Memurlar bordro yaktı

Malatya’da KESK üyesi memurlar, hayat pahalılığını bordro yakarak protesto etti. Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Malatya Şube Başkanı Sakine Doğan, “Ülke tarihinin belki de en karanlık döneminden geçiyoruz. Bir avuç mutlu azınlık dışında kalan 84 milyon olarak, ülkeyi yönetenlerin aldığı yanlış kararların faturasını daha fazla işsizlikle, daha fazla yoksullukla ödemeye devam ediyoruz" dedi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 17 Haziran 2022 10:15

KESK üyesi memurlar, bugün Malatya’nın Soykan Meydanı’nda toplanarak bordrolarını yaktı.

SES Malatya Şube Başkanı Sakine Doğan, protestocu memurlar adına yaptığı açıklamada şunları söyledi:

'Mızrak artık çuvala sığmıyor'

Ülke tarihinin belki de en karanlık döneminden geçiyoruz. Bir avuç mutlu azınlık dışında kalan 84 milyon olarak, ülkeyi yönetenlerin aldığı yanlış kararların faturasını daha fazla işsizlikle, daha fazla yoksullukla ödemeye devam ediyoruz. İktidarın talimatları ile belirlenip, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) vasıtası ile açıklanan resmi enflasyon bile yüzde 73,5 ile son 24 yılın rekorunu kırmış bulunuyor.

Resmi enflasyon ulaştırmada yüzde 107,62’ye, gıda ürünlerinde yüzde 91’e ulaştı. Çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyon ise çoktan yüzde 150’yi aştı. Bizim için en önemli kalem olan gıda enflasyonu ise yüzde 200’ü buldu. Buna karşın kamu emekçileri olarak maaşlarımızda yaşanan artış, toplu sözleşme artışları ve enflasyon farkları ile sadece yüzde 44’te kaldı.

Bu karanlık tabloya rağmen iktidar sözcüleri, her fırsatta 'Enflasyon tüm dünyada rekor' kırıyor bahanelerinin arkasına saklanıyor. Oysa mızrak artık çuvala sığmıyor. Bin bir oyunla düşük gösterilen resmi rakamlara göre bile Türkiye, enflasyonu en yüksek ülkeler sıralamasında dünya beşinciliğine yükselmiş bulunuyor. Enflasyon, Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama yüzde 10 ile bizdekinin yedide biri, sekizde biri seviyesinde seyrediyor. Dört aydır Rusya’nın işgali altında bulunan Ukrayna’da bile enflasyon yüzde 17. Avrupa’da bizden sonra enflasyonu en yüksek ülke yüzde 27 ile Moldova.

'Nereye ve neye baksak ateş pahası fiyatlarla karşılaşıyoruz'

Doğan, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Hız kesmeden devam eden zam sağanağında, bir gün aldığımızı ertesi gün aynı fiyattan alamaz hale geldik. Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 6 bin 74 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 19 bin 785 TL’ye ulaşırken ortalama kamu emekçisi maaşı 6 bin 750 lirada kaldı. Bir yıl önce 7 lira 72 kuruş olan benzinin litresi bugün 28 lira 42 kuruşa çıktı. Bir yılda yüzde 268 artış. Bir yıl önce 7 lira 23 kuruş olan motorinin litresi bugün 28 lira 9 kuruş, yani bir yılda yüzde 288 artış. Doğal gazın metre küpü bir yıl önce bir lira 30 kuruştu. Aradan geçen bir yılda yüzde 140 artışla bugün 3 lira 26 kuruşa çıktı. Ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan doğal gaz sadece son bir yılda bin 533 metre küp azaldı. En düşük tüketimi esas aldığımızda bile elektrik faturalarındaki bir yıllık artış yüzde 125’i aştı. Nereye ve neye baksak ateş pahası fiyatlarla karşılaşıyoruz. Hangi birini anlatalım.

'Patates alırken zorlanıyoruz'

Patates alırken bile zorlanır hale geldik. Bir yıl önce kilosunu 2,5 liraya aldığımız patatesi bugün en ucuz semt pazarlarında bile 10 liranın altında bulmak mümkün değil. Dar gelirlinin en çok tükettiği patates dahi bir yılda yüzde 300 zamlandı. Bir yıl önce kolisini 22 liraya aldığımız yumurta bugün 55 liraya tırmandı. Ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan yumurta son bir yılda tam 91 koli azaldı. Bir yıl önce kilosunu 30 liraya aldığımız beyaz peynirin en ucuzunu bugün 70 liradan aşağıya bulmak mümkün değil. 32 adetlik bir paket bebek bezinin fiyatı, bir yıl içinde 29 liradan bugün 70 liraya yaklaştı. Ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan 32’lik bebek bezi, bir yılda 65 paket azaldı. Bir yıl önce 8 lira 40 kuruş olan dolar, bugün 17 lira 20 kuruşa yükseldi. Bir yıl önce ortalama kamu emekçisi maaşı 559 dolara denk geliyordu. Bugün 167 dolar azalarak 392 dolara geriledi. Bir yıl önce 838 TL olan çeyrek altın bugün bin 700 TL. Zaten çeyrek altın almayı çoktan unutup gram altına geçmiştik. Ama artık gram altının da yanına yaklaşmak mümkün değil. Bir yıl önce 507 TL olan bir gram altın, bugün bin 28 liraya ulaştı. Ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan çeyrek altın, sadece son bir yılda 1,6 adet, gram altın ise 2,7 adet azaldı. İşin en kötüsü, biz ‘geçinemiyoruz’ diye feryat ettikçe onlar zengini daha zengin, fakiri daha fakir hale getirmeye dönük politikalara sarılıyorlar.

'Borçla harçla ayakta kalmaya çalışıyoruz'

"Ekonominin dibe vurduğu bu dönemi bile parası olanlar için fırsata çeviriyorlar" diyen Doğan, açıklamasının devamında şunları söyledi:

Kur Korumalı Mevduat Sistemi ile bugün 17 TL’ye ulaşan dolardaki artışın maliyeti, bizim, halkın ödediği vergilerden, Hazine’den alınıp zenginlerin cebine aktarılıyor. Bu sistem ile bizim cebimizden alınan tutar şimdiden 50 milyar TL’yi buldu. Ama bu da yetmedi. Şimdi de Gelire Endeksli Senet (GES) adı altında kamu kurumlarının gelirlerine göz konuluyor. Yüz yıllar öncesinin iltizam sisteminden farkı olmayan bu sistemle Devlet Hava Meydanları gibi geliri yüksek kurumlar adeta zenginlere peşkeş çekiliyor. Sermayeye, patronlara, zenginlere bonkör olanlar, ülkenin kaynaklarını güvenlikçi savaş politikaları ile heba edenler, sıra dar gelirlilere, işçilerle, emekçilere gelince türlü türlü bahaneler yaratıyor. Biz, yaşamsal temel ihtiyaçlarımızı kısarak, borçla harçla ayakta kalmaya çalışıyoruz. Ama bunu bile bize çok gördüler.

Alacağımız kredilerin vade süresini kısaltıp asgari ödemesini iki katına çıkardılar. Yıllar önce verilen sözler hemen unutuluyor. Milyonlara kamu emekçisinin, emeklinin adil bir ek gösterge talebi, kapsamı alabildiğine daraltılarak görmezden geliniyor. ‘Kamuda 3600 devrimi’ diye yutturmak istedikleri düzenlemeden 5,3 milyon memurun ve memur emeklisinin yararlanacağını iddia ediyorlar. Oysa düzenleme ile daha baştan 600 bine yakın sözleşmeli çalışanı her bakımdan, 2008’den sonra göreve başlayan yaklaşık bir milyon 750 bin kamu emekçisini ise emeklilik maaşı bakımından kapsam dışında tutuyorlar. 600 puanlık artışın ek göstergesi 3000’in altında olanlara sınırlı yansıyacağı düzenlemeyi ‘devrim’ diye yutturmaya çalışıyorlar. Yoksulluktan, işsizlikten bunalan milyonlarla dalga geçercesine, ‘Ülke büyüyor, çarklar dönüyor, insanlar iş buluyor’ gibi nutuklara her gün bir yenisi ekleniyor.

'İnsanca yaşamaya yetecek ücret istiyoruz'

Yapılan açıklamanın ardından talepler ise şöyle sıralandı:

En düşük maaşın yoksulluk sınırı üzerine çıkarılması gerekmektedir. Bunun için eşi çalışmayan, iki çocuklu, en düşük maaşı alan kamu emekçisinin geliri, maaşında yapılacak artışın yanı sıra eş ve çocuk yardımı, kira yardımı, ulaşım yardımı, yiyecek yardımı, ikramiye, yakacak yardımı gibi kalemlerde artışlarla yoksulluk sınırının (2022 Mayıs itibari ile 19 bin 785 TL) üzerine çıkarılmalıdır. Tüm tüketim maddelerine yapılan zamlar geri alınmalı, bu maddelerde KDV sıfırlanmalıdır. Akaryakıt ürünlerinden telefona kadar lüks olmaktan çıkan her üründe ÖTV kaldırılmalıdır. Halkın, emekçilerin cebinden alıp zenginlere, beşli çeteye, yandaşlara aktarmanın araçları olan Kur Korumalı Mevduat Sistemi, kamu-özel iş birliği projeleri, döviz garantili ihaleler sonlandırılmalıdır. Bu talepler 2023 Ağustos toplu sözleşmesi beklenmeden hayata geçirilmeli hem kamu emekçilerinin, emeklilerin hem de asgari ücretlilerin kayıpları bir an önce giderilmelidir.

"İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz" diyen KESK üyeleri, açıklamanın ardından bordrolarını yakarak eylemlerini sonlandırdı.