İBB davasında 19. gün: Avukat çantasından para çıkardı ve hakime sordu: 'Rüşvet aldınız' desem nasıl aklanacaksınız?

İBB davasında 19. gün: Avukat çantasından para çıkardı ve hakime sordu: 'Rüşvet aldınız' desem nasıl aklanacaksınız?
İBB Davası'nın 19'uncu günü sona erdi. Bugünkü duruşmada İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan savunma yaptı. Özkan'ın savunmasındaki "Seçim kampanyası yapmak örgütsel eylem mi kabul ediliyor?" çıkışı öne çıktı. Duruşma, pazartesi günü (13 Nisan) devam edecek.

Beyoğlu dosyasının ana dava ile birleştirilmesiyle birlikte tutuklu sayısı 92’ye, toplam sanık sayısı ise 414’e çıkan İBB davası, bugün 19. gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki duruşma salonunda görülmeye devam ediyor.

Duruşmada ortaya çıkan yeni bilgiler ışığında duruşma savcısı, mahkemenin; 'itirafçı' Naim Erol Özgüner hakkında, "kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi ve paylaşılması" suçlamasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmasını talep etti.

18.00 | DURUŞMA PAZARTESİ (13 NİSAN) DEVAM EDECEK

Mahkeme başkanı, Özkan'ın savunmasına ara vermesini isteyerek duruşmayı bitirdi. İBB Davası, pazartesi günü (13 Nisan) devam edecek.

15.55 | "SEÇİM KAMPANYASI YAPMAK ÖRGÜTSEL EYLEM Mİ?"

İBB Davası’nda sıra, Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan’ın savunmasına geldi. Özkan söze, “387 gündür bu anı bekliyorum. Sabrınızı rica edeceğim” diyerek başladı.

"İBB'de herhangi bir titrim, unvanım yok. Bir kamu çalışanı değilim. Suçsuz günahsız, delilsiz ispatsız bu günü bekliyorum" diyen Özkan, vatandaşlık haklarının ihlal edildiğini de belirtti. Emniyette ve sulh ceza hakimliğinde her şeyi anlattığını söyleyen Özkan, 2014, 2019 ve 2024 seçim kampanyalarını yürüttüğünü, Cumhurbaşkanlığı kampanyasına da başladıklarını ancak hapse atıldıklarını ifade etti.

"BU İDDİALAR TUTUKLANMAMI GEREKTİRECEK KADAR AĞIRSA NEDEN DAVA KONUSU YAPILMADI?"

Tüm banka hesaplarına ve gayrimenkullerine el konulduğunu ifade eden Özkan, "20 tane gayrimenkulüm görünüyor. 17'si dedelerimden miras. MASAK raporu diyor ki o tarlalarda benim bölümüm yüzde 2,85. 17 tarlamın 17'sini, tanesini 5 bin liradan satabilirim" dedi. Özkan, tarafına Eylem - 13 ve Eylem - 4'le ilgili soru sorulmadığını, kendi ısrarıyla Eylem - 4'ten sorgulandığını söyledi ve "İddianamedeki bu iddialar tutuklanmamı gerektirecek kadar ağırsa neden dava konusu yapılmadı? Neden bana soru sorulmadı?" ifadelerini kullandı.

İddia makamının tarafsız olması gerektiğini, Türk milleti adına karar verdiğini ifade eden Özkan, Silivri'den Kandıra Cezaevi'ne nakledilmesine ilişkin, "Nereye gittiğimizi bilmiyordum. Gecenin bir vakit sağlık kontrolü dediler" ifadelerini kullandı. Daha sonra casusluk iddiasıyla da tutuklandığına değinen Özkan, cezaevindeki görevlilerin James Bond'a atıf yaparak kendisine "Hoş geldin 007" dediklerini de söyledi.

