Dervişoğlu'ndan Öcalan'a statü isteyen Bahçeli'ye yanıt: Allah ıslah etsin
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu. Ülkedeki ekonomik tabloya dikkat çeken Dervişoğlu, Türkiye genelinde icra dosyalarının 24 milyona ulaştığını belirtti. Bu tablonun sıradan bir borç olmanın ötesine geçtiğini ve geleceği ipotek altına alan ağır bir yük olduğunu vurguladı.
AKP'li Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Göktaş'ın Belçika'da yaptığı esnaf ziyaretine değinen Dervişoğlu, "İnsan içine çıkacak durumları olmadığı için yurt dışında esnaf ziyareti yapıyorlar. Yüzlerce fabrika ya satılık ya kiralık. Bir fabrika finansmana ulaşamadığı, borçlarını ödeyemediği, ürettiğini satamadığı için satılır" dedi.

Enflasyon hedeflerini eleştiren ve asgari ücrete ara zam çağrısı yapan Dervişoğlu, şunları kaydetti:
"Masa başında uydurulan enflasyon hedefleriyle milleti uyutacaklarını sanıyorlar. Barındığımız evin kirası birkaç yılda 3'e katlandı. Hayali oranlar milletin tenceresini kaynatmıyor. Kendi gıdanı üretemezsen hiçbir ürünü ucuza alamazsın. Bu yangın yerinde çağrımızı tekrarlıyoruz. Asgari ücrete temmuzda ara zam yapılması insani bir zorunluluktur." Dervişoğlu ayrıca iktidarın verilerini işaret ederek, "Türkiye rekorlar kırıyormuş. Nerede rekorlar kırıyor ben söyleyeyim; biri enflasyonda ikincisi yabancı ülkelere verilen hibelerde birinciyiz" ifadelerini kullandı.
"25 YILLIK SANAT ESERİNİN FAİLİ KİM SAYIN ERDOĞAN?"
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın nüfus ve doğurganlık oranlarındaki düşüşe yönelik açıklamalarına yanıt veren Dervişoğlu, ekonomik şartların demografik yapıya etkisini öne çıkardı.
Dervişoğlu, "O yanındaki emredersiniz tayfasına izin ver de vatandaşa bir bak. Önlemler, paketler açıklıyorsun. Boşanmalar artmış, evlilik oranları düşmüş, adrese teslim ihalelerden yandaşları zengin etmekten nefes almaya fırsat bulamamışsınız. 25 yıllık bu sanat eserinin faali kim sayın Erdoğan. Bu millet kimden hesap soracak biliyor musun?" diye sordu.

ÖZGÜR ÖZEL'E ÇAĞRI
Dervişoğlu, medyadaki tartışma programlarını ve siyasetteki iletişim süreçlerini eleştirerek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e süreç komisyonundan çekilme çağrısını hatırlattı. Dervişoğlu şu değerlendirmelerde bulundu:
"Son 2 senedir, televizyon kanallarının akşam yayınlarında sürekli kulis haberleriyle ülke siyaseti dizayn edilmektedir. Birtakım gazeteci görünümlü siyasi aparatlar için mutlak butlan davası, ikiyüzlülüğün son dönemlerdeki ekmek kapısı olmuştur. Çünkü bu kimseler ne partili siyasetçi, ne de basın emekçisi gazetecidir. Sabah 'mutlak butlan' kararıyla uyanmakta, gece 'mutlak butlan' kararıyla uyumaktadır."
Daha önceki ifadelerinin arkasında olduğunu belirten Dervişoğlu, "Bu kürsüden aylar önce, Sayın Özgür Özel’e bir çağrı yapmıştım. O masa sizi kurtarmayacak, hepimizi Türk Milleti ile ittifak kurtaracak demiştim. Gelin, geçmişten dersler çıkartarak, birlikte mücadele edelim ve bu otoriter yönetimi mağlup edelim demiştim. Masadan kalktıkları anda yanlarında bizi bulacaklarını söylemiştim. Halen bu sözlerimin arkasındayım. Sözlerimin önü arkası aynıyla budur. Türk Milletinin egemenliği ve Cumhuriyet’in ihyası dışında bir kavgamız yoktur" dedi. İktidarın stratejisine de değinen Dervişoğlu, "Bununla birlikte, iktidarın, muhalefeti topyekûn imha etme stratejisinin, sadece bir seçim zaferini amaçlamadığını, aynı zamanda tek adamlık sürecinin kendileri açısından gerekli bir adımı olduğunu görüyoruz" tespitini paylaştı.
BAHÇELİ'NİN ÖCALAN ÇAĞRISINA TEPKİ: SİZİN YERİNİZE BEN UTANIYORUM
Grup toplantısında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin PKK lideri Abdullah Öcalan'a yönelik "statü" çağrısı da gündemdeydi. Bahçeli'nin çıkışına ve sürece tepki gösteren Dervişoğlu, "Bu deliliği derhal durdurun" çağrısı yaptı.
Konunun muhataplarını eleştiren Dervişoğlu, "Siz utanmıyorsunuz, sizin yerinize ben utanıyorum. Allah sizi ıslah etsin nasıl biliyorsa öyle yapsın" dedi.
Sözlerini sürdüren İYİ Parti Lideri, "Hiç kimse bana bu konuda ne düşünüyorum diye sormasın. Bu masaya oturan aktörler altına imza attıkları şeyi hiç okumamış gibi görünmektedir" dedi.
Dervişoğlu Erdoğan'a böyle seslendi: Nemrutlaşmadan millet iradesine teslim ol
BAHÇELİ NE DEMİŞTİ? ÖCALAN İÇİN 'STATÜ' VE 'KOORDİNATÖRLÜK' ÖNERİSİ
İYİ Parti liderinin "Bu deliliği derhal durdurun" diyerek tepki gösterdiği süreç, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan ile MHP Lideri Bahçeli'nin Saray'da yaptığı sürpriz zirvenin ardından şekillenmişti. Üç ay boyunca birebir görüşmeyen iki liderin, dört gün önceki bu zirvesinin ardından Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı İmralı Süreci'ne dair açıklamalarda bulunarak Abdullah Öcalan'a statü önerdi.
11 Temmuz 2025’te PKK mensubu bir grubun sembolik törenle silah bırakmasını “önemli bir aşama” olarak değerlendiren Bahçeli, bunun nihai sonuç olmadığını belirterek kurulacak mekanizma için “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” adını önermiş; kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurlarına “Aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihi sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır” uyarısında bulunmuştu. Bahçeli'nin Öcalan’ın statüsünün yok sayılarak sürecin sağlıklı ilerleyemeyeceğini belirttiği sözleri ise kayıtlara şöyle geçmişti:
"Nitekim 11 Temmuz 2025’te terör örgütü PKK mensubu bir grubun sembolik törenle silah bırakması, bu tarihi çağrının ve terörsüz Türkiye iradesinin karşılık bulduğu önemli bir aşama olmuştur. Elbette bu tören tek başına nihai sonuç değildir. Süreç titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi bizim açımızdan önemlidir. Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir. Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusuysa ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yargılara, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun özü açık olmalıdır. Bu mekanizma toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, toplumsal barışı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilinir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması"