Nebati spikere sordu: Gözlerimin içine bakar mısınız, ne görüyorsunuz?

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin TRT canlı yayınında sunucunun "Dövize endeksli TL mevduat sistemine talep nasıl?" sorusuna verdiği cevap sosyal medyada çok konuşuldu. Bakan Nebati merak edilen soruya, "Rakamlar çok iyi. Gözlerimin içine bakar mısınız Gülçin Hanım. Ne görüyorsunuz gözlerimde?" yanıtını verdi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 22 Aralık 2021 10:07
Nebati spikere sordu: Gözlerimin içine bakar mısınız, ne görüyorsunuz?

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Türkiye’nin ekonomik gündemini TRT 1 ve TRT Haber ortak yayınında değerlendirdi.

Nebati, enflasyonu tek haneye getirmeyi hedeflerini belirterek, "Türkiye 2020'de, krizdeki fırsatları değerlendiren bir ülke oldu. Son 1 yılda büyüme değil sıçrama var" dedi.

Bakan Nebati, "Yüksek büyüme, düşük cari açık, modelimizin temeli bu" görüşünü de dile getirdi.

Nebati, TÜSİAD'ın döviz kurlarına yönelik açıklamalarına tepki göstererek, "Sevgili TÜSİAD, sevgili orada bulunan arkadaşlar. Sakın muhalefet partisinin gazına gelmeyin. Siz bizim gideceğimizi zannediyorsanız 2002 yılından bugüne kadar yapılmış olan seçimlerin neticesine bakın, hepsinde sizi yalnız bıraktı" ifadesini kullandı.

Nebati, "Şimdi öncelikle hayırlı bir model öne sürüyoruz. Özellikle önümüzdeki yıl bunun da semerelerini göreceğimiz bir yol olacak. Bugün müsaade ederseniz birkaç tespitte bulunarak neden modelin özgün olduğunu anlatmak isterim. Medeniyetlerin tahterevalli gibi yer değiştirdiği bir süreç. Çin geliyor. Türkiye geliyor. Son 19 yılda yaptığı hamleyle orta koydu. Egemen güçlerin küresel ekonomide payı düşüyor" dedi.

"Ne görüyorsunuz gözlerimde?

Programın devamında TRT sunucusu Gülçin Üstün Can'ın "Dövize endeksli TL mevduat sistemine talep nasıl?" sorusunda rakam vermeyen Bakan Nebati, "Rakamlar çok iyi. Gözlerimin içine bakar mısınız Gülçin Hanım. Ne görüyorsunuz gözlerimde?" yanıtını verdi. Diyaloğun devamında sunucunun "Ekonomi rakam işi" yorumuna Bakan Nebati, "Ekonomi rakam işi, ekonomi temenni işi, ekonomi güven işi, ekonomi istikrar işi, ekonomi beklenti işi, ekonomi gözlerdeki ışıltıdır" dedi.

Bakan Nebati'nin bu sözleri kısa sürede sosyal medyada gündem oldu.

"Türkiye doğrudan yatırımları 12,7 milyar dolara ulaşmış durumda"

Nebati'nin açıklamaları şu şekilde:

Hem bir model öne sürüyoruz hem sayın Cumhurbaşkanımız adeta bir manifesto yayınladı. Birçok şey değişti. Bu değişim bir normalleşme. Şimdi normale döndük. Artık kişiler, kurumlar, kamu yönetimi, siyasetimiz her şeyin normal seyrettiği bir sürece giriyoruz. Reel sektörün önünü görmeye gayret eden aktörlerin önünü görebileceği çok önemli sürece girmiş olduk. Önümüzdeki yıl bunun semerelerini açık görebileceğimiz yıl olacak. Gelişmiş olan ekonomiler 1990'larda yüzde 65, gelişmekte olan yüzde 35'ti. Daha sonra ise gelişmekte olan ülkelerin dünyadaki ticaretin büyük kısmını almaya başladıkları, bazı ülkelerin öne çıktığını görebiliyoruz.

