İBB Davası'nda dokuzuncu celse bitti: Resul Emrah Şahan ile İmamoğlu arasında soru-cevap

İBB Davası'nda dokuzuncu celse bitti: Resul Emrah Şahan ile İmamoğlu arasında soru-cevap
İBB Davası'nın 9. celsesi sona erdi. Duruşmada Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, savunma yapan ilk tutuklu başkan oldu. Şahan, hayata geçmemiş projeler ve hukuka aykırı inşaat süreçleri nedeniyle hedef alındığını savundu. Şahan'ın savunmasının ardından İmamoğlu soru yöneltti. İmamoğlu, Şahan'ın cevaplarının ardından, "Emrah Başkanım seni Allah korusun" dedi. Duruşma yarın devam edecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik açılan ve aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu toplam 402 sanıklı davada dün üçüncü haftaya girildi. Yargılama bugün, 9. duruşmayla devam ediyor. Resul Emrah Şahan, kürsüde savunma yapıyor.

19.23 | DURUŞMA YARIN DEVAM EDECEK

İmamoğlu'nun, Resul Emrah Şahan'a soru sorması ve Şahan'ın bu sorulara yanıt vermesinin ardından mahkeme heyeti, duruşmaya yarın devam etmek üzere ara verdi.

19.05 | RESUL EMRAH ŞAHAN'IN SAVUNMASI BİTTİ - İMAMOĞLU İLE ŞAHAN ARASINDA SORU-CEVAP

Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın savunması sona erdi. Şahan'ın savunmasının ardından tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şahan'a soru sormak için söz istedi.

Ekrem İmamoğlu:

Teşekkürler Sayın Hakimim, değerli heyet üyeleri. Sevgili Emrah Şahan Başkanım, sunumun için teşekkür ederiz. Tabii bizim yaklaşık 12 yıldır devam eden değerli bir yol arkadaşlığımız, bir kader birliğimiz var. Sayın Hakim’in huzurunda burada bulunan hem hukukçularımıza hem de bizi dinleyen misafirlerimize ve Türk milletine niçin bu soruları sorduğumu kısa bir özetle özellikle belirtmek istiyorum. Sonuçta ortaya konan iftiranamenin net ifadesi; ‘çete’! Yani bir 'örgütlü yapı' ve ‘suç örgütü’ şeklinde tarifleniyor ve bu örgütlü yapıda da suç örgütünün lideri olarak da ben tanımlanıyorum. Hatta affınıza sığınarak Sayın Hâkim, şunu sormak isterim. Bilginiz vardır tabi. Ben de dün öğrendiğim. Bir iddianame daha eklenmiş galiba, bizim mahkemeye sevk edilmiş. Şimdi oradaki, eğer kabul edilirse 30 küsur yıl daha mı eklenecek bana? Yeni bir iddianame mi olacak? Yoksa nasıl bir şey? Küsurata bakmayalım artık bundan sonra? Çünkü Kuşadası’nda bir şeyler yazılmış falan, böyle ilginç bir durumla karşı karşıyayız."

Hâkim:

Onunla ilgili henüz bir birleştirme kararımız yok, kabul kararımız var sadece, iddianamenin kabulü. Henüz bir birleştirmemiz yok.

Ekrem İmamoğlu:

O zaman biz gene aynı rakamda durabiliriz bir süre daha. Tamam.

Hâkim:

Siz sorularınızı sorun…

Ekrem İmamoğlu:

Peki. Sevgili Emrah Başkanım, Şişli’de gerçekten nasıl başarılı, azimli ve kararlı bir şekilde, birtakım olaylara yaklaşımını görüyorum ve yakından takip ettim. Her ilçeyi gezdim. Gezdiğim ilçeler arasında tabii Şişli de var. Yanılmıyorsam Şişli Belediye binasında iki defa toplantı yaptık; geniş bir toplantı. Birtakım projeleri ve yaklaşımlarınızı bana aktardınız. Bu toplantılara da mümkün olduğu kadar belediyemizin bürokratları ve yine sizin bürokratlarınızla müşterek yaptığımız toplantılar şeklinde buluşmalarımız oldu.

Ben hani bu girizgahı yapıyorum; şundan: Ekrem İmamoğlu olarak, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak, beraber görev yaptığımız dönemde, size herhangi bir usulsüz, hukuksuz veya menfaat odaklı bir talep ya da öneride bulunan bir görev anlayışında, davranışında bulundum mu? Bunu sormak istiyorum size.

Resul Emrah Şahan:

Olmadı. Tabii ki bulunmadınız Başkanım. Ben... Yani savcılık tutuklamasında da böyle bir soru soruldu. Yani Sayın Savcı beni tutuklarken şöyle bir soru sordu... Başkanım kusura bakmayın... Dedi ki Sayın Başkan, “Ekrem İmamoğlu her dediğini yapıyor musun?" dedi. Soru buydu. Dedim: "Yok öyle bir şey. Biz doğruya doğru, yanlışa yanlış deriz masada."

