Bahçeli: Ortada bir kriz yoktur

MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında DEVA Partisi lideri Ali Babacan'ı hedef aldı. Bahçeli, "'Şahsıma yönelik 'Bahçeli, krizlerin ortağıdır' demiş, halt etmiş. Ortada bir kriz yoktur, olsa bile bundan memnun olamayız” dedi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 19 Ekim 2021 11:38

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. DEVA Partisi lideri Ali Babacan'ı hedef alan Bahçeli, "'Şahsıma yönelik 'Bahçeli, krizlerin ortağıdır' demiş, halt etmiş. Ortada bir kriz yoktur, olsa bile bundan memnun olamayız” dedi.

Bahçeli'nin satırbaşları şöyle:

Dünyayı biçimlendiren beşeriyeti etkileyen fikir akımları arasında en güçlü olanı kuşkusuz insana bakış açısıdır. Öncelikle yapmamız gereken ya durduğumuz yeri gözden geçirmek ya da bakış açımızı temelden kopmadan değiştirmektir. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar alamayız. İnsansız siyaset, siyasetsiz insan, kansız damar, kalpsiz beyin gibidir. Yani yok hükmündedir.

MHP'nin siyasetinde insan merkezdir, millet medeniyettir. Sorun ve şikayetlerin çözümü de mecburiyettir. İnsandan kopuk, milletten ayrık bir siyaset bize uzak ve yabancıdır. İnsanın olduğu her zemin ve saha içinde ya bir sorun ya da bir talep vardır. Mühim olan sorunlara ciddiyetle eğilmek, insan onurunu zedelemeden köklü çözümlerle buluşturabilmektir.

Vergi usulü kanunu

Geçen hafta TBMM'de önemli bir teklif kanunlaştırılmıştır. 280 sıra sayılı vergi usul kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 65 maddelik kanun teklifi CHP'nin, İP'nin, HDP'nin ve diğerlerinin sorumsuz itirazlarına ve karşı duruşlarına rağmen kabul edilmiştir. Zillet İttifakı havanda su dövmüş, Cumhur İttifakı aziz milleti ile kenetlenmiştir. Bu kanun ile birlikte mağdur insanlarımızın sesine kulak verilmiş ve gerekliliği yapılmıştır.

Sayıları 850 bine ulaşan vergi mükellefi kardeşimizin talepleri karşılanmış. 50 bin işletmeye vergi muafiyeti getirilmiştir. Esnaflarımıza deyim yerindeyse can suyu verilmiştir. Çiftçilerimize yapılan destek ödemelerinden vergiler kaldırılmıştır. Bugüne kadar alınan vergiler de geri iade edilecektir.

Cumhur İttifakı çiftçi dostudur, esnaf sevgisi ile doludur.

Bir başka düzenlemede sosyal medya alanında gerçekleşmiştir. Sosyal medyada belirli limitler altında gelir elde edenlere ilişkin mükellefiyetler sadeleştirilirken, vergileri ödemelerini sağlayan düzenlemelerde sağlamlaştırılmıştır.

Kaynak dağılımında adalet ve etkinlik, hizmet üretiminde verimlilik sağlanmalıdır. Herkesin mali gücüne göre vergi ödediği adaletli bir vergi sistemi esas olmalıdır. Vergi sistemi ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısını dikkate alan dinamik bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bu çerçevede yatırım yapan insanlarımıza, istihdam, üretim ve ihracat sağlayan müteşebbislerimize yönelik vergi indirim ve kolaylıklarını içeren bir program uygulanmalıdır. Millet ne istiyor ise onu yapacağız. Çünkü biz Cumhur İttifakı'yız. İstismarcılara izin vermeyeceğiz. İnkarcılara pirim vermeyeceğiz. İhanetin belini kıracağız. Sandık er meydanına çıktığında bunlar dünyanın kaç bucak olduğunu Allah'ın izniyle görecekler.

Babacan'a tepki

Selamsız ve sevimsiz bir siyaset devşirmesi şahsıma yönelik, 'Bahçeli krizlerin ortağıdır' demiş. Halt etmiş. Küçük aklının dibini sergilemiş. Ortada bir kriz yoktur. Velev ki olsa bile bundan memnun olamayız. Cumhur İttifakı'nın bir ortağı olarak gerekirse hesap veririz. Ön kapıda sayın Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı adaylığına destek imzası verip, arka kapıyı dolanınca sayın Abdullah Gül'ün adaylığı için siyaset yapan siyaset kalpazanları bizi anlayamaz, tanımlayamaz, kavrayamaz. Biz krizlerin ortağı değiliz, insanımızın dert ortağıyız. Alnı lekeli, vicdanı lekeli bir şahsın sözleri değersiz olmakla birlikte, ayaklarımızın altındadır. Varsın konuşsun siyasi fukara. Onun ve 5 yaşından beri 'ülkücü' olduğu ileri süren Serok Ahmet'in acilen akıl ve ruh kontrolünden geçmeleri, durum vahimse uzun bir süre yatılı olarak kalmaları siyaset ve toplum huzuru adında tavsiyemdir.

'Kılıçdaroğlu abuk sabuk konuşacağına bu işin kaynağına inmelidir'

Bir süredir İstanbul'un bazı ilçelerinde kağıt toplayıcı kardeşlerimiz ile ilgili istenmeyen şeyler yaşandığını görüyoruz. Bunu da Kılıçdaroğlu'nun kaşımaya çalıştığını görüyoruz. Kılıçdaroğlu garibanın yanında olduğunu söylüyor. Buna kendisi bile inanmıyor, kimseyi de inandıramıyor.

Çalışanın iyisi kötüsü olmaz. Rızkın iyisi kötüsü olmaz. Kağıt toplayıcı kardeşlerimizi rahatlatmak değil, daha insani şartlarda çalışmalarını sağlamaktır. Kılıçdaroğlu abuk sabuk konuşacağına bu işin kaynağına inmelidir. Biz bunun derinliğini 2010 yılında görüşmüştük. Okulsuz her köye bir okul kampanyası başlatmıştık.

Kılıçdaroğlu muhtaç kardeşlerimize kağıt toplamaya devam edin diyerek boşa düşer, MHP ise milletimizin her ferdini nasıl güzel bir hayata kavuştururuz diye mücadele eder. Bizim için insan yaratılmışların en şereflisidir. Kılıçdaroğlu'nun sözü kaymak tabanının sözüdür. Kılıçdaroğlu'nun siyaseti dağda çobanı küçük gören, şehirde garibanı mahçup eden kokuşmuş bir siyasettir.

'Osman Kavala Soros'cudur. Selahattin Demirtaş teröristtir'

Kılıçdaroğlu ve İP'çi yoldaşları garibanın değil gafletin, gaddarların, bölücülerin yanındadır. CHP'nin sorunu karmaşıklaşarak kronikleşmiş bir sorundur. Kılıçdaroğlu geçen haftaki grup toplantısında millet adına adalet istediğini açıklamış, masum insanların hapishanelerde kin ve intikam duyguları ile tutulmasına karşı çıkmış. Keşke konuşması bunlarla sınırlı kalsaydı. En sonunda karanlık niyetini hain isimleri peş peşe sıralayarak ifşa etmiştir. Kılıçdaroğlu utanmadan sormuş, 'Osman Kavala, Selahattin Demirtaş neden hapiste?' Osman Kavala Soroscudur. Selahattin Demirtaş teröristtir.

Kılıçdaroğlu kimin tarafındasın? Şehidin mi, katilin mi? Milletin mi melanetin mi? Sana bu aklı kim veriyor, kimler kukla gibi oynatıyor? CHP'ye oy veren tertemiz vicdanlı kardeşlerim bu rezilliği nasıl hazmedecekler?

İP'e oy veren kardeşlerim HDP ile ittifakı nasıl içlerine sindirecekler?

Kılıçdaroğlu buna açıklık getirmek zorundadır. PKK'yı terör örgütü olarak görüyor mu, görmüyor mu?

Kılıçdaroğlu'nun bürokratlara çağrısı

Kılıçdaroğlu amcalığa, ağabeyliğe soyunmuş bu sefer de bürokrasiye ayar vermeye kalkışmış. Sayın Kılıçdaroğlu ne oldu? Attığın taş yerini buldu mu, başın göğe erdi mi? Senin hukuka bakış açın bu mudur? O tarihe kadar yapan yaptı, kapan kaptı 18 Ekim'den sonra sorumlusunuz demek mi istiyorsunuz? Kılıçdaroğlu'nun bürokrasiyi tehdit mesajı vesayetçi bir söylemdir. Bürokraside hata yapan çıkacaktır, bunlar tespit edilip ayıklanır. Bu üslubun faili ateş olsa cürmü kadar yer yakacaktır.

Kılıçdaroğlu bürokrasiye değil İBB Başkanı'na kafa yormalıdır. Bu şahıs sadece boş zamanlarında belediye binası ve İstanbul'a uğradığını görüyoruz. Bu şahıs il il kapı kapı gezmektedir. Bu şahıs neyi planlamaktadır? Birbirinize çalım atmak için fırsat kollayan curcuna ittifakına Türkiye teslim edilir mi? Cumhur buna asla tamam demez.

