Ölümüne üşümek

Adana’ya yılın ilk karı düştü. İstanbul-Ankara gibi büyük illerde aynı manzaraları göreceğiz.

Beyaz örtü altında titreyen yoksul bedenler yaşama tutunma mücadelesi verecek.

Bu yıl Ocak-Şubat aylarında kışın sert geçeceği tahminleri yapılıyor.

Yüksek enflasyon altında alım gücü eriyen dar gelirlilerin korkulu rüyası; kalorifer vanalarını açmak, sobaya kömür atmak…

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Özdağ ile haber sitesi “Reportare” de 16 Aralıkta yayımlanan “Enerji zamları, özelleştirmeler ve çocuk ölümleri” başlıklı yazısı üzerine konuştuk.

Özdağ’ın makalesi “Şırnak, Diyarbakır, Eskişehir… coğrafyalar ayrı ama çocukların kaderi aynı!” cümlesiyle başlıyor.

“Nur Elif 6 yaşında yetersiz beslenme ve bakımsızlık nedeniyle yaşamını yitirirken, 2 kardeşi koruma altına alındı. Devlet sosyal devlet olsaydı bu dram yaşanır mıydı?” diye soruyor.

Ülkemizde son iki yılda ölüm raporunda “yetersiz beslenme” yazan tek çocuk Elif değildi.

Yoksulluğu bölüşen ailelerde, ev içi şiddete terkedilen tek çocuk da şüphesiz yalnızca Elif değildi.

Özdağ 2021 yılına gidiyor, medyaya yansıyan aile dramlarından alıntılar yapıyor.
1 Ocak 2022’da kademli elektrik zamları üzerimize yağmaya başlamadan önce iki çocuğumuzun daha enerji yoksulluğu ve yoksunluğu nedeniyle yaşamlarını yitirdiklerini hatırlatıyor.

Yunus E. B. 2 yaşında elektrik kesintisi ve soğuk nedeniyle hayatını kaybettiğinde babası; “Sobayı yakamıyoruz, ocağı yakamıyoruz, su ısıtamıyoruz, bir çay içemiyoruz. Hayat o kadar çok pahalı olmuş ki! Ay başı gelmeden kirayı düşünüyorum. Kirayı ödesem, elektik kesilirse ne yapacağım? Elektriği de ödedim diyelim çocuklar bir şey istediğinde ne yapacağım? Bir teneke yağ 60 lira olmuş. Kim neyle nasıl geçinecek? Bir tek ben değil, bütün insanlar bu sorunu yaşıyor” diyordu.

Ali Z. 4 yaşında elektrik kesintisi nedeniyle hayatını kaybettiğinde annesi; “Oğlumun ölümü üzerinden 20 gün geçti, hala elektrikler gittiği zaman korkuyorum ve o duyguları yeniden yaşıyorum. Benim oğlum bu yüzden öldü, ama başkasının çocuğu ölsün istemiyorum” diyordu.

Özdağ sözkonusu makalesinde 2023 yılına dair şu uyarıyı yapıyor:

"Bir yıl önce Şırnak’ta Ali’nin, Diyarbakır’da Yunus’un yoksulluktan ve yoksunluktan yaşamını neden yitirdiklerini yeterince sorgulamadığımız için daha da yoksullaştığımız bir 2022 yılını yaşadık. Şimdi Eskişehir’de 6 yaşındaki Nur Elif’in açlıktan, bakımsızlıktan yaşamını yitirmesini sorgulamazsak, bunu dert edinmezsek, bu düzene 'Dur' demezsek 2023 bizim için çok çok daha kötü geçecek."

Çocuk ölümleri ile elektrik bedelleri arasındaki ilişki halkın satın alma gücündeki erimeden bağımsız değil.

Kademeli tarifeye geçiş ile birlikte 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren mesken aboneleri için aylık 150 kWh’e kadar olan tüketim miktarları için 1.37 TL/ kWh, aylık tüketimlerin 150 kWh’ın üstündeki kısmı için ise 2,06 TL/ kWh olarak belirlenen elektrik bedelleri, yüzde 52 ile yüzde 130 oranında zamma denk düşüyordu.

Elektrikte kademe ve KDV manevralarına rağmen yıl içerisinde yapılan zamlar ile Aralık 2021’de 100 TL olan faturası bugün 189 TL, 100 TL olan sanayi faturası ise 506 TL oldu.

Özdağ kademeli fiyat uygulamasını “İlk kalem cebimizden elektrik faturası olarak, ikincisi ise üretilen ve sonra bizim aldığımız malların faturası olarak yine bizden çıkıyor” diye yorumluyor.

“Bize gelen faturalarda; i) özelleştirme bedeli, İİ) çalıştırılmayan santralların maliyeti, iii) yakıt tercihi farkı gibi görünmeyen kalemler var” diyen Özdağ, elektrik zamlarını sermaye transferi olarak yorumluyor.

Şöyle ki:

“Üretimin yüzde 80’i, dağıtım ve perakende satışın yüzde 100’ü özel sektörün elinde.

Özel şirketlerin manipüle ettiği piyasasında elektriğin kilovatsaati ortalama fiyat 4 TL iken, kamu kurumu olan Elektrik Üretim AŞ’nin (EÜAŞ) kayıp kaçak için sattığı toptan elektriğin kilovatsaati 32 kuruş!

EÜAŞ’ın perakende satış yapan şirketlere satış fiyatı da piyasanın dörtte biri, 1,1 TL/kWh. TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi Ve Teknoloji Komisyonunda kabul edilen 2/4780 esas numaralı Kanun Teklifi ile babalarımızın emeği ile yapılan limanların bedavaya, ihalesiz birilerine verilmesi ile 6 yaşındaki Nur Elif’in açlıktan yaşamını yitirmesi arasında çok sağlam ama ters işleyen bir ilişki var.

Yoksulluk ve yoksunluk başka çocuklarımızın yaşamını söndürmesin istiyorsak bu kanun teklifi TBMM Genel Kurulu’ndan geçmemeli. Her bir özelleştirme, çocuklarımızın belenmesinden, sağlığından, uykusundan, oyuncağından, yaşam hakkından çalarak şirketlere yapılan bir sermaye transferidir.”

Özelleştirilen limanların sözleşmelerinin “ihalesiz” 49 yıla uzatılması, Botaş’ın zararlarının mahsuplaşılması ve TEDAŞ'a borçların yapılandırılmasına yönelik düzenlemeleri de içeren “Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” Meclis’e sunuldu.

Teklife göre, BOTAŞ’ın Hazine'ye olan tüm borçları, alacaklarına karşılık sayılacak.
Özelleştirme döneminde TEDAŞ’a devredilen elektrik fatura borçlarına 5 taksit getirilecek.

BOTAŞ'ın ödenmemiş vergi ve idari para cezaları, bunlara bağlı gecikme zammı ve gecikme faizlerinden oluşan borçları mahsuplaşma yoluyla silinecek.

Mahsuplaşma karşılığında BOTAŞ, 31 Aralık 2022 tarihine kadar oluşacak Hazine’den görevlendirme bedeli alacaklarından vazgeçecek.

Tüketiciye yönelik destek TEDAŞ’a devredilen ve 2 bin lirayı aşmayan borçların silinmesinden ibaret. Bu durumda dava ve icra işlemleri sona erecek.

Çalışanlara verilen enerji desteği ise işverenlerin Haziran 2023 dönemi sonuna kadar "doğalgaz, ısınma ve elektrik yardımı" adı altındaki ilave ödemelerin 1000 TL'ye kadarlık kısmının vergi ve primden muaf tutulmasıyla sınırlı.

Torba yasa dar gelirlinin elektrik faturasını düşürmeyi dert edinmek yerine, işletmesini Katar’ın üstlendiği QTerminals Katar’ın 2028’de bitecek sözleşmesi 19 yıl uzatıyor.
Ciner, Doğuş-Bilgili ortaklığı, Ulusoy, Albayrak’ın da aralarında olduğu yatırımcıların ve 1997-1998- 2001-2003-2012-2013 yıllarında özelleştirilmiş limanlar işletmelerine eklenecek en kısa süre 13 yıl…

Ülkenin kaynaklarının yoksul kesimler lehine kullanılması artık bir tercih değil, Elif’lerin açlıktan yaşamını yitirdiği ülkemizde zorunluluk.

Kademeli elektrik faturası uygulamasından da bir an önce vazgeçilmesi gerekiyor.

Zira her bir kademe Ayşe Teyze’nin filesine yansıyor.

Elektrik faturalarını düşürmek için ikincil enerji kaynağı elektrikle çalışan “ısıtıcıdan”, “derin dondurucudan” vazgeçen tüketiciye ısınmak için battaniyeden başka seçenek sunulması gerekiyor.

resim1.png
Elektrik tüketici tarifelerindeki artış oranları, ücretlerdeki artışın 5 katına ulaşıyor. (Tablo: EMO Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Özdağ)

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serpil Yılmaz Arşivi