"Ben hangi işi yaparsam yapayım tutkuyla yaptım, başıma gelmeyen kalmadı. Sanki bu ülkede demokrasi yok, anayasa yok, ana muhalefet partisine seçim kampanyası yapmak sanki suç" diyen Özkan, "1990'dan beri kurulan her hükümetle çalıştım. Kimsenin kapısına gitmedim. Onlar bana geldi" dedi. Özkan ayrıca, İmamoğlu'nun 2019'da 13 bin oyla kazandıktan sonra seçimin yenilenmesi ve farkın 800 bine çıkmasının gücünü arttırdığına da vurgu yaptı.

"Yaptığım işi hakikatin iletişimi olarak tanımlıyorum" diyen Özkan, yürüttüğü her kampanyada hakikati tüm yalınlığıyla göstermeyi amaçladığını ifade etti. Özkan ayrıca, "Ben işimi 42 yıl boyunca üstlendiğim her işte olduğu gibi hakkıyla yaptım ve demokrasimiz adına sonuç alınmasına yardım ettim. Bu yüzden de göze battım ve hedef seçildim" sözlerine de savunmasında yer verdi. Özkan, "Beni özgürlüğümden mahrum edenler, kanunları çiğnemediğimi de iyi biliyorlar" dedi.

"İDDİANAMEYİ YAZAN KİM?"

Sosyal medyada paylaşımlar yapan Emre Erciş isimli kişinin, 27 Şubat 2025'te "Ekrem İmamoğlu'nun yapmış olduğu tüm illegal faaliyetler" diyerek tweet attığını söyleyen Özkan, kasım ayında hazırlanan iddianamenin girişinde aynı şekilde yer aldığını belirtti ve "İddianameyi yazan kim? Bu beyefendi yazıyor olamaz herhalde. Eğer o yazmıyorsa, bu beyefendi ya müneccim ya da birileri bu bilgileri ona servis ediyor." dedi.

"Değil herhangi bir suç örgütüne üye olmak, hayat boyu en ufak bir sabıka kaydı olmayan, trafik cezası bile almamış, devlete, millete, kanunlara ve kurallara sadık bir vatandaşım ben" diyen Özkan, 1983 yılında 12 Eylül darbesini yapan generaller tarafından ordudan atıldığını ifade etti. Özkan, "Bizim gibi Atatürkçü, yurtsever subayları attılar, kapıları FETÖ’ye açtılar. Sonuç malum…" dedi.

2012 yılında mahkeme kararıyla itibarının iade edildiğini, TSK'ya kıdemli albay rütbesiyle davet edildiğini de söyleyen Özkan, "Aradan 30 yıla yakın zaman geçmişti. Göz bebeğimiz olarak kabul ettiğim TSK’nın düzenini bozmak yerine kıdemli albay rütbesiyle emekli olmayı tercih ettim. Bugün statüm kıdemli emekli albay statüsüdür" dedi. Özkan ayrıca şu ifadeleri de kullandı:

"Şuna inandık ve inandırıldık: Bu ülkede, bu devlette kanunsuz ve kuralsız hiçbir şey yapılmaz; devlet kanunsuz iş yapmaz"

"BANA NECATİ'Yİ GETİR, BEN ONA BİR SUÇ BULURUM MU DENDİLDİ?"

"Stalin bir gün adama kafayı takar, onu getirin der. Suçu yok yanıtını alınca, sen adamı getir ben ona bir suç bulurum der. Başıma bu mu geldi?" diye soran Özkan, "Bana Necati'yi getir, ben ona bir suç bulurum mu denildi?" ifadelerini de kullandı. Davayı açanların da iddianameyi yazanların kendisinin kanunsuz ve ahlaka aykırı bir şey yapmadığını bildiğini ifade eden Özkan, 42 yıllık meslek hayatında AKP hükümetinin bakanlıklarına ve Başbakanlık'a bağlı kuruluşlara hizmet verdiğini de sözlerine ekledi.

"Hakikatlere gelirsek" diyen Özkan, "2014'ten beri Sayın İmamoğlu'nun siyasi danışmanlığını yapıyorum, seçim kampanyalarını yönetiyorum. Belediyenin rutin iletişim işlerini ben değil belediye kadroları yapıyor. Seçim kampanyası yapmak örgütsel eylem mi kabul ediliyor?" ifadelerini kullandı. Özkan ayrıca, "MASAK raporunda da ne benden veya şirketlerimden İBB veya iştiraklerine, ne de onlardan bana veya şirketlerime tek bir kuruşluk hesap hareketi bulunabilmiştir" dedi.

Özkan, casusluk iddiası nedeniyle tutuklandığı, İBB Dosyası'nda da bağlı olduğu örgüt yöneticisi olarak gösterilen Hüseyin Gün'den söz ederek, "O kim ki bana talimat versin? Hangi donanımla, yetkiyle?" dedi. Özkan, "Eğer ben de bu suç örgütüne üye olup özgür irademi örgüt talimatlarına terk etmiş isem; bunu gösteren sıralı eylemler ve bunların kanıtlarının dosyada bulunması gerekmez miydi?" diye sordu.

whatsapp-image-2026-04-09-at-15-54-13.jpeg

15.51 | KİŞİSEL VERİLERİN HUKUKA AYKIRI ŞEKİLDE ELE GEÇİRİLMESİ İDDİASIYLA SUÇ DUYURUSU TALEBİ

Naim Erol Özgüner hakkında, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi ve paylaşılması iddiasıyla savcılık tarafından suç duyurusunda bulunulması talep edildi.

Avukat, "Videonun 13.35’in dakikasında “İleride Erol Bey’in de somut gördüğü bir şey vardı. Bu telefonun da erol bey de bulunduğu ilgili adli makamlar tarafından biliniyordu” diyor. Yani Naim Erol tutukluyken telefon ondaymış. Özgürlük pazarlığını buradan yapmışlar. Bu telefon üzerinden yapılan ahlaksız pazarlıktır. Savcılık nereden biliyordu. Madem biliyordu o güne kadar niye almadı? Görselde 23 Mart 07,57 yazıyor. O sırada ekrem bey sorgu bekliyor. Bu telefonun özgürlük pazarlığı için elde tutulduğunun kanıtıdır. Bu teelfonun 14 Mayıs öncesi yapıldığı söylenen aramada ele geçtiği söyleniyor. Arama kararının tarihi 27 Nisan 2025. Bu tarihte telefona el koydum diyor plis. 27 Nisan’dan 12 Mayıs’a kadar ne yaptınız?" dedi. Bunun üzerine İmamoğlu, 'iddia makamı şaibelidir' dedi.


İtirafçı Naim Erol Özgüner'in, Ekrem İmamoğlu'nun yıllar önce kullandığı telefonu savcılığa teslim etmesini hatırlatan avukat Koçoğlu, servis edilen fotoğrafta telefonun ekranındaki tarihin 23 Mart 07:57 olduğunu ifade etti. Telefonla ilgili arama kararının 27 Nisan 2025 olduğunu, 14 Mayıs'tan önce yapılan aramada da ele geçirildiğini belirten Koçoğlu, "Bu durum, telefonun özgürlük pazarlığı için elde tutulduğunun kanıtıdır" dedi. Avukat Koçoğlu, "Naim Erol güvenilmezdir. Bu dosyada tek doğru verdiği bilgi, adı soyadıdır. Kendi adına şirket kurup daha sonra bu şirketi İBB çalışanına geçiren, ondan sonra da şoförünün üzerine geçiren kişidir. Ne oldu şoför operasyonu yaptınız niye onu almadınız?" dedi. Müvekkiliyle ilgili "Kendi ülkesinde rehin tutuluyor" ifadelerini kullanan Koçoğlu, ifadeleri birebir aynı olan gizli tanıklar Meşe ve İlke'ye de değindi, "Onları aynı andan getirin. Gelemezler ki. Çünkü aynı kişi" dedi.

15.22 | "İBB HANEM DOSYADAN AYRILSIN"

Koçoğlu, söz konusu dosyadan 'İBB Hanem'in ayrılması gerektiğine vurgu yaptı ve "İBB Hanem hayata geçmemiş bir proje. Müvekkilim ilk kez benden duydu bu projeyi. İBB Hanem’de hiç kimse Melih Geçek vardı demiyor" dedi

15.08 | "İTİRAFÇI ÇAĞLAYAN'DA KIZ ARKADAŞIYLA YEMEK YEDİ"

"Bizleri ham delillerle yargılamak zorundasınız" diyen Koçoğlu, "Benim müvekkilimi lansmanına bile davet edilmediği İstanbul Senin uygulamasının sorumlusu olarak görüyorlar" değerlendirmesinde bulundu. Koçoğlu, itirafçı Naim Erol Özgüner'in Çağlayan Adliyesi'nin 7. katında kız arkadaşıyla birlikte yemek yediğini ancak müvekkiline yemek verilmediğini de söyledi.

12.14 | AVUKAT ÇANTASINDAN PARA ÇIKARDI, KENDİNİZİ NASIL AKLAYACAKSINIZ?

Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu, çantasından 4 balya para çıkararak savunmasına devam etti. Koçoğlu, “Dün 500 bin lira çektim. Bakın şimdi sizinle burada baz verdik. Ben 2 yıl sonra desem ki benim müvekkilim rüşvet karşılığı tahliye ettiler, nasıl kanıtlayacaksınız? Kendinizi nasıl aklayacaksınız? Sizinle bazım var burada. Bu insanlar işte bu yüzden yatıyor. Dosyada bu yapılıyor. Baz kaydıyla yargılıyorsunuz. Bir deli çıkıyor, ben para verdim diyor; ispatı yok. Nasıl aklayacaksınız? Aklayamazsınız. Bu insanlar aklayamadı, siz de aklayamazsınız. Bizim yargı sistemimiz bu yüzden ‘şüpheden savcı yararlanır’a döndü.” diye konuştu.

İBB operasyonları yapıldığından beri savcılıkla muhatap olamadıklarını ancak kendisi nisan ayında gözaltına alındığında savcıyı görebildiğini ifade eden avukat Koçoğlu, savcıyla görüştüklerinde dosyanın etkin pişmanlık üstüne oturtulacağını anladığını belirtti. Koçoğlu, başka bir savcıyla daha görüştüğünü, şimdi başsavcı vekili olan dönemin savcısının kendisine, "Biz senin suç işlemediğini biliyoruz ama seni almamız gerekiyordu" dediğini ifade etti. Koçoğlu, "Ben bunu yaşadıysam buradakiler kim bilir neler yaşadı" dedi.

11.33 | "BELKİ DE ŞU AN HUKUKA AYKIRI DELİLLERLE YARGILANIYORUZ"

Avukat Koçoğlu, savcılık makamının soruşturma aşamasında avukatların işini zorlaştırdığını ancak yargılama aşamasında daha da ileri gittiğini söyledi. Dosyadaki dijitallerin savcılıkta olduğunu ifade eden Koçoğlu, "Savcı neyi verdi, neyi vermedi bilmiyoruz. Dosyada eksik evrak olmadığı ne malum? Belki de şu an hukuka aykırı delillerle yargılanıyoruz. Benden hukuki savunma yapmamı istiyorsunuz ama savcılık makamı bana delilleri vermiyor. Nasıl yapacağım?" dedi.

11.25 | "HAKLININ ACELESİ VARDIR"

Geçek'in avukatı Yiğit Gökçehan Koçoğlu'nun savunması başladı. Avukat Koçoğlu, babasının Balyoz Kumpası'nda tutuklanıp 1,5 yıl hapis yatan bir isim olduğunu ve daha sonrasında beraat ettiğini, 2022 yılında da tazminat aldıklarını belirterek söze başladı. Koçoğlu, "Haklının acelesi yok derler. Tutukluluk varsa, haklının acelesi vardır. Sizden adalet bekliyoruz" açıklamasında bulundu.