Ekrem İmamoğlu:

Şimdi bir başka husus... Tabii Emrah Bey’le bir "işe alım süreci" gibi bir şey sormayacağım. Çünkü o dönemi biz Beylikdüzü’nde geçirdik ve o dönemde daha farklı bir birimde çalışan genç bir kardeşimiz olarak, emeğini de çok yakinen tanıdığım, çok da takdir ettiğim bir performans dönemi olmuştu Beylikdüzü’nde. Onun için oradaki süreçte bir yönetici kimliği olmadığı için o tarafa girmiyorum ama. Yönetici kimliği olan arkadaşlarıma biliyorsunuz insan kaynaklarıyla ilgili de soru soruyorum; çünkü hiyerarşik yapıyı ilgilendiren bir pozisyon bu örgüt suçlaması. Bu çerçevede Belediye Başkanı oldunuz, Şişli’de, İstanbul’un göbeğinde. Aday yapıldınız partimizin takdiriyle birlikte ve meclis üyesi listesi oluştu. Tabii bunu bilmeyenlere söyleyelim; meclis üyesi listesi de aslında ilçe örgütü çalışır, elbette adayın bir yaklaşımı dikkate alınır ve sonra bu listeler de yine Genel Merkez’de oylanarak liste kabul edilir. Mesela ben, bir kişi dahi… Ki yanılmıyorsam ilçe başkanımız da o dönem buradaydı, avukat kendisi... Şimdi farklı bir görevi var. Bir kişi dahi size "Şunu belediye meclis üyesi yapın" dedi mi?

Resul Emrah Şahan:

Yok, olmadı.

Ekrem İmamoğlu:

Bakınız, ben bunu özellikle soruyorum. Hani bu bizim partide de başka partilerde de yanlış anlaşılabilir. Ekrem İmamoğlu, gerçekten böyle biridir. Yani 39 ilçeye de bu soru sorulabilir yani, bunu da ifade etmek istiyorum. Çünkü Sayın Hâkim, yanlış anlamayın, şunu niye soruyorum? Şaşırabilirler, "Yok ya yapmıştır" diyebilirler... Bunu sorarken Emrah Bey’e bunu sorabilirim ama bunu bütün ilçe belediye başkanlarına da çok rahatlıkla sorabilirim. Çünkü kendime yapılmasını istemediğim... Ben o sıralardan da geçtim; ilçe başkanı oldum, ilçe belediye başkanı oldum. O sıralardan da geçtiğim için, öyle bir densizliği yapmam. Yerel idareye çok inanırım, güvenirim. Sadece tarif ederim. Yani "Lütfen istişare edin, örgütle konuşun, birlikte konuşun." Bunu ben yapmam, yani bu benim mizacım. Hiç yapmadım; İstanbul’da iki dönemdir büyükşehir seçimine giren bir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak yapmadım. Emrah Bey o yüzden soruyorum, yanlış anlaşılmasın. Hani ben bir örgüt kuruyorsam ve Şişli’ye de onu gönderiyorsam; yani ne kadar bir şey diyeyim ki, tek başına yolladım yani. "Emrah, sen git orada artık ne yap" yani. O anlama geliyor çünkü. Sonuçta kaç meclis üyeniz var Sayın Başkanım.

Resul Emrah Şahan:

30 küsur Sayın Başkanım. 36.

Ekrem İmamoğlu:

36’nın kaçı seçildi? 31 CHP’liden bir tane bile yok yani. İyi bilgi edinin diye Sayın Hâkimim. Bu önemli çünkü.

Mahkeme Başkanı:

Onu net öğrendik…

Ekrem İmamoğlu:

Gerçekten çok önemli. Bakınız niye diyorum? Has üye. Yani Emrah için "has üye" diyor, yani sözünü yapar. Ne derse yapar yani. Böyle bir şey! O ne derse yapar’ Ben hayatta hiç kimsenin ne de bir şey yapan birisi olmadım. Bana öyle yaklaşan adamı da Allah muhafaza yani, hiç yanıma yaklaşmasın. Onların hepsi Ankara’ya gitsin, burada olmasın yani.

2 konum da… Yine Sevgili Başkanım, size Ekrem İmamoğlu olarak bir firmayı ya da bir kişiyi yönlendirip "Buna iş ver," işte "ihale alsın"… Son iddianame o şekilde... Hem de Beyoğlu yeni bir şeyi, bakalım yeni başka ne çıkacak? 3-4-5 belediye başkanımızdan iddianame bekliyor. Muhtemelen Ekrem’le ilişki kurmaya çalışıyorlar. Kuşadası’nı öyle bir kılçık atmışlar mesela. Adamın biri öyle demiş; "Paraları biz verdik, Ekrem İmamoğlu’na gidecek" diye. Ama 2025’te vermişler yani, hani nasıl bağlayacaklar bilmiyorum.

Mahkeme Başkanı:

Mevcut soruyu alalım.

Ekrem İmamoğlu:

Uğraşacaklar biraz. Şimdi böyle bir kişiyi size yollayıp, para kazansın, ihale alsın vesaire dedi mi?

Emrah Şahan:

Yok Başkanım. Zaten belediyemizde para yok.