Bir defa Türkiye 2020 yılında çok önemli bir şey yaptı. Krizde fırsatları en iyi şekilde kullanan ülke oldu. Bulunduğu coğrafya, 19 yıldır yapılan altyapı yatırımların tamamlanmış olması, her türlü pazara yakın olması, özgün bir pazar olma niteliğinin kazanmış olması. Böylesine büyük imkanlar silsilesi var. Avrupa, Afrika, Ortadoğu, Türki Cumhuriyetlerin farklı taleplerin olduğu bir yerde Türkiye doğrudan yatırımları 12,7 milyar dolara ulaşmış durumda. Sıcak parayı istemiyoruz. Ne zaman geleceği belli ne zaman gideceği belli değil çünkü. Giderken ne tür tahribatları gördüğünü yaşadık.

"Orta gelir tuzağından çıkmak istiyoruz"

Tabii ki kırılganlıklarımız var. Bunların üstüne çalışıyoruz. Orta gelir tuzağından çıkmak istiyoruz.
Cari açığımız büyüme ile beraber yükseliyordu. 2013'lerden itibaren ortaya koyduğumuz bir şey var. Bu ekonomik model Türkiye'nin şartlarına uygun hale gelirse özgür ve özgün olacak. Dolayısıyla orta gelir tuzağından çıkmak için çalışmalar yapıldı. Şimdiki anlayışımız optimal noktayı yakalamakla dışarıya vereceğimiz gücüyü, dışarıdan alacağınız imkanlarla değerlendirmek gerekir ki, bu kırılganlıklar üzerine gidebilelim. Küresel ekonomiden aldığımız pay yükseldi. İhracattan aldığımız pay da yükseldi. Tarihinde ilk defa 1,1'e geldi. Bir büyüme yok, sıçrama var.

"Küreselleşmenin her birey tarafından hissedildiği bir ortam"

1990'lardan itibaren bugüne kadar geçen yıla kadar ortada yüksek cari açık ve yüksek büyüme var. Burada artık durup model geliştirmemiz lazım. Yüksek cari açık değil, cari açığın sıfırlaştığı hatta öne geçtiği, kırılganlığımız olan enflasyonu tek haneli noktaya getirilmesidir. Büyümeyi dünyadan farklılaştırdık. Hazırladığımız altyapıyla. Türkiye geçen yıl kapanmalara rağmen, öngörülebilirliğin hiç olmadığı, özellikle kapandığımız günlerde, ne olacağı belli değil. Adeta küreselleşmenin her birey tarafından hissedildiği bir ortam. Wuhan'da bir kişi hapşırıyor, biz burada zatürre oluyoruz. Böylesi bir ortamda evinize paket geliyor, saatlerce bekletiyorsunuz. Dezenfekte edip, alıyor, bir miktar sonra kullanmaya başlıyorsunuz.

"Biz her çeyrekte rekorlar kırarak geldik"

Bütün dünya küçülürken aldığımız tedbirlerle ne dedik, 'Bir istisna gerçekleştireceğiz' dedik. Türkiye'yi küçülecek ülkelerin başına koydular. Proaktif hareketler, ekonomi yönetiminin güç ve kararlılığı Türkiye'yi 1,8'lik büyümeyle taçlandırdı. Çin'den sonra dünyada ikinci olarak büyüyen ülke konumuna geldik. Şimdi 2020 yılındaki o muhteşem değişimi tesadüfen oldu dediler. Salgından çıktığınızda o kadar çok işten çıkarma olacak ki altından kalkamayacaksınız dediler. Biz her çeyrekte rekorlar kırarak geldik. Dünya ülkelerinden farklı bir şekilde geliştik. Büyümede çift haneye doğru gidiyoruz.

"Bütün kapanmaları yaşadığımızda açılan şirket 85 binden 103 bine çıktı"

Türkiye'de büyük canlanma var. Ticaret güçlü, ihracatımız kuvvetli. Büyümemizin temel sebeplerinden bir tanesi içeride büyüme ve talebin artması ile dışarıda talebin artmasından kaynaklanıyor. Biz bir psikolojiyi iyi yönettik. Ama birileri 'kötü gidiyor' dedi. Yeni açılan işletme sayısı kötüye giden ülkede artar mı, azalır mı? Azalır tabi. Ama insanlar bir işe girişiyorsa gelecekte kâr elde edeceğine ilişkin umudu olduğu için yapar. Türkiye'de bütün kapanmaları yaşadığımızda açılan şirket 85 binden 103 bine çıktı. Kapanan şirket sayıları çok düşük oranda. Yüzde 14'ten 15,9'a çıkıyor.