İmamoğlu Melih Geçek’e: “Benim size herhangi bir baskım ya da telkinim oldu mu, gördünüz mü, duydunuz mu?

Geçek: “Asla duymadım. Hatta siz, ‘Kimse bana ne olacağım diye gelmesin’ demiştiniz. Benim sizinle tek temasım, fotoğraf çekilip ‘hayırlı olsun’ dediğim görüşmeydi, o kadar.

İmamoğlu: “İstanbul, senin duygularını kullandık. Seçimi kazandıktan sonra şehri senin pankartlarınla donattık. Bunu uygulamaya da döndürdük. Peki İstanbul’la ilgili zihninde herhangi bir tereddüt ya da karanlık bir nokta oluştu mu?

Geçek: “Oluşsaydı size söylerdim. Sonuçta güzel bir logo ortaya çıktı. Üstelik bizim yazılımla ilgili tüm güvenlik önlemlerini aldık.

İmamoğlu, Geçek'e "İddianamenin starı Hüseyin Gün'le toplantı dışında bir münasabetin oldu mu?" diye sordu. Geçek, "Biz kendisine notumuzu vermiştik. Kendisine kartvizitimi bile vermedim" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan ise, eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner'in ifadesinde "Necati Özkan İstanbul Senin'in reklam işleri yapardı" dediğini hatırlattı. Bunun üzerine Geçek, "Erol öyle ifadeler kullanmış ki, alın çürütün demiş bize" ifadelerini kullandı.

11.56 | NECATİ ÖZKAN'DAN DİKKAT ÇEKEN SORULAR

İmamoğlu'nun Geçek'e soru sormasının ardından Necati Özkan da Geçek'e soru yöneltti.

Necati Özkan: 2014'ten beri tanışıyoruz. 3 tane teknik soru sormak istiyorum. Öncelikle aslında Eylem 13'te 3 önemli konu var sayın başkanım. Bir tane tapeyle başlıyor Eylem 13, arkasından Hüseyin Gün geliyor. Bir de forward edilmiş (iletilmiş) e-mailler diyeceğimiz e-mailler geliyor. Şimdi tape şu ana kadar hiç konuşulmadı. Yani o tapede ne konuşuluyordu? Ne anlatılıyordu? Neden o tape orada var? Şu ana kadar kimse ona değinmedi. Muhtemelen bundan sonra belki bir değinir. O yüzden kimse değinmediği için de soruyu soramıyorum. Hüseyin Gün ile ilgili soracağım biraz sonra Melih Bey'e. Ama dün Melih Bey ifadesini verirken kimse dikkat etmedi ama benim dikkatimden kaçmadı; bir laf etti. Dedi ki: "Forward edilmiş e-mailler delil olamaz" Bunda neyi kastediyorsunuz Melih Bey?

Melih Geçek: Şimdi Başkanım, burada iddianamede görmüşsünüzdür mailler var. O maillerin eklerini ben dosyada göremedim. Bu haliyle forward edilmemişler de delil olamaz. Uzmanlık alanım kurumsal mail sistemleri olduğu için birçok bilirkişi raporunda da görüşlerimi ben bildirdim. Uluslararası davalarda da mailin delil olabilmesi için, orijinal dediğimiz; bütün hangi sunucudan geldiği, hangi sunucuya gittiği, kaç saniyede transfer edildiği, mailin orijinalinin bozulup bozulmadığının belgelenmiş olması lazım. Mailin orijinal dosyası ve bu bilgiler olmadan bir mail delil olamaz. Şimdi burada bir de forward edilmiş; forward edilmişi, iletirken bir satır eklersiniz 2 satır eklersiniz. Bunun bir delil niteliği yoktur. Ama maalesef bunlar içeriğini bilmiyorum, okumadım benle de alakalı değil ama uyarma gereği duydum. Bunların delil olma ihtimali yoktur.

Necati Özkan: Teşekkürler. Bunu şunun için sordum: Çünkü Eylem 13 ile ilgili biraz sonra, öğleden sonra herhalde sıra gelecek. Kendi meselemi anlatırken orada bir tane forward edilmiş (iletilmiş) e-mail var İsmet Koyun'dan gelen; orada ben CC konulmuşum. O yüzden bunu sormak istedim. İkinci sorum şu: Melih Bey, Naim Erol Özgüner'in ifadesinde şöyle bir laf geçiyor. Diyor ki Naim Erol Bey: "Melih Geçek'ten öğrendiğim kadarıyla Necati Özkan, İstanbul Senin'in ilk döneminde reklam işlerini yapardı." Böyle bir lafınız var mı? Varsa ne kastettiniz?

Melih Geçek: Böyle bir sözüm yok. Bunu bilme şansım da yok ama başkanım Erol'un ifadelerinde ilginç mayınlar var. Belki de Erol ifadesini alınca siz, biz çok şaşıracağız. Beklemediğimiz bir Erol çıkacak. Bazen öyle bilgiler vermiş ki 'alın bunları çürütün' demiş bize. Alın çürütün; benim ifademi çok çöp edin demiş. Bu da onlardan biri. Çünkü İstanbul Senin'in ilk döneminde kesinlikle reklam almadı. İkinci dönemde reklam olduğunu Kasım'da Erol'un davet ettiği bir toplantıda öğrendim. Yani İstanbul Senin olduğu günden bugüne kadar hiçbir reklam verilmemiş. Verilmemiş bir reklama Necati Özkan nasıl verecek? Ben bunu Erol'ara nasıl söyleyeceğim? Ya bu çok maddi olarak kanıtlanacak, teknolojik olarak kanıtlanacak bir şey. Ve ifadelerin birçoğu, yansıyan yansımayan birçoğu böyle mayınlarla dolu. Bunları Erol’un ifadesinde amacını öğreneceğiz.

"TELEFONUN İNCELENMESİ 1 YILI AŞKIN ZAMAN SÜRER Mİ?"

İmamoğlu, Geçek'e teknik konularda risk içeren bir durum olduğunda tavrının ne olduğunu sordu. Geçek, "Daha önce uyarmışlığım oldu, hiç çekinmedim" dedi. İmamoğlu, Naim Erol Özgüner'in önce evine götürdüğü sonra da "İmamoğlu'nun telefonu" diyerek savcılığa teslim ettiği, ancak yıllardır kullanılmadığı ortaya çıkan telefona da atıf yaptı ve "Telefonun incelenmesi 1 yılı aşkın zaman sürer mi?" diye sordu. İmamoğlu, "Benim telefonum 25 senedir var, Trabzonspor taraftanının da mesaj attığı bir telefon, geçmiş iş yaşantımdan beri olan… Bu telefon nedeniyle insanlar hapse atıldı… ya bu incelendiyse bir sayfa yazı yazılmaz mı?" dedi. Geçek, dava dosyasında telefon incelemesine dair bir şey görmediğini belirtti.

10.49 | DURUŞMA BAŞLADI

İBB Davası'nın 19. günü, Melih Geçek'in hakim, savcı sorgusu ve avukat savunmasıyla başlayacak. Ardından Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı Necati Özkan'ın savunmasına geçilecek. Duruşma başladı. Ekrem İmamoğlu, İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek'e soru sordu.

Davanın 18. gününde, veri sızıntısı iddialarına ilişkin savunma yapan sanıklar yöneltilen suçlamaları reddetti. İBB iştiraki İSTTELKOM’un Genel Müdürü Melih Geçek ise mahkemedeki beyanında, soruşturma ve gözaltı sürecine dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Geçek, gözaltı sırasında polislerin birbirlerine görüntü kaydı alınması yönünde talimat verdiğini ifade etti.

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi