Epstein kendine “Sultan” diyormuş, Topkapı Sarayı da takıntısıymış!
ABD'de kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu suçlamasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'in dosyasında yeni ayrıntılar ortaya çıkmaya devam ediyor.
Epstein’in mağdur ettiği isimlerden Rina Oh, milliyet.com.tr’den Pırıl Cennet’e verdiği röportajda, kendisini nasıl ağına çektiğini, Topkapı Sarayı’na ve Osmanlı haremleri ile ilgili takıntılarını, kendisini “Sultan” olarak tanımlamasını ve yaşadığı travmaları anlattı. Oh’un sözleri, Epstein’in manipülasyon ve kontrol yöntemlerinin boyutlarını gözler önüne seriyor.
BM uzmanları Epstein skandalının boyutunu açıkladı: İnsanlığa karşı suç teşkil ediyor
Oh, Epstein’in kendisini bu ağa nasıl çektiğini şu sözlerle anlattı:
“Jeffrey Epstein ile, eski model ve oyuncu olan en yakın arkadaşlarımdan biri olan Lisa Phillips aracılığıyla tanıştım. Kendisi bugün hayatta kalan mağdurlar için oldukça açık sözlü bir savunucudur. Lisa ve ben haftada birkaç kez görüşürdük ve 1990’ların sonlarından 2000’lere kadar uzun yıllar boyunca bir arkadaş çevresinin parçasıydık. Sanat koleksiyonerliği yaptığına dair bir şeyler duyduktan sonra, bir gün Epstein ile görüşmeyi kabul ettim.”
"KENDİSİNİ HAYIRSEVER OLARAK TANITTI"
Epstein’in kendisini sanat okulundan lisans diploması almak için burs vaadiyle kandırdığını söyleyen Oh “O dönemde kendisini birçok genç öğrenciyi üniversiteye gönderen, onların öğrenim ücretlerinin tamamını ödeyen bir hayırsever olarak tanıttı ve bana da bunu teklif etti. Jeffrey hem erkek hem de kız birçok öğrenciden bahsetti; çoğuyla çoğu zaman yüz yüze hiç görüşmediğini ve bu öğrencilerden teşekkür mektupları aldığını söyledi. Benim durumumda ise şunu ifade etti: Onu bir daha asla görmek zorunda değildim ve burs ‘hiçbir koşula bağlı değildi’. Ancak durum böyle çıkmadı ve o bursun arkasına birçok koşul ekledi. Taleplerine uymayı reddettiğimde bursu derhal geri çekti ve okula gitmememden beni sorumlu tuttu. Benden beklediği şeyler, benim içinde olmak istediğim şeyler değildi. Az çok beklentilerini tahmin edebiliyorsunuzdur” dedi.
"ÇOCUKLUK DÖNEMİMDE DE İSTİSMAR EDİLMİŞTİM"
Epstein’in kendisini birçok kez evine davet ettiğini söyleyen Oh “Ne istediğini öğrenmek için merakla gittim. O dönemde çok savunmasızdım. Uzun süreli bir ilişkiden yeni çıkmıştım ve Jeffrey benim için bir dikkat dağıtıcıydı. Erken çocukluk dönemimde, 5 ya da 6 yaşındayken bir yetişkin tarafından istismar edilmiştim. Epstein ile tanıştığımda zaten derinden zarar görmüş, kırılmış biriydim ve uyarı işaretlerini göremedim. Çocukluğumun bu kadar erken döneminde ihlal edilmiş olmam nedeniyle doğam gereği sessiz kalmıştım ve o erken çocukluk deneyimi için her zaman kendimi suçladım. O deneyimi tamamen bastırdım ve ancak Jeffrey’in etki alanından çıktıktan sonra çocukken yaşadığım o önceki istismarla yüzleşmeye başladım; yıllarca yoğun terapi almak zorunda kaldım. Jeffrey, zaten benim gibi derin şekilde travmatize olmuş ve kaybolmuş birine daha fazla travma ekledi” diye konuştu.
"KENDİSİNDEN ‘SULTAN’ DİYE SÖZ EDİYORDU"
Epstein’in kendisine iki kitap hediye ettiğini söyleyen Oh, “Onunla tanışıp evinde buluşmamdan kısa bir süre sonra, bana incelemem için iki kitap verdi. Kitaplar yabancı bir dilde yazılmıştı. Bana planlarından bahsetti. Bir haremin parçası olacağımı ve onun ‘gözdesi’ konumunda bulunacağımı söyledi. Kendisinin benim 'akıl hocam' olacağını ifade etti ancak yaklaşık iki yıl süren konuşmalarımız boyunca kendisinden sürekli üçüncü tekil şahıs olarak, ‘Sultan’ diye söz ediyordu. Bu durum oldukça kafa karıştırıcıydı ama aslında kendisinden bahsettiğini biliyordum” dedi.
