Trump dünyayı çıkmaza soktu! Hürmüz'den sonra bir enerji boğazı daha kapanmanın eşiğinde
Yemen’de İran yanlısı Husilere bağlı Sana merkezli hükümetin Enformasyon Bakan Yardımcısı Muhammed Mansur, grubun bölgesel müttefikleriyle koordinasyon içinde hareket ettiğini belirterek Kızıldeniz hattındaki kritik geçiş noktalarına ilişkin çarpıcı mesajlar verdi. Mansur, Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Bab’ül Mendeb Boğazı’nın kapatılmasının “seçenekler arasında” olduğunu açıkladı.
BAE Hürmüz Boğazı'nı açtırmaya kararlı! İran'a karşı askeri harekat hazırlıkları başladı
Bu açıklama, Husilerin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından İsrail’e düzenlediği ilk füze saldırısıyla başlayan sürecin yeni bir aşamaya taşınabileceğine işaret etti. Mansur, söz konusu saldırının yalnızca sembolik bir adım olmadığını, aynı zamanda İran’ın yürüttüğü savaşa destek ve bölgedeki müttefik unsurlarla dayanışma mesajı taşıdığını vurguladı. Husilerin attığı her adımın “hesaplanmış” olduğunu söyleyen Mansur, hedeflerinin ABD ve İsrail üzerindeki baskıyı artırmak olduğunu ifade etti.
ÇİFTE BOĞAZ KRİZİ SENARYOSU

Küresel enerji dengeleri açısından ise asıl risk, deniz ticaretinin kalbinde yer alan boğazların eş zamanlı olarak devre dışı kalma ihtimali. Halihazırda Hürmüz Boğazı’nda yaşanan fiili kapanmanın petrol arzını ciddi şekilde tehdit ettiği ve fiyatları 100 doların üzerine taşıdığı belirtilirken, Bab’ül Mendeb’in de devre dışı kalması “çifte boğaz krizi” senaryosunu gündeme getiriyor. Bu hat üzerinden günlük yaklaşık 5-6 milyon varil petrol taşınırken, aynı zamanda Avrupa ile Asya arasındaki ticaretin önemli bir bölümü de bu güzergâhtan geçiyor.
İRAN "STRATEJİK SABIR" YAKLAŞIMINI UYGULUYOR

Uzmanlara göre Bab’ül Mendeb’in kapanması klasik bir abluka şeklinde değil, artan güvenlik riskleri ve sigorta maliyetleri nedeniyle gemi trafiğinin durma noktasına gelmesiyle gerçekleşebilir. Böyle bir durumda tankerlerin Afrika’nın güneyinden dolaşmak zorunda kalacağı, bunun da sevkiyat sürelerini haftalarca uzatacağı ve maliyetleri katlayacağı değerlendiriliyor.
Tüm bu gelişmeler, Tahran’ın doğrudan geniş çaplı bir savaştan kaçınarak küresel ekonomik maliyet üretmeye dayalı “stratejik sabır” yaklaşımını sahaya yansıttığı yorumlarına yol açıyor. Bölgedeki gerilimin uzaması halinde, enerji fiyatlarında yeni sıçramalar ve küresel ticarette ciddi daralma ihtimali giderek güçleniyor.