Eski MASAK Başkan Yardımcısı'ndan 'Garipoğlu' isyanı: Yüz milyonlarca dolarlık şaibeli para trafiğine sessiz mi kalındı?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "uyuşturucu" soruşturması kapsamında, Garipoğlu Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Hayyam Garipoğlu'nun oğlu Kasım Garipoğlu hakkında gözaltı kararı verilmişti. Düzenlenen operasyonda Kasım Garipoğlu adresinde bulunamamış ve hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.
Garipoğlu'nun uyuşturucu partilerindeki 'torbacı'nın kim olduğu ortaya çıktı
KAYIT DIŞI PARA TRAFİĞİ İDDİALARI
Firari Kasım Garipoğlu’nun yasa dışı faaliyet gösteren GKFX şirketi üzerinden yüz milyonlarca dolarlık kayıt dışı para trafiği yürüttüğü iddia ediliyor.
Bu iddialar, gündemdeki yerini korurken, eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak sürece ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Şüpheli para trafiğinin kilit ismi Kasım Garipoğlu!
"SAVCILARIN GÖRDÜĞÜNÜ MASAK NEDEN GÖREMEDİ?"
Savcılığın Metatrader kayıtlarından tespit ettiği devasa para trafiğinin MASAK raporlarında yer almamasını eleştiren Başak, "Savcıların Gördüğünü MASAK Neden Göremedi?" diye sordu.
Başak, "Kesin bilgileri içeren Savcılık tespitleri doğrultusunda yapılacak maksimum bir haftalık incelemede, tüm bu trafik ortaya çıkartılabilir ve sorumluları da cezalandırılabilirdi. Sadece kamera kayıtları bile yeterdi." dedi.
Ramazan Başak, Türkiye ekonomisinin, Gri Liste sürecinde çok büyük bedeller ödediğini vurgulayarak, "Bu işlemlere neden sessiz kalındı? Milyonlar hayat pahalılığı ve vergi yükleri altında ezilirken, neden bu kayıt dışı trafik nedeniyle milyarlarca lira vergi kaçırılırken, gereği yapılamadı?" ifadelerini kullandı.
Başak ayrıca kayıt dışı devasa para iddiaları varken ilgili şirketlere kritik haklar ve değerli lisansların verilmesine tepki göstererek, bu durumu eleştirdiği için kendisinin yargılandığını belirtti.
Ramazan Başak'ın, sosyal medya X hesabından yaptığı açıklamanın tamamı şöyle:
"Savcıların Gördüğünü MASAK Neden Göremedi?
Firari Kasım Garipoğlu’nun yasadışı çalışan GKFX şirketi ile yüz milyonlarca dolarlık KAYIT DIŞI ve şaibeli para trafiğini, Şirket’in tuttuğu Metatrader kayıtlarından kuruşuna kadar görerek iddianameye yansıtan Savcılık tespitlerini, MASAK’ın görememesi bir noktaya kadar beklenen bir gelişmedir. Çünkü, MASAK Mali Analiz İncelemesi yaparken; mal ve para mevcutları ile bunların hareketlerini, merkezden ilgili sistemlere ulaşım sağlayarak elde eder. Bu sistemlerde ne varsa onu rapora yansıtır. Yerinde denetim yapmaz.
Mali Analiz Raporlarında, bu hususa da özel bir vurgu yapılır. Dolayısıyla işlemler, valizler içinde para taşıyarak ve kayıt dışı biçimde yapılmış ise MASAK bunları bu çerçevede yapılan incelemelerde göremez. TCK 282’ye göre yapılan Aklama incelemelerinde de durum aşağı yukarı böyledir.
"BU İŞLEMLERE NEDEN SESSİZ KALINDI?"
Oysa kesin bilgileri içeren Savcılık tespitleri doğrultusunda yapılacak maksimum bir haftalık incelemede, tüm bu trafik ortaya çıkartılabilir ve sorumluları da cezalandırılabilirdi. Sadece kamera kayıtları bile yeterdi. Üstelik tüm bu işlemler, SPK, MASAK ve VDK’ya da BİLDİRİLDİ.
Çok büyük bedeller ödenen Gri Liste süreçlerine rağmen bu işlemlere neden sessiz kalındı?
Milyonlar hayat pahalılığı ve vergi yükleri altında ezilirken, neden bu kayıt dışı trafik nedeniyle milyarlarca lira vergi kaçırılırken, gereği yapılamadı? Neden halka arz ve banka izinleri gibi çok kritik haklar ve değerli lisanslar verilebildi?
Ve neden bu kötülere ve kötülüklere hiçbir şey yapılmazken, iyi niyetle bunları sorgulayan kişi, bu kötülerin temelsiz iddialarına dayalı hukuksuz uygulamalara muhatap kalıyor?
Neden yurtdışı yasağı, adli kontrol ve telefona el koyma gibi son derece haksız biçimde temel hakları elinden alınabiliyor?
YARGI SOPASI YAPANA DEĞİL ELEŞTİRENE Mİ?
Hukuk ülkelerinde, delilden kişiye ulaşılır, kişiden delile değil. Yan yollara sapılmadığı sürece, Ramazan Başak, iddia edilen suçlarla asla yan yana GETİRİLEMEZ.
Kara Para ve Suç ekonomisi ile mücadelede anlayışın bu kadar bozulabileceği ve bu şaibeli işleri, sorumlu ve duyarlı bir yurttaş olarak sorgulayan bir kişinin, 12 Eylül döneminde bile asla şahit olunmayan biçimde hukuksuzluklara muhatap kalacağı hiç aklıma gelmezdi. Ülkem adına çok ama çok üzüldüm.
İddia ediyor ve çağrı yapıyorum. Cumhurbaşkanlığı DDK koordinasyonunda yapılacak 10 günlük bir incelemede; bir avuç insan dışında Ülkeye çok büyük kötülükler yapan bu yapı, tüm siyasi, bürokratik ve diğer bağlantıları ile birlikte net olarak ortaya çıkarılabilecektir."