Ekrem İmamoğlu:

Bir de son olarak ismi geçen, işte farklı isimler vesaireler, şunlar bunlar... Bunlar bize deniyor çünkü. Ben de insanları tabii ki bazı makamlara yönlendiririm yani. Bir dilim vardır ama. Önce soruyu sorayım, yani dilimi de sizden duymak istiyorum yani. Size bir talimat gibi Sayın Başkan; "İşte şunu yolluyorum, bunun işini hallet" tarzında bir yaklaşımım oldu mu? Ya da bir vatandaşın sorunu varsa -bu iş insanı da olabilir, başka bir şeyde de olabilir- nasıl yollarım size? Yani nasıl bir ifadeyle yollarım? Nasıl bir dille yollarım? Bunu da söylerseniz ama ilkine cevap verin yani. Bir talimat şeklinde "Bunun işini yapın" diye bir şey kullandım mı?

Emrah Şahan:

Şöyle yani, tabii bu insanların hepsi buradaki süreçlerini çözemeyince hemen Büyükşehir’e, Başkan’a vesaire gittiler. Bu oluyor, böyle şeyler. Başka aktörlerde de olur. Ama Sayın Başkan, bu konudaki şeyi gereği neyse; "Şuna bakın, konusuna bakın. Nerede duruyorsanız orada durun." Hani oradaki yetki alanında zaten size bırakır, öyle bir talimat vermez.

Ekrem İmamoğlu:

Tabii şöyle Sayın Hâkimim, bunlar önemli konular. Gerçekten önemli konular. Ben bir masada 3- 3,5 sene bu imzanın nasıl beklediğini yaşadım. Ve bunu bana yaşatan insanlara da Allah nasip etti sorma fırsatım oldu. Büyükşehir Belediye Başkanı oldum, 18 gün sonra iptal edilmişti ilk seçimim. Olduğumda, Beylikdüzü Belediyesi olarak masada beklenen yazılarla ilgili 5 tane bürokratı çağırdım. "Bunu niye imzalamadınız?" diye sordum. Ne cevap aldım biliyor musunuz Sayın Hâkimim? 1.5 saat, 1 saat... Ne cevap aldım biliyor musunuz? Hiçbir şey. Karşıda sadece oturdu. Çok acı bir şey biliyor musunuz? Yani bir insanı, hem de İTÜ mezunu, işte Mimar Sinan mezunu bilmem ne... Bir cevap dahi alamadım. Çok kısa şunu söylemek istiyorum, son sorumdan önce. 2-3 dakika uzadı belki, inanın bitiriyorum. Daha önce de söyledim; gerçekten büyük bir ızdırap yaşıyoruz burada. Bu ızdırap büyük bir ızdırap ve gerçekten üzülüyorum. Hani o beyan dediğimiz şey… Emrah Bey'den önce yine değerli Vakıf Başkanı da size savunmasını yaptı.

Beyanlar üzerinden; burada da beyan, dün de beyan, yarın da beyanlar olacak! Beyan aslında bir ifade, bir anlatıdır; anlatıyor, ifade ediyor. Yani ben diyorum ki; bir insan başka bir şeyle (sadece beyanla) nasıl bu kadar kolay hapse girer? İnanın işiniz zor, niye zor biliyor musunuz? Büyük bir ızdırap var karşınızda. Şuraya bağlayacağım; sabahleyin bir avukat arkadaşımız sorduğu için ve beni de ilgilendirdiği için söylüyorum. Buraya 5 kişi; ki biri hukuk profesörü, 4'ü milletvekili, 1'i de grup başkanvekili... "Alınmasın" diye savcılığın bir karardan bahsedildi. Siz de buna savcılığın uygulaması dediniz ama benim hukuki bilgim yetmeyebilir, bu salonun yetkisi sizdedir diye düşünüyorum.

Şunun için söylüyorum Sayın Hakimim; burada gerçekten zor bir görev yapıyorsunuz. Şuna inanın ki savcılık ali cengiz oyunları da yapabilir. Bakın, beni ilgilendirmiyor, bakın ben, ne yapmak istiyorlarsa, ben kendi adıma, ne kadar gücüm yeterse sizin işinizi kolaylaştırmak için her türlü fedakârlığa hazırız. Ne anlamda kolaylaştırmak? Sizin en iyi şekilde görevinizi yapmanız adına. Ve herkes buraya saygıyla geliyor; inanın saygıyla geliyor. Bakın; ne jandarmayla ne şununla ne bununla kimse karşı karşıya gelmez. Burada da herkes gelir, saygıyla izler. İnanın kimin ne yaptığı önemli değil. Burası siyasetten sıyrılsın. Bir an önce siz de gerçekten inşallah iyi bir sorumlulukla, iyi bir vazife verirsiniz yüce Türk yargısı adına. Ama birilerinin buraya siyaset sokmasına müsaade etmeyin, istirham ediyorum. Çünkü bir söze alındım “Sizi ilgilendiren bir konu değil!” Olmaz olur mu Sayın Hâkimim? Beni ilgilendiriyor. "Onu ilgilendiriyor, beni ilgilendirmiyor" falan diye düşünmediğinizi düşünmüyorum. Dolayısıyla ilgilendiriyor. 5 milletvekilinin buraya alınmaması beni ilgilendiriyor. Ve bunu lütfen siyasetin malzemesi yaptırtmayın. Sizin hakim olduğunuz, üyelerle birlikte karar vereceğiniz şu süreçte, ben kendimi yüce Türk yargısına emanet ettim. Siz onu temsil ediyorsunuz. Bildiğim kadarıyla, savcılığın burada esamesi okunmaz. Bildiğm kadarıyla. Lütfen, lütfen istirham ediyorum bunun gereğini yapın.

