Deprem suçu kolon kesene değil 'yıkılacak' diye uyaran mühendise kaldı! O bilirkişi heyeti yine ortaya çıktı
6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde, resmi rakamlara göre on binlerce insan can verdi. Deprem davaları hala devam ederken kararlara ilişkin tepkiler de sürüyor.
T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun bugün yazdığı “Yüzleşme” isimli köşe yazısında, deprem davalarına ilişkin bir skandal daha ortaya çıktı.
Yazısına, “Deprem davalarının hali ortada… 99 depreminden sonra yaşananlar tekrarlanmayacak diye çıkılan yolda kamu görevlilerinin önemli bir bölümü hakkında hiç işlem yapılmadı, ağır kusuru olanlar hakkında ağır ceza gerektiren olası kasttan değil bilinçli taksir suçundan işlem yapıldı, depremden sonra yaşanan skandallar yargının konusu bile olamadı” ifadeleriyle başlayan Tahincioğlu, tüm bunlara rağmen yakınlarını yitirenlerin adalet mücadelesinin sürdüğüne dikkat çekti.
Yazıda, depremde yakınlarını kaybedenlerin mücadelesi sayesinde 11. Yargı Paketi’ndeki örtülü af düzenlemesinin kapsamından deprem suçlarını son dakikada çıkartıldığına dikkat çekildi.
Depremde 68 kişinin can verdiği hastanede soruşturma izni verilmedi: Dosya kapatıldı
BİLİRKİŞİ RAPORU KOLON KESEN MARKETİ “KUSURSUZ” BULDU!
Depremden hemen sonra, televizyonlarda bir söyleşinin yer aldığı anımsatılan yazıda, “Haberin başlığı: “Hatay’ın en zenginlerindendi, şimdi çadırda.” Söyleşi yapılan kişi Hatay’ın en zenginlerinden, 23 ayrı yerde Merkez Market adıyla marketi bulunan Mehmet Bulanık. Bulanık, termal çadırında, önceden nasıl bir varlık içinde olduklarını, kahvaltı sofrasında çatal koyacak yer bile olmadığını, sürekli bu varlığın kıymetini anlatmaya çalıştığını, Allah’ın bir ders verdiğini söylüyor.” denildi.
23 marketinden 20’sinin depremde yıkıldığının sıklıkla vurgulandığı kaydedilirken “23 marketin 20’sinin birden neden yıkıldığı ise haberde açıklanmıyor. Söyleşi kolayca bulunabilir…” denildi.
6 Şubat depremlerine ilişkin sorumluların yargılandığı davalar halen sürerken Hatay’da yıkılarak 76 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan Tartıcı Apartmanı’nın altında yer alan Merkez Market’in kolonlarının kesildiği, binada usulsüz tadilat yapıldığını gösteren raporlar, Pamukkale Üniversitesi’nin bilirkişi raporuyla yok sayıldı. Bu raporu ise, Kahramanmaraş’ta 35 kişinin hayatını kaybettiği Manolya Apartmanı davasında MADO’nun sahiplerini sorumluluktan kurtaran bilirkişi heyetinin hazırladığı açığa çıktı.
Davada sorumluluk, 2011 yılında Hataylıları deprem nedeniyle uyaran, binanın hesaplamasını 1986’da yapan ve tadilatlarla hiçbir ilgisi bulunmayan, muhalif kimliği ile bilinen bir mühendise kaldı. Mühendis, 2011 yılındaki uyarısı nedeniyle de “sonuçları biliyordu” denilerek suçlandı.
Söz konusu yazıda, binada oturan kişilerin Merkez Market’in kolonlarının kesildiğini ve bunu gördüklerini anlattığı belirtilirken “Vergi dairesinden alınan, vergi dairesinin görevlileri tarafından çekilen fotoğraflar üzerine yapılan analizlerde, bulunması gereken yerlerde kolon olmadığı tespit edildi. Yerdeki karolar sayılarak, eksik kolonların tam yeri bile gösterildi. Ancak bilirkişi olarak görevlendirilen Pamukkale Üniversitesi’ndeki bilirkişi heyetinin raporuyla tüm bu kanıtlar yargı için görünmez hale geldi.” ifadelerine yer verildi.

