Kuraklık ve susuzluk Mardin'de çiftçinin belini büktü

Mardin'de yaşanan susuzluk ve kuraklık nedeniyle hububat üretimi sekteye uğrayan çiftçi zora girdi. Mardin Kızıltepe Hububat Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter, "İki tane büyük nehrin, Fırat ve Dicle’nin ortasındayız. Ama gelin görün ki, su yoksunluğu çekiyoruz" dedi.

Susuzluk ve kuraklık, hububat üretiminin önemli merkezi Mardin’de çiftçinin belini büktü. Mardin Kızıltepe Hububat Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter, "İki tane büyük nehrin, Fırat ve Dicle’nin ortasındayız. Ama gelin görün ki, su yoksunluğu çekiyoruz" dedi. 

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin önemli hububat merkezi Mardin’de kuraklık, çiftçileri zor durumda bıraktı. Buğday ve arpa rekoltesinde ciddi düşüşler yaşandı. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), hasat devam ederken buğday ve arpa ithalatı için ihale açınca fiyatlar düşmeye başladı. Tüm bu sorunlara bir de kuraklık ve susuzluk eklendi.

Bölgenin su sıkıntısına çare olabilecek Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) yıllardır bitirilemedi. Bölge halkı, tarım arazilerini kendi olanaklarıyla sondaj kuyuları açtırarak sulamak zorunda kaldı. Bu da elektrik faturalarının yükselmesi anlamına geldi. Mardin Kızıltepe Hububat Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter, şunları söyledi:

'Elektrik şirketi, 'Ben tüccarım kârıma bakarım' diyor

“Çiftçiler kendi imkanlarıyla açmış olduğu bu kuyulardan sulama yapıyor. Eğer bu kuyular olmasaydı yüzde 68-70 oranında üretimde kesinlikle olmayacaktı. O sondaj kuyuları bugün 500-700 metre derinliği arasında gitmiş. Çiftçi, elektrik gücüyle su çekiyor. Hal böyle olunca en yüksek girdi kalemlerinden bir tanesi de elektrik girdi maliyetleridir. Şirket diyor ki (elektrik şirketi) ‘Ben tüccarım ben kendi kârıma bakarım.

Türkiye’nin başka bölgelerinde de sondaj kuyuları tarımsal sulamada kullanılıyor. Çukurova ve İç Anadolu Bölgeleri’nde sulamada dönüm başına ortalama 70-80 lira arası bir fiyat çıkarken; bu rakam Güneydoğu Anadolu’da buğdayda dönüm başına 500 lirayı buluyor. Kuraklık nedeniyle, yer altı suları da kurumaya başladığı için; çiftçiler, su kullanabilmek için her sene sondajı daha derinlere vurmak zorunda kalıyor, bu da elektrik faturalarına yansıyor”

Bölgede kuraklık nedeniyle yüzde 32 verim kaybı yaşandığını söyleyen Şerif Öter, yaşanan sorunlarını şöyle anlatıyor:

"Kuru alanda sondaj kuyuları yoktu. Su olmadığı için ürünler telef oldu. Hasat döneminde TMO üzerinden buğday olsun arpa olsun, ithalata gidilmesi çiftçimize karşı çok ciddi bir ekonomik sıkıntı oluşturdu. Hasat döneminde TMO’nun görevlerinden bir tanesi de burada regülatör görevi göstermesidir. Piyasayı çiftçinin lehine çevirmesi gerekiyor. Ama tam hasadın çıktığı dönemde bu sene hükümetimiz fiyat açıkladı.

Ekmeklik buğday 2,250 makarnalık buğday 2,450 ama piyasa bunun çok üzerinde alıcı buldu. Çünkü ihtiyaç vardı. Bu sefer de çiftçi yüksek satınca hemen önlemini aldılar. Dışarıdan ithal etmek için ihalelere gidildi. Bu da çiftçiyi ciddi zarara soktu. Çünkü çiftçi ürününün yaklaşık yüzde 80-85 arası daha satmamıştı. İthalata gidince birdenbire fiyatlar geriledi. Bu karar çiftçinin aleyhinde oldu. Geçen sene 3.500 lira olan gübre şu an da 6 bin lira civarında. Bu da yüzde 70 ile 80 arası bir artış demektir. TMO’nun ithalata gitmemesi gerekiyordu"

'Fırat ve Dicle'nin ortasındayız, su yoksunluğu çekiyoruz'

"Yaşadığımız bölgede, Mardin olarak iki tane büyük nehrin ortasındayız. Fırat ve Dicle’nin ortasındayız. Ama gelin görün ki ne yazık ki, su yoksunluğu çekiyoruz. 46 yıl önce GAP’ın temeli atıldı. Hala bitirilemedi. Biz diyoruz ki GAP suyu kapsamında bulunan sulama kanalları, Mardin Ovası’na gelinceye kadar tarımda kullanılan elektrikte hükümetimizin destek olması gerekiyor. 

Bu çiftçinin haklı talebidir. Eğer bu da olmazsa çiftçi üretim yapamıyor. Bugün çiftçi büyük bir borç altındadır. Üretim yapmadığı zamanda da biz dışarıdan bütün tahıl ve bakliyat ürünlerini ithal ediyoruz. Tarım konusunda modern bir planlama yapılmasını bekliyoruz ve hükümet yetkililerimize çağrıda bulunuyoruz"

'120 dönüm arazime gelen elektrik fatura 150 bin lira'

Kızıltepeli çiftçiler ise şunları söyledi:

Çiftçi Süleyman Öner: “Yıllardır Kızıltepe’de tarımla uğraşıyoruz. TEDAŞ’ın (DEDAŞ) çıkardığı yüksek faturalarla, kafadan attığı rakamlarla bu maliyetin altından gerçekten kalkamıyoruz. Sattığımız ürünler elektriğin parası bile etmiyor. Yaklaşık 120 dönüm arazi ekmişim, bana gelen elektrik faturası 150 milyar (bin TL) ürünün hepsini satsam sadece elektrik parasına yetmez. Nerde bunun gübresi, mazotu, tohumu. Biz bu TEDAŞ’la baş edemeyiz. Devletin bir an önce buna çözüm bulması lazım. Ya bir an önce GAP’ı faaliyete sokması lazım ya da GAP gelene kadar bir esneklik yapıp devletin bu konuda bize destek vermesi lazım. Yoksa elektrik faturaları ile baş edemeyiz. Çiftçilik kalmaz, çiftçilik ölür”

'Ortalama kuyuların derinliği 700 metreye kadar iniyor'

Kızıltepe'ye bağlı Tıraşlı Köyü’nden Mehmet Abdülsametoğlu: 100 dönüm arazi sahibiyim. Gelen yüksek faturalardan dolayı ürünlerimin karşılığını vermediği, sürekli ekside olduğu için ekip biçmekten vazgeçtim. Ortalama kuyuların derinliği 700 metrelere iniyor. Bu da elektriğin daha da çok gelmesine neden oluyor.

Sular çekildi, toprak zeminler çökmek üzere neredeyse. GAP projesinin gelmemesinden, faturaları ödeyemediğimizden dolayı tamamıyla kesintiler yaşandığı için artık kurak geçiyor. Kuraklıktan dolayı gelir gelmiyor. Gelen gelir de bir türlü faturalarımızı karşılamıyor. GAP’ın bir an önce gelmesini istiyoruz.

ANKA