Türkiye güçlü bir üretim altyapısına sahip. Sanayi üretim endeksi şu anda 137,6, ticaret hacmimiz dengeli bir şekilde artıyor. İhracatta ülke çeşitliliği 1 milyar doların üzerine çıkan ülke sayısı 46. Türkiye şu anda 19 yılda geldiği nokta 46 ülkeye 1 milyar doların üzerinde ihracat yapıyor. Ürün çeşitliliği 48. Türkiye sadece bir şey üretmiyor, bir yere odaklanmış değil. Dünyanın her türlü ihtiyacını çok hızlı uyum sağlayarak, geliştirerek dünyaya sunma becerisine sahip.

"Bütçe açığımız düşük, yüzde 3,5'un altında"

Sanayide belli ortalama ile gidiyor, tarım aynı şekilde. Türkiye artık bu şekilde geldiği noktaya kadar. Bundan sonra katma değeri yüksek yatırım, ürünler, ileri teknoloji imkanlarıyla ihracatın artmasına katkı sağlayacak ürünleri üretme vaktini yakaladı. Onun için Türkiye modeli diyoruz. Bankalarımız güçlü. Tahsili geçmiş alacaklarda sıkıntı yok. Kredi mevduat oranlarımız gayet iyi. Bütçe açığımız düşük, yüzde 3,5'un altında. Cari açığımız dediğimiz noktaların altında. Dünya ortalaması neredeyse 10. Türkiye yüzde 3,5'un altında bütçe açığı ile gidiyor.

"Doğru olan, reel olan piyasaya hakim olur"

Masanın dört ayağı var. Bir sıkıntı olursa en iyi ihtimalle sallanır. Niye gözlerimiz parlıyor? Sosyal medya üzerinden muhalefet partilerin ortaya koyduğu karamsarlığın karşılığı olduğunu biliyoruz. Biz aldığımız tedbirlerle, yıllar önce çıkardığımız yasayla bireylerin döviz üzerinden borçlanmasını önledik. Reel sektör Türkiye'de 66 borçluluk oranına sahip. Kamunun dünyadaki oranı yüzde 104, gelişmekte olan yüzde 64, Türkiye'de yüzde 40. Bir masa düşünün, bu masanın bütün ayaklarının sağlam bastığını düşünün. Dünya ülkeleri içerisinde bütün ülkelerle farklı şekilde ayakları sağlam basan bir masa. Böylesine bir ülkede kurlarla oynarsınız, bir takım manipülatif oyunlar oynarsanız bir yere kadar gider. Sonra doğru olan, reel olan piyasaya hakim olur.

"Serbest piyasaya ilişkin söylenmiş her bir laf ihanettir"

Cumhurbaşkanımız bir açıklama yapıyor. Bu açıklama piyasa deyimiyle satın alınıyor. Bireyler koşarak gece geç saatte dövizlerini bozdurmaya başlıyor. Büyük bir heyecan var, bazı internet siteleri kilitlendi. Doğruların ve gerçeklerin olduğu ana geldik. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye'de en güvenilir insanların başında. Söylediği bir şey mutlaka karşılığını buluyor. Türkiye Cumhuriyeti'nde Merkez Bankası'nda başkanlık yapmış olan bir beyefendi, çıkıp diyor ki, 'Bu bir müdahale ile yapılmıştır'. Bireyler tarafından gidildiği bilinmesine rağmen. Hiçbir şekilde müdahale olmadı. Bu spekülatif değil de nedir?

İfadesini söylüyorum: Bu bir alım fırsatıdır. Fiyatlar düşüyor, koşun alın. Piyasa Erdoğan'ın bu söylemlerini satın almadı. Anında aldı, anında gittiler. Kürsüden indiğinde fiyatlar düşmeye başlamıştı. Çünkü zaten köpüktü, gitmesinin zamanı dün akşamdı. Kesinlikle bir müdahale yoktu. Bence kaldığı yerden bu iş devam edecek. Bir örnek daha vereceğim. Bir tanesi çıkmış, 'Bir kamu bankası yöneticisi sistemin nasıl çalışacağını açıklamış. Sistem çalışması Ocak ayında tamamlanacak'. Bunu kimden öğrendin? Açıklayacaksın. Bu beyefendi hesap verecek. Bu TL'ye karşı yapılmış hain saldırıdır.

"Serbest piyasaya ilişkin söylenmiş her bir laf ihanettir"

Dün bir tanesi çıktı 'Yüzde 18 KDV gelecek' dedi. Döviz alım satım kambiyo işlemidir, yüzde 18 KDV nasıl gelir? Bizim dövizle, döviz işi yapanlarla işimiz yok. Birisi 'kambiyoda olağanüstü hal ilan edilecek'. Bir başkası 'Türkiye olağanüstü hale gidiyor' dedi. Türkiye'de bugüne kadar sermaye kontrolüne gidildi mi? Bu ülkede can güvenliği, mal güvenliği sağlanmıştır, inanç güvenliği sağlanmıştır. Serbest piyasaya ilişkin söylenmiş her bir laf ihanettir, spekülasyon, manipülasyon değildir. Bu tür ihanetlere asla izin vermeyeceğiz.

Türkiye modeli güçlü bir şekilde geliyor. Bu ülkede 6 binden 28 bine çıkmış. Otoyol uzunluğu iki katı, tünel uzunluğu, hızlı tren. 56 tane havalimanımız var, 4 tane daha gelecek. Daha kaç tane gelecek, bitti. Türkiye'de 2023 vizyonumuz var. Belgemiz var. 2053, 2071 vizyon belgemiz var. Saymakla bitmez. Her alanda, sağlıkta, bir daha kaç tane hastane yapacağız. Şehir hastanelerini niçin yapıyorsunuz, parayı gömüyorsunuz dediler. Türkiye sağlık alanında dünyanın en güçlü ülkelerinden birisi oldu. Dünyaya örnek teşkil etti. Biz bunlara bakarak heyecanlanacağız

"Hem harcıyor, hem dünyaya üretiyoruz"

Türkiye şu anda altyapısını bitirdi. Bir köprümüz var Çanakkale Köprüsü. Başka köprü yapacak mıyız? Bitti. Şimdi her şey cebimizde. Şimdi alternatif tedarik merkezleri arayışı var dünyada. Türkiye'de bu merkezlerin en merkezinde, coğrafi, lojistik olarak. Tedarik merkezi olma potansiyeli, doğrudan yatırım çeken ülkelerin başında geliyor Türkiye. Makroekonomik istikrar, yüksek katma değerli yatırımları geliştirerek, küresel değer zincirlerinde üste çıkacağız.
Modelimiz yüksek büyüme, düşük cari açık. 2002 ile 2020 döneminde yüksek cari açık, yüksek büyüme var, risk vardı. Şimdi yüksek büyüme ve düşük cari açık, modelimizin temeli bu. Şimdiye niye Güney Kore niye Çin değil. Güney Kore seçilen bir ülke. Bazı egemen güçlerin desteği ile Kuzey Kore'ye denge olsun diye. Çin nüfusuyla uzun yıllardan sonra geldi. Türkiye şu anda 9 bin dolarlar civarında. Türkiye'nin bir demokratik geleneği var. Serbest piyasa tecrübemiz yadsınamaz. Çok iştahlı, dinamik ekonomimiz var. Durduramıyorlar bizi. Hem harcıyor, hem dünyaya üretiyoruz.

