“HDP'nin solun neresinde” sorusuna Demirtaş’tan göndermeli cevap

5 yıldır Edirne'de tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Yeni Yaşam gazetesi için yazdığı "Aynı halaya durmak" başlıklı yazısında, HDP'nin seçmen tabanına dair geniş bir analiz yaptı.

Yayınlanma:
Güncelleme: 05 Aralık 2021 10:48
“HDP'nin solun neresinde” sorusuna Demirtaş’tan göndermeli cevap

Cezaevinde tutulan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Yeni Yaşam gazetesi için kaleme aldığı yazıda "HDP’nin, bizlerin solun neresinde durduğumuzu merak edenler, ön yargılarından ve kronik üstenci bakıştan bulundukları yerin soluna bakarlarsa bizi orada göreceklerdir. Bu sol için kaygılanacak değil, gurur duyulacak bir durumdur" ifadelerini kullandı.

Demirtaş "Aynı halaya durmak" başlıklı yazısında "Kürt işçi ve emekçi sınıfları, yoksulluk kaderleri olduğu için değil, devlet onları politik iradeden yoksun bırakmak amacıyla sömürü düzenini sübvanse edegeldiği için yoksullar" derken bir süre önce HDP'yi solda görmediklerini söyleyen TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan'a yanıt olarak yorumlanan şu satırları kaleme aldı:

"27 Temmuz 1969’da Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın öncülüğü ve Türkiye İşçi Partisi’nin desteğiyle gerçekleştirilen Doğu Mitingleri’nin Hilvan ayağında, Kürt işçiler ve köylüler “Em tîne, em birçîne, bê kes û bê xwedîne” (Susuzuz, açız, kimsesiz ve sahipsiziz) yazılı bir pankart açmışlardı. Kürt siyasi hareketi ulusal kimlik talepleriyle birlikte bu sınıfsal talepleri ve tüm mücadele mirasını devralarak ortaya çıktı. Halk halen baskıyla, sömürüyle karşı karşıya ama artık kimsesiz ve sahipsiz değil. Çünkü Kürt yoksulları kendi politik iradelerini bedellerle inşa ettiler. O politik irade bugün HDP’de cisimleşmiş ve hedefleriyle, tahayyül ettikleriyle bir dünya partisi haline gelmiştir. Çünkü HDP’nin hamuru sömürüsüz ve her anlamda, her aşamada eşitlikçi bir yaşam anlayışıyla yoğrulmuştur.

Emekçilerin yanında değil, içindeyiz

Ezberden bir slogan değil bizimki, sınıf gerçekliğimiz: Bizler fabrikalarda, atölyelerde emeği sömürülenlerin, tarlalarda ırgat yapılanların, yoksul gettolarına iteklenenlerin, kavurucu güneşte ve dondurucu soğukta elektriği, suyu kesilenlerin yanında değil, içindeyiz. Bizi, siyasi geleneğimizi sadece düşüncelerimiz değil, hayatımızın pratiği, devletin ve onun işbirlikçisi sermaye sınıflarının baskı ve sömürüleri sol ile bütünleştirmiştir. Bugün Türkiye’nin proletaryasının en büyük parçasını, HDP’nin de tabanını oluşturan Kürt işçi sınıfı oluşturuyor. Emekçi halkın çocukları olarak, emekçi sınıflarla konuşurken tercümana ihtiyacımız yok. Dilimiz aynı, sınıfımız aynı, hedefimiz aynı.

"HDP'nin solun neresinde durduğunu merak edenler, bulundukları yerin soluna baksın"

Tıpkı 1960’larda olduğu gibi, bir kez daha halkımızı “aç, susuz, kimsesiz ve sahipsiziz” duygusuna itenlere karşı amansız bir mücadele yürüttük, yürütüyoruz. Türkiye’de faşizme ve kapitalist sömürüye en büyük bedeli ödeyen Kürt siyasal hareketi, işçi ve emekçi sınıfların amansız mücadelesiyle hem kendisini hem de siyasi öncülerini ayakta tutmayı başardı. Türkiye mevcut faşizmden ve kapitalist sömürü düzeninden kurtulacaksa bundaki en büyük payın Kürt işçi ve emekçi sınıfların ve onların temsilcilerinin olduğu unutulmamalıdır. Bu açıdan HDP’nin, bizlerin solun neresinde durduğumuzu merak edenler, ön yargılarından ve kronik üstenci bakıştan arınarak ön yargılarından bulundukları yerin soluna bakarlarsa bizi orada göreceklerdir. Bu sol için kaygılanacak değil, gurur duyulacak bir durumdur."

Kemal Okuyan ne demişti?

TKP Genel Sekreteri Okuyan, geçen hafta verdiği bir söyleşide Demirtaş'ın solda birlik ile ilgili görüşlerini eleştirerek "HDP'siz de ittifak olur" demişti. Okuyan'ın tartışma yaratan sözleri şöyleydi:

"Son dönemde Demirtaş birden fazla yazı kaleme aldı. Bunlardan en sonuncularından biri Evrensel Gazetesi’nde yayınlandı. “Ben Türkiye soluna cezaevinden ders vermek niyetinde değilim ama” ile başlayarak bazı sorular yöneltti. Üslup olarak bizi rahatsız eden şeyler var. Neden var? Öz hakiki sol gibi kavramlar geçiyor. “Beni de solcu görmüyorlar” falan diye. Türkiye’de kimin solcu olduğu kimin başka bir süreçte olduğu gibi durumlar ithamlarla, yaftalarla değil hayatın gerçekliğinde ortaya çıkar. Türkiye Komünist Partisi için geçmişte kimin ne dediğini ortaya döksek, bize nezaket ziyaretinde dahi bulunamazlar. Bunları bu şekilde gündeme getirmenin bence anlamı yok. Ama asıl içerikle ilgili olarak, örneğin “Türkiye solu birleşse, kendi grubunu kursa, kurulacak yeni hükümette bürokraside yer tutsa” gibi söylemler var. Bu söylem az önce söylediğim tehlikeli olan, yani Türkiye solunu bir günahın ortağı yapma tehlikesini barındırıyor. Bu amaçla yazılmıştır demiyorum ama objektif olarak buna hizmet eder. Sağcı karakteri çok güçlü kurulacak yeni bir iktidarın aksesuarı ve halka kabul ettirilmesine yardımcı olacak rol Türkiye solunu zor durumda bırakır."