Fikret Bila
Siyaseti düzenleme hedefi
YÖN/FİKRET BİLÂ
İktidarın iç siyaseti düzenleme hedefi çok açık biçimde görülüyor.
İdari yetkilerini kullanmanın yanı sıra yargı eliyle de bu hedefine ulaşmaya çalışıyor.
İktidar yerel seçimleri büyük farkla kazanan Ana Muhalefet Partisi CHP’yi durdurabilmek için önce idari yetkilerini kullanarak CHP’li belediye başkanlarını görevden aldı.
Ardından yine idari yetkiyle yerlerine kayyımlar atadı.
Böylece yerel seçim sonuçlarını yok sayarak seçilmiş belediye başkanlarını görevden uzaklaştırmış oldu.
Hemen ardından devreye yargı girdi.
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek başta olmak üzere CHP’li belediye başkanları hakkında soruşturmalar açıldı.
Belediye başkanları bir yıla yakın süredir cezaevindeler.
Büyükşehir belediye başkanlarından sadece Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar aylarca cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildi.
Ancak görevine iade edilmedi.
Tıpkı İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in bir yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmesine karşın görevine iade edilmemesi gibi.
Keza DEM Partili Ahmet Türk’ün beraat etmesine karşın Mardin Belediye Başkanlığı’na iade edilmemesi gibi.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Ahmetler görevlerine dönmeli,” “Demirtaş yuvasına kavuşmalı” sözüne karşın AK Parti iktidarı oralı olmadı.
Bu da gösteriyor ki iktidar yargının istediği yönde karar almasından memnun oluyor ancak beklediğinin aksine karar alırsa oralı olmuyor.
İktidarın CHP’nin güçlü isimlerini, başarılı belediye başkanlarını siyaset dışı bırakmayı amaçladığı anlaşılıyor.
İktidar, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını önlemek amacıyla hakkında açtığı davaların yanı sıra üniversite diplomasını da iptal ederek bu konudaki kararlılığını gösterdi.
Aynı şekilde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Masnur Yavaş hakkında da düzenlediği konserler nedeniyle soruşturma izni verildi.
İmamoğlu gibi Yavaş’ın da hedefte olduğu ortaya çıktı.
Yavaş’ın çalışma arkadaşları arasında olan Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa etmesi ve hakkında İçişleri Bakanlığı tarafından müfettiş görevlendirilmesi de dikkati çekti.
AK Parti’ye veya MHP’ye geçeceği söylenen Özarslan’a şimdilik bu iki partiden de teklif gelmedi.
Hakkında başlatılan müfettiş denetimlerinin Yavaş’a da uzatılıp uzatılmayacağı şimdilik bilinmiyor.
CHP Lideri Özgür Özel hakkında dokunulmazlığının kaldırılmasını bekleyen 37 fezleke Meclis’te bekliyor.
İktidar Özel hakkında da harekete geçer mi geçmez mi şimdilik bilinmiyor.
Ancak şu biliniyor ki iktidar CHP’nin güçlü isimlerinin cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemek, mümkünse CHP’yi parti içi kavgaya sürüklemek ve iktidara etkili muhalefet yapmasını önlemek için her yola başvuruyor.
CHP yönetimi de kuşkusuz bunun farkında.
Sadece CHP’nin farkında olması yeterli değil.
Diğer muhalefet partilerinin de bu gidişin farkında olmaları gerekir.
Bugün CHP’nin başına gelenler yarın onların da başına gelebilir.
Bu nedenle sadece CHP değil, başta DEM Parti olmak üzere diğer muhalefet partileri de Türkiye’nin demokratik hukuk kurallarından uzaklaşmasının ve iç siyasetin iktidara göre dizayn edilmesinin maliyetini iyi hesaplamalı ve ona göre tutum almalıdır.