CHP lideri Kılıçdaroğlu'na yönelik linç davasında duruşma 21 Haziran'a ertelendi

CHP lideri Kılıçdaroğlu'na yönelik linç davasında duruşma 21 Haziran'a ertelendi

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Çubuk ilçesinde şehit er Yener Kırıkçı'nın cenazesine katıldığı sırada linç girişimine uğraması sonucu açılan davanın ikinci duruşması görüldü.Mahkeme, üçüncü duruşmanın 21 Haziran 2021'e ertelenmesine karar verildi.

21 Nisan 2019 tarihinde Akkuzulu Köyü’ndeki cenaze namazına katılan CHP Lideri Kılıçdaroğlu ve beraberindeki CHP heyetine yönelik “linç girişimi”ne ilişkin 21 kişi hakkında hazırlanan ikinci iddianame Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk iddianamedeki 36 yetişkin hakkındaki davaya 21 kişi daha eklendi. Linç girişimine ilişkin 10 çocuğun yargılaması ise ayrı yürütülüyor. Geçtiğimiz günlerde davaya on eklenenlerle beraber CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişiminden yargılanan sanık sayısı 67 kişiye çıktı.

Kılıçdaroğlu'na linç girişimi davasında yeni gelişme

Duruşmada ilk duruşmaya mazeret bildirerek katılmayan sanıklar savunma yapacak. Ayrıca müşteki sıfatıyla CHP Genel Başkan Başdanışmanları Deniz Demir, Kenan Nuhut, CHP Ankara Milletvekilleri Yıldırım Kaya, Murat Emir ve CHP çalışanı Barış Bozkurt dinlenecek.

Sanıklar dinlendi

Kılıçdaroğlu’na yumruk atmaya çalışan sanık Engin Üce, kendilerine iftira atıldığını söyleyerek, “Yumruk savurma niyetim yoktu. İteliyorlar” diye kendini savundu. Sanık Halis Daştan, çelişkili ifade verirken “Hiçbir şey hatırlamıyorum, hiçbir şeye katılmadım” dedi.

Sanık Halis Daştan: Hiçbir şey hatırlamıyorum, hiçbir şeye katılmadım, daha önceki ifadelerime katılıyorum

Sanık Halis Daştan, Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evden çıkmasını engelleyen grup içinde yer almadığını savundu. Mahkeme başkanı sanığın savcılık ifadesini okurken Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik usul yönünden “İlk sanığın ifadesi alınsın sonra beyanda bulunsun” diye itiraz etti. Mahkeme başkanı itirazı kabul etti. Daştan’ın olaya ilişkin beyanlarına devam edildi. Daştan, Kılıçdaroğlu’nun geldiği ana ilişkin “Hiçbir şey hatırlamıyorum, hiçbir şeye katılmadım, daha önceki ifadelerime katılıyorum” dedi.

Mahkeme başkanı Daştan’ın ilk ifadesiyle çeliştiğini belirtti. Daştan, çelişki üzerine “Her ne kadar olayı hatırlamadığımı söylemişsem de soruşturma aşamasında verdiğim beyan doğrudur” diye konuştu. Daştan, CHP aracına taş atmadığını söyledi. Daştan’a kamera kayıtları izletildi. Daştan taş atan kahve rengi montlu kişinin kendisi olmadığını ileri sürdü. 

Avukat Celal Çelik, Daştan’ın eylemlerine ilişkin görüntülerin dosyaya sorulacağını belirterek, “Taş atan kişi sanıktır. Mahkemede şahsın huzurdaki kişi olup olmadığına ilişkin gözlemin tutanağa geçmesini istiyorum” dedi. Çelik, mağdur uzman çavuş Aytuğ Kaan Gök’ün bayanlarında de Daştan’ın taş attığının yer aldığını hatırlattı. 

Sanık Üce: Kalabalıkla beraber sürüklenip, bu olayların bize iftira şeklinde atıldığını hatırlıyorum

Sanık Engin Üce, şehit cenazesinin olduğu gün Akkuzulu köyünde kaldığını ve işe gitmediğini söyleyerek, “Kalabalıkla beraber sürüklenip, bu olayların bize iftira şeklinde atıldığını hatırlıyorum. Biz bir şey yapmadık” dedi. Üce cenaze namazından sonra kalabalığın arasına karışmak ‘zorunda kaldığını’ anlatarak, şunları belirtti: 

“(Kılıçdaroğlu’nun) Geldiğini daha sonra yapılan yuhlamalardan anladım. Define giderken kalabalıkta sürüklendik ve kendisini orada gördüm.”

Üce, Kılıçdaroğlu’na bilerek yumruk atmadığını ifade ederek, “Kalabalıkta yumruk filan yok. Zaten iteleniyoruz. Sadece itelemeyle alakalı oraya karıştım” dedi. 

Üce’ye kamera kayıtları izletildi. Kılıçdaroğlu’na yumruk savuran kişinin kendisi olduğunu kabul eden Üce, “Yumruk savurma niyetim yoktu. İteliyorlar. Olayı durdurmaya çalışıyorum, tamamen” diye kendini savundu.  Üce, kendisinin öfke üzerine kolunu sallamadığını kaydederek, “Kurtulma amacıyla kolumu salladım” dedi.  

Avukat Celal Çelik, sanık Üce’nin suçtan kurtulmaya yönelik savunma yaptığını belirterek, “Şahıs yumruğunu havaya kaldırmak üzere elini havaya kaldırıyor” diye vurguladı. Çelik, Üce’nin Kılıçdaroğlu’nun korumasının engellemesine rağmen yumruk atmakta ısrarcı olduğunu ifade etti. 

Avukat Celal Çelik’in beyanları sırasında sanık avukatlarından Fatih Atalay’ın konuşması üzerine Çelik onu uyardı. Atalay’ın “Sen kimsin?” sözüne Çelik “Terbiyesiz” dedi. Atalay, mahkeme başkanına Çelik’in “Terbiyesiz” sözünün küfür olduğunu söyledi. Mahkeme başkanı her iki avukatı da sakinleştirdi. 

Tartışmanın ardından beyanlarına devam eden Çelik, Üce’nin Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evden çıkışını engellediğini ve hürriyetten alı koyma suçundan da ek savunma alınmasını istedi. 

Üce, “Ben kalabalığı sakinleştirmeye çalışıyorum. Ya dersini çok çalışmamış ya da videoyu çok seyretmemiş” diye avukat Çelik’in beyanlarına itiraz etti.

Zararı ödemeyi kabul ettiler

Sanıklar Engin Üce ve Halis Daştan’ın ifadelerinin ardından CHP aracına taş atan sanıklara zararı ödemeyi kabul edip etmedikleri soruldu. Sanıklar kabul etti. 

"Bu olayın en büyük azmettiricisi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dur"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, Çubuk'ta duruşmanın görüldüğü adliyenin önünde açıklama yaptı. Erkek'in satırbaşları şöyle oldu:

"Hak ve özgürlüklerin, 83 milyonun can ve mal güvenliğinin güvencesi yargıdır. Demokrasinin güvencesi de yargıdır. Bağımsız yargıyı kaybettik. Bu olsa bu olayı planlayanlar, azmettirenler ortaya çıkar. Bizler kararlıyız CHP'ye yönelen hiçbir haksız saldırı geri adım attırmaz. Biz demokrasi ve adalet mücadelesi için her türlü bedeli ödemeye hazırız.

İlk seçimde iktidar olduktan sonra bağımsız yargıyı tesis etmek olacak. Çünkü bir gün gelecek adalet herkese lazım olacak."

