ABD-İran pazarlığının sert perde arkası! Trump süre verdi, Tahran açık açık dalga geçti
ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nda başlattığı “Özgürlük Projesi” operasyonunu ani şekilde askıya almasının ardından Washington ile Tahran arasında yürütülen kritik müzakerelerin perde arkası ortaya çıktı. Amerikan yönetiminin İran’a sunduğu anlaşma taslağında, nükleer programın fiilen tamamen tasfiye edilmesini hedefleyen sert maddelerin yer aldığı belirtildi.
Trump’ın Hürmüz planı 36 saat dayandı! En büyük darbe müttefikten geldi
ABD’nin talepleri arasında İran’ın Fordo, Natanz ve İsfahan’daki nükleer tesislerinin tamamen sökülmesi, tüm zenginleştirilmiş uranyum stoklarının teslim edilmesi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın ülke genelinde istediği her noktada anlık denetim yapabilmesi bulunuyor.
Washington yönetimi, İran’a çarşamba gününden itibaren 48 saat süre tanındığını duyururken, Trump anlaşma sağlanamaması halinde askeri seçeneğin masaya geleceğini açık açık ilan etti.
“ANLAŞMAZLARSA BOMBALAMA BAŞLAR"

Trump, yaptığı açıklamada sürece ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı.
ABD Başkanı, “Bizimle anlaşma yapmak istiyorlar ve bir anlaşmaya varmamız çok muhtemel” diyerek, İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağını dile getirirken aynı açıklamada kullandığı “Anlaşmazlarsa, bombalama başlar” sözleri, tansiyonun tekrar bir anda yükselmesine neden oldu.
Trump ayrıca, “Ama onlarla daha önce de böyle hissetmiştim, bu yüzden ne olacağını göreceğiz” diyerek temkinli mesaj vermeyi de ihmal etmedi.
Amerikan basınına konuşan Trump, sürecin kısa sürede sonuçlanabileceğini savunarak, “Her şeyin tamamlanabilmesi için 1 hafta” değerlendirmesinde bulundu.
"TESİSLER SÖKÜLECEK, URANYUM TESLİM EDİLECEK"

Washington’un sunduğu çerçeve anlaşmada en dikkat çeken başlık İran’ın nükleer altyapısının tamamen ortadan kaldırılması oldu.
ABD tarafı yalnızca uranyum zenginleştirmenin durdurulmasını değil, mevcut altyapının fiziksel olarak sökülmesini de talep etti. Fordo, Natanz ve İsfahan tesislerinin anlaşmanın temel maddeleri arasında yer aldığı belirtilirken, yer altındaki tesislerin de kapsam dışında bırakılmayacağı ifade edildi.
Özellikle Fordo tesisinin geleceği görüşmelerin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıktı.
Demokrasiyi Savunma Vakfı’ndan nükleer uzman Andrea Stricker, İran’ın tüm santrifüjlerinin, plütonyum yeniden işleme kapasitesinin ve üretim altyapısının uluslararası gözetim altında ortadan kaldırılması gerektiğini savundu.
İRAN'IN URANYUM STOKLARI DA MASADA

ABD yönetimi, İran’ın elindeki yalnızca yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık 440 kilogram uranyuma değil, daha düşük seviyedeki stoklara da odaklanıyor.
Washington’a göre yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş uranyum da silah üretimine giden süreçte kritik aşamalardan biri. Bu nedenle düşük seviyede zenginleştirilmiş binlerce kilogram uranyumun İran’da bırakılması bile ileride programın yeniden başlatılması için temel oluşturabilir.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Grossi ise yaptığı değerlendirmede, yüzde 60’lık stokun öncelikli risk olduğunu ancak yüzde 20 seviyesindeki uranyumun da önem taşıdığını belirtti.
İRAN'IN HER NOKTASI DENETİME AÇILMAK İSTENİYOR
Anlaşma taslağındaki en tartışmalı maddelerden biri de denetim mekanizması oldu.
Washington, UAEA’nın yalnızca İran’ın “nükleer tesis” olarak tanımladığı alanlara değil, gerekli görülen tüm bölgelere erişebilmesini talep etti. Buna askeri tesislerin de dahil olduğu belirtildi.
ABD tarafı, geçmiş anlaşmalarda denetim boşluklarının İran’a avantaj sağladığını savunurken, ülkede sürekli görev yapacak tam zamanlı bir uluslararası denetim ekibi kurulmasını istiyor.
Amerikan basınında yer alan değerlendirmelerde, İran’ın geçmiş nükleer faaliyetlerine ilişkin tam bilgi vermesinin de anlaşmanın temel şartlarından biri olduğu kaydedildi.
YAPTIRIMLAR TAMAMEN KALKMAYABİLİR
Beyaz Saray cephesi, yaptırımların otomatik şekilde kaldırılmayacağını da açıkça ortaya koydu.
ABD’ye göre yalnızca nükleer yükümlülüklerin yerine getirilmesi halinde bazı yaptırımlar kaldırılabilir. Ancak “terörizm” ve insan hakları gerekçesiyle uygulanan yaptırımların, İran’ın politikalarında değişiklik olmadığı sürece devam edebileceği ifade edildi.
Washington ayrıca İran’ın yerli uranyum zenginleştirme kapasitesine ihtiyaç duymadığı görüşünü de savundu.
HÜRMÜZ BOĞAZI İÇİN YENİ FORMÜL

Müzakerelerde yalnızca nükleer program değil, Hürmüz Boğazı da kritik başlıklardan biri haline geldi.
Taslak anlaşmaya göre İran’ın, ABD’nin uyguladığı ablukanın gevşetilmesine paralel şekilde Hürmüz Boğazı’nı aşamalı olarak yeniden açması planlandı.
ABD, tanker trafiğindeki düşüş sonrası geçiş güvenliğinin net biçimde garanti altına alınmasını isterken, nihai hedefin tüm mayınların kaldırılması ve zorunlu güzergâh uygulamalarının sona erdirilmesi olduğu belirtildi.
İRAN'DAN ALAYCI YANIT
Operation Trust Me Bro failed. Now back to routine with Operation Fauxios.
— محمدباقر قالیباف | MB Ghalibaf (@mb_ghalibaf) May 6, 2026
Trump’ın “anlaşma yakın” açıklamalarının ve anlaşma taslağının ortaya çıkmasının ardından İran cephesinden sert bir çıkış geldi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bagır Kalibaf ABD medyasında yer alan “Tahran ile Washington anlaşmaya çok yakın” haberlerini alaycı ifadelerle yalanladı.
Kalibaf, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Amerikan haber platformu Axios’u hedef aldı. İranlı siyasetçi, platformun adını İngilizce’de “sahte” anlamında kullanılan “faux” kelimesiyle birleştirerek “Fauxios Operasyonu” ifadesini kullandı.
Paylaşımında ayrıca internet kültüründe doğrulanmamış iddialarla dalga geçmek için kullanılan “Source: Trust Me Bro” göndermesine de yer veren Kalibaf, haberlerin güvenilir olmadığını savundu.
"PSİKOLOJİK OPERASYON YAPILIYOR"

Tartışmaları başlatan haberlerde, ABD’li yetkililere dayandırılan iddialarda İran ile ABD’nin savaşın sona erdirilmesine yönelik bir mutabakat zaptına çok yakın olduğu öne sürülmüştü.
Ancak Tahran yönetimi bu iddiaları kesin dille reddetti.
İran cephesi, benzer haberlerin daha önce de “psikolojik operasyon” amacıyla servis edildiğini savunurken, Washington’a yönelik güvensizliğin sürdüğü mesajını verdi.
Uzmanlara göre İran yönetimi, perde arkasında diplomatik temaslar sürse bile kamuoyu önünde “anlaşma tamam” görüntüsü vermekten özellikle kaçınıyor.
Öte yandan Washington’dan Kalibaf’ın açıklamalarına ilişkin henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak ABD basınında taraflar arasındaki dolaylı temasların sürdüğü ve arabulucular üzerinden yeni formüllerin konuşulduğu yönündeki haber akışı devam ediyor.