Deva Partili Yeneroğlu: Sonra zorba deyince kızıyorlar

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, AKP’nin OHAL yetkilerinin uzatılmasını öngören kanun teklifini “Sonra zalim deyince 'zorba' deyince kızıyorlar. Bu zorbalık değil de nedir? Bu olanlar zalimlik değil de ne?” ifadeleriyle değerlendirdi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 13 Temmuz 2021 16:20

DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, OHAL döneminde kullanılan bazı yetkilerin kullanım süresinin uzatılmasını içeren kanun teklifini değerlendirdi.

Yeneroğlu, teklif ile OHAL kapsamında getirilen ek gözaltı sürelerinin, şirketlere kayyum atanması ile ilgili TMSF’nin görev süresinin ve terörle iltisaklı olduğu düşünülen kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırma ve ihraç yetkisinin 3 yıl uzatılmak istendiğini belirtti, Yeneroğlu, şunları söyledi:

“Suç işleme saikiyle örgüte destekleri olmayan insanlara terörist muamelesi yapmak zulümdür. Terör örgütü üyeliğinden hüküm giyen birçok insandan çok daha fazla örgüte yardım edenler bakan olabilecek, milletvekili olabilecek ama üç beş sohbete katıldığı için, legal bankaya para yatırıp legal sendikaya üye olunduğu için terör örgütü üyesi olunacak. Böyle bir zalimlik olabilir mi? Sonra zalim deyince zorba deyince kızıyorlar. Bu zorbalık değil de nedir? Bu olanlar zalimlik değil de ne? Ne kadar büyük zalimlik olduğunu anlayabilmeniz için illa bu zulüm başınıza mı gelmesi gerekiyor.”

15 Temmuz 2021’deki darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’in bu teklifle kalıcılaştırılmak istendiğini öne süren Yeneroğlu özetle şunları söyledi:

Hangi ihtiyaç: Bu düzenlemeler, ülkede zaten derin ve telafisi zor yaralar açan OHAL sürecinin 3 yıl daha uzatılması anlamına geliyor. İkide bir yok insan hakları reformu, yok hukuk reformu diye kamuoyunu aldatmaya çalışan iktidar bu teklif ile hukuksuzluk rejimini ve keyfi yönetimini bırakmayacağını açıkça itiraf ediyor. Kaldı ki teklifin gerekçesinde, yalnızca, söz konusu sürenin terör örgütleriyle mücadele kapsamında duyulan ihtiyaca binaen uzatıldığı belirtilmektedir. OHAL ilanını gerektiren sebebin üzerinden 5 yıl geçmişken, tedbir adı altında hangi ihtiyaçtan bahsedildiğini anlamak mümkün değildir.

Hukuka dönülmesi çağrılarımız yanıtsız: OHAL sürecinde tekrar hukuka dönülmesi için gerekli bir zemin hazırlanması gerekirken siyasi kin ve intikam duygularıyla hukuku katleden bir anlayış ne yazık ki ülkeye egemen olmuştur. Bu süreçte şahsen iktidar partisi içinde mücadele verdiğimiz süreçte tekrar hukuka dönülmesi gerektiği çağrılarımız ise ne yazık ki yanıtsız kalmıştır.

İktidar ihlallere karşı kör, sağır, dilsiz: KHK sorununa çözüm bulmak yerine yeni ihraçlarla sorunlar derinleştirilmiş, üstüne bir de vatandaşların özel sektörde çalışmalarına dahi engel olunmuştur. Ülkemizin hukuk ve insan hakları yarası, giderek derinleşerek düşman hukuku anlayışı bir hal almıştır. İktidar, ortaya çıkan tüm bu insan hakları ihlallerine karşı kör, sağır ve dilsiz kalmayı ve çözümsüzlüğü sürdürmeyi tercih etmiştir.  Toplum olarak gerçekten ne kadar büyük bir zulüm, büyük bir dram ile karşı karşıya olduğumuzun yeterince idrak edilmiş olduğunu düşünmüyorum.

İktidar ohal’i kalıcılaştırma çabasından vazgeçmeli: Buradan iktidara sesleniyorum. Hukuka aykırı ve keyfi bir şekilde terör örgütü üyesi olma veya suç işleme kastı olmayan insanlara üyelikten cezalar verilmesi ve kamu görevinden uzaklaştırılması gibi uygulamalara son verilmelidir. Anayasa ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde yer alan yükümlülüklere aykırı bir şekilde OHAL’i kalıcılaştırma çabasından vazgeçilmelidir.

Böyle zalimlik olabilir mi: FETÖ’nün illegal amaçlarına bilerek ve isteyerek dahil olan ve bu kapsamda suç işleyen kişilerin hukuk kuralları ve geçmiş içtihatlar ışığında cezalandırmak elbette kaçınılmaz bir zorunluluktur. Ancak suç işleme saikiyle örgüte destekleri olmayan insanlara terörist muamelesi yapmak zulümdür. Terör örgütü üyeliğinden hüküm giyen birçok insandan çok daha fazla örgüte yardım edenler bakan olabilecek, milletvekili olabilecek ama üç beş sohbete katıldığı için, legal bankaya para yatırıp legal sendikaya üye olduğu için terör örgütü üyesi olunacak. Böyle bir zalimlik olabilir mi?

Zalim, zorba deyince kızıyorlar: Sonra zalim deyince zorba deyince kızıyorlar. Bu zorbalık değil de nedir? Bu olanlar zalimlik değil de ne? Ne kadar büyük zalimlik olduğunu anlayabilmeniz için illa bu zulüm başınıza mı gelmesi gerekiyor? İnsanlar hangi suçu işlemiş olurlarsa olsun onlara fiilleriyle ölçülü ceza verilmesi ve cezalarını çektikten sonra topluma yeniden uyum sağlamalarının sağlanması ceza politikasının da insanlığın da gereğidir.

Milyonlarca insanı hayata küstüren uygulamalara son verin: Milyonlarca insanı, çocukları ve aileleriyle birlikte düşman gösteren ve hayattan küstüren hareketlere derhal son verilmelidir. Söz konusu hesap vermezlik düzeni sonlandırılmalı ve ülkenin daha fazla yoksullaşmasına, milletimizin daha fazla fakirleşmesine engel olunmalıdır. Her şey normale dönsün ki yüksek enflasyon da işsizlik de fakirlik de son bulsun. Devletin kendisini koruma hakkını iktidarın kendisini korumak için araçsallaştırılamamalıdır. Unutulmamalı ki nerede keyfi bir yönetim varsa orada fakir bir halk vardır.

3 madde tekliften çıkarılsın: Sonuç olarak söz konusu 3 madde komisyon görüşmelerinde tekliften çıkartılmalıdır. DEVA Partisi olarak, hukuka aykırı bu hukuksuz düzenin sisteminin sürdürülmesine karşıyız. Hukukun üstünlüğüne olan inancımızın ve bağlılığımızın gereği olarak, anayasa ve evrensel ilkeler ışığında insan onuruyla yaşamanın önündeki tüm yapısal ve yasal engelleri kaldıracağız.”