"EPSTEİN'İN 'HAREM PLANI' VARDI"
Oh, Epstein’in sıklıkla kendisine dile getirdiği bir “Harem Planı” olduğunu söyleyerek “Sultan, harem ve saray gibi kavramlardan bahsediyordu. Dünyayı bu çerçevede görmem için beni tamamen bu düşünce sistemine inandırmaya çalıştı. Bu fikir hoşuma gitmiyordu; ben ise sadece onun ayrıntılı ve uzun planlarını dinliyordum. Bunu, aramızda geçen entelektüel ve kültürel bir sohbet konusu sanıyordum. Bu kadar ciddi olduğunu düşünmemiştim. Daha sonra ne kadar ciddi olduğunu bana gösterdi" diye konuştu.
"OSMANLI İMPARATORLUĞU’NA VE TOPKAPI SARAYI’NA TAKINTILIYDI"
Epstein'in Türkiye’ye dair de sık sık bahsettiğini söyleyen Oh, "Osmanlı İmparatorluğu’na takıntılıydı ve sürekli bundan bahsediyordu. Benden Osmanlı İmparatorluğu haremiyle ilgili tüm tabloları, mimari yapıları, sarayları ve haremdeki kadınlar tarafından yazılmış anlatıları incelememi istedi. Son dönemde harem hakkında başka kitaplar da okudum; ancak hiçbiri bana okumam için verdiği o iki kitaptaki bazı ayrıntılara değinmiyor. Topkapı Sarayı’na takıntılıydı ve mimarisini, kültürünü ve tarihini ayrıntılı biçimde incelememi istiyordu” dedi.
"BİRDEN FAZLA KADINLA EVLENMEK İSTEDİĞİNİ SÖYLÜYORDU"
Epstein’in kendisinden en başından beri çocuk sahibi olmak istediğini söyleyen Oh, “Bana hayatımın geri kalanında bir ev, çalışanlar, para ve ihtiyacım olan her şeyle ilgilenileceğini söyledi. Harem içinde sistemin böyle işlediğini anlatıyordu. Beni, Sultan’ın birçok eşinden biri olmam ve çocuk doğurmam için adım adım yönlendirdi. Jeffrey kendisini çok eşli bir erkek olarak tanıtıyor ve birden fazla kadınla evlenmek istediğini söylüyordu. Aynı zamanda güçlü bağlantıları olan, muazzam servete ve güce sahip biri olarak bir profil çiziyordu. Hiçbir zaman onun eşi olmak istemedim. Ne açıkça kabul ettim ne de reddettim; sanırım sonunda bir bebek sahibi olacağımı varsayıyordu. Lisedeyken melek figürleri, çocuklu anneler heykelleri yapardım; Jeffrey bu sanat çalışmalarımı gördüğünde, sanırım beni bir bebek sahibi olmaya ikna etme fikrine hemen yöneldi” dedi.
EPSTEIN’İN DOLABINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI
Öte yandan Epstein’in kendisini süitine götürdüğünü söyleyen Rina “Bana dolabını gösterdi. ve dışarıdan nasıl ‘bakılmak’ istediğini anlattı. Obsesif kompulsif bir takıntısı vardı. Dolabı çok dikkatimi çekmişti. Günlük giydiği her şeyden birden fazla bulunuyordu. Aynı ayakkabılar, aynı pantolonlar, aynı kazaklar. Çok ürkütücüydü” ifadelerini kullandı.
ÇOCUKLARLA İLİŞKİYE GİRMEK İÇİN SEYAHAT ETMİŞLER
Florida’da Epstein ile eski kız arkadaşı ve suç ortağı Ghislaine Maxwell ile geçirdiği dönemin kendisi için gerçek bir kırılma noktası olduğunu anlatan Oh, “Yurtdışına küçük çocuklarla yasa dışı ilişkilere girmek için seyahat ettiklerini söylediklerinde dehşete düştüm. Bu duyduklarımı o sırada soyadı Roberts olan Virginia Giuffre’ye anlattım; o da gidip bunu Jeffrey’ye bildirdi. Onun görevi diğer kızları, özellikle de Harem’deki ‘gözdeleri’ saf dışı bırakmaktı. Ghislaine için çalışıyordu. Virginia’nın beni ispiyonlamasının ardından Jeffrey ertesi gün bunu yüzüme vurdu. Bana bağırdı ve beni tehdit etti. O sırada orada bulunan başka bir kız da bana, ‘Başka erkeklerle birlikte olmalısın. Her şey için Jeffrey’ye bu kadar bağımlı olma’ gibi şeyler söyledi” diye konuştu.
"HAREM PLANI’NI ADIM ADIM GERÇEKLEŞTİRİYORDU"
Gördüklerinden, sezdiklerinden ve yaşadıklarından derin bir huzursuzluk duyduğunu belirten Rina “Harem Planı’nı adım adım gerçekleştiriyordu. Onun gibi korkunç bir adamla evli olmayı kendime asla yakıştıramazdım ve o noktada kendimi kapana kısılmış gibi hissetmeye başladım. Konuşamıyordum; ondan nasıl uzaklaşabileceğimi bilmiyordum. Buna rağmen onu görmeye devam ettim. ‘Hayır’ dersem bana ne yapacağını bilmiyordum” dedi.
ADANIN ÖTESİNDE BİR İSTİSMAR AĞI DAHA
Epstein Adası’nın ötesinde Florida’da da bir istismar ağı olduğuna dikkat çeken Rina “Adaya gitmem için bana çok ısrar etti. Orada olmamı istiyordu. ABD sınırları dışına seyahat etmek istemiyordum. Green card’ım yoktu. Bir gün neden seyahat edemediğimi ve edemeyeceğimi ağzımdan kaçırdım. Sonradan bunu söylediğime pişman oldum, çünkü bunun en büyük zayıflığım olduğunu ve bu bilgiyi bana zarar vermek için kullanabileceğini fark ettim” ifadelerini kullandı.
Başına gelenleri anlattıktan sonra tehdit edildiğini, darp edildiğini ve ciddiye alınmadığını belirten Rina “Konuşmaya başladım. Bundan pişman değilim, ancak hayatımın çok büyük bir bedelini ödedim. Tehdit edildim, takip edildim, ciddiye alınmadım, sonrasında pek çok kötü şey yaşandı. Bu süreç beni yeniden travmatize etti. Hastaneye kaldırıldım” dedi.
"HALA BİR İNSAN KAÇAKÇILIĞI AĞI VAR"
Adaletin hala yerini bulmadığının altını çizen Rina “Küresel ölçekte hala bir insan kaçakçılığı ağı olduğuna inanıyorum, ölümüyle sona erdiğini de düşünmüyorum ve bunun tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor. Her yıl çocukların kaybolduğuna dair somut veriler var. Bu bütünüyle sona erene kadar gerçek bir adalet duygusu hissedemeyeceğim” diye konuştu.
"DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR SESİM"
Rina "Kendi adıma adalet ise, kaldığım yerden devam etmek demek. Jeffrey beni travmatize etti; sanatsal üretimim on yılı aşkın bir süre kesintiye uğradı. Benim için adalet, yoluma devam etmek ve bunun kim olduğumun üzerinde bir gölge gibi durmasına izin vermemek. Kimliğim, Epstein tarafından mağdur edilmiş biri olarak başlamadı ve hayatımı her zaman olduğum kişi olarak sürdürmeye devam edeceğim. Ben bir sanatçıyım, bir yazarım ve dikkate alınması gereken bir sesim" dedi.
Bununla birlikte sanatçı kimliğiyle istismar mağduru çocukların sesi olmaya devam edeceğini belirten Rina “Washington’a yerleştirmeyi arzuladığım anıtsal bir heykel üzerinde çalışıyorum. Orası Amerika Birleşik Devletleri’nin anıtlar başkenti. Bu eser geçmişi hatırlatacak, bugünü yansıtacak ve geleceği tasvir edecek. Kadın, erkek ve çocuk ticaretinin artık dünyamızda var olmadığı bir geleceği. ABD ve dünya hükümetlerinin Washington’da bulunduklarında bunu görmelerini istiyorum. Epstein davasının asla tekrar edilmemesi ya da tolere edilmemesi gerektiğini sürekli hatırlatan bir simge olacak. Bu cevabı kelimelerle anlatmakta zorlanıyorum. Bunu göstermek istiyorum; hem de hangi dili konuşursa konuşsun herkesin anlayabileceği bir şekilde” diye konuştu.
"TÜRK HALKI İLE HİKAYEMİ PAYLAŞMAK ÖNEMLİ"
Son olarak hikayesini Türk halkıyla paylaşmasının önemli olduğuna dikkat çeken Rina “Hikayemi Türk halkıyla paylaşıyorum çünkü daha empatik olduğunuzu düşünüyorum. Bu mesajımı gençlerin de anlamasını istiyorum. Anlayabilsinler ve bundan sonra farklı bir hayat yaşayabilsinler. Ve sorumluluk üstlenerek böyle kötü bir olayın tekrar yaşanmasını engellesinler. Bir daha olmasın. Lütfen bize, tüm hayatta kalanlara yardım edin” ifadelerini kullandı.