"İlan edilen ölüm rakamları gerçeğin üçte biri"

Halk TV'ye konuşan Prof. Ahmet Saltık, "İlan edilen ölüm rakamları gerçeğin üçte biridir ve iktidar bunu bilmektedir. Vahim olan da budur. Bizim bu rakamlara alışmamız ve kanıksamamız isteniyor. Hayır. alışmayacağız, hayır kanıksamayacağız" dedi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 16 Mart 2021 16:42

Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Ahmet Saltık Halk TV'de Can Coşkun ile Haber Masası programında, Sağlık Bakanlığı'nın yeni yayınladığı '6-12 Mart illere göre vaka sayısı haritasını' yorumladı. 

Türkiye'de salgının yönetiminde 3 temel engel olduğunu belirten Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Ahmet Saltık, koronavirüs tablosu ve haritalar konusunda şu değerlendirmelerde bulundu:

Tek adam yönetimi, sorular yanıt bulmuyor, liyakat sorunu...

"Bunlardan ilki tek adam yönetimi. Hikmetinden sual olunamıyor, Meclis'te görüşülemiyor, sorulan sorulara yanıt alınamıyor. Örneğin CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Sağlık Bakanı'na 127 soru sordu, salgınla ilgili hiçbirine yanıt alamadı. İkincisi para yok. Finansman kıtlığı ya da yokluğu var. Merkez Bankası'nın eksi 50 milyar dolarlara kadar boşaltıldığını biliyoruz. Üçüncüsü ise liyakat sorunu. Turkuaz tablodaki veriler kesinlikle hiçbiri ötekiyle örtüşmüyor. Derin çelişkiler devam ediyor. Basit matematik çelişkiler, aritmetik çelişkiler giderilemiyor. rakamlarla habire oynanıyor. Yaz geliyor, turizm sezonu yaklaşıyor. Hadi bizi kandırdınız küçük rakamlarla ama dışarıyı nasıl kandıracaksınız ve yazın turizm sezonunu nasıl idare edeceksiniz?

"İlan edilen ölüm rakamları gerçeğin üçte biridir"

Erdoğan 'ölümlere bakarım' demişti. Ölümlerle olgu sayıları arasında üç haftalık faz farkı vardır, aynı anda yükselmezler ikisi. Önce havuzdaki hasta sayısı büyür ki şu anda 150 binin üstünde. İki, dört haftalık bir girişi var hastalığın. Bu süre içinde de ölümler tırmanmaya başlar. Dolayısıyla 65-70 dolayında ölüm rakamlarına güvenerek, 'nasılsa ölümleri bir hayli azalttık' şeklinde yaklaşılamaz. Kaldı ki ilan edilen ölüm rakamları gerçeğin üçte biridir ve iktidar bunu bilmektedir. Vahim olan da budur. Bizim bu rakamlara alışmamız ve kanıksamamız isteniyor. Hayır. alışmayacağız, hayır kanıksamayacağız, hayır kabul etmeyeceğiz. Her gün 65-70 insanın ölümü dahi olağanüstü bir seferberlik gerektirir ama iktidarın gündeminde, ne yazdık ki salgını gündemden düşürmek var.

"Yanlış değerli Erdoğan! Size verilen bilgi, söylediğiniz cümle yanlış"

Erdoğan dünkü konuşmasında dedi ki; 'Yoğun bakım ve entübe sayılarına sınırlı yansıyor' dedi. Buradan haykırıyorum: Yanlış değerli Erdoğan, Sayın Erdoğan, Sayın Cumhurbaşkanı, duyuyor musunuz? Yanlış! Size verilen bilgi, söylediğiniz cümle yanlış. Yoğun bakım ve entübe sayılarına ciddi biçimde yansıyor. Rakamla vereyim ben size: 28 Şubat'ta yoğun bakımdaki hasta sayımız bin 191 idi, 2 haftada bin 425'e çıktı. 300'ün üzerinde artış var. Daha ne istiyorsunuz? Yatan hasta sayısı 30 bin dolayında. Türkiye hastanelerinden 30 bin insan bu hastalıkla boğuşuyor. 150 bin insan PCR testi pozitif olarak toplumun içinde. 

