Erdoğan’dan 2023 mesajı: Kaybedecek çok şeyimiz var

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Geçmiş Dönem Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda 2023 seçimlere yönelik, "Kaybedecek çok şeyimiz var. Eskiden kaybedeceğimiz tek hazinemizdi. Şimdi ise 2023'te yanlış bir tercih ekonomi sisteminin en üst ligindeki yerimiz lokomotif ülkeleri arasına girme fırsatımızı tehlikeye atmış olacağız" dedi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 07 Temmuz 2022 09:43

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATO Congresium'da düzenlenen Geçmiş Dönem Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Önemli mesajlar veren Erdoğan, "PKK artık sadece AB kayıtlarında değil. PKK/YPG-PYD ve FETÖ de NATO kayıtlarına terör örgütü olarak girdi" diye konuştu.

2023 seçimlerine yönelik önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, "Siyasi gücümüzle, diplomatik etkinliğimizle, ekonomik büyüklüğümüzle, eser ve hizmet altyapımızla çok ileri ve farklı bir yerdeyiz. Daha açık bir ifadeyle, artık kaybedecek çok şeyimiz var. Eskiden kaybedeceğimiz tek hazinemiz, vaktimizdi. Ödediğimiz tek bedel, zaten sahip olmadığımız özgürlük ve refah umudumuzu ertelemekti. Şimdi ise 2023'te yanlış bir tercih durumunda küresel yönetim ve ekonomi sisteminin en üst ligindeki yerimiz ile bu ligin lokomotif ülkeleri arasına girme fırsatımızı tehlikeye atmış olacağız" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Sizler, AK Parti'nin bugünkü temsilcisi olduğu kadim medeniyet davamıza gönüller kazanarak katkı vermiş bir kadrosunuz. Sizler, belediye başkanlığı döneminizde gerçekleştirdiğiniz eser ve hizmetlerle adlarını tarihe yazdırmış bir kadrosunuz. Hazreti Mevlana'nın dediği gibi 'Kamil insan odur ki koya dünyada bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser.' Sizler eserlerinizle hem bu dünyada kamil insan sıfatına kavuşmuş hem de öteki dünyada inşallah rıza-i ilahiye müyesser olmuş kişilersiniz. Bunun için her birinize şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. İnşallah bu birlikteliğimizi son nefesimize kadar sürdüreceğiz. Ebedi alemde de hep birlikte Peygamber Efendimizin Livaül-Hamd ismiyle müsemma sancağı altında bir araya geleceğimizi umut ediyorum.

Tabii şu anda karşımızdaki bu muhteşem tablo, öyle bir anda ve kolayca oluşmadı. Buradaki kardeşlerimin kimileriyle 40 yılı, kimileriyle çeyrek asrı geçen, en yenisi ile bile 10-15 yılı geride bırakan mücadele geçmişimiz var.

'Sıfatlar, görevler, makamlar gelir geçer ama gurur verici hakikatler daima bizimle kalır'

Nice siyasi başarıların, seçim zaferinin sevincini hep birlikte yaşadık. Ülkemize ve şehirlerimize kazandırdığımız nice yatırımın mutluluğunu birlikte yaşadık. İnsanlarımızdan aldığımız nice duanın içimize verdiği huzura birlikte şahit olduk. Nice badireleri birlikte aştık. Farklı görünümler altında gerçekleştirilen nice saldırılara birlikte göğüs gerdik. Şeytanın bile aklına gelmeyecek yollarla önümüze kurulan nice tuzakları birlikte bozduk. Sıfatlar, görevler, makamlar gelir geçer ama işte bu gurur verici yaşanmış hakikatler daima bizimle kalır.

Bırakınız ülkemizi, dünyada pek az lidere, pek az yöneticiye böylesine köklü, geniş, kaliteli ve vefalı bir kadroyla birlikte yol yürümek nasip olmuştur. Şahsıma sizler gibi dava, yol, siyaset ve çalışma arkadaşları nasip ettiği için Rabbime hamd ediyorum.

Değerli kardeşlerim, AK Parti belediye hizmetleriyle kendini milletimize ispatlamış, inançlı ve azimli bir kadronun Türkiye’nin yönetimine talip olmasıyla ortaya çıkmıştır. Önce şehirlerimizi değiştirdik, geliştirdik. Ardından da 81 vilayeti ve bugün 85 milyonu aşan vatandaşıyla tarihi bir dönüşümü yaşattık. AK Parti’nin demokrasi ve kalkınma devrimi, cumhuriyet tarihinin en büyük atılımıdır. Geçmişte rahmetli Menderes ve Özal’ın başlattığı reformları çok daha fazlasıyla hayata geçirmek bize nasip oldu. Hep söylediğimiz gibi AK Parti’yi kuran da onu 15 ay içinde iktidara getiren de girdiği her mücadelede dimdik yanında duran da milletimizin kendisidir.

