Murat Emir'den 'kurultay davası' çıkışı: Her türlü hukuksuzluğu deneyebilirler
CHP'nin kurultay davasında mahkeme, dosyanın İBB davasıyla birleştirilmesi için İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılmasına karar. verdi.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Halk TV'de Kürşad Oğuz'un sunduğu Rota isimli programda mahkemenin kararını değerlendirdi.
Kurultay davasında delil yok 'duydum' çok! İşte 'Seyyar iftiracı'nın skandal ifadesi!
CHP'nin kurultay ceza davasının üçüncü duruşması, bugün Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, dosyanın İBB davası dosyasıyla birleştirilmesi için İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılmasına karar verdi.
"DAVALAR SÜREÇ ODAKLI"
CHP'li Murat Emir, karara ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Gerçekten de bütün bu butlan davaları, kurultay davalarımız, bizim il kongresi davaları, gerek hukuk davaları gerek ceza davaları aslında süreç odaklı. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’ni tartıştırmak, zaten Cumhuriyet Halk Partisi kendi içerisinde kavgalıdır havası, algısı yaratmak... Bunun üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine parmak sallamak, hatta Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’na "Ankara’da otur, koltuğuna sahip çık" diyecek kadar istikamet çizmeye çalışma çabası var." dedi.
Murat Emir, değerlendirmesinde, "Biz bunu görüyoruz. Asıl amacın süreç odaklı bir şekilde partimizin yükselişini geriletmek, durdurmak mümkünse ve partide bir karışıklık yaratmak, birilerinin koltuk sevdası üzerinden siyaset hesaplarla süreci yürütmek olduğunu biliyoruz." ifadelerini kullandı.

"ÇILGINLIĞIN NEREYE VARACAĞINI KESTİRMEK KOLAY DEĞİL"
"Çılgınlığın nereye varacağını da kestirmek kolay değil." diyen Emir, şöyle konuştu:
"Şimdi burada çılgınlık kelimesini bilinçli kullanıyorum çünkü hukuki bir değerlendirme için gerçekten elimizde hiçbir şey yok. Şimdi sizin yayınınızın bir bölümünü dinledim, açıkça ifade ediyorsunuz; bugünkü duruşmada da sonuçta "Sen gördün mü?" diyen, "Ben gördüm" diyen hiçbirisi yok tanıklarda. "Duydum" diyor, "Söyleniyordu" diyor en fazla. Şimdi kaldı ki bu bir ceza davası, bu ceza davasının hâkimi, ilk hâkimi bakmamak için her şeyi yaptı. Çünkü ciddi bir hâkimdi, böyle bir iddianame olamaz, olmayacağını gördü. Bu benim yorumum yani yorumlayarak söylüyorum; bir üst mahkemeye başvurdu "Ben yetkisizim" dedi, Anayasa Mahkemesi kararını bekledi anımsayacaksınız. Sonra son kararnameyle hâkim değiştirildi, şimdi bir hâkim bakıyor.
"HÂKİMİN REDDETMESİ LAZIM"
Hâkimin karar vermesi lazım, reddetmesi lazım çünkü ortada somut delil yok ama getiriyorlar bunu 400 küsur sanıklı İBB davasına birleştirme gayretine düşüyorlar. Çünkü uzatmak istiyorlar, çünkü süreç odaklı çalışıyorlar ama bunun üzerinden gerçekten de başka işlere girişebilirler; kurultayımıza dönük olarak diğer davalardaki bekledikleri sonuçları yaratıp onun üzerinden karar verebilirler.
"EKONOMİK YARDIMLAR KESİLEBİLİR"
Karar vermeyi geciktirip sürekli tartıştırmayı tercih edebilirler veya günün birinde seçimlere doğru partiyle ilgili bu ekonomik yardımların kesilmesine kadar varabilecek Yargıtay üzerinden, Anayasa Mahkemesi üzerinden her türlü hukuksuzluğu deneyebileceklerini öngörüyorum şahsen. Ya burada tahminimizi şöyle yapamıyoruz çünkü ne kadar gözlerini karartacaklarını, adaleti ne kadar katledeceklerini, demokrasiyi ne kadar rafa kaldıracaklarını gerçekten kestiremiyoruz."
"SÖZ KONUSU OLAMAZ"
Emir, hazine yardımının kesilmesi veya siyasi yasak gibi beklentilerinin olup olmadığına ilişkin soruya, şöyle yanıt verdi:
"Bana bir hukukçu olarak soruyorsanız, bir siyasetçi olarak soruyorsanız; hiçbir şekilde bunun ihtimali söz konusu değil, olamaz. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin, yani buradan iki tane tanığın "duydum" ifadesiyle ceza davası açacaksınız, bu ceza davasını ortada hiçbir somut delil yokken getirip İBB davasına birleştireceksiniz... İBB’de Ekrem İmamoğlu’nu iktidara gelmek istemek, cumhurbaşkanı olmak istemek, partide güç sahibi olmak istemekle suçlayacaksınız, - bunun neresi suçsa? - Bu son derece doğal ve bizim suçsa bu suç hepimize ait çünkü biz Sayın İmamoğlu’nun cumhurbaşkanımız olması için mücadele ediyoruz açıkça. Ve ben de değişimci milletvekillerinden birisiydim, evet partinin daha doğru ellerde daha iyi gideceğini söyledik ve nitekim 31 Mart seçimleriyle görüldü.
