İBB davasında 36. gün: Tutuklu isim nasıl itirafçı olmaya zorlandığını anlattı
İBB davasının 36. gününde savunma yapan eski emniyet müdürü Yener Torunler, örgüt suçlamalarını reddederek soruşturma sürecinde baskıya maruz kaldığını öne sürdü.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 77’si tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 36. duruşması, Marmara Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki salonda başladı.
Sanıklar, avukatlar, gazeteciler ve izleyicilerin hazır bulunduğu duruşmada savunma yapan İBB dosyasında örgüt yöneticisi olmakla suçlanan Murat Gülibrahimoğlu’nun koruma polisi eski emniyet müdürü Yener Torunler, görev yaptığı süre boyunca herhangi bir örgüt faaliyetiyle karşılaşmadığını söyledi.
Torunler, soruşturma sürecinde bildiği her şeyi anlattığını ancak söylediklerinin dikkate alınmadığını belirterek, “Duymak istediklerini duydular, duymak istemediklerini duymadılar” dedi.
Örgüt suçlamalarını reddeden Torunler, “İnsan, varlığından haberdar olmadığı örgüte nasıl üye olabilir? Ben bu örgütün varlığını ilk kez savcılık sorgusunda öğrendim. Bu yaştan sonra benim irademi kim teslim alabilir? Ben CHP üyesiyim, başka da örgütle ilişkim yoktur. Partimizin lideri Mustafa Kemal Atatürk’tür, lider olarak yalnızca onu takip ederiz” şeklinde konuştu.
Savunmasında, ifade sürecinde kendisine baskı yapıldığını öne süren Torunler, avukat Mehmet Yıldırım’ın kendisine bazı isimler hakkında ifade vermesi yönünde telkinde bulunduğunu iddia etti.
NASIL İTİRAFÇI OLMAYA ZORLANDIĞINI ANLATTI
Torunler, “Avukat Mehmet Yıldırım ile Cahit Vahit Sarı’nın arkadaş olduğunu söyledi ve yanımda aradı. ‘Yarın yanındayız’ dedi. Savcı ile yaptığı yazışmayı da bana gösteriyordu. Savcının yanına ilk Mehmet Yıldırım girdi. Çıktığında bana Fatih Keleş ve Zafer Keleş’e para götürdüğümü söylememi istedi. Ben de olmayan bir şeyi söyleyemem dedim. İfadeye girerken yanımda değildi, sonra girdi, ‘Aynen katılıyorum’ dedi. İfadeyi imzaladık” açıklamasında bulundu.
Tutuklamaya sevk edilmesinin ardından da benzer girişimlerin sürdüğünü ileri süren Torunler, “Tutuklamaya sevk edildim. Beklerken yanıma Mehmet Yıldırım geldi, savcı olduğunu söylediği kişiyle telefonda konuştum. ‘Seni çıkaracağız’ dedi. Cezaevinde Mehmet Yıldırım görüşüme geldi. ‘İfadende ufak bir değişiklik yapınca serbest kalacaksın’ dedi. Fatih Keleş ve Zafer Keleş’e para götürdüm diye ek beyan vermemi söyledi. ‘Senin ifaden, Cem’in söyledikleriyle birlikte inandırıcı hale gelecek’ şeklinde yanıt verdi” dedi.
Cem Çelik ile tutukluluk değerlendirmesi sırasında karşılaştığını belirten Torunler, “Ben ifade vermeye gitmedim ama Cem Çelik gitmiş. Ancak Cem Çelik çıkamamış, defalarca etkin pişmanlık ifadesi vermiş. Ancak sonra verdiği ifadelerde plan tutmamış ki adımı vermemiş. Tutukluluk değerlendirmesinde Cem Çelik ile karşılaştık. Bana, ‘İnat etme, insanları kurtarmak sana kalmadı. Ver ifadeni, buradan birlikte çıkalım’ dedi” ifadelerini kullandı.
