Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

Bir "terörist" ölmüş diyeler!

Yılların alışkanlığı.. Geçmişte Medya Mahallesi’ne, bugün de yazıya hazırlanırken hemen her görüşten internet sitesinde dolaşırım. Gerçeğe tam anlamıyla ulaşamayacak olsam da en azından yalandan uzak durmaya çalışırım.

Okuyacağınız “öykü / haber” işte böyle bir çabayla ortaya çıktı.. Cezaevinde ölen Mehmet Edip Taşar’ın öyküsü..

Türkiye Cumhur İttifakı ile DEM / PKK arasındaki bahar rüzgarlarına sahne olurken.. Öcalan, bizzat MHP lideri Bahçeli tarafından “kurucu Önder” diye adlandırılırken.. Özetle PKK üyesi olmak ve terör suçlarına iştirak gibi ağır ithamlarla tutuklanıp 2022’de Silivri’ye gönderildi.

22 yılı aşkın bir hapis istemiyle yargılanıyordu. Dolayısıyla tutuklanmış olması doğaldı.

Ne var ki, meselenin doğal olmayan bir yanı vardı. Taşar’ın sağlık durumu.

Farklı internet sitelerinde karşıma çıktığı kadarıyla 40 kiloya kadar düşen Taşar, bırakın cezaevini, hastanede bile “umutsuz vaka” diye not edilecek, yaşamın kıyısına gelmiş biriydi.

Bu nedenle, DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, çiçeği burnunda adalet bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması talebiyle bir soru önergesi vermişti:

“Taşar; kalp hastalığı, diyabet, hipertansiyon, prostat, KOAH ve böbrek rahatsızlıkları gibi çoklu kronik hastalıklarla mücadele etmektedir. Bugüne kadar 19 kez anjiyo olmuş, damarlarına 8 stent takılmıştır. 09 Şubat 2026 tarihli avukat görüşüne tekerlekli sandalye ile getirildiği; ciddi kilo kaybı yaşadığı, yediği her şeyi kustuğu, konuşmakta ve oturmakta zorlandığı gözlemlenmiştir. Kendi başına yemek yiyemediği ve ilaçlarını içemediği; günlük ihtiyaçlarını koğuş arkadaşlarının desteğiyle karşılayabildiği aktarılmaktadır. Kan şekerinin 600’e kadar çıktığı, ritim bozukluğu ve kansızlık yaşadığı, görme yetisini büyük ölçüde kaybettiği ifade edilmektedir.”

Bu tabloya rağmen Adli Tıp Kurumu’nun “cezaevinde kalabilir” raporu verdiğini belirten Çiçek, artık her günün kritik hale geldiğini vurgulamıştı. Nitekim, Adalet Bakanı’ndan daha yanıt gelmeden, Mehmet Edip Taşar hayatını kaybetti.

*. *. *

Taşar’ın PKK eylemlerine iştirakinden yargılanması nedeniyle herhalde, ne sağlık durumu haber oldu ne de ölümü..

Oysa, her tutuklu ya da hükümlü gibi, hayatı devlete emanetti.

Ancak belli ki, kimse bunu umursamamış.. Ölümüne seyirci kalınmış.. Bir bakıma artık yasalarımızda var olmayan “idam cezası” uygulanmıştı.

Bu yazıyı okuyanlar arasında benim PKK propagandası yaptığımı düşünen olacaktır mutlaka. Benzer durumlarda hep söylediğim gibi, ben “HUKUK PROPAGANDASI” yapıyorum.

Yaptıklarından ya da düşüncelerinden nefret etsem de, hukukun herkesin hakkı olduğuna inananlardanım.

Yasaların herkese eşit uygulanması gereğine de..

ABD’de şartlı tahliye imkanı olmadan müebbet hapis cezası alanlar, cezaevinde ölür. Bizde durum çok farklıdır.

Örneğin Ankara Bahçelievler’de 7 TİP’li genci öldüren Haluk Kırcı.. İki sefer yanlışlıkla tahliye edildi.. Firardayken evlendi.. Yakalandı.. Daha sonra infaz yasasında -nasıl bir tesadüfse- en çok ona yarayan değişiklikle özgürlüğüne kavuştu.

Haluk Kırcı, idam cezasının yasalarımızda olduğu bir dönemde 7 gencin katliamına karşılık toplam 16 yıl hapis yattı.

22 yılla yargılanan Taşar ise, adeta ölüm cezasına çarptırıldı.

*. *. *

Mehmet Edip Taşar hayatını kaybettiği için Adalet Bakanı’nın onun hakkındaki soru önergesini yanıtlaması gerekmiyor artık.

Ama belki MS hastası Tayfun Kahraman hakkında bir şeyler söyler.. İBB davası sanıklarından Murat Çalık’ın habire rahatsızlanıp hastanelik olması konusunda tatmin edici yanıtlar verir.

Ve her şeyden önemlisi, cezaevleri, önüne gelenin tutuklanıp konulduğu depolara dönüşmüşken Adli Tıp Kurumu’nun kararlarına, hatalarına bir bakılmasını sağlar.

Mehmet Edip Taşar vakası bu açıdan kritik önemde bence.. Sağlık durumu kırmızı alarm seviyesini de geçmiş bir mahpusa, nasıl olur da “cezaevinde kalabilir” raporu verilir?

Cezaevlerinde daha kaç kişi böyle bir tabloda?

Bizler mesela, daha Tayfun Kahraman sorularına yanıt alamadık ne yazık ki..

Ancak MS rahatsızlığı yanıt falan beklemeden ilerliyor.

Avukatı Cansu Çiftçi daha geçenlerde açıkladı:

“Yoğun ağrıları var. Yürürken topallıyor. Ve felç olma riski var…”

Siyasetten, hatta yargıdan bir hamle beklemek ihtimal dışı.. Oralarda işler Erdoğan’ın hisleri ve talimatları ile yürüyor.

Ya Hipokrat yemini etmiş tıp insanları.. Onlardan da mı umudumuzu keseceğiz..

Biliyorum, çok klişe ama..

“Hukuk bir gün herkese lazım olur..”

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

Dünyayı Deliler Yönetiyorsa

28 Mart 2026 Cumartesi 09:00

Unutturamaz kimse seni!

26 Mart 2026 Perşembe 09:13

İBB davası nasıl çözülüyor!!!

25 Mart 2026 Çarşamba 08:50

Akın Bey Neden Susuyormuş!

21 Mart 2026 Cumartesi 11:50

Erdoğan O İmzayı Neden Attı?

20 Mart 2026 Cuma 10:21

Bir FETÖ Kumpasından Bugüne!

19 Mart 2026 Perşembe 09:12

Halil Konakçı'yı kim neden koruyor?

18 Mart 2026 Çarşamba 09:23