James Jeffrey Halk TV'ye konuştu WikiLeaks sorusunu yanıtladı

Eski ABD Ankara Büyükelçisi ve Trump'ın ilk ABD Başkanlığı döneminde ABD Suriye Özel Temsilciliği görevinde bulunan James Jeffrey, Halk TV'den Işın Eliçin'e konuştu. Jeffrey, Wikileaks belgelerinde Türkiye hakkında sarf ettiği sözler için konuştu.

ABD'nin Orta Doğu politikalarında en önemli siyasetçilerinden James Jeffrey, Halk TV Dış Haberler Müdürü Işın Eliçin'in sorularını yanıtladı.

Jeffrey'in röportajında öne çıkan sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

james-jeffrey-halk-tvye-konustu-wikileaks-sorusunu-yanitladi.jpg

"Siz Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye Demokratik Güçleri'yle işbirliği ilişkisini Türkiye'nin Heyet Tahrir eş Şam'la ilişkisiyle karşılaştırmış ve her ikisi için de kohabitasyon ya da birlikte yaşama tabirini kullanmıştınız. Bunu biraz açar mısınız?" sorusuna şöyle yanıt verdi:

  • "Elbette. Türkiye'ye hep söylediğimiz şey ve en azından şahsen benim ve birçok Amerikalı yetkilinin SDG liderliğine hep söylediği şey SDG'yle ilişkimizin geçici ve taktiksel bir al-ver ilişkisi olduğuydu.
  • Onların PKK ile bütün bağlarını biliyorduk. Dolayısıyla Türkiye'ye hiçbir şekilde saldırı düzenlememeyi ve kesinlikle Amerikan silahlarını, istihbaratını, diğer desteği Türkiye'ye karşı kullanmayarak IŞİD'le savaşa odaklanmayı kabul ettiler. Tıpkı HTŞ'nin Esad'la savaşında olduğu gibi, onlar da IŞİD'le mücadelede son derece etkiliydiler."

"WikiLeaks tarafından sızdırılan Amerika'nın diplomatik yazışmaları arasında, sizin Ankara Büyükelçiliğiniz döneminde Türkiye'nin Orta Doğu politikasına dair 2009 yılındaki sözleriniz çok alıntılanmıştı. Türkiye'yi hırsları bakımından Rolls-Royce'a, kapasitesi bakımındansa Rover'a benzetmiştiniz. 15 yıl sonra Ankara'nın hırslarıyla kapasitesi arasındaki uçurumu kapattığını düşünüyor musunuz?"

  • WikiLeaks'in benim ya da diğer Amerikalılara ait olduğunu iddia ettikleri açıklamalara dair yorum yapma iznim yok. Bugünkü kanaatim, Türkiye'nin Orta Doğu'ya dair bugünkü hırslarının benim büyükelçi olduğum döneme göre daha gerçekçi olduğu yönünde. O zamanlar "sıfır sorun" dönemiydi ve Türkiye bütün Arap ülkeleriyle ve Mavi Marmara olayına kadar da İsrail'in en nüfuzlu ana ortağı olmak istiyordu. Şimdi hırsları azaldı. Başlıca rakibi İran artık eskisi kadar tehdit edici değil. İkinci olarak hepimizin ortak sorunu Rusya, Türkiye'nin kuzeyinde. Artık esas olarak Birleşik Arap Emirlikleri, Katar olmak üzere Körfez ülkeleriyle normal ilişkiler kurmaya odaklandı. Yakın zamanda Mısır da buna dahil oldu. Artık çok önemli güvenlik ve ekonomik çıkarlarının bulunduğu, büyük nüfus sahibi olduğu Suriye ve Irak'a odaklandı. Kanımca şu anda hırslarıyla artan kapasitesi birbiriyle büyük ölçüde hizalanmış durumda.

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi