Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

Saray zorda! Geleceğimize ipotek koyacaklar

Uzun yıllar öncesinde, Star televizyonunda program kısmında göreve başlamıştım. TRT sonrası beni şoktan şoka sürükleyen bir süreçti. Sadettin Teksoy ile odalarımızın yan yana olduğunu, onun sarı yağmurluğu ve belinde tabancası ile her gün odamın önünden geçtiğini söylesem zihninizde bir şeyler canlanır herhalde. Ama inanın, çok çok daha fazlası cereyan ederdi.

Mesela, bir gün, haber merkezinin orta yerindeki post production denilen “ileri seviye teknolojiyle donatılmış kurgu bölümü” beyaz kâğıtlarla kaplandı. İçerisi görünmez oldu. Sadece o bölümün elemanları ile Cem Uzan ve haber müdürü Ufuk Güldemir girebiliyordu.

Belli ki tuhaf bir şeyler oluyor ama ne?

Sorunun yanıtını ana haber bülteninde alıyoruz. O günlerde Uzanların “hasmı” durumundaki Çiller ile ilgili bir haber geliyor ekrana. Görüntüdeki, Çiller. Evet. Aynı zamanda O değil. Çirkinleşmiş, ucube diyebileceğimiz bir ifadeyle bakıyor.

Bilmeceyi daha sonra anlatılınca çözüyoruz. Çiller’in dudakları, post production marifetiyle yüzünden çıkartılıp “ters olarak” yerine konmuş.
Bu anekdotu, aşağıda okuyacağınız tablo aklıma getirdi.
Ancak bu kez aksi yönde bir işlemle!
Durum ucube! Bize anlatılansa gül pembe!
Nasıl mı?
Buyurun..

*. *. *

Medya -doğal olarak- İBB davasına kilitlenmiş durumda. Saray yanlıları İmamoğlu ve ekibini bitirebilmek için fazla mesaide.. Gerçek haberciler de kumpası, itirafçıların iftiralarını anlatabilmek derdinde.
Saray ise, bence İBB davasından çoktan umudunu kesti. En son, ittifak ortağı Bahçeli’nin ültimatom gibi sözleriyle butlan meselesi de çekmeceye kalkmış gibi. Zira Bahçeli Meclis’teki grup toplantısından sonra gazetecilerin sorularını yanıtlarken çok net konuştu:

“Cumhuriyet Halk Partisi, cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana var olan önemli bir siyasi kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz.”

Bahçeli bununla yetinmedi. Öcalan’ın statü arayışı üzerine sözleriyle de Erdoğan’ı iyice köşeye sıkıştırdı:

“Abdullah Öcalan için statü açığı varsa bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun özü açık olmalıdır. Bu mekanizma toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, millî güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının 'Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir..”

AKP teşkilatı ve seçmeniyle, bugüne kadarki gelişmeye bile tepkiliyken, Öcalan’a resmi bir statü ve belki kısmi özgürlük ihtimali kim bilir Saray’ı nasıl rahatsız etmiştir..
İyi de Erdoğan’ın elinden CHP’yi zayıflatmak ve Öcalan’ı İmralı’dan çıkarmamak kartları alınırsa geriye ne kalır ki!
“Hele bir de ekonomik krizi düşünürseniz” diyeceksiniz belki.. Demeyin!
Zira Saray bugüne kadar eşine pek rastlanmayan bir paket hazırlığında.
Öyle ki ekonomi gazeteleri, durumu “RADİKAL” diye tanımlıyor.

whatsapp-image-2026-05-07-at-08-47-41.jpeg

Evet, daha önce varlık barışı yasalarına tanık olduk. Hatta Meclis’e sunulan bu son paket SEKİZİNCİ olacak.
Peki onu “radikal seviyede farklı” kılan ne?
Beyler freni boşa almışlar!

“• Son üç yılda Türkiye’de ikamet etmeyenlerin, yurt dışı kaynaklı gelirleri 20 YIL BOYUNCA BELİR VERGİSİ DEN MUAF TUTULACAK.”
“• 31 Temmuz 2027’ye kadar yurt dışındaki varlıklarını bildirenler hakkında gelir vergisi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacak.”
“• İstanbul Finans Merkezi’ndeki kuruluşların kurumlar vergisi indirimi 2047’ye uzatılacak, harç muafiyetleri de 20 yıla çıkarılacak.”
“• Vergi borcu tecillerinde azami taksit 36 aydan 72 aya yükseltilecek.”

Hesap açık: 2027’de yurt dışından para yağacak.. 2028’de de o paralar sandığa giderken seçmene dağıtılacak.
Bu arada, daha önce yazdığım için kısa geçeceğim; tarihi binalar, değerli araziler de haraç mezat satışa çıkartılacak.
Tek bir delil olmadan Silivri’ye atılanların daha mahkemeleri bile başlamamışken üzerine çökülen mal varlıkları da cabası!

*. *. *

Son 20 yılda devleti tüm kurumlarıyla ele geçirdiler. Sıra geleceğimize ipotek koyma paketlerinde.
Yurt dışından gelecek para iştahlarını öyle kabartmış ki, “20 yıl boyunca vergi falan istemiyoruz, yeter ki gel” diyorlar.

“İŞTAH” ifadesi boşuna değil.

Ekonomim Gazetesi yazarı Dr. Ahmet Çimenoğlu “gayrımenkul yatırımları" dışındaki tabloyu şöyle çiziyor:

“2006-2020 arasındaki 15 senede yıllık ortalama 3,2 milyar dolar olan Türk şirketlerinin yurtdışındaki doğrudan sermaye yatırımları, 2021-2025 arasındaki 5 senede yıllık ortalama 6,1 milyar dolara sıçradı. Hatta bu rakam, sadece 2025’te 8,5 milyar dolar ile tarihi en yüksek seviyeye ulaştı.

Bu yatırımların hangi ülkelere yöneldiğine baktığımızda, Hollanda ve ABD’nin açık ara önde olduğunu görüyoruz. Bu ülkeleri Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İngiltere, Almanya ve Yunanistan izliyor.”

* * *

Bu Haziran’da Mehmet Şimşek Maliye Bakanlığı gibi kritik bir koltukta üçüncü yılını dolduruyor.

Bizler üç yıldır olduğu gibi yine enflasyon mavallarını dinleyeceğiz.

Arada bir, Çiller’in dudaklarında olduğu gibi “bunda bir tuhaflık var ama ne” diyenler çıkacak. Artık kanıksadığı % 40’lardaki enflasyonu, normal -Şimşek’in göreve başladığı zamanki vaadiyle “RASYONEL” bulanlar olacak.

Ama ekonomi yazarı Alaattin Aktaş dudakları çevirip enflasyonda portreyi gerçeğine döndürüyor ve şöyle diyor:

"Son üç yılda, yani 2023-2026 mayıs döneminde TÜFE yüzde 216 arttı.
Önceki üç yılda, yani 2020-2023 mayıs dönemindeki artış ise yüzde 182 idi.”

Bir reklam üzerinden fırtına kopartmalar.. Hatta reklam şirketinin İsrail’le bağlantılı olduğu iddiaları boşuna değil.
Durum, gözlerini karartacak.. Sandığı ele geçirebilmek için her şeyi göze alacak kadar kötü.
“HER ŞEY” derken elbette her şeyi kastetmiyorum.

Özgür Özel’’i ve asıl, cezaevinde zulmettikleri Ekrem İmamoğlu’nu ele geçiremiyorlar mesela.

Düşünün. İmamoğlu her gün ellerinde patlayan iddialarla tutuklu. Dünkü duruşmasına yine güler yüzle ve mitinge gelirmiş gibi geldi. İzleyiciler arasında dünyanın tanıdığı bir sanatçı, Zülfü Livaneli de vardı.

İmamoğlu onu “ÖZGÜRLÜK” şarkısına göndermeyle “Ey özgürlük” diye selamladı.
İzleyicilerden biri de 6 Mayıs’ı anımsattı:
“Ekrem başkanım Deniz burada, Yusuf burada, Hüseyin burada..”

Dünümüzü unutmayacağız. Yarınımızı onlara bırakmayacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

Anneliği sizden öğrenecek değiliz!

06 Mayıs 2026 Çarşamba 10:57

Silivri'nin "İçyüzü"

04 Mayıs 2026 Pazartesi 09:06

Seçimin zamanı değil ama sonucu belli!

30 Nisan 2026 Perşembe 09:18

Medyanın dilsiz şeytanları!

28 Nisan 2026 Salı 10:25

Yazık! Trump şiddete maruz kalmış!!

27 Nisan 2026 Pazartesi 08:58

İnsanlığın selası okununca...

24 Nisan 2026 Cuma 11:10