Cumartesi Anneleri 1088'inci haftada!
Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1088. haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek, 25 yıl önce Şırnak’ın Silopi ilçesinde gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan HADEP yöneticileri Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in akıbetini sordu.
25 YILLIK FAİLİ MEÇHUL: SERDAR TANIŞ VE EBUBEKİR DENİZ
Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz, 25 Ocak 2001 tarihinde Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı’na çağrıldıktan sonra kaybolmuşlardı. Ailelerin ve avukatların tüm girişimlerine rağmen iki siyasetçinin akıbeti bugüne kadar aydınlatılamadı.
Cumartesi Anneleri 1086'ncı haftada!
"KAÇ YIL GEÇERSE GEÇSİN KAYIPLARIMIZ İÇİN ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ"
Basın açıklamasını kayıp yakını İkbal Eren okudu. Eren'nin okuduğu açıklama şu şekilde:
"25 yaşındaki Serdar Tanış ve arkadaşları, 2000 yılında Silopi’de HADEP İlçe Teşkilatı’nı açmak için çalışmalara başladılar. Bu çalışmalar sırasında, Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı Levent Ersöz ve Silopi İlçe Jandarma Karakol Komutanı Süleyman Can tarafından ağır tehdit ve baskılara maruz kaldılar. Tüm bu baskılara rağmen, 3 Ocak 2001 tarihinde HADEP Silopi İlçe Teşkilatı açıldı ve Serdar Tanış ilçe başkanı oldu. Ancak açılışla birlikte baskılar daha da arttı.
25 Ocak 2001 tarihinde Serdar Tanış, Silopi Jandarma Komutanlığı’ndan telefonla aranarak karakola çağrıldı. Serdar Tanış, ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz ile birlikte karakola gitti. O günden sonra kendilerinden bir daha haber alınamadı. Silopi Jandarma Komutanlığı, beş gün boyunca Tanış ve Deniz’i hiç görmediklerini iddia etti. Kamuoyu baskısının artması üzerine Şırnak Valisi Hüseyin Başkaya, Tanış ve Deniz’in 25 Ocak’ta karakola geldiklerini, ancak yarım saat sonra ayrıldıklarını ileri sürdü.
Oysa baba Şuayip Tanış, kamuoyuna yaptığı açıklamada gerçeği şöyle anlattı:
'Oğlum ilçe teşkilatını açmaya çalışırken Levent Ersöz bizi sürekli tehdit etti. Beni Şırnak İl Jandarma Komutanlığı’na götürdüler. ‘Oğlun bu işten vazgeçsin, yoksa sizin için iyi olmaz’ dediler. Oğlum Diyarbakır’a gittiğinde Levent Ersöz beni telefonla arayıp ‘Serdar Şırnak topraklarına ayak basarsa yaşatmam’ dedi. Oğlum Diyarbakır’dan döndüğünde Silopi Jandarma Karakolu’na çağrıldı. Gitti, bir daha da dönmedi.'
İnsan hakları örgütlerinin, aydınların ve Birleşmiş Milletler Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörlüğü’nün tüm girişimlerine rağmen Tanış ve Deniz’in akıbeti aydınlatılmadı. Dosya, etkin bir soruşturma yürütülmeden 2015 yılında takipsizlik kararıyla kapatıldı. Bu karara yapılan itiraz ise Cizre Sulh Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.
Aileler bunun üzerine 17 Ağustos 2015’te Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Ancak AYM, 18 Temmuz 2019 tarihinde, zorla kaybetme suçunun devam eden niteliğini dikkate almaksızın başvuruyu 'süre aşımı' gerekçesiyle kabul edilemez buldu.
Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2005 yılında verdiği kararda; 'ciddi bir soruşturma yürütülmemesi ve resmî makamların makul bir açıklama sunmaması nedeniyle, kişilerin kaybolmasında devletin sorumluluğu bulunduğuna ve yaşam hakkının ihlal edildiğine' hükmetti ve Türkiye’yi oybirliğiyle mahkûm etti (Başvuru No: 65899/01).
1088. haftamızda bir kez daha devleti yönetenlere sesleniyoruz:
Türkiye, tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince AİHM kararlarını uygulamakla yükümlüdür. Zamanaşımının arkasına saklanmaktan vazgeçin. Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in akıbetini aydınlatacak, failleri ve sorumluları yargı önüne çıkaracak etkin bir soruşturma ve yargılama süreci başlatın.
Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in gözaltında kaybedilmesi, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Bu suçun yargı kararıyla tespit ve ilan edilmesi, hukuk devletinin asgari gereğidir. Kaç yıl geçerse geçsin Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."