Daha sonra İmamoğlu, Torunler'e soru yöneltti
İmamoğlu: Sizinle biz daha önce tanışıyor muyduk?
Torunler: Hayır.
İmamoğlu: Yani biz sizinle burada tanıştık. Sizinle de gurur duyduğumu belirtmek isterim.
İmamoğlu: 3 harfli marketlerde 44 milyon liraya yakın alışveriş görüyorum. Bunu savcılık gördüğünde genelde bir suç isnatına dönüştürüyor. Bu hususla ilgili, sizin de bir gözleminiz olmuştur diye, siz bu kartların acaba nerede kullanıldığını, kime; bir kuruma mı, siyasi partiye mi, kimlere verildiği hususunda bir bilginiz var mı?
Torunler: Biz şirket olarak kart alırdık. Kamu kurumlarına, belediyeye, AKP teşkilatına da verirdik. Yıllar içerisinde aldığımız kartlardır.
İmamoğlu: AKP teşkilatı derken?
Torunler: Valiliğe verirdik, valiliğin sosyal yardımlaşma adı altında fakirlere dağıttığını biliyorum. AKP İl Başkanlığı’na verirdik.
İmamoğlu: CHP’ye verdiniz mi?
Torunler: Vallahi gönlümden geçmiyor değildi ama vermedik. Belediye olarak Üsküdar, Kartal, Sultangazi, Eyüp belediyelerine verdik.
İmamoğlu: Bir başka husus, iddianamede benim dikkatimi çekti. Bu firma 2019-20 yıllarında batmış. Sonra da benim usulsüz, hukuka aykırı işlemlerle birlikte bu firmayı zengin ettiğim söyleniyor. 2019’un sonunda Eyüpsultan Belediyesi’ne, Deniz Köken başkanlığında, Kuzey İstanbul Modern bir protokol yapıyor; camii inşaatı ve kültür tesisi diye. Bu protokol çerçevesinde binanın tamamlandığı söyleniyor. Siz bu protokole şahit misiniz?
Torunler: Sayın Başkan, öncelikle biz şirket olarak 2019 yılından sonra ekonomik olarak zor duruma düşmedik. Projeler bitince personel çıkışı yapıldı ama ekonomik küçülme olarak yanlış anlaşıldı. Orada bir proje yapıldığını, büyük bir proje olduğunu, orada bir yatırım yapıldığını biliyorum.
İmamoğlu: Hadiye Ersoy adına bir camii ve bir kültür alanı yapıldığını biliyorum. Murat Bey’in akrabası galiba. Biz bağış yapılan paradan da, yapılan iş ve işlemlerden de yüzlerce yıl yargılanıyoruz. AKP’nin zor duruma düştüğü diye belirtilen yerde bu protokolün yapıldığı kayıtlara geçsin. Protokolü de avukatlarım size verir. Umarım size faydası olur.
İmamoğlu: “Sayın Bakan’ın bu mahkemeyi etki altında tuttuğunu düşünüyorum. İmamoğlu suç örgütü dedi, rüşvet ve suç ağı oluşturdular dedi. Televizyonda söyledi ya. Ben bu rüşvet havuzu, yolsuzluk havuzu, asrın yolsuzluğu gibi hususları aynen kendisine iade ediyorum. Şahsıma söyledi, ismimi kullandı Sayın Başkan. Siz bu mahkemeyi yönetiyorsunuz ve sizi etki altında tutmaya çalışan bir Adalet Bakanı ile karşı karşıyayız, karşı karşıyasınız. Kendini yargıç zanneden Adalet Bakanı’na haddini bildirmek zorundasınız. Türkiye’nin beka sorunu haline gelen bu bakan hakkında Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Devlet Bahçeli’yi de buradan uyarıyorum.”
İBB Davası’nda 35. gün: İBB Genel Sekreteri Alpay'a hesap hareketi soruldu