Kaşıkçı dosyası 'uluslararası nezaket' için devredilmiş

Kaşıkçı dosyası 'uluslararası nezaket' için devredilmiş
Tolga Şardan, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesine ilişkin yargılamanın Suudi Arabistan’a devredilmesine dair bir yazı kaleme aldı. Şardan, "Söz konusu kararda yerel duruşmada yaşananlara yer verilirken, '40 mg.lık dozun kurban Cemal Kaşıkçı’nın ölümüne neden olduğunu' anlatan adli tıp raporu açıklandı. Ancak, Kaşıkçı’ya verilen dozun niteliğiyle ilgili bilgi yazıda yar almadı" dedi.

T24 yazarı Tolga Şardan, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili yargılamanın Suudi Arabistan’a devredilmesine dair bir yazı kaleme aldı.

Şardan , "Kaşıkçı dosyası 'uluslararası nezaket' gerekçesiyle S. Arabistan'a devredilmiş, cinayet '40 mg. doz'la işlenmiş!" başlıklı yazısının başında, "Kaşıkçı’nın, İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürüldüğü iddiasıyla başlatılan yargılamanın durdurulup, dosyanın devredilmesinde Suudi Arabistan makamları Türkiye’yi nasıl ikna etmişti? Gelişmeyle ilgili siyasette yaşanan tartışmalar bir yana bu sorunun yanıtını bulmak amacıyla kısa bir araştırma yaptım. Araştırma sonucunda Riyad yönetiminin Ankara’ya gönderdiği yazıya ulaştım" ifadelerini kullandı.

Yasal gerekçe: Uluslararası nezaket

Bahsettiği yazının aslının İngilizce olduğunu, Suudi Arabistan Krallığı Başsavcılığı yazısının tercümesinin 12 sayfa tuttuğunu ve yazının, gayriresmî şekilde tercüme edilip Dışişleri Bakanlığı tarafından İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiğini ifade eden Şardan, "Başsavcı Suud Bin Abdullah El – Muceb’in imzasını taşıyan 13 Mart 2022 tarihli yazıda, gerek dosyanın devri, gerekse Kaşıkçı’nın nasıl öldürüldüğüne yönelik önemli bilgiler var" dedi.

Şardan yazının içeriğine dair şunları kaleme aldı:

" 'Adli Yardım Talebine Cevap Yazısı' başlığını taşıyan yazıda adli yardımı talep eden taraf olarak İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi yani Türkiye gözüküyor. Bu durum 'Dosyanın devredilmesi teklifi Türkiye’den mi yapıldı?' sorusunu doğuruyor, kuşkusuz.

Ancak Türkiye’nin talepleri konusunda bir açıklık yok. Zira aynı belgede Türkiye’nin 2020’de iki kez daha adli yardım talebinin olduğu aktarılıyor. Adli yardımın belge bilgi paylaşımı için mi yoksa dosyanın devri için mi yapıldığı konusunda açık bir ifade kullanılmıyor.

Gelen belgede ise Suudi Arabistan makamları açıkça 11 kişiyle ilgili yargılama sürecinin tamamlandığını, Türkiye’de ayrıca yargılanmalarının, 'Bir kişinin aynı suçtan iki defa yargılanmasının mümkün olmaması' yasal ilkesine göre mümkün olmadığını belirtiyor. Suudi makamları, bu nedenle Türkiye’de yargılanan 26 kişinin isminin kırmızı bülten listelerinden çıkartılmasını talep ediyor. Suudi makamların talebi bundan ibaret. Ancak yazının devamında, Suudi Arabistan, şunu da ekliyor:

'Davanın devri durumunda dava ve davadaki iddialar değerlendirilecek ve sonucunda Türk adli makamlarına bilgi verilecektir'

Burada da devir ihtimalinin hangi aşamadan itibaren konuşulduğu konusunda bir açıklık bulunmuyor.

Aynı yazıda, adli yardımlaşmanın yasal temeline de yer verildiğini görmek mümkün. Yazıya göre, dosyanın devir işlemin yasal temelinin 'uluslararası nezaket ilkesi' olarak açıklanması dikkat çekici!

Devir kararından sonra, hem dosyanın tarafı olan Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, hem de muhalefetten kimi isimler, işlemin yasaya aykırı olduğunu öne sürmüştü. Kararda imzası bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise yasalara uygun davranıldığını açıklamıştı.

Kaldı ki, iki ülke arasında adli yardımlaşma anlaşması yok. Ayrıca Suudi Arabistan yine adli yardımlaşma konusunda herhangi bir uluslararası anlaşmaya taraf değil.

Bu kapsamda devir işleminin 'uluslararası nezaket ilkesi'ne dayandırılmasının yasal karşılığı süreci tartışmaya açık hale getiriyor"

15 kişiye ne olacak?

Şardan, Türkiye’de 26 kişi yargılanırken, Suudi Arabistan’da 11 kişi hakkında adli yargılama yapıldığını aktararak Suudi Arabistan Başsavcılığı'nın, Türkiye’de adı geçen diğer 11 şüpheli hakkında delil yetersizliğinden adli işlem yapılamadığını ifade ettiğini belirtti.