"Süre Türkiye'yi en az 40 kat üst ivmeyle gerçekleştireceği süreç demektir"

Güçlü bir iş dünyamız var. Bu model ihracat eksenli kalkınma ve dikey büyümeyi getiriyor. Ana politikası ihracata destek, çevre dostu yatırımlara, ARGE'ye destek. Temel bilimler, mesleki eğitime destek vergi politikası ve sosyal politikalar. Sürdürebilir dengeli maliye politikası. Maliye politikamızdan asla taviz vermeyeceğiz. Yenilenmiş altyapı, dinamik reel sektör, siyasi istikrarla Türkiye serbest kambiyo rejimine tam bağımlılıktan vazgeçmeden piyasalardaki oynaklığı azaltamaya yönelik tedbirlerle bir model.
Bu modelin sonu finansal piyasalarda güven, beklentilerde iyileşme, risk priminde düşüş, kurda istikrar, daha fazla yatırım, üretim, istihdam, ihracatın artmasına sebep olan dış finansman ihtiyacın azaltılması, doğrudan yatırımların daha fazla alındığı ve toplam talepte içeride ve dışarıda artışın sağlanmasıdır.
1960'lardaki Çin, Güney Kore değiliz. Biz 2021 yılındaki Türkiye'yiz. Tüm altyapı yatırımları gerçekleştirmiş, kişi başına düşen milli gelir itibariyle belli noktaya ulaşmış, dünya pazarının göbeğinde olan, sağlık sektöründe mucizeler ortaya koyan bir ülkenin bu yeni modelinin gerçekleştiği süre ne bir Güney Kore ne Çin süresidir. Süre Türkiye'yi en az 40 kat üst ivmeyle gerçekleştireceği süreç demektir. Paket açıklandı, hızlı bir şekilde uygulandı. Güvenilen, umut duyulan bir insan tarafından açıklandı. Şu andaki duruma bakın.

"Birtakım STK'ların ortaya koyduğu davranışla istikrarı zedeleyecek açıklamalarla bu noktaya gelindi"

Hem de nasıl bir çözülme. Bireyseller yarışıyor. Bu daha da devam edecek. Bireysellerdeki likitide talebi dörtte bire düştü geçen Cuma'ya göre. Yarın talep edilen likitide miktarı dörtte bire düştü. Parasını çekmeye gidenler kapıdan geri döndü. Bunlar net bilgiler. Neden? Güven geldi. Bireyler akılcıdır, her insan kendi geleceğini düşünür, ayıp bir şey yapmazlar. Türkiye'de birileri bu ülke içerisindeki kaosla, iktidar değişimini hedeflediği için bazen bir yalpalanma ve bireylerin etkilenmesi söz konusu olabiliyor. Bir karşılığı yoktur.

Hiçbir şekilde doları dün gündüz noktalarına getirecek karşılığı yoktu. Sonuçta bireyler şunu gördü, güvenli açıklama, akılcı tedbirler silsilesi, artık bunu ülkeye zarar verecek noktaya geldiği için hızlı bir dönüşüm gerçekleştirdi. Biz tüm bireylerin ihtiyaçlarını karşılayacak, kurumsal yapıların her türlü ihtiyaçlarını giderecek önemli bir tedbirler silsilesini açıkladık.
İyi bir yerde dengeye gelecektir. Gerçek fiyatlamanın oluştuğu noktaya doğru gidiyoruz. İhracat rekorlarla gidiyor. Gerçeklerden ve piyasadan uzak değiliz. Son 1 aydır muhalefetin, sosyal medyanın destekleri ve birtakım STK'ların ortaya koyduğu davranışla istikrarı zedeleyecek açıklamalarla bu noktaya gelindi.

Benim piyasada her şeyden haberim olur. Dostlarım, arkadaşlarım var. Sabahtan akşama kadar dinlerim. Ayda yaşamıyoruz biz. Piyasada öngörülebilirliğin kaybolduğu, tedarikte, fiyatlamada sıkıntıların olduğu, vadeli olan satışların geriye çekildiğini gördük. Döviz oynamalardan kaynaklanan fiyatlamada bir üst seviyede yapıldı. 15 liraya geldiğinde 16 liraya yapıldı. Niye? Göremiyor. Biz yok diyoruz, problem var diye üretenler oldu.

