Tutuklu Mehmet Türkmen'den hakkındaki iddianameye tepki
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Gaziantep'te Sırma Halı işçilerinin eyleminde yaptığı bir konuşmanın ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. 16 Mart'ta tutuklanan Türkmen hakkında hazırlanan iddianamede, tutuklu sendika başkanının üç yıla kadar hapsi isteniyor.
Yaklaşık bir buçuk aydır cezaevinde bulunan Türkmen, Gaziantep E Tipi Kapalı Cezaevinden kaleme aldığı mektupta, hakkındaki iddianameye şu sözlerle tepki gösterdi:
"İddianameyi hazırlayan savcıya ve bu iddianameyi kabul ederek tutukluluğumun devamına karar veren hâkime göre, Sırma Halı fabrikası önünde maaşları ödenmediği için eylemde olan işçilere yönelik yaptığım konuşmada herkesin bildiği gerçekler suç sayılıyor."
Sendikacı Mehmet Türkmen hakkında iddianame: Siyasi yasak talep edildi!
"PATRONLARIN DÜZENİ SÜRSÜN DİYE TUTUKLUYUM"
"Patronların, işçilerin haklarına ve hayatına çöktüğü bu düzen sürsün diye tutukluyum. Tam 41 gündür haksız ve hukuksuz bir şekilde tutukluyum. İlk duruşmam 12 Mayıs’ta. İlk duruşmada tahliye olsam dahi bir kez daha haksız yere yaklaşık 2 ay hapis yatmış olacağım" ifadelerini kullanan tutuklu Birtek-Sen Genel Başkanı Türkmen, tutuklanmasına yol açan konuşmasında herhangi bir suç unsuru bulunmadığını vurguladığı mektubunda şunlara yer verdi:
"İddianameyi hazırlayan savcıya ve bu iddianameyi kabul ederek tutukluluğumun devamına karar veren hâkime göre, Sırma Halı fabrikası önünde maaşları ödenmediği için eylemde olan işçilere yönelik yaptığım konuşmada herkesin bildiği gerçekler suç sayılıyor. Bu ülkede; hukuka, adalete, azıcık da olsa inancı ve vicdanı olan herkesten hakkımdaki iddianameyi ve yapılan suçlamayı ve orada verdiğim savunmamı açıp okumasını rica ediyorum. Tutuklanmama gerekçe yapılan konuşmada ne demişim; “Bu memlekette patronsanız, zenginseniz işçinin hakkına çökebilirsiniz, güvenlik önlemini işçinin ölümüne sebep olabilirsiniz, cinayet işleyebilirsiniz. Kimse size hesap sormaz, bu ülkede yasalar zenginler için geçerli değildir.” demişim. YALAN MI? Devamında ne demişim; “Ama işçi hak arayınca jopuyla, kalkanıyla, eylem yasaklarıyla işçinin karşısına dikilirler, işçileri gözaltına alırlar, sendikacısını da tutuklarlar.” demişim. YALAN MI? Değil! Ama az söylemişim, şimdi bu adaletsiz ve hukuksuz düzene bir yenisi eklendi: Bu adaletsizlikleri dile getirme suçu!"
