Deprem davasında Yargıtay'dan 'bilirkişi' bozması! Emsal kararda 8 kişi yeniden yargılanacak
6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından açılan davalarda kamu görevlilerinin yargılanmaması, müteahhitlere "olası kast" yerine daha az ceza öngören "bilinçli taksir" suçundan ceza verilmesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin (KTÜ) kopyala-yapıştır bilirkişi raporları kamuoyunda büyük tepkilere neden olmuştu. Yerel mahkemelerinin tartışmalı kararları üzerine gözler Yargıtay'a çevrilmişti.
T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun köşe yazısında; Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin, 69 kişinin can verdiği ve 8 kişinin hapis cezası aldığı Kahramanmaraş'taki Güneşli Kocabaş Sitesi 7. Blok davasında emsal nitelikte bir karar verdiği ifade edildi. Yargıtay’ın kararı, benzer durumdaki yüzlerce deprem dosyası için de “bozma” yolunu açtı.

YENİ BİR BİLİRKİŞİ HEYETİ OLUŞTURULMASI İSTENDİ!
Yargıtay’ın karar metninde yerel mahkeme ve istinafın eksik inceleme yaptığı vurgulanan açıklamada, şu taleplerde bulunuldu:
“Grafoloji Uzmanı Şartı: KTÜ'den gelen 12 ayrı rapora 7 bilirkişinin imzalarının kopyala-yapıştır yöntemiyle atıldığı iddialarına karşı, raporlardaki imzaların Adli Tıp Kurumu veya grafoloji uzmanlarınca incelenmesi istendi.”
“Yeni Uzman Heyeti: İmar affının etkisi, binaların yapım tarihindeki mevzuata uygunluk ve zemin etüdü gibi hayati konuların aydınlatılması için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) veya başka bir teknik üniversiteden yepyeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması talep edildi.”
“Toptancı Ceza Mantığına Son: Sanıkların eylemlerinin ortak biçimde değerlendirilemeyeceği, her bir sanığın hangi davranışı ile yıkıma nasıl yol açtığının (nedensellik bağı) ayrı ayrı ve teknik verilere dayalı olarak gerekçelendirilmesi gerektiği vurgulandı.”
“İstinafa "Duruşma Aç" Uyarısı: Bölge Adliye Mahkemelerinin (İstinaf) böylesine kritik itirazların (sahte imza, yetersiz rapor) olduğu dosyalarda, evrak üzerinden değil, bizzat duruşma açarak maddi gerçeği araştırması gerektiği ifade edildi.”

“İMAR AŞAMALARINI DİKKATE ALMAYAN BİR YARGILAMA EKSİKTİR”
Yargıtay’ın emsal kararını değerlendiren Hukukçu ve İnşaat Mühendisi Levent Mazılıgüney, söz konusu kararı “yetersiz ama önemli bir başlangıç” olarak değerlendirerek paket programlardan alınan çıktıların "değişmez gerçeklik" kabul edildiği sisteme tepki gösterdi.
"Yargıtay, istinafa örtülü bir eleştiri sunarak, dosyaları doğrudan Yargıtay’a göndermek yerine duruşma açıp yargılama yapması gerektiğini hatırlattı. Günümüzde istinaf mahkemeleri deprem dosyalarını adeta üzerinden atmaya çalışıyor. İstinaf bu kritik süreçte işini yapmayacaksa neden var?" ifadelerini kullanan Mazılıgüney, "Bu yaklaşım adalete erişimi sadece geciktiriyor ve yargılama sürecini hantallaştırıyor. Elbette sadece istinaf mahkemelerine değil, ilk derece mahkemelerine de işlerini hatırlatıyor Yargıtay" dedi.
Deprem istismarında yeni boyut! 6 Şubat'ta hasar gören araçlarla vurgun yapan çeteye operasyon
Mazılıgüney, "İlk derece mahkemeleri kapsamlı olarak iddia ve savunmaları tartışmalı, bilirkişi raporlarını denetlemeli, nedensellik bağı kurulmalı ve bireyselleştirme yapılmalı. Bunu ilk derece yapmadıysa istinaf duruşma açarak yapmalı. Her şeyi Yargıtay’dan beklemeyin, lütfen görevinizi yapın, adaleti geciktirmeyin denmiş kibarca." açıklamasında bulundu.
Sözlerinin devamında, Güneşli Kocabaş Sitesi için 2011 yılında İller Bankası'nın "imara açmayın" uyarısı yaptığını anımsatan Mazılıgüney, "Eğer bina neden yıkıldı anlamak istiyorsak süreci bütüncül değerlendirmeliyiz. Depremden önce 15 kata izin verilen o alan, depremden sonra 5 kata indirilmişse 'Neden bu önlem 6 Şubat’tan önce alınmadı?' sorusunu sorma hakkımız vardır. İmar aşamalarını dikkate almayan bir yargılama eksiktir. Sadece günah keçisi bulmaya yönelik yargılamalar, bizi bir sonraki depremde yine enkaz altında bırakır." sözlerini sarf etti.

“ADALET ENKAZ ALTINDA KALMAYA DEVAM EDER”
Mazılıgüney, geciken adaletin ve haksız ödenen bilirkişi ücretlerinin de hesabının sorulması gerektiğine işaret ederek “Yükümlülük ihlali, nedensellik bağı ve objektif isnadiyet ilişkisi her bir sanık için bireyselleştirerek gerekçelendirilmeli. Aksi takdirde, sadece enkazın üzerini hukukla örtmüş oluruz. Adalet enkaz altında kalmaya devam eder.” dedi.
35 kişiye mezar olan Ezgi Apartmanı'nın firari sanığı 250 gün sonra yakalandı
“Bunu tamamen zaman gösterecek ve mahkeme heyetlerinin vicdanı belirleyecek. Ya adaletin tecellisi ve sonraki depremde enkaz altında kalmamak adına üstlerine düşeni yapacaklar ya da ciddi bir vebal atın da kalacaklar. Biz görünüşte değil, adil ve geleceğe ışık tutacak yargılamalar talep ediyoruz” sözlerini sarf eden Mazılıgüney, “Çelişmeli yargılama olmadan adalet mümkün değil. Yargıtay’ın bu kararı ve aslında uyarısı bir fırsata çevrilmeli; bilirkişi raporları denetlenebilir hale getirilmeli ve gerçek sorumluluk zinciri (imar vereninden, denetlemeyenine kadar) kurulmalı.” ifadelerine yer verildi.

“GERÇEK SORUMLULUK ZİNCİRİ KURULMALIDIR”
Aynı zamanda Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve İnşaat Mühendisleri Odası'nın (İMO) önemli uyarılarını da hatırlatan Mazılıgüney "Bilirkişiler hâkim yerine geçemez, kusur ve oranını belirleyemez. O dönemin yönetmeliklerine göre inşa edilmiş binaları bugünün modern yazılımlarıyla yargılayıp imar aflarını sümen altı edemezsiniz. Yargıtay'ın bu kararı bir fırsata çevrilmeli ve gerçek sorumluluk zinciri kurulmalıdır" sözlerini sarf etti.