AYNI BİLİRKİŞİ HEYETİ MADO’NUN SAHİPLERİNİN DE SORUMLULUĞUNU YOK SAYMIŞ
Söz konusu raporla Merkez Market’in sahiplerinin sorumlu olmadığı sonucuna ulaşıldığı ifade edilirken yazının devamında “Sadece iki satır, “Sorumlulukları yoktur” diye yazıldı. Garip yanı, bilirkişi heyeti tanıdıktı! Kahramanmaraş Onikişubat ilçesinde bulunan iki bloklu Manolya Sitesi de depremde yıkıldı ve 35 kişiye mezar oldu. Açılan davada, iki blokun yıkımından altı sanık sorumlu tutuldu ve yargı süreci başladı.” denildi.
Yazının devamında, ilk bilirkişi raporunun, sitenin A Blok'unun altında bulunan Tarhanacı Kafe'nin bağımsız duvarlarını kaldırarak ilave kat eklemesi yaptığını ve bu durumun binanın yıkımında etkili olduğunu ortaya koyduğu bildirilirken “Hem Tarhanacı Kafe'nin hem de MADO'nun sahipleri olan Mehmet Sait Kanbur ile Atila Kanbur, 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçlamasıyla 22,5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyordu.” sözleri sarf edildi.
İki kardeşin, mahkemenin hazırladığı ilk bilirkişi raporunda 'asli kusurlu' ilan edildiğine dikkat çekilirken “Sanıkların itirazları üzerine Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nden yedi akademisyenin hazırladığı ikinci bilirkişi raporu da ilk raporla benzer sonuçlar içerdi ve yine Atila Kanbur ile Mehmet Sait Kanbur'u asli kusurlu buldu. Ancak sanıklar bu rapora da itiraz edince, dosya Pamukkale Üniversitesi'ne gönderildi.” ifadelerine yer verildi.
“Pamukkale Üniversitesi'nden gelen Prof. Dr. Fatih Çetişli, Prof. Dr. Hüseyin Ceylan, Prof. Dr. Ali Haydar Kayhan, Dr. Öğr. Üyesi Özge Ersu Çakır, Dr. Öğr. Üyesi Engin Nacaroğlu, Dr. Öğr. Üyesi Halit Coza ile Dr. Arş. Gör. Gökhan İmançlı imzalı bilirkişi raporunda MADO'nun sahipleri Mehmet Sait Kanbur ile Atila Kanbur'a herhangi bir kusur atfedilmedi.” denilen yazıda, müteahhidin, statik proje müellifinin, belediye proje kontrol birimi sorumlularının ve fenni mesulün asli kusurlu olduğunun belirtildiği ifade edildi.
Söz konusu raporun ardından mahkeme, Mehmet Sait Kanbur ve Atila Kanbur'un yurtdışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrolünü kaldırırken bundan sonra duruşmalara katılma zorunluluklarının olmadığını bildirdi.

“HATAY İÇİN YAPTIĞI UYARI SUÇLAMAYA DÖNÜŞMÜŞ”
Tahincioğlu’nun köşe yazısının devamında “Ama hikâye bununla bitmiyor. Hatay Adliyesi’nde yapıldı bu yargılama, dava dosyasına ulaşmak zor değil. Söz konusu apartman, 1986 yılında, 1975 Yönetmeliği’ne uygun olarak yapılmış. Bilirkişi raporu ile market sahipleri kurtarıldığı, bugüne kadar kamu görevlileri hakkında da işlem yapılmadığı için davanın sadece iki sanığı var.” ifadelerine yer verilirken “Biri 80 yaşında, ağır hasta müteahhit, Mehmet Tartıcı, diğeri binanın 1986’da statik hesaplarını yapan mühendis Cihat Mazmanoğlu… Mazmanoğlu, soruşturmayla birlikte, ağır sağlık sorunlarına rağmen tutuklandı. Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sonunda 17,5 yıl hapse mahkûm edildi. Müteahhit Tartıcı da öyle.” denildi.
İstinaf mahkemesinin tüm kanıtlara rağmen bu kararı yerinde bulduğu ifade edilen yazıda, dosyanın Yargıtay’a gittiği ifade edildi ve “İşte bu noktada binanın öyküsünü anlatmak gerekiyor. Zira davaların nasıl görüldüğünü de gösteren bir akış söz konusu. İddianame aşamasında da nedense binayla ilgili ortaya konulanlara fazla yüz verilmemiş. Mazmanoğlu, Hatay’da İnşaat Mühendisleri Odası başkanlığı da yapmış, tanınan bir isim. 82 bina yapmış Hatay’da… Yıkılan sadece iki bloklu Tartıcı Apartmanı’nın bir bloğu. Muhalif kimliği bilinen Mazmanoğlu, iddianamede enteresan bir bakış açısı ile suçlanmış.” sözleri sarf edildi.
“2011 yılında bir gazeteye yaptığı açıklamada, “Hatay da bir deprem olması durumunda 35-40 bin kişinin ölebileceğini” söyleyen Mazmanoğlu’nun ifadeleri, aleyhine delil sayılmış.” denilen köşe yazısında; “İddianamede, “yazıdan da anlaşılacağı üzere şüpheli Cihat Mazmanoğlu'nun 1. dereceden deprem kuşağında bulunan Hatay İlinde, deprem yönetmeliğine ve mevzuata aykırı bina inşası durumunda binanın yıkılabileceği ve ölümlerin meydana gelebileceği şeklindeki neticeyi net bir şekilde ön görebildiği” yorumu yapılmış. Hatay için yaptığı uyarı, suçlamaya dönüşmüş” ifadeleri kullanıldı.
Tahincioğlu’nun yazısının devamı şu şekilde:

DOSYADAKİ TESPİTLER!
"Mazmanoğlu, 1986’da statik projeyi yaptıktan sonra yurtdışına çıkmış, 1991 yılına kadar dönmemiş. Bina için, 1987’de, Mazmanoğlu ülkede değilken tadilat ruhsatı alınmış.
1987’de, binanın zemin katı dükkana çevrilmiş, duvarlar kaldırılmış. Çatı katında piyes kat oluşturularak, üç daire dublekse çevrilmiş. Bütün bunlara rağmen statik proje yenilenmemiş. Apartmanın bu yükleri taşıyıp taşımadığı yeniden hesaplanmamış ve ruhsatı verilmiş.
Yetmemiş, daha sonra binanın çatısına 350 tonluk güneş enerjisi sistemi kurulmuş. Yine binanın nasıl etkileneceği hesaplanmamış.
Bu konularda ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Erdem Canbay, eski Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği ve Kandilli Deprem Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Nuray Aydınoğlu, Hacettepe Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alper Aldemir, Gazi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Yağmur Kopraman gibi isimler dosya için hazırladıkları bilimsel görüşte, apartmanda yapılan değişikliklerin eski statik hesabı ortadan kaldırdığını açık biçimde yazdı.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Üzülmez, Dekan Yardımcısı Dr. Gökhan Ölmez de hukuken illiyet bağının 1987’de kesilmiş olduğunu, binada farklı bir durumun ortaya çıktığını bilimsel görüş olarak bildirdi ancak bütün bu raporlara itimat edilmedi. Ceza yasasının mimarlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç ile Prof. Dr. Cumhur Şahin’in aynı yöndeki görüşü bile dikkate alınmadı."
