İki örnek üzerinden üniversitelerin KHK ile imtihanı

Kırıkkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri bölüm başkanlığına, FETÖ'den bir ay tutuklu kalan A.B görevlendirildi. Rektörün 'özel' talimatıyla gerçekleşen görevlendirme, binlerce KHK'linin işe geri dönemediği, OHAL Komisyonu'ndan ret yanıtı aldığı bugünlerde yaşanınca, akıllara devlet bürokrasisindeki 'ayrıcalık' tartışmaları geldi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 21 Aralık 2021 17:31
İki örnek üzerinden üniversitelerin KHK ile imtihanı

Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ)15 Temmuz 2016 yılında gerçekleştirdiği darbe girişiminin ardından devlet kurumlarında çalışan binlerce kişi 'terör örgütleriyle bağlantılı' olduğu gerekçesiyle görevinden uzaklaştırıldı.

Aradan geçen 5 buçuk yılda bir kısmı haklarındaki suçlamalardan beraat ederken hala işlerine iade edilmedi.

Fakat halktv.com.tr'ye ulaşan kaynaklar, Kırıkkale Üniversitesi'nde 'terör örgütüyle bağlantılı' olduğu için bir ay tutuklu kalan ve ardından beraat eden A.B'nin, önümüzdeki günlerde Ekonometri bölümüne başkan olarak görevlendirileceğini aktardı.

halktv.com.tr'ye konuşan A.B., tutuklu kalmasının nedenini şöyle açıklıyor: Ben evimi öğrencilere kiraya vermiştim. Ardından öğrenciler evden çıkınca evi temizlemeye gittim. Oradaki çöpleri ve bırakılan eşyaları arabama koydum. Polis kontrolünde torbalardan FETÖ'ye ait yayınlar çıktı. Ardından suçsuz olduğum, bana ait olmadığı anlaşıldı.

Yani hukuk sistemi, haklıyı ve haksızı bir ayda anlamış, iki yıl içerisinde de kamu kurumunda görevlendirilmesine izin vermişti.

Öte yandan A.B hakkında çıkan haberlere de erişim engeli getirildi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan başta olmak üzere hükümet yetkililerinin çoğu tarafından yapılan 'hukuk devleti' vurgusu, A.B.'nin aklandığı süreçte olması gerektiği gibi ilerlemişti.

Fakat üniversite içerisindeki kaynaklar, rektör tarafından yapılan bu görevlendirmeden rahatsız. İddiaya göre Kırıkkale Üniversitesi rektörü, A.B.'yi atama konusunda fakülte görevlilerine ısrarda bulundu, "Adam aklanmış, ata gitsin" dedi.

Barış Akademisyenleri unutuldu mu?

A.B, herhangi bir Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevden alınmamıştı. O nedenle aklanmış olması, göreve dönmesi için yeterliydi. Öte yandan A.B, 21 Temmuz 2016'ya kadar Kırıkkale Üniversitesi'nde dekandı. Yükseköğretim Kurumu'nun (YÖK) talebi doğrultusunda tüm dekanlar gibi o da istifa etmişti.

Yani A.B, dekan olarak ayrıldığı üniversiteye 5 yıl sonra bölüm başkanı olarak geri dönüyor.

Fakat binlerce KHK'li hukuk önünde aklanmış olmasına rağmen OHAL Komisyonu'ndan gelen ret yanıtı nedeniyle görevine geri dönemiyor.

Mesela Barış Bildirisi'ne imza atan akademisyenlerin hepsi 'terörle bağlantılı' oldukları gerekçesiyle açılan davadan beraat etti. Anayasa Mahkemesi, 2019'da yargılanan imzacı akademisyenlerin başvurularını karara bağladı. Bildirinin ifade özgürlüğü olduğuna belirtti ve beraat kararı verdi.

Fakat OHAL Komisyonu, başta AYM olmak üzere yerel mahkemenin kararını tanımadı. Çoğunun göreve iade talebini reddetti.

Yaşananları daha detaylı dinlemek ve Kırıkkale'de yaşanan örneği değerlendirmesi için KHK'li akademisyen Dinçer Demirkent'i aradığımızda, "Türkiye’deki hukuk sisteminin bir örneği ihtiyacı yok. Çünkü bir sistem yok. Olsaydı, AYM’nin kararının uygulanması gerekirdi" yanıtını aldık.

Demirkent, OHAL Komisyonu'nun beraat kararını tanımıyor olmasının hukuka aykırı olduğunu söylerken ayrıca "Bizim hakkımızdaki iddianameyi hazırlayan savcının FETÖ’den tutuklu olduğunu biliyoruz. AYM, 'terörle bağlantıları olduğunu kanıtlayan bir delil yok' demiş ama OHAL Komisyonu, bu kararları yok sayarak taleplerimizi değerlendiriyor" diye konuştu.

Dinçer, Türkiye'de hukukun artık birilerine ödül, birilerine ceza veren bir sistemde işlediğinin altını çizerken "Türkiye bir darbe girişimi yaşadı, eğer darbe olsaydı şu an yaşadıklarımıza benzer şeyler yaşanacaktı. Kendilerinde olmayanları tasfiye etmek için bu sistemi kullanıyorlar" diyerek sözlerini sonlandırdı.

Not: A.B isim kısaltması, haberde gerçek kişi ismi olarak kullanılmamıştır.