'İstanbul ve Ankara'yı kaybetmenin üzüntüsünü duyduk'

Türkiye, 2002 Kasım seçimleriyle başlattığı büyük demokrasi ve kalkınma atılımını 2004 seçimleriyle birlikte belediyelerin dahil olmasıyla yeni bir safhaya geçirmiştir. 'Yerel kalkınma başlıyor' sloganıyla girdiğimiz 2004 seçimlerinde 16 büyükşehirden 12’sinin de aralarında olduğu toplam 1750 belediye başkanlığını kazanmıştır. Daha sonraki yıllarda da bu başarılarımızı önemli ölçüde sürdürmüştük. En son 2019 mali idareler seçimlerinde de büyükşehirlerin yüzde 52’sini, diğer illerin yüzde 55’ini kazanarak mali idarelerdeki gücümüzü bir kez daha gösterdik. Elbette İstanbul ve Ankara gibi ülkemizin en büyük 2 şehrinin başkanlık nezdinde kaybedilmiş olmasından üzüntü duyduk. Seçimi kaybettik demiyorum sadece başkanlık nezdinde diyorum çünkü Ankara’nın da İstanbul’un da meclislerini biz kazandık.

Belediye dediğimiz zaman olay sadece başkan değildir, meclistir. Meclisle beraber eğer güçlüyseniz o belediyede gücünüz çok daha farklı olur. Bu şehirlerdeki seçimlerin oy oranlarımız gerilediği için değil rakiplerimizin tamamı karşımızda birleştiği için kaybedildiği bir gerçektir. Buna rağmen elde ettiğimiz tecrübeleri göz önünde bulundurarak kayıplarımızı ilk fırsatta telafi etmekte kararlıyız.

'Meydanı başkalarının çöpüne hayranlık duyanlara bırakmayacağız'

Milletimiz de bu hakikatleri görüyor ve değerlendiriyor. Nitekim geçtiğimiz hafta yapılan Çankırı Dodurga seçimleri, Anadolu irfanının bir göstergesi olarak siyasi tarihimizdeki yerini almıştır. Bu seçimde muhalefet partilerinin tamamı 146 oyda kalırken AK Parti ve Cumhur İttifakı ise 995 oya karşılık gelen yüzde 87’lik bir oranla seçimi açık ara kazanmıştır. Buradan Dodurgalı kardeşlerime teveccühleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Elbette böyle sınırlı bir seçim sonucu, tek başına ölçü değildir ama ortada fikir verecek bir tablo bulunduğu da açıktır. Şayet bu seçimde farklı bir sonuç çıksa ortalığı birbirine katacak olanların, AK Parti ve Cumhur İttifakı kazandığında nasıl sus pus olduklarını, nasıl başlarını kuma gömdüklerini sizler de görüyorsunuz.

Maalesef ülkemizde pek çok konuda olduğu gibi siyasi değerlendirmeler hususunda da akıl ve vicdan bir kenara bırakılmış, ideolojik saplantılar, sanal kabuller ön plana çıkmıştır. Ülkenin ve milletin kazanımlarından sırf bize ve partimize fayda getireceği için üzüntü duyan buna karşılık ülkemizin ve milletimizin yaşadığı her sıkıntıyı aynı gayeyle, sevinçle karşılayan bir güruh peydah oldu. Türkiye işgale uğrasa düşmanı çiçekle karşılayacak bu güruhu biz bir asır öncesindeki kibarca manda ve himaye taraftarlığı diye ifade edilen emperyalist uşaklığından tanıyoruz. İnşallah meydanı başkalarının çöpüne hayranlık duyup kendi ülkelerinin güzelliklerine öfkeyle saldıran bu emperyalist uşaklarına bırakmayacağız.

'Türkiye yakın tarihinin en önemli seçimlerinden birine hazırlanıyor'

Değerli kardeşlerim, biliyorsunuz Türkiye 2023 Haziran’da yapılacak yakın tarihinin en önemli seçimlerinden birine hazırlanıyor. Ülkemizin belediyelerle birlikte başlatırsak neredeyse son 30 yılına damga vurmuş bir hareket olarak bu seçimin anlamını en iyi biz biliriz. Vesayet güçleriyle, terör örgütleriyle, darbecilerle, siyasi ve ekonomik tetikçilerle adeta boğuşarak geldiğimiz yer, sadece bizim değil, ülkenin ve milletin gelecek bir asrını belirleyecek derecede mühimdir. Siyasi hayatımızın her günü, milli iradenin üstünlüğünü tesis için canhıraş bir mücadeleyle geçti. Aynı şekilde belediyeden hükümete kadar sorumluluk üstlendiğimiz her yerde ülkemizin asırlara sari geri kalmışlığının, milletimizin ihmal edilmişliğinin telafisi için gece gündüz çalıştık. Bugün Türkiye'nin demokratik standartları da eser ve hizmet alt yapısı da hamdolsun gelişmiş ülkeler ile boy ölçüşecek seviyededir. Yaşanan her gelişme bu gerçeği görmek istemeyen gözlerin, duymak istemeyen kulakların, Hakk'ı söylemek istemeyen dillerin bile inkar edemeyeceği bir hakikat olarak tekrar tekrar ortaya koymaktadır.

