Merkez Bankası' nın kredi hamlesini eski ekonomisti açıkladı: Kolay çözüm kalmadı

Merkez Bankası eski Başekonomisti Hakan Kara, kredi büyüme sınırlarının neden sert bir biçimde aşağı çekildiğini anlattı.

Halk TV sizin sesiniz! Tıklayın güvenilir kaynağınıza ekleyin
Merkez Bankası' nın kredi hamlesini eski ekonomisti açıkladı: Kolay çözüm kalmadı

İç siyasette yaşanan kurultay iptali krizleri, döviz kurlarını tutmak adına bir haftada eriyen 8,4 milyar dolarlık rezervler ve Ortadoğu kaynaklı enerji şokları Türkiye ekonomisinde tansiyonu en üst seviyeye çıkarırken, Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz silahını çekmek yerine kredi büyüme sınırlarını sert şekilde aşağı çekmesinin arkasındaki sırlar aralandı.

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Merkez Bankası eski Başekonomisti Prof. Dr. Ali Hakan Kara, son dönemde tırmanan enflasyon, cari açık ve jeopolitik risklerin ekonomi yönetimini kaçınılmaz bir sıkılaşmaya zorladığını belirterek, bankanın faiz yerine neden kredi kısıtlamalarına sarıldığını ekonomi literatürüne geçen sarsıcı gerekçelerle anlattı.

Halk TV'yi güvenilir kaynağınız olarak eklemek için tıklayın

Prof. Dr. Kara, enflasyonla mücadelede zamanında atılmayan adımların faturasının ağır olduğunu vurgulayarak ekonomi yönetimi için artık kolay bir çıkış yolunun kalmadığı uyarısında bulundu.

YÜKSEK FAİZ KALİTESİZ SERMAYE AKIŞINI KÖRÜKLÜYOR

Uluslararası piyasalarda Türkiye’ye yönelik risk algısının çok yüksek olduğunu ve bu güvensizlik ortamı nedeniyle ülkeye nitelikli, kalıcı doğrudan yabancı sermaye girişlerinin son derece zayıf kaldığını belirten Prof. Dr. Hakan Kara, bu iklimde atılacak bir faiz artışı adımının ekonominin finansman kalitesini daha da bozacağını ifade etti. Kara, risklerin yüksek olduğu bir dönemde faizlerin daha da yukarı çekilmesinin, sadece kısa vadeli ve spekülatif sermaye akımlarını (sıcak para) körükleyeceğini, bunun da uzun vadede makroekonomik dengeleri ve finansal yapıyı iyileştirmek yerine daha kırılgan ve tahrip edici bir noktaya sürükleyeceğini kaydetti.

SİYASETİN VE TOPLUMUN FAİZ HASSASİYETİ

Merkez Bankası’nın resmi faiz artışından kaçınarak elindeki diğer yan araçlara yönelmesinin ikinci büyük nedenini tamamen kurumsal ve sosyolojik dinamiklere bağlayan Prof. Dr. Kara, Türkiye’de teknik ya da iktisadi kurallarla açıklanamayan çok net bir faiz hassasiyeti gerçeği bulunduğuna dikkat çekti.

Siyaset kurumunun ve toplumun geniş bir kesiminin faiz artışlarına karşı gösterdiği bu yüksek hassasiyetin, dolaylı ama çok güçlü bir şekilde ekonomi politikasının direksiyonundaki karar alıcıları ve para politikası yapıcılarını baskı altına aldığını belirten Kara, faiz konusunda hevesli olmayan Merkez Bankası’nın bu siyasi bariyeri aşmak adına çareyi parayı doğrudan kısmakta, yani kredi miktarını tayınlamakta bulduğunu ifade etti.

PARASAL İKTİSATTA 'FİNANSAL BASKINLIK' TEHLİKESİ

Faiz artırımının önündeki en büyük teknik engeli parasal iktisat literatüründe "finansal baskınlık" olarak tanımlanan kavramla açıklayan eski Başekonomist, borçlu şirketlerin ve hanehalkının gelirlerinin faiz oranları kadar hızlı artmadığı bir ekonomik ortamda faizleri daha da yükseltmenin piyasayı kilitleyeceğini vurguladı.

Normal dönemlerde pek görülmeyen, ancak faizlerin çok uzun süre yüksek seviyelerde asılı kaldığı veya derin kriz dönemlerinde ortaya çıkan bu durumun, şirketlerin ve vatandaşların banka borçlarını geri ödemesini imkansız hale getireceğini belirten Kara, faiz artışının borç ödeme zorlukları üzerinden doğrudan bankacılık sistemini vurarak çok daha büyük bir finansal istikrarsızlığı tetikleme riski barındırdığını, bu yüzden de kredi miktar kısıtlamasının tercih edildiğini kaydetti.

"ZOR TERCİHLER DÖNEMİ BAŞLADI, KOLAY ÇÖZÜM KALMADI"

Büyük resme bakıldığında AKP hükümetinin uyguladığı ekonomi politikasının tam anlamıyla bir sıkışma evresine girdiğini söyleyen Prof. Dr. Ali Hakan Kara, bu düğümün temel nedeninin hem enflasyonla mücadelede çok geç kalınması hem de içeride ve dışarıda çalkantıların bir türlü dinmemesi olduğunu belirtti.

Bu gecikme nedeniyle enflasyon ve faizlerin çok uzun süre yüksek seviyelerde asılı kaldığına dikkat çeken ünlü ekonomist, enflasyonun düşürülememesinin Türk lirasında zorunlu bir reel değerlenme sürecini beslediğini ve bu durumun sistemi başka bir kanaldan çıkmaza soktuğunu ifade etti.

Programın en başında, vakitli ve doğru dozda para, maliye ve yapısal reform hamleleri yapılarak enflasyonun başının erkenden ezilebileceğini ancak çeşitli nedenlerle bu fırsatın kaçırıldığını vurgulayan Kara, ekonomi yönetiminin de artık masada kolay bir seçenek kalmadığının farkında olduğunu ve Türkiye’yi çok zor tercihlerin beklediğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Halk TV Ekonomi Servisi
Merkez Bankası Kredi Faiz