Ayşenur Arslan
Adalette özelleştirme!
Meclis Komisyonu muhtemelen bugün toplanıp rapora son şeklini verecek.. Öcalan’ın akıbeti belli olacak..
Tahminler, raporda Öcalan adının, hatta umut hakkının yer almayacağı ama bunun ima ve işaret edileceği yolunda.
Komisyon üyesi, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın ifadesiyle,
“Umut hakkı' başlık olarak olmasa da AİHM kararları üzerinden içerik olarak mutlaka olacak..”
Başlıklara takılmayalım, sonucuna bakalım derseniz, onu da Erdoğan’ın baş danışmanlarından Mehmet Uçum anlatsın:
“Umut Hakkı kişiye özgü veya münfesih terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'a yönelik bir tahliye imkanı değildir. Umut hakkı doğrudan tahliye de sağlamaz. Umut hakkı, bir af uygulaması ise hiç değildir. Daha da önemlisi, umut hakkı bağımsız bir hak değil şartla salıverilme imkanının başka türlü ifadesidir.”
Uçum aylardır konuşulanları büyük büyük cümlelerle tekrarlıyor ama yazısının özü özeti bu.
“Öcalan’a şartlı tahliye imkanı sağlamak..”
*. *. *
Hatırlayın.. Çağdaş Hukukçular Derneği onursal başkanı Selçuk Kozağaçlı, Öcalan’dan farklı olarak şartlı tahliye imkanına zaten sahip ama..
Silivri’de 10 yıllık tutukluluğa ve bu süreçte aldığı cezanın yatarını tamamlamasına rağmen tahliye edilmedi. Zira şartlı tahliye kurulu “toplumla bütünleşecek durumda değil” demişti.
Hani Uçum “kişiye özel bir imkan değil” diyor ya.. Şu anda başka kimi konuşuyorsunuz acaba?
Kimin umudunu yeşertmeye çalışıyorsunuz?
15 Temmuz darbe girişiminde, arka planını bilmedikleri bir emre uymaktan başka suçu olmayan gencecik harp okulu öğrencilerinin umudunu ne yapacaksınız? Adaletin unutulduğu karanlık koğuşlarda onlar da unutulup gidecek mi?
*. *. *
Örnekleri ve soruları çoğaltıp yazabiliriz.
Ama hazır adaletten söz etmişken not düşmemek olmaz.
“İzmir’de sosyal medya hesabından saç örme videosu paylaştığı gerekçesiyle tutuklanan 16 yaşındaki lise öğrencisi A.K. hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. Mahkeme, çocuğun tahliye talebini reddederek tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Rojava’da IŞİD militanlarının bir kadının örgüsünü kesmesi üzerine, tepki göstermek amacıyla başlayan kampanyada 12.sınıf öğrencisi de sosyal medya hesabından paylaştığı saç örme videosu, fotoğraf ve şarkı nedeniyle 5 Şubat’ta gözaltına alındı. Ardından tutuklandı. A.K. hakkındaki iddianame, “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla kabul edildi.
İddianamenin kabul edilmesinin ardından A.K.’nin avukatları, müvekkillerinin yaşı ve eğitim durumunu göz önünde bulundurarak tahliye talebinde bulundu. Ancak dosyayı inceleyen mahkeme heyeti, "kuvvetli suç şüphesinin varlığı", "delillerin henüz tamamen toplanmamış olması" ve "kaçma şüphesi" gibi gerekçelerle tahliye talebini reddetti.”
PKK kendisini feshetmişti.. Terör artık gündemimizde olmayacaktı.. Türkiye’de umutlar yeşerecekti.. Öyle mi!!
16 yaşındaki bir çocuğu “delilleri henüz tamamen toplayamadık” diye cezaevinde tutmak ne peki?
Muktedir, neredeyse her birey için kendi bekası adına uygun gördüğü kuralı uyguluyor.
Mesela AKP’liler hele başlarında Bilal Bey varsa her yerde her zaman toplanıp gösteri yapabiliyorken CHP’liler kaldırımda yürüyemiyor.
Dün CHP İstanbul il örgütünün köprü eyleminde test edildi onaylandı!
Emniyet amiri “attığınız sloganlar kanunsuz” diye uyardı.
İyice dinledim, neymiş sloganlar diye: “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “köprüler halkındır” diyorlarmış.
Özgür Çelik, amiri bir yandan sloganların kanuna aykırı olmadığına ikna etmeye çalıştı.. Bir yandan da gösterinin Anayasal bir hak olduğunu açıklamaya..
Polis ne yapsın! Saray tavrını belli etmiş.. Vali onun gereğinin yapılması için talimat vermiş..
Özgür Çelik kısa bir gösterinin ardından “Tamam.. Buraya kadar… Bundan sonra kaldırımda yürüyeceğiz” dedi.
Ve elbette buna da izin çıkmadı!
Kaldırımda yürüyüş valilik kararına takıldı!!
*. *. *
Ya Enver Aysever dosyası.. Alın bir “kişiye göre” kanun daha!
Enver hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla 3 yıla kadar hapis isteyen iddianame ortaya çıktı.
İddianame açıkça “düşünce suçu” tarifi yapıyor… Kindar nesil hayalini her fırsatta dile getiren Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı döneminde kinden söz ediyor. Hem de bilirkişi mütalaasıyla:
“Aysever'in sözlerinde bahsettiği suçlu, ahlaksız, din ve milliyetçilik tacirliği yaptıklarını iddia ettiği siyasi partilerin Türkiye'de demokratik seçimler sonucunda iktidara gelmiş veya koalisyon yapmış olan Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi, AKP, Refah Partisi, Fazilet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ile iktidara gelmemiş olsalar bile sayılan partilerin benzerleri olan, daha az oy alan partiler, yöneticileri ve bu partilere gönül ve oy veren seçmenleri kastettiği, zaman değişmekle birlikte Türk toplumunun yüzde 60-70'lik kesimine yönelik söz konusu hakaret içerikli sözlerin söylendiği anlaşılmıştır.”
Aysever bu sözleriyle solcuları sağcılara karşı kışkırtmak istemiş meğer. İddianameye kaynak olan bir başka çalışmaya göre nüfusa oranı yüzde 62 olan sağcılar tehlikedeymiş anlaşılan.
Ne var ki biz salak solcular bir türlü kışkırmadığımız için Enver’in vahim teşebbüsü sonuç vermemiş..
Önce Fatih Altaylı.. Şimdi Enver Aysever.. Asıl işleri görüş bildirmek olan gazetecilere onlar üzerinden gerçekten “vahim” mesajlar veriliyor.
O nedenle bendeniz de bundan sonra Buket Aydın’ın repertuvarına göre düşünüp yazacağım:
Cinler nerede yaşıyorlar?
Biz onları neden göremiyoruz?
Müslüman cinler Müslüman olmayanlarla hangi konularda ters düşüyorlar?
Gördünüz mü.. Ders notlarımın başlıkları bile hazır.
Yakında sizleri de aydınlatacağım.
Umarım kışkırmazsınız!