Roma Tipi Aile

Küçük Narin’in katledilmesinin üzerinden 25 gün geçmesine karşın hâlâ yeni gözaltılar yapılıyor.

Kolluk güçlerini yanıltmak için asılsız ihbarlarda bulunan aile yakınları da gözaltında sorguya çekiliyor.

Narin’in akrabalarının, telefonlarının kartlarını çıkarıp 112’yi arayarak, değişik yerlere bıraktıkları terlikler ihbar ederek, kolluk güçlerini yanlış yerlere yönelttikleri de ortaya çıktı.

Aile, akrabalar ve Tavşantepe köyünün sakinleri adalete yardımcı olmuyorlar.

Bu amaçla geniş bir organizasyon yapıldığı anlaşılıyor.

Artık kimi, kimlere koruyorlarsa…

Katil veya katilleri koruyanların eleştirilmesi gerekirken, olayı aydınlatmaya çalışan, başta Halk TV muhabiri Ferit Demir olmak üzere gazeteciler tehdit ediliyor.

Bu çabaları gösterenler aile kurumunu, Kürtleri hedef almakla suçlanıyor.

Cinayeti örtmeye çalışan aile bireylerinin soruşturulması da eleştirilmesi de doğaldır.

İktidar mensuplarının dahi aileyle dostluğu nedeniyle her şeyi söyleyemeyeceklerini açıklamaları çok manidardır.

İktidarın korumaya çalıştığı aile tipi, kadın ve çocukların söz ve hak sahibi olmadığı “Roma Tipi Aile”dir.

Roma Tipi Aile’yi Friedrich Engels, “Ailenin, Özel Mülkiyet'in ve Devletin Kökeni” adlı ünlü eserinde tanımlar.

Roma Tipi Aile’de baba/koca, karısının, çocuklarının, kölelerinin ve hayvanlarının sahibidir.

Onları yaşatabileceği gibi cezalandırma hak ve yetkisi de vardır!

Bu ceza yetkisine ölüm cezası vermek de dahildir.

Roma aile tipinde baba için kadın, çocuk, köle ve hayvan aynıdır.

İktidar çevrelerine de, kız çocuklarının 6 yaşında evlenebileceğini savunan, tarikatlarda çocukların her türlü istismar edilmesine seslerini çıkarmayan, kadın cinayetlerinde erkeğe haklılık kazandırmaya çalışan, erkeğin mutlak hakim olduğu aile içi kölelik düzeni isteyen zihniyet hakim.

İktidarın önce imzalamakla övündüğü İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’yi çıkarmasının nedeni de tarikat ve cemaatlerin talebiyle gerçekleşti.

Türkiye, adını İstanbul’da imzalanmasından alan sözleşmeden kadının insan haklarını koruduğu için çıktı.

Avrupa Birliği tam üyeliğini hedeflemiş Türkiye’de iktidarın aldığı bu karar insan haklarıyla çelişen bir karardır.

Bu zihniyetin varacağı yer mollaların yönettiği İran, Taliban’ın yönettiği Afganistan olur.

Kadını dışarı çıkarmayan, ancak yanında kocası veya erkek kardeşi varsa çıkmasına izin veren, arabayla evinden en fazla 90 kilometre uzaklaşabileceği fetvası veren, kız çocuklarını okula ve üniversiteye göndermeyen, erkek doktorlara muayene ettirmeyen, hem kadınların üniversiteye gitmesini yasaklayan hem de kadınlar için kadın doktor isteyen akıldan, bilimden, izandan yoksun bir düzenden rahatsızlık duymayan akımlar bugün iktidarın yanında sıralanmış durumdalar.

Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne (AB) üye yapmak için Milli Görüş gömleğini çıkaran, AB değerlerini hayata geçirmeyi vadeden, daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi sloganıyla iktidara gelen AK Parti bugün bu gerici zihniyetten medet umar hale geldi.

O kadar ki iktidarda kalabilmek, oy kaybını azaltmak için ortaçağ zihniyetini savunanlarla ittifak yapıyor.

Tabii bu ittifakın altında Türkiye’yi laik bir cumhuriyet olmaktan çıkarıp, din devletine dönüştürmek ortak amacı yatıyor.

Anayasa’nın Türkiye’nin demokratik, laik bir sosyal hukuk devleti olduğu hükümlerini içeren ilk üç maddesi ile bu maddelerin değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini hükme bağlayan 4. maddenin kaldırılması talebinin de amacı aynıdır

Önceki ve Sonraki Yazılar
Fikret Bila Arşivi

ABD’nin derdi laiklik değil

04 Mart 2026 Çarşamba 05:05

ABD ve İsrail'in hedefleri

02 Mart 2026 Pazartesi 05:10

Laiklik güvencedir

27 Şubat 2026 Cuma 05:20

Karşılıklı adım beklentisi

25 Şubat 2026 Çarşamba 05:05

Raporun eksikleri

23 Şubat 2026 Pazartesi 05:15

Öcalan'ın talepleri

20 Şubat 2026 Cuma 05:25

Terörsüz Türkiye raporu

17 Şubat 2026 Salı 14:13

Siyaseti düzenleme hedefi

16 Şubat 2026 Pazartesi 05:05

Parti değiştirmek

11 Şubat 2026 Çarşamba 05:05