AKP'yi içten içe saran 3 korku Ankara kulislerinden sızdı
AKP ve medyası tarafından CHP'ye açılan butlan davası belli aralıklarla ısıtılıp servis edilmeye devam ederken aslında parti içerisindeki 'korku', Ankara kulislerinden sızdı. Ankara kulislerini yakından takip eden gazeteci Nuray Babacan, AKP’de aktif siyaset yapan bazı isimlerin; “saray çevresi” ve iktidar medyasının yönlendirmeleriyle yürütülen gelişmelere tepkili olduğunu yazdı.
'Gerçek partili' olarak nitelenen bu isimlerin, “saray çevresi” ve iktidar medyasına yönelik “Bizim adımıza siyaset yapmaktan vazgeçsinler” dediği aktarıldı.
PARTİ İÇERİSİNDEKİ GERÇEK KORKU
Babacan, parti içindeki bazı AKP’lilerin aslında farklı kaygılar taşıdığını yazdı. Bu kaygıların üç başlıkta toplandığı ve bunların da ; Sessiz seçmen, halkın mağdurdan yana tavır alma eğilimi ve ekonomik kriz olduğu ifade edildi.
“Bu AKP’lilere göre butlan kararı, AKP’nin kendi başına ördüğü bir çorap olabilir” yorumuna neden olan değerlendirmelerin ise şu şekilde olduğu belirtildi:
- “Mutlak butlan işi, siyaset bilmeyen, her şeyi Ankara’da algıyla yönetebileceklerini düşünenlerden çıkıyor. Onların ayrı bir gündemi bile olabilir. ‘CHP’yi parçalarsak, seçime kadar toparlanamazlar’ mantığıyla cumhurbaşkanına pazarlıyorlar. Bunun antidemokratik bir tavır olmasının dışında asıl mesele, yanlış olması.
- Vatandaşın tavrını küçümsüyorlar. Öyle bir durum oluşur ki; vatandaş, seçilme şansı en yüksek kim varsa gider ona verir oyunu yine sana vermez. Ayrıca kimilerine göre CHP’nin geçmiş bagajından kurtulmuş yeni bir parti, halktan daha fazla destek alabilir.
- Aklı selim olanlar, cumhurbaşkanına bu durumu aktardık. Aktarmaya da devam edeceğiz. Ama biz bir söylüyorsak arka kapıdan girenler üç söylüyor. Bunun önüne geçmeliyiz.
- Bütün bunlar yapılırken korkular besleniyor. 28 Şubat’ta yapılardan dert yanarken, şimdi onu 10 kat aşan uygulamalar var. ‘Bunlar iktidara gelirse bize ne yaparlar?’ korkusu var.
- Sorduklarında da söyledik; bu işi YSK’ya bırakmak gerekir. Seçim yargısı demişsin. Hem mahkeme olarak hem kurum olarak yetkileri Anayasa’da yazıyor. Nihai hüküm kurulduktan sonra kimsenin müdahale etmemesi gerekirdi.
- Normalde bir siyasi partini kongresiyle ilgili Asliye Hukuk Mahkemesi bir karar verirse bu YSK’ya gönderilir. YSK gündemine alır ve son karar verir. Başka mahkeme bunu bozamaz. ‘Kongrede rüşvet verildi’ denilse bile bu kişinin önüne sandık konulmuyor mu? Orada gerçek iradesini ortaya koyabilir. Yasa ona seçme hakkı vermiş. Bu sürece bile müdahale edemezsin aslında…
- Bütün bunları söylediğinde kötü oluyorsun ama böyle düşünenler hepsinden daha fazla AK Partili. Partimizin zarar görmemesi için söylüyoruz. ‘Bir yıl sonra seçim olacak gibi, o zamana kadar muhalefet bloğunu parçalarsak avantajlı çıkarız’ hesapları yapılıyor ama halkta bu hesap tutmaz.
- Konuya dertli vatandaş açısından bakarsak, ülkenin yüzde 70’i dertli. Normalde sandıkta 70-30 çıkması lazım. O yüzden arka kapıdan dolaşıp, hukuk dışı planlar öneriyorlar. ‘Seçmene bir parmak bal çalınıp, yeni vaatlerle yol alırız’ hesabı yapanlar tabandan kopuk…”