"Bu olayın sorumlusu sadece içeride yargılanan kişiler değildir"

Muharrem Erkek'in ardından açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, CHP lideri Kılıçdaroğlu'na yönelik linç girişiminin en büyük azmettiricisinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olduğunu söyledi. 

Özkoç'un satırbaşları şöyle oldu: 

"Bu olayı en büyük azmettiricisi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dur. Süleyman Soylu halkı ayrıştırıcı, kine teşvik edici konuşmalar yapmıştır. Şehitlerimiz bu ülkenin şehitledir. Biz şehitlerimize ilgili her türlü tavrı koyduk. Ancak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bunu siyasete alet etmiş, toplumu ayrıştırmıştır. Soylu, "CHP'nin İl Başkanlarını şehit cenazelerine sokmayın" demiştir. Bu ülkede şehitler oluyorsa bunu engellemesi gereken kendisidir. Bu olayın sorumlusu sadece içeride yargılanan kişiler değildir."

Şikayetçiler konuştu: AKP'li Fatih Şahin'in el sıkmaması kalabalığı provoke etti 

Duruşmada şikayetçi olan CHP Genel Başkan Başdanışmanı Deniz Demir, AKP Genel Sekreteri Fatih Şahin’in cenazede Kılıçdaroğlu’nun elini sıkmadığını kalabalığın gördüğünü aktararak, “Ön tarafında bulunan kalabalığın provoke oldu” dedi. CHP çalışanı Barış Bozkurt ise Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evden çıktığında asker aracına yönelik saldırının devam ettiğini vurgulayarak, “Devletin aracına taş atıldı” dedi.

"Şehidin cenaze namazının kılınmaması için ellerinden gelenler yapıldı"

CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya şikayetçi olarak duruşmada beyanda bulundu. Kaya “Öldürmeye tam teşebbüsün olduğu bir davanın küçük duruşma salonunda yürütülmesini eleştiriyorum. Ben lebabep demeyeceğim, salon hınca hınç dolu” dedi.

Kaya, cenazeye katılacaklarının önceden belli olduğunu ve bir gün önce ilgili makamlara koruma ekibi tarafından bildirildiğini söyledi. Sanıklardan Kaya’nın beyanları sırasında sözlü müdahale oldu. Hakim sanıkları uyardı. 

Sanıklardan Vahit Delibaş,  “Sayın hakimim bizim yalana tahammülümüz yok” dedi. Avukat Celal Çelik’in hakimi uyarması üzerine Delibaş’ın “Yalana tahammülümüz yok” sözü tutanağa geçildi.  Sanık avukatlarından Fatih Atalay, Kaya’nın sanık Delibaş’a “Hadsiz” sözünün de tutanağa geçmesini istedi. Atalay ile Kaya arasında gerilim yaşandı. 

Kaya beyanlarına devam etti. Protokol karşılamasının ardından birileri işaret vermişçesine protestolar başladı” diyen Kaya, cenaze namazı öncesinde AKP Genel Sekreterinin Kılıçdaroğlu’nun elini sıkmadığını ve namaza durmadan önce birileriyle fısıldayarak konuştuğunu aktardı. AKP Genel Sekreteri’nin konuşmasının ardından kendilerine yönelik protestonun sürdüğünü belirten Kaya, imamın uyarısına rağmen protestoların devam ettiğini kaydederek, “Sanıklar şehide saygı diyorlar ama şehidin cenaze namazının kılınmaması için ellerinden gelenler yapıldı” dedi.

"Bir güruh set çekti"

Kaya, şehit cenazesi top arabasına konulduktan sonra saygı duruşunda bulunduklarını, arabanın arkasından yürümeye başladıklarında protokolün diğer unsurlarının aracı takip etmediğini vurguladı. Kaya, “Burası şunun için kritik. Biz arabanın arkasından yürürken bir güruh araya set ördü” diye dikkat çekti. 

