Süper yaşlıların beyninde keşfedildi: Amansız hastalığa çare olacak

Süper yaşlıların beyninde keşfedildi: Amansız hastalığa çare olacak
Süper yaşlıların beyninde isimleri, tarihleri ve olayları gençler kadar kolay hatırlayabilmesini sağlayan mekanizma keşfedildi. Bilim insanları 80 yaş üstü insanlarda yaptıkları araştırmanın sonucunda hafızayı silen ve beynin çalışmasını durduran amansız hastalığa çare olacak.

Bilim insanları, 80 yaşını aşmasına rağmen gençler kadar hafızasını koruyan “süper yaşlı”ların beyninde, Alzheimer’a karşı umut vadeden bir mekanizma keşfetti. Araştırma, beyin hücrelerinin normal yaşlılara göre çok daha hızlı yenilendiğini ortaya koyarken, bu bulgu gelecekte amansız hastalığa karşı geliştirilecek tedaviler için kapıyı aralıyor.

SÜPER YAŞLILARIN BEYNİNDE KEŞFEDİLDİ

Bilim insanları, 80 yaş üstü bazı bireylerin isimleri, tarihleri ve olayları gençler kadar kolay hatırlayabilmesinin arkasındaki biyolojik mekanizmayı araştırdı.

super-yaslilarin-beyninde-kesfedildi-amansiz-hastaliga-care-olacak-3.jpg

Çalışma, bu kişilerin beyinlerinde hücre yenilenmesinin normal yaşlılara kıyasla alışılmadık derecede yüksek seviyede sürdüğünü ortaya koydu. Araştırmada bağışlanan beyin dokularından alınan yaklaşık 356 bin bireysel beyin hücresi analiz edildi.

super-yaslilarin-beyninde-kesfedildi-amansiz-hastaliga-care-olacak-4.jpg

Illinois Üniversitesi Chicago’dan Profesör Orly Lazarov, “Süper yaşlıların beyninde üstün hafızayı korumalarını sağlayan bir mekanizma var. Biz bunun hipokampal nörojenez olduğunu düşünüyoruz ve veriler bunu destekliyor” dedi.

AMANSIZ HASTALIĞA ÇARE OLACAK

Bilim insanları, nöron üretim sürecinin belirli gen gruplarını düzenleyen kimyasal “anahtarlar” aracılığıyla işlediğini belirledi. Bu mekanizmalar epigenetik düzenlemeler olarak adlandırılıyor. Süper yaşlılarda, nöron büyümesini destekleyen genlerle bağlantılı bu anahtarlar açık ve aktif durumda. Bu sayede hafıza devreleri sağlıklı ve güçlü kalıyor.

super-yaslilarin-beyninde-kesfedildi-amansiz-hastaliga-care-olacak-2.jpg

Öte yandan Alzheimer hastalarında aynı epigenetik anahtarlar zamanla kapanıyor; hatta hastalığın belirgin belirtileri ortaya çıkmadan önce bu süreç başlıyor. Bilim insanları, bu bulguların gelecekte Alzheimer’a karşı geliştirilecek ilaçlara ışık tutabileceğini ifade ediyor.

ALZHEİMER NEDİR?

Alzheimer, beyin hücrelerinde beta-amiloid ve tau proteinlerinin birikmesi sonucu sinir hücrelerinin ölmesiyle ortaya çıkan ilerleyici bir beyin hastalığıdır. Hafıza kaybı, düşünme ve öğrenme yetilerinde bozulma ile günlük yaşam aktivitelerinde zorluk yaratır. Hastalık ilerledikçe beyin küçülür ve diğer organları da etkileyebilir.

ALZHEİMER BELİRTİLERİ NELERDİR?

Erken evrede yeni bilgileri hatırlamada güçlük, yakın geçmişi unutma, eşyaları yanlış yere koyma ve kelime bulmada zorlanma gibi belirtiler görülür. İlerleyen dönemde günlük görevleri yerine getirmede zorluk, planlama ve karar verme yetisinde azalma, kaygı, uyku bozuklukları ve davranış değişiklikleri ortaya çıkar. Son evrede kişi tamamen bağımlı hale gelir, hafızasını kaybeder ve temel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz.

ALZHEİMER NEDEN OLUR?

Kesin nedeni bilinmemekle birlikte yaş, genetik yatkınlık, kafa travmaları, düzensiz uyku, sigara ve alkol kullanımı, yüksek tansiyon, kolesterol ve obezite gibi faktörler risk oluşturur. Beyinde anormal protein birikimi, sinir hücrelerinin ölümüne ve bilişsel işlevlerin kaybına yol açar.

ALZHEİMER NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Alzheimer tanısı, manyetik rezonans görüntüleme (MRI), kan testleri, PET taramaları, EEG ve bilişsel fonksiyon testleri ile konulur. Erken teşhis, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve günlük yaşamı desteklemek açısından önemlidir.

ALZHEİMER HASTALIĞININ TEDAVİSİ VAR MI?

Kesin bir tedavi bulunmamakla birlikte, ilaçlar ve davranışsal terapi ile hafıza, konuşma ve günlük işlevlerdeki sorunlar azaltılabilir. Evde yapılan bilişsel uyarıcı aktiviteler ve destekleyici çevresel düzenlemeler hastanın yaşam kalitesini artırır.

ALZHEİMER ÖLDÜRÜR MÜ?

Alzheimer doğrudan ölümcül değildir; ancak beyin fonksiyonlarının kaybı günlük yaşam aktivitelerini engelleyerek komplikasyonlara yol açabilir. İlerlemiş hastalarda beslenme yetersizliği, enfeksiyonlar ve genel fonksiyon kaybı ölüm riskini artırır.

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi