AYM'den 2011'deki Ostim patlaması davasında flaş karar: 'Yaşam hakkı ihlal edildi'
Ankara'daki organize sanayi bölgesinde 2011'de meydana gelen ve 11 kişinin yaşamını yitirdiği patlamada yaralanan işçinin açtığı tazminat davasının özenli bir şekilde yürütülmediğine hükmedildi.
Anayasa Mahkemesi, Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgelerinde 2011 yılında gerçekleşen gaz tüpü patlamasında yaralanan Nihat Günerkaya'nın başvurusunu karara bağladı. Mahkeme, kamu kurumlarına karşı açılan tazminat davasının yeterli özen ve süratle yürütülmediğini tespit ederek yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine hükmetti.
İSİG Meclisi: 3 ayda 432 kişi çalışırken öldü!
3 Şubat 2011'de Ankara'da iki ayrı işyerinde aynı gün meydana gelen patlamalarda toplam 20 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Soruşturma, patlamanın nedenini 'E. Gaz' olarak tanımlanan şirketin lisansı olmadan oksijen tüplerine doğal gaz doldurması ve ardından aynı tüplere uygun temizlik yapılmadan oksijen basması olarak belirledi. Konuya ilişkin görülen davada iki şirketin yetkilileri veya çalışanları olan yedi sanık hakkında 6 yıl 3 ay ile 18 yıl 9 ay arasında değişen sürelerde hapis cezaları verilirken davanın temyiz aşamasında olduğu ve incelemenin devam ettiği belirtildi.
Başvurucu, olayda ihmali olduğunu iddia ettiği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı ve belediyeler aleyhine 2012'de dava açtı. Ancak görev uyuşmazlıkları nedeniyle davanın esasının incelenmesine başlanması 6 yıl 4 ay sürdü. İdare Mahkemesi, üçüncü kişi kusuru bulunduğu ve idarelerin hizmet kusurunun doğrulanmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
EKSİKLİKLER TEK TEK SIRALANDI
Anayasa Mahkemesi, yargılama sürecinde önemli eksiklikler saptadı: Karara esas alınan bilirkişi raporlarının başvurucuya tebliğ edilmemesi, denetim raporları ve ruhsat belgelerinin dosyaya alınmaması, kamu kurumlarının denetim eksikliklerinin patlamanın şiddeti ve zararın boyutuna etkisinin yeterince incelenmemesi, usuli sürecin gereksiz yere uzamasına yol açan görev uyuşmazlıkları, mahkeme, tehlikeli sınai faaliyetlerde meydana gelen yaralanma olaylarında devletin "makul ivedilik ve özenle" hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi.
DOSYA İDARE MAHKEMESİNE GÖNDERİLDİ
İki üye, kararın kapsamına ilişkin karşıoy kullandı. Başvurunun yalnızca usul boyutuyla sınırlı tutulmayıp yaşam hakkının maddi boyutunun da incelenmesi gerektiğini savunuldu. Karşıoy gerekçelerinde, kamu makamlarının tehlikeli faaliyetler üzerindeki denetim yükümlülüklerini yerine getirmemesinin doğrudan yaşam hakkı ihlali oluşturduğu ve 2007'den beri hiç denetim yapılmamış bir işletmede lisanssız faaliyetin sürdürülmesinin bunu açıkça ortaya koyduğu belirtildi. Mahkeme, ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ve başvurucuya 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Dava dosyası, belirtilen ilkeler doğrultusunda yeniden incelenmek üzere Ankara 7. İdare Mahkemesine gönderildiği ifade edildi.