Kaya ‘güruhun’ Kılıçdaroğlu’na yönelik sözlü saldırılarının fiili saldırıya dönüştüğünü belirterek, “Yumruk, tekme, sopa, bıçak. Bıçakla kimin saldırdığını isim olarak hatırlamıyorum. Genel başkanımıza vurulmasın diye kendisine siper oldum. Benim iki kaburgamın kırıldığını akşam hastanene öğrendim. Sanıklar genel başkanımıza uluşamadıklarında yumruk, tekme bizi geldi. Sanıkların ve genel başkanımızın düşmemesi için çaba gösterdik. Sanıklardan birisi de düşse yerde linç olurdu” diye konuştu.

"Sanıkların şehide saygısı olmadığı ortada"

Kaya olaya çok az sayıda askerin müdahale ettiğini kaydederek, şöyle devam etti:

“Genel başkanımızı eve yönlendirdik. Levent Gök de oradaydı. Genel başkan eve yönlendirildiğinde Gök yalnız kaldı. Ona da saldırılar yapıldı. Ben de onu kurtarmak için aldım, bir araca bindirdim. Evin etrafındaki öldürme hırsını alamayan kabalık beklerken, biz de bir kenarda bekledik. Bu organize bir harekettir. Tepki veya kızgınlık sonucu meydana gelmiş bireysel olay değildir. Bu olayda sanıkların şehidi en ufak saygısının olmadığı cenaze namazının kıldırılmamasıyla ortada.”

CHP'li Emir: Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve diğer yetkililerin tanık olarak dinlenmesini istiyorum

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, şikayetçi olarak duruşmada beyanda bulundu. Emir, soruşturma aşamasındaki ifadelerin tekrarlayarak, şunları ekledi:  

“Şehit cenazesini Çubuk İlçe Başkanımdan bir gün önce öğrendim, saat 18.00  civarıydı. Sayın genel başkanı bilgilendirdim. Sayın genel başkanın cenazeye katılacağı bilgisi geldi. Cenazeye katılacağımızı genel başkanın koruma ekibi ilgili daireye bildirildi.... Genel başkanımızla aynı araçtaydık. Koruma görevlilerinden sloganlar atıldığı bilgisi geldi. (Hakim sizden önce giden belediye başkanına ilişkin olabilir mi?) Belediye başkanına mı olduğunu bilemem. Biz devletin gerekli güvenliği aldığını düşünerek, cenaze yerine gittik. O sırada her an bu taşkınlıkların sonlandırılacağım ve cenaze namazının kalınacağını düşünüyordum. Olaylar gittikçe şiddetlendi.

Dikkat çekiçi bir olay oldu. Her şehit cenazesinde katılan bütün erkan protokol gereği şehidin konulduğu top arabasının arkasından yürür. Burada Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı ve protokolü göremedik. Top arabasının arkasından yürümeden ayrıldılar. Başta Hulusi Akar olmak üzere diğer bakan ve görevlilerin neden top arabasının arkasından yürümediğini ve devlet protokolüne uymadığını mahkemenizin araştırması gerekir. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve diğer yetkililerin tanık olarak dinlenmesini istiyorum. Kendilerini bundan neyin alı koyduğu sorulmalı. Biz bir anda azgın kalabalık ile baş başa bırakıldık. Ondan sonra sizin etrafımızdaki mülki Erkan’ın korumaları da çekilince genel başkanın korumaları ve bizler o kalabalıkla baş başa bırakıldık. Bana da vuruldu ama kimin olduğunu göremedim. Özellikle tekme şeklinde. Dizimden yaralandım ve yaralandığıma ilişkin raporu mahkemeye ilettim.”

Uzun bir yürüyüş yaptık, nereye gittimizi bilmiyorduk. Genel başkanın sığındığı eve gidinceye kadar ‘Öldürün, vurun, bırakmayın’ şeklinde tehditlere maruz kaldık. Evde geçirdiğimiz süre 1,5 saat. Saldırganlar yaklaşık 40 dakika evin etrafında bekleyebildiler. Eve de girebilirlerdi. Oradaki fiziksel olanaklar düşünüldüğünde özellikle güvenlik çemberinin alınmadığı ve bizim ‘Yakın’ diye tehdit edildiğimiz o 40 dakikanın araştırılması lazım. Bilinçli olarak güvenlik tedbiri alması gerekenlerin almadığını düşünüyorum. Mahkemeniz Akar ve yanındakilerin top arabanın arkasından neden yürümediğini, eve sığınana kadar yapılan yürüyüşte niye etkin önlem alınmadığını, biz evin içindeyken 40 dakika kadar niye güvenlik çemberi oluşturulmadığını araştırmadan mahkemeniz görevini yapmış sayılmaz.”

CHP'li Demir: Öldürme kastıyla yapıldı

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Deniz Demir, şikayetçi olarak beyanda bularak, olaya ilişkin şöyle konuştu: 

“Genel başkanımız vatan sever olduğu için bütün şehit cenazelerine katılmaya özen gösterir. Sabah cenaze törenine katılmak için yola çıkmıştık. Özel kalem ve koruma müdürü emniyete ve ilgili yerlere katılacağımızı bildirmiştir.

Araçtan indiğimizde kalabalığın yuhaladıydınız duydum. Genel başkanın protokolü selamlaması sırasında AKP Genel Sekreteri Fatih Şahin elini sıkmadı. ‘Bay Kemal burada ne işin var’ diye slogan atıldı. Kalabalık elini sıkmadığını gördü ve cenazenin ön tarafında bulunan kalabalığın provoke olduğunu düşünüyorum. Top arabası geçtikten sonra genel başkanımıza saldırı oldu. Genel başkanımızın gözlüğünü çıkardığını gördüm. Ben alarak cebime koydum. Yumruk ve sopalarla saldırı oldu. Amaç bizi düşünüp genel başkana ulaşmaktı. Öldürme kastıyla yapıldı.

Genel başkanımız eve girerken ellerinde demir sopalar ve keser olan gençlerin çıktığını, vurmaya çalıştığını gördüm. Genel başkanımızla eve girdim, dışarıdan gelen bağırtılar üzerine genel başkanımızın bulunduğu hole geçiş olmasın diye evin bazı kapılarını kilitledim. Ev sahibi evden ayrılmamız gerektiğini ve bu olaydan sonra kendisini yaşanmayacaklarını söyledi. Sonra eve giren bir bayan ‘Çık buradan, ne işiniz var. Siz PKK ile işbirliği yaptınız’ dedi. Genel başkanımız Artvin’nde PKK’nın saldırdığını ve liderler arasında tek kendisine saldırıda bulunduğunu söyledi. Oğlunun Sivas’ta askerlik yaptığını ve diğer siyasi parti genel başkanları gibi bedelli askerlik yapmadığını belirtti. Kadın bunları bilmediğini söyledi ve yumuşadı. Oradan ayrıldı.... Olay öldürmeye teşebbüs ve linç girişimiydi.”

CHP'li Bozkurt: Devletin aracına taş atıldı

CHP Genel Başkan Saha Asistanı Barış Bozkurt, Akkuzulu köyüne araçla geldiklerinde bir güruhun slogan atarak bağırmaya başladığını söyleyerek, araçtan indiklerinde yürüyüş alanı ile kalabalığın arasındaki bariyerlerin olduğu protokol yolundan cenaze namazına geçtiklerine söyledi. Bozkurt namaz başlamadan sloganların devam ettiğini aktararak,  “Görevim gereği çok şehit cenazesine katıldım. Ben hiçbir imamın 55 saniyede şehit cenazesinin namazını kıldırdığını görmedim” dedi.