"Eleştiri nezaket ve saygı kuralları içinde yapılırsa her şey söylenir"

Bakan yardımcılığım döneminde her ay bir şehirde iş dünyasıyla toplantı yaptım. Her alanda turizm, tarım, hizmet sektörü, sanayide. Bana ulaşamayan hiç kimse yoktu. İlk toplantımızı bakan olur olmaz iş dünyasıyla yaptık. O gelsin, o gelmesin demedik. Türkiye'de en üst seviyede hizmet yapan, onlar başımızın tacı, hangi ideolojiden olursa olsun. Bankacılar da dahil olmak üzere 67 kişiyle 6,5 saat süren toplantı yaptık. Modelimizi anlattık. Her söz almak isteyen kişiye söz verdik. 42 kişi söz istedi. Sınırlama yoktu. Her şey açıktı. Bende kural budur. Eleştiri nezaket ve saygı kuralları içinde yapılırsa her şey söylenir.
Tüm talepler dile getirildi. Şunu gördüler; şeffafız ve açık sözlüyüz. Gözlerindeki ışıltıyı görerek ayrıldım. Birçok arkadaşım teşekkür ederek ayrıldı. STK'ların temsilcileri, iş dünyasından hanımefendi ve beyefendiler vardı. İstişareye devam edeceğiz, iletişimi koparmayacağız, elimizden gelen her türlü gayreti göstereceğiz dedik. Ana muhalefet partisi oy oranını yüzde 25'ten yüzde 25,3'e çıkardığı için kendisini iktidarda görmeye başladı. Her gün erken seçim teranesiyle iş dünyasının önünü kapattı. Yurtdışından gelmeyin dedi.

TÜSİAD'ı hedef aldı

Gittiği TÜSİAD'a açıklamada bulundu. Yahu TÜSİAD sen toplantıdaydın, gayet iyi iletişim kurmuştuk. Ne oldu da şiddetli açıklama yapıyorsun! Sevgili TÜSİAD, sakın ha muhalefet partisinin gazına gelmeyin. Onlar zannettiler ki bu iş bitiyor. Siz bize tavır takınırsanız, bu millet size tavır takınır. Siz bizim gideceğimizi zannediyorsanız, son seçimlere bakın, hepsinde sizi her seçimin ertesi günü yalnız bıraktı, biz yine birlikte çalışacağız. Biz bir gemideyiz. Bu geminin en üst katında oturuyorsunuz. Havuzlu villalarınız var, kameralarınız çok lüks. Dövizden en fazla etkilenen sizlersiniz. Öyle bir bağırıyorsunuz ki, aşağıdaki kişiler döviz alıyorlar, sonra da ellerinde patlatıyorsunuz.
En başta kaybeden TÜSİAD olmak üzere en büyük oyuncularımız. Türkiye'de döviz borcu olanların yüzde 75'i bin tane firmaya ait. Asıl borçlu sizsiniz. Makroekonomik göstergelerle bağı olmayan nasıl oluyor da, size bir telefonla, bir gelişme iktidara çeki düzen vermeye çalışıyorsunuz. Bakın söylüyorum Haziran 2023'te onlar sizi yine yarı yolda bırakacaklar. Bu millet cevabını verir. Sen orada zararı göreceksiniz, aşağıda paylaştıracaksın.

"Asgari ücretliyi biz ezdirir miyiz?"

Asgari ücrette yüzde 50'in üzerinde, enflasyonun çok çok üstünde artış yaptık. Enflasyondan en çok sabit gelirliler etkilenir. Biz ezdirir miyiz. Bir işçinin evine giderken yüzünün asılarak gitmesine biz katlanamayız, sayın Cumhurbaşkanımız hiç katlanamaz. 'Çocuğumuzu kurtarın' denilen bir ülkeden geldim ben. 1990'lı yıllarda insanlar hastaneye gidemiyordu, doktor bulamıyordu, ilaç alamıyordu. Asgari ücretliyi biz ezdirir miyiz? Dün sadece asgari ücretlilere değil tüm ücretlilerden hem damga vergisini kaldırdık. Bu ne demek? Seni ezdirmeyeceğim demek.
Enflasyonun üstesinden geliriz. Vücudumuz alışık buna. ABD'de 6.8'e gelmiş, 68 kat, şok yaşıyor. Almanya şok yaşıyor. Biz nasıl tedbir alacağımızı, psikolojisini, hangi adımı atacağımızı biliyoruz. Vatandaşımız enflasyonun nasıl bela olduğunu bilir ve bize yardımcı olur. Şimdi fiyatlamalar yapıldı. Fiyatlar toparlanırken fiyatları çekmeyenler, çok net söylüyorum, fırsatçılık yaparsan, ülkeye zarar verecek adımlar atarsan Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın nasıl bir bakanlık olduğunu anlayacaksın!

"Milletimizin desteği ve Sayın Cumhurbaşkanına duyulan güvenle bu işi bitirdik"

Fiyatlamadaki psikolojiyi tahmin edebiliyorum. Şimdi bu artışı, her şeyi dövizle satmıyorsunuz ki. Dünyanın en ucuz akaryakıtını kullanıyorsunuz. Maliyet artışı döviz kurundaki artış kadar mı olması lazım. Döviz yüzde 100 arttı, bazıları bütün fiyatları yüzde 100 arttırdılar. Bazıları 'artış yapmıyoruz' diye o ihaneti yapmadılar. Elbette bir fiyatlama davranışı vardır, elbette kâr etmek istersiniz, bir şey demiyoruz. Ama kârınızı elde ettiniz. Bu konuda hiçbir tavizimiz yok. Allah'ın izni, milletimizin desteği ve sayın Cumhurbaşkanına duyulan güvenle bu işi bitirdik.
Türkiye'de maalesef sosyal medyanın çok ciddi etkisinde kalıyoruz. Bunlarla ilgili adımlar atılması lazım. Gördüğünüz şeyleri öylesine yaydılar ki, öyle bir algı oluşturuldu ki, algı gerçeklerin yerine geçti. Gerçekler her zaman öne çıkar. İş insanına soruyorum, 'işler iyi değil' diyor. İşinin çok iyi olduğunu bildiğim halde. 'Yok kendimi söylemiyorum ama işler iyi değil' diyor. Bu sosyal medyanın etkisidir. Türkiye dün akşam itibariyle gerçekleri gördü. Makroekonomik göstergelerle asla bağdaşmayan büyük çatışma vardı. Şimdi o çatışma bitti.

"Bireylerin döviz borcu yok"

Sosyal medya üzerinden bu tür yalan, yanlış propaganda yapanların canına okuyacağız. Kimsenin TL ile başta küçük yatırımcılar olmak üzere bireyler ve Türkiye'ye zarar verme hakkımız yok. Bugün adımları tıkır tıkır giderek atıyoruz. Yok efendim KDV gelecek vs. her gün yeni bir şey üretiyorlar. Şaşırmamak mümkün değil. Gerçek kişilerin tamamı, herhangi bir kısıt olmaksızın ister bugün ister yarın, ne zaman isterse iki tane önemli şey var. Buradaki amaç dolarizasyonu azaltmak. Az önce TÜSİAD'a çağrıda bulundum. Lütfen, en fazla siz zararı görüyorsunuz. Bireylerin döviz borcu yok. Siz de rahat durun, rahat durmayanlara söyleyin, rahat dursunlar.

"Burada vatandaş risk almıyor, biz risk alıyoruz"

Sizin 100 bin TL paranız var ya da 10 bin dolarınız var. 10 bin dolarınız varsa getir bugünkü kurdan çevir diyoruz. Üç aylık dönemlerle diyoruz. Bankacılık sektörü bayram ediyor. Dövizinizi bozuyorsunuz, 'ben 10 bin dolarımı bozdum' diyorsunuz. 3 ay sonra ben paramı istiyorum derseniz, o günkü fiyatlarla paranızın karşılığını alırsınız, dolar bazında. Hiçbir kısıt yok. O nemanız 10 bin dolardan fazla ise güle güle harcayın. Biz size 10 bin doların stopajdan arındırılmış karşılığınızı veriyoruz.
TL'ye yatırdınız, daha yüksek gelmişse o. 100 bin liranız var. 100 bin lira karşılığı yine git faizine yatır, katılım bankaları da İslami yönden inançlarına uygun şekilde enstrümanlarını geliştiriyorlar. Faize hassas olan kesim de faydalanacak. Dönem sonunda kaç dolar karşılığı bugünkü 100 bin lirası üste ise karşılıyoruz, altta ise güle güle git paranı harca diyoruz. Burada vatandaş risk almıyor, biz risk alıyoruz.