"KAPATMAYA KADAR GİDEBİLİR, SİYASİ YASAKLAR GELEBİLİR"
Bunu suç sayıyor, onun üzerinden bizim kurultaylarımızı butlanla tehdit ediyor hiç olmamış gibi. Üzerinden iki olağanüstü bir olağan kurultay yapmışız, delegeler yenilenmiş, örgütler yenilenmiş... "Yok, hayır" diyorlar "Biz sizi ilk başa döndüreceğiz." Niye? Çünkü o CHP iyi bir CHP’ydi AKP için, böyle söylüyorlar.
Şimdi bunun üzerinden bir de Akın Gürlek Yargıtay’a bir iddianamede bir tezkere gönderecek, diyecek ki "İşte bu tip konular CHP’de çok geçiyor, buraya da bir bakın" diyecek.
Yargıtay harekete geçecek, bir kapatma davası açacak. Kapatma davası işte biliyorsunuz hazine yardımının kesilmesinden tam kapatmaya kadar gidebilir, siyasi yasaklar gelebilir.
Ya burada bir hukuk silsilesinden bahsetmiyorum, burada bir çılgınlık silsilesi var. Yani burada bir illiyet bağı yok, dolayısıyla bunları söylerken dikkatli olmak lazım.
"CHP'DE BİR AYRIŞMA VARMIŞ HAVASI YARATIYORLAR"
"Cumhuriyet Halk Partisi güçlüdür, ayaktadır, bütündür." diyen Emir, sanki CHP’de bir ayrışma varmış havası yaratıldığını ancak böyle bir şeyin söz konusu olmadığını vurgulayarak, "Koltuğunu kaybetmiş, eski koltuğunu özleyen üç beş kişi her partide çıkar, bunlar mümkündür ama bunları bir güç odağı varsayıp bunlarla yol yürüyüp bunlarla birlikte CHP’ye operasyon çekme çabası olduğunu görüyoruz ve biz bu operasyonun sahibini biliyoruz; saraydaki kişidir." değerlendirmesinde bulundu.
Operasyonlara karşı tüm CHP'liler olarak ayakta olduklarını kaydeden Emir, "Onların ne kadar hukuk dışı uygulaması varsa, ne kadar antidemokratik uygulamayı göz önüne alabileceklerse alsınlar; Cumhuriyet Halk Partisi’nin dayandığı, birlikte yürüdüğü milyonlar ve yüz yıllık geçmişi var, hiç kimse paniğe kapılmasın." dedi.
ERDOĞAN'IN CHP SORUSUNA "SABIRLI OLACAKSIN" YANITI
Murat Emir, Etiyopya dönüşü AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, yöneltilen CHP sorusuna verdiği, "Sabırlı olacaksın vakti geldiğinde de gereğini yapacaksın" cevabı hakkında ise şu değerlendirmeyi yaptı:
"Ucube bir rejimin içerisindeyiz. Aslında bu rejimin tarifi de çok kolay bizim açımızdan; bir tek adam rejimi. Yargının başındaki kendisi, Adalet Bakanı’nı nasıl seçtiğini, hangi özelliklerle, kriterlere bağlı seçtiğini en yakın zamanda tanık olduk. Yargının tepesinde, yürütmenin tepesinde ve her şeyin saati geldiğinde kendisi zamanlamayı yapıyor ve düğmeye basıyor. İşte bunlar da buna dönük hazırlık davaları olabilir ama bunların içerisinde adalet yok, bunun içinde hukuk yok, anayasa yok, kanun yok. Sarayda kendince bir plan yapıyor ve o planın zamanlamasını, nereye kadar gideceğini, nerede duracağını, durup durmayacağını o değerlendiriyor. Biz de buradan tahmin yürütüyoruz."
CHP'YE BASKILAR ARTACAK MI?
CHP'ye yönelik iktidar baskısına ilişkin konuşan Emir, 2026’nın 2025’e nazaran daha sert geçeceğini öngörebildiklerini kaydederek, "Bizim açımızdan zaten 2025 öyle bir yıldı ki, 19 Mart darbesi, Sayın İmamoğlu’nun, 16 belediye başkanımızın, bürokratlarımızın cezaevine konması, tutuklu yargılanmaları, olmayacak iftiralar üzerinden dosyalar oluşturulması... Biz buna en sert şekilde, en güçlü şekilde direncimizi gösterdik ve göstermeye devam ediyoruz. 2026’da da Akın Gürlek’in bakan olmasıyla birlikte ve diğer emarelerle birlikte değerlendirdiğimizde -ki bu da bugünkü gelişme de bunun bir parçasıdır- buna dönük doğrusu umutlu olmak için bir sebebimiz yok, yani daha sert olacağını öngörebiliyoruz." diye konuştu.