya, tecavüzün belgesi olabilir mi? Bedeninize bir başkasının isteğiniz dışında zorla sahip olma aşamasında ya da çocuk istismarının. Faile, ‘Bir dakika burada elde delil olacak bir DNA bırak’ mı diyeceğiz ya da ‘Bir dakika belge olsun bir fotoğraf çekeyim’ mi diyeceğiz. Bunu ‘kadın beyanı esastır’ın karşısına getiren düşüncenin hakikaten bu çağda yaşıyor olmasından utanıyorum. Çünkü bu madde ‘kadın beyanı esastır’ın karşısına getirilmek isteniyor. Bu ne demektir? Kimilerinin bilmediği, kimilerinin de bilmemezlikten geldiği şeyi biz kadın örgütleri biliyoruz ki; kadının beyanına güvenmiyor, kadının vatandaşlığını kabul etmiyor. Eşitlikten vazgeçilmesinin anlamı budur.

"Yargı gerekeni yapmıyorsa, bu yargı adaletli bir yargı değildir"

Somut delil isteyen düşünce, hukukun demokrasinin ne olduğundan bi haberdir. Son dönemlerde bunun kanıksandığını ve istismar davalarının yürek yakan sonuçlarıyla karşılaşıyoruz. Dün sosyal medyayı sallayan olay Elmalı davası buna en yakın örnektir. Tüm ifadeler ve görsellerle her şey ayan beyan ortadayken, yargı gerekeni yapmıyorsa, yargı tutuklama yapmıyorsa, bu yargı adaletli bir yargı değildir."

Gülsüm Kav: Anayasaya aykırı bir durum

Danıştay'ın İstanbul Sözleşmesi kararını değerlendiren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu genel temsilcisi Gülsüm Kav, "İstanbul Sözleşmesi’nin önemini kanıksayan bir Danıştay olamaya davet etmiştik ama tam tersine bir karar aldığını görüyoruz" dedi. 

Bir gece yarısı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Meclis’i hiçe sayarak Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin Anayasa ihlali olduğunu kaydeden Kav, "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleşmeyi fesheden kararnameyi imzalaması büyük yankı uyandırdı. Erdoğan’ın fesih kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle çok sayıda kişi ve kurum, Danıştay‘a başvurdu. Karara itirazların olması ve toplumda büyük bir yankı uyandırması bile Anayasaya aykırı bir durum olduğunun ispatıdır" ifadelerini kullandı. 

'Demokratik anlaşmadan anti demokratik bir yolla imza çekmeye çalışıyoruz'

İstanbul Sözleşmesi'nin ilk imzalandığı tarihte sadece bir tane çekimser oy alıp, tüm partilerin oy birliği ile kabul ettiği bir sözleşme olduğundan çok değerli olduğunu vurgulayan Kav, şöyle devam etti: 

"İstanbul Sözleşmesi üzerinde çok büyük bir demokratik anlaşma ve biz bu sözleşmeden son derece anti demokratik bir yolla imza çekmeye çalışıyoruz. Bu sözleşme kadınları şiddetten kurtaran çok önemli hayati bir sözleşme. Çok taraflı bir anlaşma ve sorunu bütünsel olarak çözen bir anlaşma. Bu kadar önemli bir belgeden imza çekerek Türkiyeli kadınları bu önemli icraattan mahrum bırakılıyor. 

‘Anayasayı, Yasayı, Sözleşmeyi Uygula’

İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğimiz takdirde arkasından gelecek olan sadece kadına değil tüm hak ihlallerinin hangi boyutlara varacağı hepimizi tedirgin etmeli. Yarın bu sözleşmeden çekişmiş olacağız ama Türkiye'nin dört bir yanından kadınlar; haklarımızdan, hayatlarımızdan ve İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz demek için mücadeleye devam edecek. 6284 sayılı kanunun tam kullanılması için sözleşmeyle ilgili de bildiğimiz yöntemlerle mücadelemize devam edeceğiz. Türkiye genelinde hayata geçirdiğimiz ‘Anayasayı, Yasayı, Sözleşmeyi Uygula’ yol haritasıyla yolla devam edeceğiz" 

'Bu yargı paketinin ilk yansıması Elmalı davasıdır'

Hükümetin Meclis’e sunduğu 4’üncü Yargı Paketinde yer alan; cinsel istismar, kasten öldürme, işkence gibi ‘katalog suçlar’ için ‘somut delil’ şartı aranmasıyla ilgili de görüş bildiren Kav, "Bu yargı paketinin ilk yansıması Elmalı davasıdır. Son derece tehlikeli görüyorum. Anayasal hak ve özgürlükler için başka şeyleri tetikleyici olacak. Yani demem o ki; İstanbul Sözleşmesi gibi değerli bir belgeden imza çekmenin bizi nasıl bir yere sürükleyeceğinin ilk örneğini Elmalı davasında görmüş olduk. Mağduru korumasız bırakan bir düzenleme, suçluyu koruyan kollayan bir anlayış nasıl bir adalet sağlayabilir?" dedi.  

'İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula Kampanya Grubu' 1 Temmuz'da (yarın) İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararını protesto etmek için 'İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz! Bizim için bitmedi!' demek için bir araya gelecek. 

Kadınların il il buluşma noktası ve saatleri şöyle:

  • İstanbul, saat 19.00-Taksim Tünel
  • Ankara, saat 18.30-Sakarya Caddesi
  • İzmir, saat 18.30-Türkan Saylan Kültür Merkezi önü
  • Adana, saat 18.00-İnönü Parkı
  • Bursa, saat 19.00-Fomara önü
  • Eskişehir saat 18.30-Adalar Migros Önü
  • Antalya, saat 19.00-Kışlıhan Meydanı
  • Artvin Hopa, saat 16.30-Orta Hopa eski hastane önü
  • Denizli, saat 18.30-Çınar Meydanı
  • Dersim, saat 17.30-Seyit Rıza Parkı
  • Mersin, saat 19.00- Kushimoto Sokağı

Fotoğraf: Meltem Ulusoy