Murat Çalık doktorları bile şaşkına çeviren ameliyat sürecini Halk TV'ye anlattı! 'Bir gün boyunca aç susuz kaldım'

Murat Çalık doktorları bile şaşkına çeviren ameliyat sürecini Halk TV'ye anlattı! 'Bir gün boyunca aç susuz kaldım'
Murat Çalık, cezaevi koşullarında geçirdiği ameliyat sürecini ve sağlık hakkına erişimde yaşadığı sıkıntıları Halk TV’ye yazdığı mektupla anlattı. "Doktorlar bile şaşkındı" diyen Çalık, "Yaklaşık iki saatlik bir tıbbi işlem için neredeyse bir gün boyunca aç, susuz ve yoğun stres altında kaldım. Tarafıma yaşatılan bu süreç ile ilgili güzel memleketim adına üzüldüm…" açıklamasında bulundu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan Murat Çalık, İzmir Buca Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kaldığı süreçte sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor.

MURAT ÇALIK'TAN HALK TV'YE MEKTUP!

Geçtiğimiz günlerde bir ameliyat daha geçiren Çalık, karşılaştığı sorunları ve cezaevi koşullarında sağlık hakkına erişimde karşılaştığı güçlükleri Halk TV’ye yazdığı mektupta paylaştı.

Çalık, mektubunda tedavi sürecinde yaşadığı sıkıntıları, hastane sevkleri sırasında karşılaştığı belirsizlikleri ve sağlık hizmetine erişimdeki aksaklıkları detaylarıyla kaleme aldı.

"BİR GÜN BOYUNCA AÇ, SUSUZ VE YOĞUN STRES ALTINDA KALDIM"

İşte Murat Çalık'ın o mektubu:

"Halk TV’ye,

Yaşadığım hastane sevk sürecinde gösterdiğiniz ilgi, duyarlılık ve geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederek bu mektubu kaleme alıyorum. Talebiniz üzerine süreci, kısa ve net biçimde sizinle paylaşmak isterim.

Öncelikle ifade etmek isterim ki; devletimizin kurumlarına olan bağlılığım ve saygım her zaman bakidir. Bu satırların amacı hiçbir kurumu yıpratmak ya da hedef almak değildir. Ancak sağlık hakkını ilgilendiren bir sürecin, yaşandığı şekliyle kamuoyunun bilgisine sunulmasının önemli olduğuna inanıyorum.

Hastane sevkim öncesinde tarafıma yeterli bilgilendirme yapılmadan, kısa süre içinde hazırlanarak nereye götürüldüğüm bilgisi paylaşılmaksızın yola çıkarıldım. Bugüne kadar olan cezaevi sürecimde 1 gün önceden sayım sonrası tarafıma sevk edileceğim bilgisi verilir ve şu saatte hazır ol denirdi. Malesef bu sefer öyle olmadı. Hangi hastaneye götürüleceğimin bilgisi paylaşılmaksızın yola çıkarıldım. Ameliyatımı gerçekleştiren ve tıbbi takibimi sürdüren doktorların bulunduğu hastane dışında bir sevk yapılacağı asla aklıma gelmezdi çünkü ameliyatı gerçekleştiren doktorlarım taburcu esnasında Pazartesi günü dikişlerimin alınması ve kontrol için geleceğim bilgisini vermişti. Bu durumu bilmeme rağmen başka bir hasteneye doğru götürülmem doğal olarak bende kaygı yarattı.

Cezaevi nakil aracı İzmir Şehir Hastanesi’ne yaklaşırken bileklerimdeki soğuk demire sordum: “Neden? Neden ameliyatımı gerçekleştiren, takiplerimin yapıldığı Katip Çelebi Üniv. Hastanesi’ne değil de başka bir hastaneye sevk edildim? Neden ameliyat sonrası kontrollerimi ameliyatı yapan doktor değil de, ameliyatımda bulunmayan başka bir doktora aldırılmak istendi? Nedenlerin cevabını bulamıyorum. Neden?” Bu soruyu da kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

Sevk edildiğim hastanede dahi neden orada bulunduğuma dair bilgi sahibi olmamaları, yaşadığım kaygıyı daha da artırdı. Kendilerine, ameliyatımın yapıldığı hastanede kontrollerimin sürmesinin neden hayati bir öneme sahip olduğunu, geçmişte geçirdiğim hastalıkların durumlarını anlatmaya çalıştım. Tedaviyi bu koşullarda kabul edemeyeceğimi yazılı olarak da ifade ettim ve ilgili mercilere başvuruda bulundum.

Şehir hastanesindeki doktorlar da şaşkındı. Farklı bir hastanede farklı bir doktor ekibinin yaptığı ameliyatın kontrolü kendilerinden isteniyordu. Doğal bir sevk süreci yaşanmamıştı. Amacım tedaviyi reddetmek değil; doğru, güvenli ve sürekliliği olan bir sağlık hizmeti talebiydi.

İki saat Şehir Hastanesinde bekletildikten sonra cezaevine dönmek üzere yola çıktık. Tam cezaevi kapısında bu sefer Katip Çelebi Üniv. Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gitmek üzere yön değişikliği yapıldı. Muayenem ve ultrason işlemi hastanenin içersinde değil hastane girişinin hemen karşısındaki hijyen olmayan mahkum koğuşunun bulunduğu ortamda gerçekleştirildi.

Saatler süren bekleyişler, yönü değişen sevkler, cezaevi ile hastaneler arasında gidip gelen yollar… Yaklaşık iki saatlik bir tıbbi işlem için neredeyse bir gün boyunca aç, susuz ve yoğun stres altında kaldım. Tarafıma yaşatılan bu süreç ile ilgili güzel memleketim adına üzüldüm…

Tüm bu yaşananlara rağmen metanetimi korumaya çalıştım. İnancımdan güç aldım. Direncim bir inat değil; sağlığımı koruma çabasıydı. Bir insanın, ameliyatını gerçekleştiren doktorların bulunduğu hastaneden başka bir yerde yalnızca “işlem yapılması” için sevk edilmesinin doğru olmadığına inanıyorum ve neden böyle bir karar alındığına anlam veremiyorum.

Anayasa Mahkemesi’nin geçmişte yaşadığım sağlık sorunları nedeniyle yaşam hakkımın ve maddi-manevi bütünlüğümün korunması için gerekli tüm tedbirlerin alınması gerektiğine dair açık tespitine rağmen, bu sürecin bu denli özensiz yürütülmüş olması beni derinden üzmüştür.

Bu süreçte başta sizler olmak üzere, sorumluluk bilinciyle hareket eden tüm basın emekçilerine teşekkür ediyorum. Gösterilen ilgi ve duyarlılık, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından kıymetlidir.

Bu mektup bir şikâyet değil; daha insani ve daha özenli uygulamaların mümkün olduğuna olan inancın ifadesidir.

Saygılarımla,

Mehmet Murat Çalık"

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi