Bilim Kurulu Üyesi Kayıpmaz: Delta varyantının yaygınlığı yüzde 90'ın üzerinde

Yüz yüze eğitimin başlamasına bir hafta kala Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz'dan Delta varyantı uyarısı geldi. Delta varyantının yaygınlığının yüzde 90’ın üzerinde olduğuna dikkat çeken Kayıpmaz, okullarda bulaş riskini azaltacak çözüm önerilerini halktv.com.tr’ye anlattı. Kayıpmaz, okulların açık kalması gerektiğini söyleyerek yüz yüze eğitime vurgu yaptı.

Yayınlanma:
Güncelleme: 30 Ağustos 2021 18:11
Bilim Kurulu Üyesi Kayıpmaz: Delta varyantının yaygınlığı yüzde 90'ın üzerinde

Yüz yüze eğitimin son durumu geçtiğimiz haftalarda Kabine Toplantısı sonrasında belli oldu. Eylül'ün 6'sında MEB'e bağlı okulların, 13'ünde ise YÖK'e bağlı üniversitelerin açılacağını duyuruldu. Koronavirüs salgınının başından beri uygulanan, uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini tutamayacağı sosyal medyada konuşulan konular arasında yer aldı. 

‘Okulların açılması ve sürdürülebilir olması artık gerekliliktir’

‘Okulların açılması ve sürdürülebilir olması artık gerekliliktir’ diyen Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, yüz yüze eğitim ile birlikte vaka sayılarında artış yaşanmaması için atılması gereken adımları halktv.com.tr’ye anlattı.

afsin-kayipmaz.jpg

Bilim Kurulu üyesi Afşin Emre Kayıpmaz neden yüz yüze eğitime başlandığını şu sözlerle anlattı:

“Salgının başından beri uygulanan uzaktan eğitimin ve hibrit eğitimin hiçbir zaman yüz yüze eğitimin yerini tutamayacağı unutulmamalıdır. Bundan dolayı okulların açılması ve bu durumun sürdürülebilir olması artık bir gerekliliktir. Çocuklarımız parklarda, sokaklarda, oyun alanlarında, deniz kıyılarında hali hazırda akranlarıyla etkileşim halindedir. Üstelik velilerin her zaman bu etkileşimin ne denli mesafeli olduğunu kontrol etme gibi bir şansları yoktur. Oysa okullarda öğretmenlerimiz, okul idarecilerimiz ve okul görevlilerimiz salgın hastalık konusuna son derece hassas ve bilinçli yaklaşmaktadır”

aa-okul.jpg

Bilim Kurulu Üyesi Doç.Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, “Ev içerisinde pozitif birey saptandığında aynı evde yaşayan çocukların okula gönderilmemesi gerekir” dedi.

Toplumsal bağışıklık hedefi

Okulların salgın koşullarında, güvenli bir şekilde eğitim vermesi için hazırlıkların devam ettiğini belirten Kayıpmaz, bu durumun sürdürülebilir olması için önerilerde bulundu.

Kayıpmaz, Covid-19'dan korunmak için kalabalık ortamlardan uzak durulması gerektiğini belirterek, alınması gereken önlemler hakkında uyarılarda bulundu. Kayıpmaz, “Toplumsal bağışıklık hedefine ulaşma anlamında aşılarımızı olmamız, öğrencilerin birbirleriyle arasındaki fiziki mesafenin mümkün olduğunca korunması, maske kullanımı, okul içerisindeki ortamların düzenli olarak havalandırılması ve el temizliği gibi temel temizlik kurallarına uyulması başlıca gerekliliklerdir” dedi.

‘Anne-babalara çok iş düşüyor’

Bu süreçte ebeveynlerin de ekstra önlemler alması gerektirdiğini vurgulayan Kayıpmaz, bu dönemde çocukların sağlığına her zamankinden daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini aktardı.

Kayıpmaz, anne babalara da en az öğretmenler kadar iş düştüğünü belirterek, “Velilerin çocuklarındaki belirtileri yakından izleyerek belirti gözlenen çocuklarını okula göndermemeleri olası bulaşın önüne geçecektir. Ev içerisinde pozitif birey saptandığında aynı evde yaşayan çocukların okula gönderilmemesi gerekir” diye konuştu.

Okullar açılıyor ama tekrar kapanır mı?

Geçtiğimiz yıl yüz yüze eğitimde kademeli olarak açılan okullar, salgın tedbirleri kapsamında bir kez daha kapanmıştı.

Bilim Kurulu üyesi Kayıpmaz, ‘Okulların açık tutulması (yüz yüze olması) için belirlenen güncel bir kıstas var mı?’ sorusuna şu yanıtı verdi:

‘En son kapanması gereken yerler okullar olmalı’

“Vakalar arttığında okul kapansa bile, çocuklar arkadaşlarıyla kaynaşmaya devam ediyor. Kısıtlama gerektirecek vaka sayısı, ölüm oranlarında bile en son kapanması gereken yerler okullar olmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF, UNESCO ve uzmanlık dernekleri gibi saygın bilimsel kuruluşlar pandemi kısıtlamalarında, en son kapanması gereken yerlerin ve kısıtlamalar gevşetilirken de ilk açılması gereken yerlerin okullar olduğunun altını çizmektedir. Bu ilke doğrultusunda yüz yüze eğitimin güvenle sürdürülmesi için el birliğiyle hareket etmeliyiz.”

Salgının seyrine ilişkin de açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, delta varyantının bulaşıcılık oranının diğer varyantlara göre daha fazla olduğunu açıkladı.

Yeni varyantların saptanmasına ve araştırılması kapsamında, 'Türkiye’ye özgü yeni bir varyant var mı?' sorusuna ise Kayıpmaz şöyle cevap verdi:

‘Endişe edici Delta varyantının yaygınlığı yüzde 90’ın üzerinde’

“Dünya çapında ve ülkemizde Covid-19 hastalığına neden olan SARS-CoV-2 virüsündeki değişiklikler yakından izlenmektedir. Önceden ilk kez saptandıkları ülkelerin adıyla anılan varyantlar, Dünya Sağlık Örgütü Mayıs 2021’den beri Yunan alfabesindeki harflerle adlandırmaktadır. Bu varyantlar; endişe edici varyant ve izlenmesi gereken varyant olarak iki başlıkta sınıflandırılmaktadır.

 

Dünya Sağlık Örgütü’nün izlem verilerine göre, şu anda bu iki başlık altında ülkemize özgü sekans analizi yapılarak tanımlanmış endişe edici veya izlenmesi gereken bir varyant söz konusu değildir. Bununla birlikte ülkemizde Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından farklı illerden gelen örneklerle düzenli analizler yapılmaktadır. Endişe edici varyant sınıfında yer alan delta varyantınınsa incelenen örneklerdeki yaygınlığı yüzde 90’ınüzerine çıkmıştır.”

aa-asi.jpg

2+1 aşı ile Deltaya yüksek koruma

Aşı olanların hastaneye yatış, ölüm ve ağır hastalık oranlarının yok denecek kadar az olduğunu belirten Kayıpmaz, Türkiye’de aktif vakaların yüzde 95’inin aşıları tamamlanmamış kişilerden oluştuğunu vurguladı.

Delta varyantına karşı "Elimizdeki en önemli koruyucularımız aşıyla birlikte bireysel tedbirlerimizdir" diyen Kayıpmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Delta varyantı gibi bulaşıcı bir varyant baskın haldeyken bu varyanta karşı aşıların tamamlanmış olması etkili koruyuculuk sağlayacaktır. Bu nedenle iki doz inaktif aşı olmuş kişilerin, üçüncü doz aşılarını olması gereklidir. Bu kişilerin ikinci dozdan sonra 3 aydan fazla bir zaman geçmişse üçüncü dozu; yani hatırlatma dozunu inaktif veya mRNA aşısıyla olması, daha güçlü bir bağışıklık sistemi yanıtını sağlayacaktır. Tek doz mRNA aşısı, delta varyantına karşı etkin bir koruma sağlamamaktadır. Bu nedenle mRNA aşısında ikinci dozun mutlaka yaptırılması gereklidir.”