76 kişiye mezar olan otel bakanlıktan teşvik de almış
"BU İTİRAZ DA SONUÇ VERMEDİ"
"Buna karşılık, hükme, Pamukkale Üniversitesi’nin bilirkişi raporu esas alındı. PAÜ raporunu imzalayan Prof. Dr. Hüseyin Ceylan'ın ulaştırma alanında olduğu ve asfalt çalıştığı, Dr. Engin Nacaroğlu'nun bütün çalışmasının boru hatları ile ilgili olduğu, Dr. Özge Ersu Çakır’ın hayatı boyunca hep çelik bina çalışmış olduğu, hiç betonarme binayı çalışmadığı, Dr. Halit Coza’nın mimar olduğu ve betonarme bina ile ilgili bir tecrübesinin olmadığı mahkemeye bildirildi ama bu itiraz da sonuç vermedi.
Heyetteki isimlerden betonarme konut binalarında dolgu duvarların önemine ilişkin çalışması bulunan Prof. Dr. Ali Haydar Kayhan ve dolgu duvarlarda boşluk açmamanın, kapı pencere boşluklarını bile asgariye indirmenin önemine ilişkin çalışması bulunan Prof. Dr. Fatih Çetişli haricinde uzman isim olmadığı söylendi.
Merkez Market’te kolonların kesildiğine yönelik iddiayı ilk olarak apartmanda yaşayanlar ortaya attı. Marketin üzerindeki dairede oturan apartman sakini başta olmak üzere tam altı tanık, kolonların kesildiğini gördüğünü söyledi. Buna karşılık, mahkeme belediyeden bu konuda şikâyet olup olmadığını sordu. Şikayet olmadığı yanıtı gelince tanık ifadeleri yok sayıldı."
Bilirkişi AKP'li belediyeyi kusurlu buldu. 6 Şubat depremlerinde 146 kişiye mezar oldu
"KOLONLARIN OLMASI GEREKEN YERDE OLMADIĞI GÖSTERİLDİ"
"Bunun üzerine kolonlarla ilgili olarak mağdur yakınları ve avukatları araştırma yapmaya başladı. Bu aşamada zemin kat konsol ve kirişlerin projeye aykırı biçimde hiç yapılmadığı anlaşıldı.
Her iş yeri açılışında vergi dairesi görevlilerinin fotoğraf çektikleri akla geldi. Binbir zorlukla bu fotoğraflar alınarak marketin içi incelendi.
Pamukkale Üniversitesi raporunda, hem ruhsatsız tadilat yapıldığına yönelik belge olmadığı belirtiliyor hem de müteahhit çatı katı imalatı nedeniyle hesap raporu bulunmadan inşaat yaptığı için suçlanıyordu. Bu çelişki de anlatıldı.
Mahkeme kararında, fotoğrafların incelenmesi sonrasında, kolon kesilmediği sadece 10-14 cm’lik bölme duvarların kaldırıldığının anlaşıldığı, bilirkişi raporuna dayanılarak söylendi. Ancak yapılan araştırma farklı bulgular içeriyordu.
Markette sadece kolonların kesilmediği, arkada yer alan üçüncü dairenin de markete dahil edildiği bildirildi. Vergi Dairesinden işyeri açılış esnasında çekilen fotoğraflar temin edilerek bu fotoğraflarla, üç boyutlu modellemeler ile analiz yapıldı.
Bu analizler sonucu projeye göre kolonların olması gereken yerde olmadığı gösterildi. Bununla yetinilmedi, fotoğrafta görülen bir markanın kutusunun boyutu hesaplanarak, yer karolarının ölçüsü hesaplandı. Karoların toplam sayısından kolon bulunmayan boş alanın metrekaresine ulaşıldı. 9 x 4,5 metrekarelik bomboş bir alan bulundu. Projeye göre böyle boş bir alanın bulunamayacağı, mutlaka burada kolon olması gerektiği aktarıldı ama bu itiraz da sonuç vermedi."