Mahkeme Başkanı:

Bunu da talep olarak kayda geçtik.

Soru-cevap onunda İmamoğlu, Şahan'a, "Sevgili Emrah Başkanım seni Allah korusun." dedi.

16.45 | DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Resul Emrah Şahan'ın 1 saat 45 dakika savunma yapmasının ardından duruşmaya saat 18.00'a kadar ara verildi.

"YAPILMASI GEREKENLER YAPILMAMIŞ DEDİK BU İŞTEN TUTUKLUYUM"

Marmara Üniversitesi Nişantaşı Kampüsü'nün ranta açıldığını hatırlatan Şahan, "400 milyona daire satıyorlar. 2021 yılında projeye özgü plan değişikliği yapılıyor. Benim tutuklanma sebebim de bu projede iskanı geciktirmiş olduğum iddiası. Denetlemelerde yangın güvenliği açısından risk görülüyor. Yapılması gerekenler yapılmamış diyoruz. 14 Ocak'ta tamamlanıyor, 10 Mart'ta iskan alınıyor. Bu işten tutukluyum, inanılacak gibi değil" ifadelerini kullandı.

"HAYATA GEÇMEMİŞ PROJE NEDENİYLE TUTUKLUYUZ"

"Ben ve İPA’daki arkadaşlarımız bir panel girişi nedeniyle suçlanıyoruz. Ben sahada başkanlık için kampanya yaparken talimat verdiğim iddia ediliyor. İPA’nın böyle bir tüzel kişiliği yok bir kere. Hiçbir veri alanında yetkin olmayan sosyologlar tutuklu. İBB Hanem’i ilk kez iddianamede duydum. Bu uygulama hayata geçmemiş. Ben ve arkadaşlarım hayata geçmemiş bir suçlamadan tutukluyuz."

"TİMUR SOYSAL SAYIN VALİNİN DANIŞMANIDIR"

"Eski İBB AK Parti İmar Komisyonu üyesi. Hatırladığımız kadarıyla İBB’de AK Parti'nin etkili bir imar komisyonu üyesi olarak bilindi hep. Şu an pek çok belediyede iş yapıyor bildiğimiz kadarıyla; kendi ifadesi de var, danışmanlık yapıyor. Hatta Sayın Vali'nin danışmanıdır. Lütfen reddetmesin; ben bizzat Sayın Vali ile Timur Soysal'ın katıldığı kaç toplantı yaptığını biliyorum. Hatta arkadaşlara dedim ki; 'İspatlayacak fazlasıyla doküman var, çıkarın.' Çıkardılar, elimde var. Adem Altıntaş... Ben şahsen bilmiyordum, iddianamede okudum; eski İBB Emlak Müdürüymüş. İfadelerini de okudum; pek çok belediyede konusu, inşaatı veya danışmanlığı olan, yıllardır bu işi yapmış biri. Benim karşı karşıya getirildiğim konulardan biri bu. Bakın bunu niye bu kadar özellikle anlatıyorum? Çünkü bu tip örnekler o kadar arttı ki... Bir ülkede bakanlar veya bakan yardımcıları görevini bıraktıktan sonra, o alanla ilgili şirketlerde yöneticilik yaparsa kurumlar işlevsiz hale gelir. Türkiye'de kurumların geldiği hal budur. Bu müşavirler iki türlü çalışırlar; biri bürokratik, biri siyasi ayaklıdır. Siyasi dengeleri iyi bilirler, bunu bildikleri için de dışarıda bu bilgiyi danışmanlığa çevirirler. Timur Soysal örneğini ele alalım: 2019-2020 döneminde İBB İmar Komisyonu'ndaydı. AK Parti'nin çoğunlukta olduğu bir komisyonda yöneticiydi. Arkadaşlarını ziyarete geldiğinde orada tanıştım, konuştuk; tanışıklığımız oradan ibarettir, özel bir hukukumuz yoktur."

16.14 | AKP'NİN TARİHİNİ HATIRLATTI

İddianamedeki suçlamalara ilişkin konuşan Şahan, şu şekilde konuştu: "'İmamoğlu Örgütü'nün beni, rantı yüksek olduğu için Şişli'ye yerleştirdiği ve buradan örgüte kaynak yaratarak belediye başkanlığı yaptığım suçlaması... Bakın Sayın Başkanım, benim tüm teknik kadrom liyakatle gelmiştir. Pek çoğunu daha önce tanımıyordum. Teknik kadronun yarısından fazlası AK Partili belediyelerden veya eski bakanlık bürokrasisinden gelmedir. Şuna baktık: 'Bu konuda hangi belediyede daha çok tecrübe vardır?' Emlak konusunda neresi, planlama konusunda neresi başarılıysa ona baktık. Arkadaşlar CV'lerini getirdiler, tanıştık ve öyle işe aldık. İşi gerçekten bilen insanlarla kadro kurma konusunda son derece hassasım.

Çünkü ben 2014’te Beylikdüzü’nde bu liyakat sayesinde yükselmiştim. Şimdi Sayın Başkanım, bizim yol arkadaşlığımıza neden 'örgüt' adı verilmek isteniyor? Ben iddianamedeki isimlerin yarısını tanımıyorum bile. Birbirine benzemez beş kişiyi aynı çuvala attınız. Niye? Bu yol arkadaşlığı algısını zayıflatmak için! Bakın açıkça söylüyorum: Burada 'örgüt' dediğiniz yapı, Türkiye'nin en köklü kamu kurumlarından biri olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'dir. 'Örgüt üyesi' dedikleriniz ise siyasi yol arkadaşları ve bürokratlardır; bir kenti, bir ülkeyi adil ve demokratik yönetme azminde olan ve birbirini yolda tanıyan insanlardır. Tıpkı bizim gibi... Tıpkı 1994’teki gibi... İstanbul seçimlerini kazanan Refah Partisi kadrolarının daha sonra Türkiye’yi yönetmeye talip olması gibi.

Hatırlayalım: 94’te İDO bir İBB iştirakiydi, başında Genel Müdür olarak Binali Yıldırım vardı. Sayın Binali Yıldırım'ın bu ülkede hangi hizmetleri yaptığını, bakanlık ve başbakanlık süreçlerini sıralayacak değilim. Yine 94’te, Sayın Cumhurbaşkanı’nın döneminde İBB Genel Sekreter Yardımcısı olan İdris Naim Şahin, AK Parti'nin ilk genel sekreteri ve İçişleri Bakanı oldu. Yine aynı dönemde İSKİ Genel Müdürü olan Veysel Eroğlu, Bakanlık yaptı. Danışmanı olan Ömer Dinçer; Müsteşarlık ve Bakanlık görevlerinde bulundu. Mehmet Hilmi Güler hakeza... Adil Karaismailoğlu 94’te ulaşım koordinasyonunda müdür olarak görevine başlamıştı. Yine 94’te Sayın Cumhurbaşkanı, Belediye Başkanı olduğu dönemde danışmanı olan rahmetli Kadir Topbaş, önce Beyoğlu Belediye Başkanı sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Erdoğan Bayraktar, o dönemin İBB Meclis Üyesiydi, KİPTAŞ Genel Müdürlüğü yaptı; daha sonra AK Parti hükümetlerinde TOKİ Başkanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevlerinde bulundu.

Hayati Yazıcı, 94’te Sayın Cumhurbaşkanı'nın Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde hukuk müşaviriydi; sonrasında Devlet Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yaptı. Bu örnekleri çoğaltabilirim Sayın Başkanım; yüzlerce isim sayabilirim. Demek istediğim şu: İstanbul Büyükşehir Belediyesi, daha sonra kurulacak olan AK Parti için siyasi kadro yetiştirmiş, kurulacak hükümetlere bürokrat kazandırmış bir okuldur. Şimdi bakın, tamam, siyaseten ayrı çizgilerdeyiz ama Sayın Genel Başkan'ın dediği gibi; biz düşman değiliz. Ya bir sakin olalım. Rakibiz biz; vallahi düşman dışarıda! Bu siyasi özgeçmiş nasıl suç örgütü diye nitelendirilebilir? "

15.51 | EKREM İMAMOĞLU İLE NASIL TANIŞTIKLARINI ANLATTI

"Ekrem Başkan’la 2014 yılında tanıştım. Bir toplantıya davet edilmiştik. Üç şehir plancısı olarak gittik; şu an ikisi tutuklu, üçüncüsünün adını vermeyeyim, o da tutuklanır. Yolda giderken “Ya çok uzak, Beylikdüzü” diyerek gittik. Ekrem İmamoğlu ile mesaim daha da arttı. Bir şehir plancısı olarak çalışıyordum. Benim ailemi, siyasi geleneğimi ve mezhebimi 3 buçuk yıl sonra öğrendi. Bu yolculuk, siyasi bir yol arkadaşlığıydı."

15.46 | "MÜTEAHHİTLERİN İSTEDİKLERİNİ YAPMADIĞIM İÇİN TUTUKLUYUM"

"Ben, 11 ay boyunca Şişli’de yaşayanların huzuru ve refahı için çalıştım. Kuştepe’de “Bir Öğün Bizden” projesini hayata geçirdik; okullaşma oranı arttı. Aileler, çocuklarının karnı doysun diye onları okula gönderdi. Böyle bir yoksulluk var. Orada lüks AVM’ler varken, o insanların hakkına girilmişti. Biz, bir kez daha haklarına girilmemesi için çalıştık.

19 Mart 2024’te başkan adayıydım ve bir basın toplantısı yaptım. Şişli’nin yeşil alana ve deprem toplanma alanına ihtiyacı olduğunu söyledik. Buna rağmen 1 milyon metrekarelik bir inşaat yapılmak istendi.

Bana 'vampir' dediler, başkana 'vampir' dediler, 'çete' dediler. 26 Nisan’da arkadaşlarım bir denetim yaptı; ruhsata aykırı olduğunu tespit ettik. Bakanlığa yazı yazdık. Bakanlık da tespitimizi doğru buldu ve çalışmayı durdurdu.

Belediyenin arkasındaki alanı da inceledik; onun da ruhsata aykırı olduğunu gördük. “Olmaz” dedik. Yetkimiz olmadığı için yine bakanlığa yazı yazdık. İzinler iptal edildi, kamyon giriş-çıkışları durduruldu.

Ancak mührü tanımayıp inşaata devam ettiler. Savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Buna rağmen 'Belediye başkanı gelmiş, bizimle uğraşıyor' denildi. Hemen 8 bilirkişi ve 3 müfettiş gönderildi. Sayın vali de oradaydı; umarım bunu yalanlamaz. 'Şişli’de her yerde gökdelen var, burada da olsun' denildi.

Ama biz yapmadık, durduk. Durmamız gereken yerde durduk.

Bugün ben, müteahhitlerin istediklerini yapmadığım için tutukluyum. Benim yanında olduğum şey halktır, kamudur."

15.30 | "11 AYDA BELEDİYEYE 36 MÜLK KAZANDIRDIK"

Resul Emrah Şahan'ın savunmasında öne çıkan başlıklar şu şekilde: "2026 Şubat ayında, Kent Uzlaşısı dosyasından yapılan tutukluluk incelemesinde 5 dakika içinde tahliye edildim. 400 kişi hakkında 4 bin sayfalık iddianame yazanlar, 5 kişinin iddianamesini 1 yıldır yazamadı. Bu işin 'yedek tutuklama' olduğu ancak böyle ispatlanır.

Kent Uzlaşısı dosyasından tahliye edildim. Süreç Komisyonu bir hafta sonra raporunu açıkladı. Meclis üyeleri de o gün tahliye edildi. Olması gereken budur.

Ancak yargılamaların siyasi olduğunu anlatmaya çalışıyorum. 'Ama Emrah çıkmamalı' anlayışıyla hareket ediliyor. Yedek tutukluluğu bu yüzden anlatıyorum.

Niye benim çıkmam istenmiyor? Anlatayım. Şişli’de kimlikler üzerinden değil, hizmet üzerinden çalıştık. “Biz” olabilmek için yaptık bu işi.

11 ayda 150’ye yakın proje gerçekleştirdik. Şişli’de 1500 öğrenciye öğün verdik. Kayyum uygulaması da kaldırıldı.

Fatura desteği sağladık, emeklilere pazar desteği verdik, Kent Market açtık. Okullarımız temiz olsun diye Temizlik Şefliği kurduk ve özel personel görevlendirdik.

Bir yandan Türkiye’de kurumlar çok zor durumda. Biz, Türkiye’nin en borçlu belediyesiyiz. Buna rağmen kaynak geliştirmek için çalıştık. 11 ay boyunca en fazla bakan ve bürokratla görüşen, en çok toplantı yapan belediye başkanı benim; bunu iddia ediyorum.

Çalıştığım belediyenin kurumsal olarak güçlenmesi için çaba gösterdim. 11 ayda belediyeye 36 mülk kazandırdık. Bunu Türkiye ilk defa duyacak. Şişli Belediyesine yaklaşık 46 milyar TL’lik mülk kazandırdık. Cumhuriyet tarihinde bir ilkti. Şişli Belediyesi’nin bu tapuları bir gecede elektronik sistemden iptal edildi. Murat Kurum’la görüştüm. Bu, Şişli’nin helal malıydı.

Daha kötüsü ne oldu? Bu işlemden sonra bakanlık, ilçe belediyelerinin böyle bir kaynak yaratmaması için yasa çıkardı."

whatsapp-image-2026-03-24-at-15-26-00.jpeg

15.21 | "BU OPERASYON DEVLET AKLINA ÇELME TAKTI"

Resul Emrah Şahan'ın konuşmasında şu ifadeler yer aldı:

Siz ve sayın heyetinize tarihsel yükümlülüğünüzü hatırlatmak isterim. Meşru olmayacak bir karar, hangi deftere yazılırsa yazılsın hukuki olamaz. Hakkımda adaletle verilecek bir karar bekliyorum; buna inancım tamdır.

Ben bir senedir neden tutukluyum? Anlatayım. Ben, 19 Mart günü Kent Uzlaşısı davasından tutuklandım. Bunun altını çizmek isterim.

Ben, bir siyasetçi olarak partimle beraber Batı illerindeki Kürtlerin mecliste temsil edilmesini sağladığım için suçluyum. Bu siyasetin arkasındayım, gözümü kırpmadan.

İşte bu operasyon, birlik olma hâlinedir. Ancak bu durum büyük bir çelişkidir. Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin bir süreç varken, Kent Uzlaşısı kapsamında bir belediye başkanını tutuklamak abestir. Bu operasyon devlet aklına çelme taktı, devlete rağmen.

Tutuklandım. Dört ay sonra Ahmet Özer tahliye edildi. Tam o dönemde “kardeşlik zamanı” açıklamaları geldi. Benim hücremin kilidi de açılmıştı. Bunun üzerine ikinci bir dosya eklendi.

Ağustos ayında etkin pişmanlıktan yararlananlar ortaya çıktı. Sadece tanık ifadelerine dayanılarak tutuklandım."