Bir devlet başkanı yalan söylemez

'Aşılamalar yaygınlaştırıldı ve mücadelemiz kolaylaşacak' dedi. Yanlış Erdoğan! Tarih önünde, uygarlık önünde haykırıyorum, yanlış söylüyorsunuz.  Dilim varmıyor yalan söylüyorsunuz demeye. Ben de bu cümleyi kurmak istemiyorum. Önünüze konan veriler mi yanlış, öyle mi göstermek istiyorsunuz? 

"Aşılamada 'yeterli bir düzeye ulaşmış olmaktan' korkunç uzağız"

Aşılamada erişilen rakam kendi ağzınızla 11.5 milyon. 14 Ocak'ta başlandı. 60 günü aşan bir sürede 11.5 milyon insan aşılandı. Günlük 200 bin dozun altında. Böyle giderse, iki-iki buçuk yılda bitmez Türkiye'nin aşılanması. Demek ki aşılamada 'yeterli bir düzeye ulaşmış olmaktan' korkunç uzağız. O kadar ki 11.5 milyon aşının yaklaşık 2.5 milyon dozun 2. dozu olup, bu da aşılanması gereken 70 milyon için de yüzde 3.5 gibi bir orandır. 

 "Eylül'den beri yerli aşı sakızı çiğneniyor"

Henüz Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) evre 2 için bir onay vermedi. Bugün verilse bile evre 2 çalışmaları en az 2 ay sürecektir. Başarılı olursa evre 3 için izin istenecek. Onu da dünyanın farklı ülkelerinden 30-40 bin insanda deneyeceksiniz. Bu da 3-4 aydan aşağı bitirilmesi mümkün değil. En kısaltılmış süre ile evre 2 için 6 ay gerekli. Her şey yolunda gider, aksilik olmaz ve virüs mutasyon yapmayı durdurursa bizim hatırımız için, Eylül ortası. Erdoğan'ın dediğine göre aşı geliştirmesi 18 merkezde yürüyor. Bu saçımızı başımızı yolduracak bir cümle. ABD'de dahi 3-4 yerden öte aşı geliştirme çalışıp finanse edilemiyor. Türkiye nasıl 18 merkezde aşı geliştiriyor? Hangi parala, hangi insan gücüyle? Dolayısıyla bir serap gibi duruyor. Eylül'den beri yerli aşı sakızı çiğneniyor. 6 ay geçti bir arpa boyu yol katedemedik. Yerli aşıda umut gözükmüyor. Bir yandan hızlı mutasyonlar nedeniyle. Gelişse bile üretim kapasitesi sorunu var. Dünyada da üretilemiyor. Dünyada 10 aşı var. Ben hükümertin ne yapıp edip aşı bulması gerektiğini düşünüyorum. 

"4 hafta içinde her gün en az 160 insanımız ölecek" 

Şu anda Türkiye'de havuzda biriken olgu sayısı dünkü rakamlarla 150 bin PCR pozitif tanı almış insan var. 150 bin hasta ne anlama geliyor? 4 hafta içerisinde bu insanların yüzde 3'ü ölüyor. 4 bin 500 insanımız 4 hafta içerisinde ne yazık ki aramızdan ayrılacak. Herkes bunu duysun vahim gerçek bu. Gerçekte Türkiye'de önümüzdeki 4 hafta içerisinde erken ölenler de olacak. Dolayısıyla önümüzdeki 4 hafta içerisinde her gün en az 160 insanımız ölmeye devam edecek. 

"Çare; 4 hafta Türkiye'yi kapatarak salgının hızını yavaşlatmaktır"

Bu ölümlerin en az yarısı engellenebilir. Öldüren salgından çok bu politikalar. İktidar halkı korkuyla terbiye ediyor. Önlem alıyor 'artarsa tekrar kısacağım' diyor. Çare; 4 hafta kapatarak Türkiye'yi bu salgının hızını yavaşlatmaktır. Masum insanların yaşamını korumaktır. İdeal olanı ise ne yapıp edip aşı bulmaktır. Dünyanın her yerinden Türkiye'ye aşı getirmek ve aşı uygulamaktır"