Yunanistan'a 'çıban başı' benzetmesi

Yunanistan Türkiye'yi hedef alan her olayda çıban başı olarak karşımıza çıkmaktadır. Cumhurbaşkanımızı hedef alan haberin de Yunan medyasından çıktığı görülmektedir. Sandıkta bulamadıklarını zorla elde etmeye niyetlenenler önce bizim bedenlerimizi çiğnemelidir. Türkiye güdümlü bir ülke olamaz. Bize parmak sallayanın parmağını kırarız. Çıkarları gereği terk etmeyi düşünenlerin de alnını karışlarız.

Bir yanda Japonya askeri yoğunluk içindeyken, Çin ile Tayvan savaşın eşiğindedir. Hint-Pasifik bölgesi ise her şeye açıktır. İran-Azerbaycan arasındaki itilaflar ise güncelliğini korumaktadır. 14 Ekim 2021 tarihinde Beyrut'ta düzenlenen bir gösteri esnasında kimliği belirsiz şahıslar tarafından göstericilerin üzerine ateş açılması ve can kayıplarının yaşanması ülkeyi tekrar dehşet sarmalına çekme riski taşımaktadır.

Taliban'ın ziyareti

Şiileri hedef alan bombalı saldırıların asıl hedefi Afganistan'ı etnik bir çatışmaya, kaosa sürüklemektir. Türkiye olarak Afganistan'ın bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve egemenlik haklarını savunmasının yanı sıra sosyal ve ekonomik gelişmesine de destek vermeliyiz. Taliban yönetiminin başta kız çocuklarını okutulması olmak üzere insan hak ve özgürlüklerine saygılı olması, her insanını kucaklayan manevi duyarlılıkla hareket etmesi tarihi önemlidir.

Geçtiğimiz hafta ülkemizi ziyaret eden Taliban temsilcilerine bu düşünce aktarılmış, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi konusunda görüş birliği sağlanmıştır. Ankara ile Kabil arasında kurulan diyalog köprüsü çok yararlı sonuçlar doğuracaktır.

Düzensiz göç konusu milli beka meselesidir. Düzensiz göçün kaynağından durdurulması konusunda ortaklaşa çalışma tarafların çıkarınadır. Türkiye göçmen kampı, sığınmacı merkezi olmamalıdır. Kaldı ki olmayacaktır.

'Alayına birden hodri meydan diyoruz'

Yunanistan, Ege ve Doğu Akdeniz'de ittifaklar kurarak Türkiye'ye karşı cephe oluşturmaktadır. Yunanistan silahlanmaya hız vermiştir. Bu yılın ocak ayında 18 savaş uçağı satın almış, ardından da bu sayıyı 21'e çıkarmıştır. Yunanistan 28 Eylül 2021 tarihinde Fransa ile ortaklık anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma NATO'nun dokusuna, ilkelerine karşı bir hamle değil midir? Hem NATO üyesi olup hem de anlaşma imzalamak kime mesajdır? Bu sinsi ve gizli maksatlı anlaşmadır. NATO'nun kurucu anlaşmasının 5. maddesinde ifade edilen hükmün bağlayıcılığı nasıl korunacaktır? 14 Ekim 2021 tarihinde bir diğer anlaşmanın süresi manidar şekilde uzatılmıştır. ABD ile Yunanistan Dışişleri Bakanları ikili savunma işbirliği anlaşmasını 5 yıl daha uzatan anlaşmayı imzalamışlardır. Açık açık söylüyorum; NATO içinde Türkiye'ye karşı siper kazınmaktadır, Türkiye tehdit edilmiştir. ABD Dışişleri Bakanı, Yunanistan'ı bölgede istikrarın direği olarak tanımlamıştır. Yunanistan itibarsızlığın, kriz siyasetinin ıslah ve terbiye edilmesi gereken yüzüdür. Alayına birden hodri meydan diyoruz. Fransa, Yunanistan, ABD anlaşmalarına baktığımızda Atina yönetiminin Ege ve Akdeniz'de daha da düşmanlık bezeyen politikalar izleyeceği anlaşılmaktadır.

Bu jeopolitik bir kumardır. Yunanistan dış politikasını askeri ve agresif bir hale getirmenin peşindedir. ABD dostluk ve müttefiklik ile bağdaşmayan her ağın içindedir. Irak'ın kuzeyi ile Suriye'nin kuzeyi mutlak suretle temizlenmelidir. Türkiye tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyadır. Sınır ötesi bir operasyonla teröristlerin etkisiz hale getirilmesi mukaddes bir görevdir. CHP yönetiminin aklı bu işlere ermez, kafası basmaz, ufku almaz. Onlara göre terörle mücadele değil, müzakere yapılmalıdır. Madem teröristler sınırlarımızdan çıkmıyor, onları söküp atmak bizim bekamızdır.