15.17 | "ŞİŞLİ HALKININ YÜZDE 72’Sİ BU DAVAYA “SİYASİ” DİYOR"

"Çağlayan Adliyesi nerededir? Abide-i Hürriyet Anıtı’nın yanındadır. Bunu niye hatırlatıyorum? Çünkü böyle bir mekândan yürütülen bu siyasi operasyon, Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak yazılacaktır. Şişli herhangi bir ilçe değildir; Atatürk’ün izleriyle doludur. Her sokak… Daha geçen hafta yaptırdık: Şişli halkının yüzde 72’si bu davaya “siyasi” diyor. Yüzde 80’i Şahan’ın suçlu olduğuna inanmıyor. Yüzde 85’i tutuklu yargılamayı doğru bulmuyor. Yüzde 92’si bu davayı üzüntü, şaşkınlık, öfke ve korkuyla karşılıyor. Şişli, Türkiye gibi, bu operasyonun siyasi olduğunu söylemiştir."

whatsapp-image-2026-03-24-at-15-25-59.jpeg

15.13 | "5 BUÇUK YAŞINDAKİ KIZIMIN GÖZÜNÜN ÖNÜNDE GÖZALTINA ALINDIM"

PKK terör örgütü suçlamasıyla gözaltına alındığını, maruz kaldığı gözaltı sürecinin ne akla ve mantığa ne de hukuka sığdığını savunan Şahan, "Bu yöntem incitici ve onur kırıcıdır. Sabahın kör saatinde 5,5 yaşındaki kızımın gözü önünde gözaltına alındım. Çağırsalar gelirdim. 1 kilometre uzaktaydım. Benim bildiğim devlet bu değil" dedi.

15.05 | RESUL EMRAH ŞAHAN'IN SAVUNMASINA BAŞLANDI

Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın savunmasına başlandı. Şahan, "1 yıl sonra karşınızdayım. 12 metre karelik hücremde binlerce mesajla yarınlara umudum arttı. Bana suçlusun diyorlar neden suçluyum diyorum 'bilmiyorum' diyorlar. Tam da bu boşluğa karşı savunma yapıyorum. Şişlinin seçilmiş 11 aylık belediye başkanına bu gözaltı ve tutuklama yöntemi ne akla ne hukuk sığar. Bu yöntem incitici ve onur kırıcıdır" diye konuştu.

15.00 | "PARANIN VERİLDİĞİ TARİHTEN 10 GÜN ÖNCE İSKAN ALMIŞLAR"

Ertürk'ün avukatı Haydar Sığınak, müvekkilinin kamu görevlisi olmamasına rağmen irtikap suçundan tutuklu olduğunu belirtti. Ertürk hakkındaki rüşvet iddiasının 2023 yılına dayandığını ancak rüşvete konu olan kararın 2025'te alındığına dikkati çeken avukatı Sığınak, "2 yıl sonrasına gidip karar alıyor sonra 1 yıl öncesine gidip parayı çekip günümüze gelip parayı verdiğini söylüyor. Paranın verildiği tarihten 10 gün önce iskan almışlar. Aldığınız iskan için neden para ödediniz?" dedi.

14.06 | ŞAHAN VE İMAMOĞLU SLOGANLARLARLA KARŞILANDI

Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, aranın ardından salona giriş yaptı. Şahan'ın salona girdiği sırada, "kayyumlar gidecek biz kalacağız" sloganı atıldı. İmamoğlu'nun salona girdiği sırada ise "kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz" sloganı atıldı. Duruşma heyeti salondaki yerini aldı.

13.01 | İMAMOĞLU'NDAN GAZETECİLERE: SİZE MİNNET DUYUYORUM

Duruşmaya ara verildiği sırada İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, gazetecilere, "size minnet duyuyorum" dedi.

12.55 | DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Duruşmada belediye danışmanlarından Altan Ertürk'ün savunma yaptı. İş insanı Nezih Barut'un rüşvet iddiasına yönelik savunma yapan Ertürk, süreci takip ettiğine yönelik sözlere "Nezih Barut'un ifadesine göre takip edecek süreç kalmamış ki zaten. Timur Soysal tüm süreci takip etmiş" yanıtını verdi. 60 kişilik koğuşta kaldığını belirten Ertürk, İngilizce, dama ve satranç dersleri verdiğini, gençlerin kendisini örnek aldığını belirterek, "Beni artık çocuklarıma kavuşturmanızı bekliyorum" dedi. Ertürk'ün savunmasının ardından mahkeme heyeti duruşmaya öğle arası verdi.

11.53 | "OĞLUMUN DOĞUM GÜNÜNDE GÖZALTINA ALINDIM"