"İddianamede, Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde her yıl onlarca işçinin patronların aşırı kâr hırsı yüzünden gerekli önlemlerin alınmadığı için iş cinayetlerine kurban gittiği ya da malul kaldığından ve bunun için tek bir patrondan hesap sorulmadığından, tek bir patronun bir gün bile hapis yatmadığından, gözaltına bile alınmadan serbest bırakıldığından söz etmem “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu olarak değerlendirilmiş. Ben tutuklandıktan bir hafta sonra İSİG Meclisi, Gaziantep’teki iş cinayetlerine dair kapsamlı bir rapor yayımladı. Bu rapora göre Gaziantep’te son 13 yılda tam 555 işçinin iş cinayetine kurban gittiği belirtiliyor. Raporda bu sayı ise “en az” ibaresiyle geçiyor; çünkü ölümlü iş kazalarının önemli bir kısmı da kayıtlara geçmiyor veya kamuoyunda duyurulmuyor. Aynı raporda 555 işçinin tamamının isimleri de yer alıyor. Bu 555 işçinin ölümünden sorumlu olduğu için ceza alan, tek bir gün dahi hapis yatan bir tane patron yok ama ben de bu gerçekliği dile getirdiğim için tutukluyum. Şöyle de ilginç bir durum var; benim tutuklanmamda Şireci/Sırma Halı önünde yaptığım konuşmada dile getirdiğim eleştirilerin çok daha sertini ve aynı içerikteki konuşmaları ülkenin pek çok farklı ilinde ve farklı platformlarda basın-yayın organlarında da yapıyorum. Mesela tutuklanmadan bir hafta kadar önce aynı içerikte, daha sert eleştirileri; bu ülkedeki adaletsizliği, iktidarın ve onun emrindeki ilgili devlet kurumlarının patron yanlısı tutumuna dair ithamların yer aldığı konuşmayı Ankara’da Çalışma Bakanlığı önünde de yaptım. Hiçbir şey olmadı. Ama Başpınar’da yapınca, Şireci gibi Başpınar’ın büyük patronlarının fabrikalarının önünde yapınca ve Başpınar patronları rahatsız olunca bu düşünceler suç oluyor."
Antep dışında Urfa, Malatya, Tokat ve Adana gibi illerde de sendikamız BİRTEK-SEN’in öncülük ettiği direnişler ve grevler oldu. Hepsine katıldım, hepsinde aynı konuşmaları yaptım ama nedense bir tek Gaziantep’te tutuklanıyorum. Sadece son 4 yılda Başpınar patronlarının şikâyetiyle en az 15 kere gözaltına alındım ve iki kere de tutuklandım, bu konuda takdiri sizlere bırakıyorum…
Son olarak iddianamede tensip zaptında tutukluluğun kararına dair gerekçesinde bana isnat edilen suçun katalog suçlardan olduğu söyleniyor, oysa bu suç katalog suçlar arasında yer almıyor, ayrıca sabıka geçmişim gerekçe gösterilmiş. Tutukluluğuma ilişkin kararın devam etmesi kararında da bu hususlara değinilmiş. Daha önce de haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanmış olmam ve ceza almış olmam (üstelik bunlar hâlâ istinafta olan ve kesinleşmemiş cezalardır) bir kez daha hukuksuz bir şekilde cezalandırılmamın gerekçesi yapılıyor. Sizin sabıka dediğiniz, suç kaydı dediğiniz, benim için bu adaletsizliğe, bu zulüm ve sömürü düzenine boyun eğmemenin, itiraz etmenin, mücadele etmenin onurlu bir kaydıdır. O sabıka ve eklenecek yenileri, benim değil; sizin suç kaydınızdır. İşçilere ve hak arayanlara karşı, emeği, alın teri için dünyanın en haklı, en onurlu mücadelesini verenlere karşı işlenmiş suçlardır. Hem de korumak ve uygulamakla görevli olduğunuz yasalara, Anayasa’ya, hukuka karşı; işçi düşmanı, emek düşmanı, kan emici 3-5 patronun çıkarına işlenmiş suçlar…
"Ülkenin bütün kaynaklarına, zenginliklerine ve milyonların emeğine çöken bir avuç patronun, kapitalistin, yandaşın, mafyanın hukukunun hâkim olduğu bu saray rejimi elbet son bulacak. Gerçek bir adaletin, demokrasinin, hukukun egemen olduğu ve yargının bağımsız olduğu günler mutlaka gelecek. Ve hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki çok uzak olmayan o günler geldiğinde, hukukun, adaletin, demokrasinin ayaklar altına alındığı bu karanlık günler anlatılırken bana yazdığınız bu “sabıka kayıtları”, bu tutuklama kararları da hatırlanacak."