Lübnanlı aileye dudak uçuklatan miras: İstanbul'un göbeğinde 3 milyarlık arsa

İstinye‘de Lübnanlı armatör dedelerinden miras kalan 40 bin metrekare arazi için hukuk savaşı veren Cheeba ve Jaroud aileleri, 10 yıl önce açtıkları davayı kazandı. İstinye’deki 3 milyar TL değerindeki arsalarla ilgili son sözü ise tapu tescil davasına bakan mahkeme söyleyecek.

Yayınlanma:
Güncelleme: 02 Mayıs 2022 14:34
Lübnanlı aileye dudak uçuklatan miras: İstanbul'un göbeğinde 3 milyarlık arsa

İstanbul’un gözdesi İstinye‘de Lübnanlı armatör dedelerinden miras kalan yaklaşık 40 bin metrekare arazi için hukuk savaşı veren Cheeba ve Jaroud aileleri mirasçı olduklarına dair 10 yıl önce açtıkları davayı kazandı. Mahkemenin Lübnanlı 6 torunun mirasçı olduklarına dair karar vermesi üzerine İstinye’deki 3 milyar TL değerinde hesaplanan arsalarla ilgili son sözü tapu tescil davasına bakan mahkeme söyleyecek.

Sözcü'den Hayati Arıgan'ın haberine göre, İstinye'de milyonlarca dolarlık arsaların miras davasında Lübnanlı ailenin İstanbul mahkemelerine açtığı dava dilekçelerinde 3 milyar TL'lik miras davası şöyle anlatıldı:

Lübnanlı armatör Ali Reşat 1960'dan itibaren sürekli geldiği İstanbul'un çeşitli yerlerinden gayrimenkuller aldı. 1980 yılına kadar onlarca taşınmaza sahip olan armatör, 1982'de vefat ettiğinde arkasında bıraktığı mirastan ailesi haberdar olmadı.

Türk kızıyla evlenince kalan mirası öğrendi

Miras bırakan armatörün vefatından seneler sonra torunlarından en küçüğü eğitim amacıyla İstanbul'a geldi. Küçük torun burada bir Türk kızına gönlünü kaptırdı. Türk kızıyla evlenen torun; İstanbul Vakıf Gureba Hastanesi’nde ameliyat olan dedesinin bir dostunun ziyarete gitti. Ziyaret sırasında dedesinin İstanbul'da çokça yatırım yaptığını ve bu yatırımların gayrimenkul olduğunu öğrenen torun, durumu ailesiyle paylaştı. Dedesine ait taşınmazları araştıran küçük torun İstinye'de 4 parselden oluşan 40 bin metrekarelik arazi olduğunu öğrendi.

sariyer.jpg

Karayolları ve vakıflara dava

İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 2013'te başvuran 6 torun, Karayolları Genel Müdürlüğü ile Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne kamulaştırmasız el atma, tapu iptali ve tescil davası açtı. Davada bu taşınmazların üzerinde de artık yapılar, yollar, boşluk alanlar gibi çeşit çeşit yapılaşma/yapılaşmama durumu söz konusu olduğu belirtilerek, tapuların adlarına tescilin olmaması durumunda değerlerinin kendilerine ödenmesini istedi.

Mahkeme 2 yıl sonra mirasçıların aleyhlerinde karar vererek, sadece taşınır mallara erişmelerine müsaade etti. Mirasın asıl kısmı olan ve bu gün değeri 3 milyar TL’yi bulan taşınmazlar, gayrimenkuller yönünden ise davanın reddine karar verdi.

Yargıtay'da karar bozuldu

Lübnanlı mirasçı 6 torun davayı Yargıtay'a taşıdı. Yargıtay'da dosyayla ilgili bir gelişme olmaması ve durumun aleyhlerine gitmesi üzerine mirasçılar 5 yıl sonra avukat değişikliğine gitti. Mirasçıların avukatlığını 2020'de üstlenen Övünç Özkan Yargıtay'dan geçtiğimiz ay Lübnanlı ailenin milyonlarca dolarlık taşınmazlarına ulaşmasını engelleyen kararı bozdurdu.

Dava dosyası ilk mahkemesine karar için tekrar döndü. İlk derece mahkemesi geçtiğimiz hafta Yargıtay'ın bozma kararına uyarak, ailenin hem menkul hem de gayrimenkullerini edinmesi yönünde karar verdi.

Miras davasında sona gelindi

İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi’nin torunların mirasçı olduğuna dair veraset kararı üzerine 2014'ten bu yana devam eden kamulaştırmasız el atma, tapu iptali ve tescil davalarında sona gelindi. Lübnanlı mirasçıların hak sahibi olduklarına dair çıkan kararın ardından gözler, taşınmazlar ile ilgili davayı yürüten İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne çevrildi.

Hukuk fakültelerinde okutulacak nitelikte dava

Davanın Yargıtay aşamasında tüm mirasçıların tek avukatı olarak dahil olan Avukat Övünç Özkan kararın emsal niteliğinde olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Mütekabiliyet, taşınmaz ve taşınırların edinimi, yabancılık unsuru gibi birçok konuyu içeren davamız hukuk fakültelerinde okutulacak bir ders niteliğini aldı. Geç gelen adalet, adalet değildir. 2020 yılında dahil olduğumuz süreci 2022 yılının başında sonlandırarak 2014'ten bu yana yargıda, 1961'den bu yana da fiiliyatta haklarına kavuşamayan müvekkillerimiz bu haklarına kavuşmuş oldular. Hak olan ile adil olan bu davamızda da aynı sonucu gösterdi” dedi.