Bozkurt, şehit cenazesi top arabasına konulduktan sonra arkasından giderken sloganların devam ettiğini vurgulayarak, “45 dakika gibi bir süre tekme, tokatlar arasında sürüklendik. Koruma müdürünün ‘Karşımızdaki eve gidelim’ dedi ve eve girdik. Eve girene kadar geçen sürede üzerimize çamur atıldı. Taş birikintileri vardı, bize doğru atıldı” diye konuştu. 

Eve girdiklerinde atılan taş sonucu salon camının kırıldığını vurgulayan Bozkurt, ne olduğunu anlamak için telefonları çekmediği için televizyonu açtığını ve A Haber Televizyonu’nun canlı yayınında dışarıda “Yakın bu evi” diye bağıran kadının görüntüsünü gördüğünü söyledi. Bozkurt bu kadar hızlı yayın yapılmasını “(Saldırının) Organize olduğunu ifade ediyor” diye yorumladı.

Bozkurt, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın kalabalığı sakinleştirmek için “Amacınıza ulaştınız” diye seslenildiğini belirterek, Kılıçdaroğlu’nun evden çıkarıldığı zırhlı araca taş atılmaya devam edildiğini ekledi. Bozkurt, “Devletin aracına taş atıldı” dedi.

CHP'li Nuhut: Namaz başladı, kıldık mı kılmadık mı anlayamadım

CHP Genel Başkan Başdanışmanı Kenan Nuhut, cenazeye katılacaklarını önceden bildirdiklerini söyledi. Nuhut cenaze törenine Kılıçdaroğlu geldiğinde yuhalamalar olduğunu belirterek, “Cenaze töreninin yapılacağı alana geldik. Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler vardı. İmamlar cenaze namazını kıldırmak istiyordu fakat kalabalığın sesinden dolayı kılınamıyordu. Namaz başladı, kıldık mı kılmadık mı anlayamadım” dedi. 

Top arabasının arkasından giderken zor yürüdüklerini söyleyen Nuhut, kendilerine yönelik demir çubuklar ve sopalarla yapılan saldırı nedeniyle sırtında morarmalar olduğunu kaydederek, “Sayın Genel Başkana yönelik öldürme kastıyla bir saldırı vardı. Birinin bıçak çektiğini gördüm. CHP Spor Kurulu üyesi Mustafa Yavuz, şahsın eline vurarak bıçağı düşürdü. Kalabalık arasında Osman denilen zatın yumruk attığını da gördük” diye konuştu. 

Nuhut, Kılıçdaroğlu eve sığındığında bir kadının “Yakın bu evi” diye bağırdığını söyleyerek, “Osman isimli şahsın da genel başkan evin içerisindeyken gençlere ‘Girin içeri’ diye bağırdığını gördüm” diye ekledi. 

"Kılıçdaroğlu kabul etmedi"

Nuhut, Kılıçdaroğlu’nun evden çıkarılması için Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın “Sizi çıkarmak için polis parkası giydirelim” dediğini ancak Kılıçdaroğlu’nun bunu “Nasıl girdiysem öyle çıkarım” diye reddettiğini anlattı. Nuhut Kılıçdaroğlu zırlı araçla evden çıkarılırken gençlerin çöp varilleriyle taş sürüklediğini belirtti.

21 Haziran'a ertelendi 

Hakim, usulüne uygun duruşmaya katılmayan tanıkların zorla getirilmesine, CHP’li Emir’in Bakan Akar ve protokoldeki diğer kişilerin tanık olarak dinlenmesi talebinin ileri aşamada değerlendirilmesine, geçen duruşma hakkında zorla getirilme kararı çıkarılan sanık Niyazi Altuntaş’a yeniden zorla getirme emri çıkarılmasına, üçüncü duruşmanın 21 Haziran 2021 tarihine ertelenmesine karar verdi. Hakim, duruşma tarihi verirken “Suça sürüklenen 10 çocuk o tarihte reşit oluyor, onlarla birleştirmek için ileri tarih verdim” dedi.