Türkiye’nin haklarında dava açılan Suudi Arabistanlı 26 şüpheli hakkındaki Interpol’ün kırmızı bültenlerinin kaldırılması kararı aldığını ve bu konudaki talebin Suudi Arabistan’dan geldiğinin aynı yazıdan anlaşıldığını söyleyen Şardan, "Ancak Suudi makamları Türkiye’de haklarında dava açılan diğer 15 isimle ilgili bir suçlamada bulunmadı ve yargılama yapmadı. Türkiye’nin dosyayı devretmesi, bu kişilerin de Suudi hukuku esas alındığında, aklanmaları sonucunu doğuracak" dedi.

Kaşıkçı'yı öldüren doz

Tolga Şardan, yazısının son bölümünde Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın ölümüne dair Riyad Ceza Mahkemesi Birinci Ceza Dairesi’nin gerekçeli kararında yer alan detayları aktardı.

Şardan, "Söz konusu kararda yerel duruşmada yaşananlara yer verilirken, '40 mg.lık dozun kurban Cemal Kaşıkçı’nın ölümüne neden olduğunu' anlatan adli tıp raporu açıklandı. Ancak, Kaşıkçı’ya verilen dozun niteliğiyle ilgili bilgi yazıda yar almadı" dedi.

Şardan'ın yazısında yer alan detaylar şöyle:

" * Yargılanan sanıklardan Maher Abdülaziz M. Mutreb, Turki Mushaffaf M. Alshehri, Salah Mohammed A. Tubaigy, Waled Abdullah M. Alshehri ve Faad Shabib A. Albalawi’nin Cemal Kaşıkçı’yı kasten öldürücü ve saldırgan bir madde enjekte ederek öldürmeyi planladıkları,

* Sanıklar Mansour bin Othman M. Abahussain, Mustafa Mohammed M. Almadani, Saif Saad Q. Alqahtani, Mohammed Saad H. Alzahrani, Muflih Shaya M. Almusleh ve Ahmed Bin Mahammed El Asıri’nin Kaşıkçı’yı öldürmeyi planlamadıkları,

* Özel hak davacılarının, davalılara karşı özel hak iddialarından “Allah rızası için” vazgeçtikleri,

* Sanıklar, Maher Abdülaziz M. Mutreb (Albay / Veliaht Prens’in istihbaratçısı): Bir kişiyi hukuka aykırı olarak öldürme ve ölünün vücudunu parçalayarak kutsallığını ihlal etme emrini vermek, cinayet ve faillerini gizlemedeki suçluluğu,

*Salah Mohammed A. Tubaigy (Albay / Suudi Bilimsel Adli Tıp Konseyi Başkanı): Öldürmek amacıyla kurbana ölümcül bir madde enjekte etmek ve cesedini parçalara ayırarak ölünün kutsallığını ihlal etmek, suçu ve suç ortaklarını örtbas etmek ve ticareti kısıtlı ruhsatsız tıbbi malzeme kullanma ve güvenlik yetkililerini yanıltmaktan suçluluğu,

Turki Mushaffaf M. Alshehri: Kurbanın elini bağlamak vücudunu parçalama eylemine katılmak, cinayeti ve faillerini örtbas etmekten suçluluğu,

Waled Abdullah M. Alshehri: Kurbanın elini bağlamak vücudunu parçalama eylemine katılmak, cinayeti ve faillerini örtbas etmekten suçluluğu,

Faad Shabib A. Albalawi: Kurbanın elini bağlamak vücudunu parçalama eylemine katılmak, cinayeti ve faillerini örtbas etmekten suçluluğu,

Mansour bin Othman M. Abahussain: Kurbanı zorla getirmek için ekip oluşturmak, suçu ve faillerini örtbas etmek, kendisine verilen emirleri ihlal etmek, suçu ve izlerini gizlemesini emretmek olayla ilgili yalan rapor sunmak, cep telefonlarının imha edilmesini sağlamak, mağdurun kılığına girmekle yönlendirme yapması, kameralara zarar vermek ve kullanılan aletlerin imha edilmesi talimatını vermekten suçluluğu tespit edildi.

Mustafa Mohammed M. Almadani: Cinayeti ve faillerini örtbas etmek, kurbanın kılığına girmek, kurbanın eşyalarını ve cep telefonunu imha etmekten suçluluğu,

Saif Saad Q. Alqahtani: Cinayeti ve faillerini örtbas etmek, sanık Mustafa Mohammed M. Almadani’nin yardımıyla kurban kılığına girerek suçu ve izlerini gizleme ve eşyalarından kurtulmaktan suçluluğu tespit edildi.

Yazıda; Maher Abdülaziz M. Mutreb, Turki Mushaffaf M. Alshehri, Salah Mohammed A. Tubaigy, Waled Abdullah M. Alshehri ve Faad Shabib A. Albalawi hakkında verilen ölüm cezaları 20’şer yıl hapis cezasına çevrildiği aktarıldı.

Ayrıca, Mansour bin Othman M. Abahussain 10 yıl hapis, Mustafa Mohammed M. Almadani ve Saif Saad Q. Alqahtani 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı"

Yazısının sonunda, "Türkiye’de son dönemde işlenen önemli bir cinayetin dosyasını özetlemeye çalıştım" diyen Şardan, "Türkiye, böyle bir dosyayı 'uluslararası nezaket ilkesi'nin gerekçe gösterildiği süreçte Suudi Arabistan’a devretmeyi tercih etti" ifadelerini kullandı.

Şardan'ın yazısının tamamını okumak için tıklayınız.