Geçmişte bu ülkenin ayağa kalkmasını, darbe ve vesayet araçlarıyla yürütülen siyasi istikrarsızlık ve ekonomik geri kalmışlıkla engelleyenlerin kozlarını sabırlı bir mücadeleyle birer birer ellerinden aldık. Artık kendi vizyonunu belirleyen bu doğrultuda gereken adımları kararlılıkla atan bir Türkiye var. Eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaşımdan enerjiye, şehircilikten sosyal desteklere kadar her alanda sahip olduğu güçlü altyapıyla hedeflerine kilitlenen bir Türkiye var, siz varsınız.

'Ülkemiz dünyanın en gelişmiş 10 devleti arasındaki yerini almaya yakındır'

Küresel finans krizi, küresel sağlık krizi, Rusya-Ukrayna savaşı gibi dünyada yaşanan zorlu sınamalar Türkiye’nin sahip olduğu bu gücü daha değerli ve anlamlı hale getirmiştir. Ülkemiz, dünyanın en gelişmiş 10 devleti arasındaki seçkin yerini almaya her zamankinden daha yakındır.

Elbette sıkıntılarımız, sancılarımız, ödediğimiz bedeller mevcuttur. Özellikle son dönemde ortaya çıkan hayat pahalılığının insanlarımızın belini büktüğünü gayet iyi biliyoruz. Ama biz, ekonomimizi mahvetme tehdidiyle büyük bir saldırıya maruz kaldığımız 2018’deki yol ayrımında tarihi bir tercihte bulunduk. Bu ülkemizin imkanlarını finansal illüzyonlarda değil, istihdamı artırmak için kullanma tercihiydi. İşte bu anlayışla asgari ücretten memur ve emekli maaşlarına kadar, sabit kazançlıların gelir seviyelerini artırarak yaşadığımız sıkıntıları hafifletmeye çalışıyoruz. Bu çerçevede, geçtiğimiz hafta çıkan bir kanunla belediye başkanlarımızın maaşlarında yaptığımız iyileştirmenin de hayırlı olmasını diliyorum.

'Şubat mart aylarıyla birlikte enflasyonu kontrol altına alacağız'

Değerli kardeşlerim, dünyanın resesyonun eşiğinde bulunması, ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütme esasına dayanan Türkiye Ekonomi Programı’mızın ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor. Evet, belki insanlarımızın alım güçleri yüksek enflasyon sebebiyle bir miktar düştü ama kimseyi işsiz bırakmadık, aç bırakmadık, açıkta bırakmadık.

İnşallah önümüzdeki şubat mart aylarıyla birlikte enflasyonu da kontrol altına almış şekilde yolumuza devam edeceğiz. Hiç şüphesiz insanların siyasi tercihlerinde ekonomi önemli bir belirleyicidir ama asla tek belirleyici değildir. Biz milletimize gece gündüz şu üç konuyu anlatacağız. Birincisi, 20 yılda Türkiye’yi nereden nereye getirdiğimizdir. Ülkemize sağladığımız demokratik ve ekonomik kazanımları eskiyle mukayeseli bir şekilde ortaya koyarak hafızları sürekli canlı tutmalıyız. İkinci olarak bu altyapıyla ülkemizi nereye ulaştırmak istediğimizi anlatacağız. Dünyanın siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılandığı bir süreçte Türkiye’yi hak ettiği konuma ancak biz getirdik, biz getirebiliriz. Üçüncüsü karşımızdaki güruhun ülkemizin ve her bir insanımızın geleceğine nasıl zarar vereceğini hep beraber anlatacağız.

'PKK, YPG, PYD ve FETÖ, terör örgütü olarak NATO'nun kayıtlarına girmiştir'

Koalisyon dönemlerinin ülkemize maliyetiyle, bölgemizdeki devletlerin güçlü yönetim eksikliği sebebiyle ödediği acı bedeller ortadadır. İşte en son herhalde NATO Zirvesi'ni izlediniz. Zirvede, kimlerle neyi, nasıl konuştuğumuzu herhalde takip ettiniz. Bütün bunlarla beraber, eğitilip donatılan on binlerce PKK, YPG ve FETÖ teröristlerinin sınırlarımız dibinde beklediği, dünyanın dört bir yanında saldırmak için sinsice hazırlık yaptığı, birilerinin de FETÖ'cü alçaklar ile fotoğraf vermek için adeta sıraya girdiği, Türkiye'yi Suriye'den de Ukrayna'dan da beter etmek isteyenlerin ellerini ovuşturduğu çok kritik bir dönemden geçiyoruz.

NATO'nun kayıtlarına PKK girmiştir, YPG girmiştir, PYD girmiştir ama hepsinden öte FETÖ bir terör örgütü olarak girmiştir. Bugüne kadar Sadece Avrupa Birliği kayıtlarında olan PKK artık sadece Avrupa Birliği kayıtlarında değil. Şimdi onunla birlikte PYD/YPG ve FETÖ bunlar da NATO'nun kayıtlarına girmek suretiyle gerçek anlamda terör örgütleri kimlermiş, bunlar şimdi NATO'nun resmi kayıtlarında yerini almıştır.

Biz gerek NATO Genel Sekreteri'ne gerek diğer cumhurbaşkanı ve başbakana 'Bizim kırmızı çizgimizdir.' bunlar dedik. 'Bu kayıtlara, PYD/YPG ve FETÖ bu kayıtlara girecek, girmediği takdirde kusura bakmayın biz bu imzayı atmayız.' dedik. Onlar da bunu kabul etmek zorunda kaldılar ve böylece bu artık NATO'nun kayıtlarına girdi. Türkiye'de, ileri geri, şöyle böyle konuşmanın hiçbir anlamı yok. Kimseyi aldatamazsınız. Artık NATO'nun hemen kayıtlarını açarsınız ve o kayıtlarda bunları çok açık, net görürsünüz. Gizli bir şey artık kalmadı. Her şey ortada. NATO Zirvesi'nde 3 dakikada, ekranda Türkiye'deki teröristlerin İsveç, Finlandiya, Hollanda, Almanya, İtalya, yani dünyanın değişik ülkelerinde, bunların nasıl cirit attığını bütün liderlere gösterdik.

'Güçlü Türkiye'nin inşasından taviz vermemek için 2023 seçimlerini kazanmamız şarttır'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin yönetimindeki en küçük bir zafiyetin millete çok ağır bedelleri olacağını belirterek, "Büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasından taviz vermemek için 2023 seçimlerini Meclis'te Cumhur İttifakı'nın, Cumhurbaşkanlığı'nda bizim kazanmamız şarttır. Kendimizle birlikte evlatlarımızın ve onların çocuklarının geleceği için bu imtihanı da başarıyla vermeye mecburuz. Bunların muhasebesini ve murakabesini çeşitli zeminlerde beraberce yaptık ve yapıyoruz. Ama 2023 seçimleri tüm bunların ötesinde bir anlama, öneme, hassasiyete sahiptir. Bu seçim; kızgınlıkla, kırgınlıkla, nefsaniyetle hareket edilebilecek bir seçim değildir" şeklinde konuştu.

'2023'te herhangi bir kazaya meydan verilmemesini temin edeceğiz'

Türkiye'nin, artık dünün Türkiye'si olmadığına dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:

"Siyasi gücümüzle, diplomatik etkinliğimizle, ekonomik büyüklüğümüzle, eser ve hizmet altyapımızla çok ileri ve farklı bir yerdeyiz. Daha açık bir ifadeyle, artık kaybedecek çok şeyimiz var. Eskiden kaybedeceğimiz tek hazinemiz, vaktimizdi. Ödediğimiz tek bedel, zaten sahip olmadığımız özgürlük ve refah umudumuzu ertelemekti. Şimdi ise 2023'te yanlış bir tercih durumunda küresel yönetim ve ekonomi sisteminin en üst ligindeki yerimiz ile bu ligin lokomotif ülkeleri arasına girme fırsatımızı tehlikeye atmış olacağız. Bu gerçekleri önce kendi arkadaşlarımıza, onlarla birlikte halka halka milletimizin her bir ferdine anlatarak, 2023'te herhangi bir kazaya meydan verilmemesini temin edeceğiz.

Bizim hakkı, hakikati, muhabbeti dile getirdiğimiz her yerde muhalefetin yalanlarıyla, iftiralarıyla, çarpıtmalarıyla, hezeyanlarıyla insanları zehirlemeye çalışacağını unutmamalıyız. Sizlerden, hanenizden başlayarak oturduğunuz binada, sokakta, mahallede, iş yerinde, çarşıda, pazarda, otobüste, trende, dost meclislerinde velhasıl her yerde doğrudan şahsımın temsilcisi olarak davamıza sahip çıkmanızı, kazanmadık gönül bırakmamanızı istiyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, gayretimizi artırsın."