Ortadoğu'nun kaderini belirleyecek İran-ABD müzakereleri başladı! İşte konuşulan 5 kritik madde
Dünyanın nefesini tutarak izlediği tarihi ABD-İran görüşmeleri, yoğun güvenlik önlemleri altındaki İslamabad’da başladı.
Ortadoğu'nun ve küresel piyasaların kaderini belirleyecek zirvenin masasında çözülmeyi bekleyen 5 kritik düğüm var:
Bölgesel ateşkesin sağlanması, Hürmüz Boğazı'ndaki krizin aşılması, İran'ın dondurulmuş varlıklarının iadesi, ABD'nin hedefindeki nükleer programın akıbeti ve yaptırımların gölgesinde gündeme gelen savaş tazminatları.
Bir yanda Trump'ın sert mesajları, diğer yanda masadaki bu 5 ağır şart, müzakerelerin çetin geçeceğinin ilk sinyalini verdi.
Dünya, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da başlayan ABD–İran görüşmelerine kilitlendi. Günler süreceği belirtilen kritik müzakerelerden ilk fotoğraf kareleri yayınlanırken İran heyetinin toplantılara Ali ve Mücteba Hamaney rozetleriyle katılması dikkat çekti.

ABD ile İran arasında haftalardır süren gerilimin ardından ilan edilen ateşkesi kalıcı bir anlaşmaya dönüştürme amacıyla Pakistan’ın başkenti İslamabad’da kritik görüşmeler başladı. Günler sürebileceği belirtilen temaslar, yalnızca iki ülke arasındaki krizi değil, bölgedeki güç dengelerini ve küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor.

Görüşmeler öncesinde İslamabad adeta ablukaya alındı. Serena Hotel çevresi tamamen güvenlik kordonuna alınırken, başkente binlerce asker sevk edildi, stratejik noktalara hava savunma sistemleri yerleştirildi. Pakistan yönetimi, tarafları aynı masada tutabilmek için yoğun bir diplomasi trafiği yürüttü.
İran heyeti gece saatlerinde kente ulaştı. ABD heyeti ise daha sonra İslamabad’a indi. Washington, müzakerelere Başkan Yardımcısı JD Vance’in başkanlık ettiğini duyurdu. İran tarafında görüşmeleri Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Galibaf yönetti. Yayınlanan ilk karelerde İran heyetinin Ali ve Mücteba Hamaney rozetleriyle toplantılara katılması dikkat çekti.

MASADAKİ ŞARTLAR
Görüşmeler başlamadan önce İran, Pakistanlı arabuluculara tekliflerini ve kırmızı çizgilerini iletti. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimin korunmasını, savaş tazminatlarının gündeme alınmasını, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını ve bölge genelinde kapsamlı bir ateşkesi öncelikleri arasına koydu.
İran tarafı, özellikle Lübnan hattındaki çatışmaların durdurulmasını da ön koşullardan biri olarak öne çıkardı. Tahran, sahadaki gerilim düşmeden müzakere zemininin sağlam kurulamayacağını savundu. Bu nedenle Lübnan’daki çatışma yoğunluğunun azalması, görüşmelerin başlamasında etkili unsurlardan biri oldu.
ABD tarafı ise İran’ın nükleer programının tamamen durdurulmasını ya da ciddi biçimde sınırlandırılmasını istedi. Washington ayrıca Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin güvence altına alınmasını da temel başlıklardan biri olarak masaya taşıdı.
İRAN’IN İDDİASI, BEYAZ SARAY’IN YALANLAMASI
İran basınında, Washington’ın Tahran’ın iki önemli talebine yeşil ışık yaktığı yönünde haberler yayımlandı. Bu iddialara göre ABD, İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ile Lübnan-İsrail hattında ateşkes sağlanması konusunda geri adım attı. Ancak Beyaz Saray bu iddiaları yalanladı ve resmi bir teyit vermedi.
İranlı yetkililer, görüşmelerin sonucunun büyük ölçüde ABD’nin nasıl bir siyasi öncelikle hareket edeceğine bağlı olduğunu savundu. Tahran, sürecin gerçek bir pazarlık zemini yerine siyasi gösteriye dönüşmesi halinde müzakerelerin hızla çıkmaza girebileceği mesajını verdi.
Galibaf da ülkesinin haklarından vazgeçmeyeceğini vurguladı. İran cephesi, baskı ve askeri tehdit altında yürütülen bir diplomasinin kalıcı sonuç vermeyeceğini savunurken, masaya temkinli ama hazırlıklı oturduğunu göstermeye çalıştı.
TRUMP’TAN PEŞ PEŞE AÇIKLAMALAR
Müzakereler sürerken ABD Başkanı Donald Trump da art arda açıklamalar yaptı. İlk değerlendirmesinde, İslamabad’daki görüşmelerin başladığını duyurdu ve İran’ın çok uzak olmayan bir gelecekte Hürmüz Boğazı’nı açacağını öne sürdü. Trump, müzakerelerden sonuç çıkmaması halinde ABD’nin yeniden harekete geçmeye hazır olduğunu da söyledi.
Ardından yaptığı daha sert açıklamalarda İran’ın askeri kapasitesinin büyük ölçüde dağıtıldığını savundu. Hürmüz Boğazı’nda temizleme sürecinin başlatıldığını belirten Trump, İran’a ait mayın döşeme botlarının etkisiz hale getirildiğini iddia etti.
Trump ayrıca çok sayıda boş petrol tankerinin ABD’ye yöneldiğini söyledi. Körfez’den petrol ve gaz alan ülkelerin ihtiyaçlarını artık Amerika’dan karşılayabileceği mesajını veren Trump, dünyanın en kaliteli petrol ve gazının ABD’de olduğunu öne sürdü. İran için de “çökmekte olan bir ülke” ifadesini kullandı.
SAHADA GERİLİM SÜRÜYOR
Diplomasi trafiği sürerken askeri hazırlık iddiaları da masadaki havayı ağırlaştırdı. ABD basınında, görüşmeler başlamadan önce bölgeye yeni hava ve deniz unsurlarının yönlendirildiği haberleri yer aldı. Bu tablo, bir yandan müzakere yürütülürken diğer yandan sahada güç gösterisinin devam ettiği yorumlarına yol açtı.
Hürmüz Boğazı çevresindeki hareketlilik de bu gerilimi büyüttü. ABD gemilerinin boğazdan geçtiği yönündeki haberler ile İran’ın buna karşı verdiği mesajlar, görüşmelerin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda askeri baskı altında ilerlediğini gösterdi.

Bu sırada Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanmanın küresel enerji piyasaları üzerindeki baskısı da sürdü. İran’ın, ön şartları karşılanmadan boğazı açmak için adım atmadığı, buna karşılık Washington’ın enerji akışını yeniden sağlama konusunu öncelikli hedef olarak gördüğü anlaşılıyor.
ABD İran’ın ateşkes için ön koşulunu kabul etti! Müzakere öncesi şaşırtan iddia