Belediye danışmanlarından Altan Ertürk'ün savunma yaptı. Ertürk'ün savunmasında şu ifadeler yer aldı: "Burada tutuklu 107 kişi, 107 hayat, 107 hikaye var. Kimi yaşadıklarını anlatacak, kimi anlatmayacak. Benim de 15 yaşında bir çocuğum var; biz de o 107 hikâyeden biriyiz. Allah, sayın mahkeme heyetinin yardımcısı olsun. İsnat edilen suçlamaları 10 ayrı başlıkta anlatacağım. Benim adım sadece 1 eylemde geçiyor; onun dışında başka hiçbir yerde ismim yok. Cezaevinde 60 kişilik koğuşta kalıyorum. Tutuklu olduğum sürece yüzlerce kişiyi tahliye etmişimdir. 'Sen bir eylemden değil, çeyrek eylemden sorumlusun' yorumunu çok aldım. Evet, çeyrek eylemden dolayı 6 aydır tutukluyum. Oğlumun doğum gününde gözaltına alındım. Hangi suçlamayla gözaltına alındığımı bilmeden, soruşturma savcısı huzuruna çıktım. 10’dan fazla ismi bana sordu savcı; isimlerin tamamına yakınını tanımadığımı, yalnızca bir kişiyi eskiden beri tanıdığımı, ısrarı üzerine onun adına Şişli Belediyesi’nden randevu aldığımı, oradaki bir başka ismi de o randevuda gördüğümü söyledim. Savcı, benim yedieminlik yaptığımı, paranın bana teslim edildiğini söyledi. Bunun kimin iddiası olduğunu sordum; İlker Aydın’ın ifadesi olduğunu söyledi. Bu iddiayı reddettim. Ama benim sözüme karşı, İlker Aydın’ın sözüyle, tek bir ifadeyle tutuklandım. Ve Aydın’ın ifade içeriğini de bilmiyordum. İddianame çıkana kadar 2 ay, hakkımdaki ifadeler ve eylemlerle ilgili hiçbir bilgim olmadı. İddianame çıkınca, adımın eylem boyunca hiç geçmediği ifadeleri okudum. İlker Aydın, bana isnat edilen suça gözüyle şahitlik etmediğini, doğruluğunu Cem Erdinç’in teyit edebileceğini söylemiş ama Cem Erdinç’in ifadesi dahi alınmadan, Aydın’ın ifadesiyle tutuklanmışım..: zorundayım!"

11.36 | "TUTUKLULUK DEVAM KARARI VERMEK ZORUNDAYIM"

Ali Sukas’ın avukatı Beyza Nur, iddianamede yer alan ‘Özel Vasfa Haiz Üye’ kavramının ne kanunda ne de Yargıtay içtihatlarında böyle bir kategori olmadığını belirterek, “Bu, suçların ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı bir şekilde, alt sınırdan uzaklaşmak maksadıyla iddia makamı tarafından kurgulanmış bir kavramdan ibarettir.” dedi.

Sukas'ın avukatı Nur, tutukluluk incelemesi için 10 saat beklediklerini, hakimin "Bu dosyada nasıl bu şekilde tutukluluk veriliyor bilemiyorum ama tutukluluk devam kararı vermek zorundayım" dediğini duyurdu.

10.45 | DURUŞMA BAŞLADI

Halk TV muhabiri Gamze Altunay'ın aktardığına göre avukatlar bu 5 milletvekilinin duruşmaya girmesinin engellenmesine itiraz etti. Mahkeme başkanı, "sizinle ilgili bir durum değil savunmanıza başlayın" dedi. Bir avukat, "duruşmanın aleniyeti bizi de ilgilendirir" sözleriyle yanıt verdi. Mahkeme başkanı ise "başsavcılığın takdirinde uygulama onlara bıraktık" açıklamasında bulundu. Öte yandan duruşma savcısının değiştiği belirtildi. Savcının bugünlük gelmediğ ve yerine vekaleten başka bir savcının bakacağı öğrenildi. Duruşma Ali Sukas'ın avukatının savunmasıyla devam ediyor.

09.50 | CHP’Lİ BAZI VEKİLLER BİNAYA ALINMAYACAK

İBB Davası’nın dokuzuncu duruşması öncesinde, mahkeme heyetinin bazı CHP’li milletvekilinin adliye binasına girişine izin verilmeyeceğini bildirdiği öğrenildi.

Söz konusu isimler arasında yer alan İstanbul milletvekili Turan Taşkın Özer’in, duruşma salonu girişinde görüşmelerde bulundu. Turan Taşkın Özer'ın duruşma salonunun yer aldığı binasına alınmamasıyla ilgili sözlü talimat verildiği belirtilirken kendisi yazılı bir karar talep etti. Özer, bir önceki gün de duruşmayı yerinde takip edenler arasında yer almıştı.

NE OLMUŞTU?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik, aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanıklı davanın 8. duruşması yapıldı ve yargılamada üçüncü haftaya girildi. Duruşmanın odağında, Ağaç AŞ Genel Müdürü olan tutuklu sanık Ali Sukas’ın savunması vardı.

Sukas savunmasında, hakkında yöneltilen rüşvet ve örgüt üyeliği suçlamalarını tamamen reddetti; böyle bir örgütün varlığını kabul etmediğini, ihalelere müdahale etmesinin mümkün olmadığını ve somut delil bulunmadığını söyledi. Ayrıca kaçma imkânı olmasına rağmen kaçmadığını, suçsuz olduğuna inandığını ve beraat beklediğini ifade etti.

Duruşma sırasında savcılığın sunduğu tablo ve grafikler tartışma yarattı. Ekrem İmamoğlu bu verileri çok sert sözlerle eleştirerek “çöp niteliğinde” olduğunu söyledi ve iddiaların dayanaksız olduğunu savundu. Sanık avukatları da iddianamedeki delillerin kendi içinde çelişkili olduğunu ileri sürdü. Sukas’ın avukatı Kaptan Yılmaz ise özellikle HTS kayıtları ile banka hareketleri arasındaki uyumsuzluklara dikkat çekerek iddianamenin çelişkili olduğunu savundu.

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi