Özgür Özel'in 'ara seçim' çağrısına AKP'den yanıt! Bahane: Dünya gündemi

Özgür Özel'in 'ara seçim' çağrısına AKP'den yanıt! Bahane: Dünya gündemi
AKP Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Lideri özgür Özel'in "ara seçim" çağrısına yanıt verdi. Çelik, "Dünyanın içinde bulunduğu tabloya bakın. Bunun içerisinde CHP'nin oluşturmaya çalıştığı gündeme bakın" dedi.

AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. AKP Sözcüsü Ömer Çelik, toplantı sonrası açıklamalarda bulundu.

Açıklamasına ABD/İsrail ve İran arasındaki savaşına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, "ara seçim" çağrısına da yanıt verdi.

AKP'DEN ÖZGÜR ÖZEL'İN "ARA SEÇİM" ÇAĞRISINA YANIT

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in "ara seçim" çağrısına ilişkin açıklamada bulunan Ömer Çelik, dünya gündeminin savaş olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

Dünyanın içinde bulunduğu tabloya bakın. Bunun içerisinde CHP'nin oluşturmaya çalıştığı gündeme bakın. Türkiye ve dünyadaki gerçeklerden kopuk bir CHP var. Kendi bütünlüğünü sağlayamamış, politik üretimi olmayan, çok dar, bizzat CHP'liler tarafından gündeme getirilen yolsuzluk iddialarına CHP yöneticilerinin cevap veremediği denklem var. Günün sonunda sürekli olarak bir CHP geleneğidir bu. Cumhuriyetin bütün değerlerini, demokrasinin kurallarını politik ihtiyaçlarına göre değiştirebileceklerini söylüyorlar."

"SEÇİM OLSA CHP AĞIR BİR YENİLGİYLE KARŞI KARŞIYA KALIR"

Seçim olması durumunda CHP'nin "ağır bir yenilgi" alacağını iddia eden Çelik'in bu iddialarına rağmen, CHP'nin uzun zamandır dillendirdiği "erken seçim" çağrılarına AKP'nin karşılık vermemesi dikkat çekti.

AKP Sözcüsü Çelik, buna ilişkin şunları söyledi:

"Seçim olsa bu CHP yönetimi ağır bir yenilgiyle karşı karşıya kalır. Ben bunlara silgisi kaleminden önce bitiyor diyorum. Bu sözümü de geri alıyorum; kalemi de yok sadece silgi kullanıyor. Bir gazetecinin karşısına oturuyor. Söylediğimiz şey son derece belli, yanlış politikalardan bahsediyoruz. CHP'ye gönül vermiş saygıdeğer vatandaşlarımıza haksızlık olacak şekilde kötü yönetimden bahsediyoruz. Sonra bir gazeteci diyor ki 'Ömer Çelik sizi yargıyla mı tehdit ediyor?' diyor, genel başkan da bunun üzerine atlıyor.

"BÜTÜN BU GÜNDEM ESASINDA AK PARTİ'YLE İLGİLİ DEĞİL"

CHP'nin en büyük sorunu CHP yönetimidir. Seçimlerin nasıl yapılacağı, demokrasinin kuralları, cumhuriyetin temelleri açık ortadadır. Cumhuriyetin temel değerlerini sahte rejim krizleri çıkararak politik çıkarları için istismar ettiler.

Aynı şeyi Atatürk için yapıyorlar. 'Ben Atatürk'ün koltuğunda oturuyorum' diyor. Oturduğunuz koltukta Atatürk'e yaptığınız saygısızlığın hesabını henüz vermediniz. İki de bir 'çıkın karşıma' diyerekten kendi kendisine yel değirmenlerini üreten bir durum. Bütün bu gündem esasında bizimle, AK Parti'yle ilgili değil. Kendi parti içindeki sorunları yönetmek için bunları gündeme getiriyor.

İSRAİL İLE FİLİSTİNLİ GRUPLAR ARASINDA ÇATIŞMA

Ortadoğu'da devam eden savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ömer Çelik'in açıklamalarından satır başları şöyle:

"Bölge büyük bir kaosun içerisine çekiliyor. Savaşta tablo son derece kötü. Ayrıca İsrail ile Filistinli gruplar arasında çatışma çıktı diye başlıklar görüyoruz. Bunun anlamı İsrail, Filistinli gruplara sebepsiz yere saldırdı demektir. Çatışmada Filistinli kadın ve çocuklar hayatını kaybetti demek, İsrail askerlerinin kadın ve çocukları gözetmeksizin Filistinlilere saldırı demektir. Kudüs'te sebebi bilinmeyen bir sebeple patlama oldu şeklinde haberler görürsünüz. Soykırım sözlüğü bakımından bunun anlamı İsrail Mescid-i Aksa'ya ses bombaları ile saldırdı demektir.

İsrail bölgeyle normalleşmek istiyor denmek bölge ülkeleri İsrail'in saldırganlığına ses çıkarmasın demektir. Bizim doğruyu anlatmak için doğru literatür kullanmamız gerekiyor. Parti ve hükümet olarak her şeyin anlatılması bakımından mücadele veriyoruz. İletişim Başkanlığı'nın gerçekleştirdiği zirve kavramların yerli yerine oturmak ve direnç hatları oluşturabileceğimiz açısından çok önemli. Bu sene bu zirve büyük bir açılımlar getirdi. İletişim Başkanı sayın Burhanettin Duran ve ekibini tebrik ediyoruz.

Bu İsrail saldırganlığının soykırım siyasetinin insanları fiziken öldürmek kadar başka alanlarda devam ettiğini görüyoruz. Mekansal, düşünsel ve dinsel soykırım yapıyor. Mescid-i Aksa'da bayram namazının kılınması engellendi. Bu sadece İslam dinine değil kendisi dışındaki herkese karşı bu saldırıyı gerçekleştiriyor. Geçtiğimiz günlerde Hristiyanların pazar ayini kıyamet kilisesinde gerçekleştirilmeye çalışıldı. İsrail otoritesi bu ayine müsaade etmedi. İran savaşı devam ederken gözümüzün birileri tarafından Gazze ve Batı Şeria'dan uzaklaştırıldığını görüyoruz, buna kesinlikle müsaade etmeyiz."

ABD VE İSRAİL SALDIRILARI

"(İsrail) Lübnan'a çok ağır bir şekilde saldırdı. Önce hava ve ardından kara harekatıyla. Litani nehrine kadar insansız bölge haline getirildi. Bu Netanyahu hükümetinin saldırganlığının tehlikesinin ne kadar büyüdüğünü gösteriyor. Bugün krizin, 8 milyar insanı etkileyen olumsuzluğun yegane sorumlusu ABD ve İsrail'in İran'a yaptığı saldırıdır. Bunun hiçbir gerekçesi yoktur. Nükleer çalışmalardan bahsediyor. Nükleer kapasite açısında bunu İran müzakere ediyordu. Müzakere masasına oturmuşken bu saldırı gerçekleştiriyor. İran halkı sokaktan çekilmeyerek ülkelerine sahip çıkıyorlar. Hiç kimsenin rejimi değiştirmek açısından böyle bir saldırıya hakkı yoktur.

Esasında saldırının gerekçesi olarak sunulan unsurlarla ilgili Körfez Savaşı gibi bunun gerçek zemini olmadığı bütün dünya tarafından ifade ediliyor. Sivil altyapıların da hedef alınması şeklinde gerçekten suç olan yaklaşımın sistematik olarak işlenmesi şeklinde tezahür ediyor. Bir an evvel ateşkesin sağlanması, barış masasının kurulması herkes için doğru olandır.

Biz her zaman bölge ülkelerinin beraber hareket etmesi gerektiğini ifade ettik. Bölge ülkeleri arasında askeri, siyasi, mezhepsel, etnik veya başka sebeplerle ihtilaf çıkarması güvenliğin riske girmesi İsrail saldırganlığına yeni fırsatların doğması demektir. Bu sebeple kardeş ülkeler arasında ihtilafların, çatışmaların çıkmaması için yoğun bir gayret göstermeye devam ediyoruz. İlk aşamada yapılması gereken haksız ve hukuksuz ABD ve İsrail'in saldırganlığının sona ermesidir."

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ

"Terörsüz Türkiye ve bölge konusunda çalışmalarımız kesintisiz devam ediyor. Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımızın talimatlarıyla kurulan mekanizmalar bu konuyu sürekli gündemde tutuyor, haftada bir veya birkaç gün toplanarak bu meseleler değerlendiriliyor. Bir devlet politikası olan bu süreç Meclis boyutuyla boyutlanmış oldu. Burada birincisi Cumhur İttifakı olarak birlik ve bütünlük içinde bu hedefe doğru gereken çalışmaları yapıyoruz. İkinci boyut Cumhurbaşkanımızın iradesiyle bunu devlet politikası olmasıdır. Devlet kurumları gayet uyumlu şekilde süreci ilerletmeye çalışıyor. Üçüncü boyut yüce Meclis'tir. Komisyon çalışmaları sonunda ortaya konulan rapora göre silah bırakma gerçekleştikten sonra yasal düzenlemelerin yapılacağı açık ve net ifade vardır. PKK terör örgütünün feshi ve silahların bırakılması tamamlanması gerekir. Komisyon raporunda da şekillenmiş yol haritası bu. Burada başka tartışmalar bunun konusu değil. Buradaki konu fesih ve silah bırakmadır.

Terör örgütlerinin özellikle kaos zamanlarında kendilerine alan yaratmak için emperyalist odakların vekil güçleri olarak hareket ettiğini gördük. Bu bölgeye acı ve sıkıntı getirdi. Bunun tekrarlanmamasını arzu ediyoruz. Görüşlerimizi son derece net bir şekilde ifade ediyoruz. Baştan beri söyledik; devletin nitelikleri, milletin değerleri konusunda pazarlık süreci değildir bu süreç. Çeşitli konularla ilgili olarak birçok beyanda bulunduk. Gelinen noktada bölgede işbirliklerin çoğalması çerçevesinde daha çok iradenin ortaya çıkması gerekiyor.

Suriye'deki terör yapılanması SDG silahları bıraktıktan sonra orada bütün bunlar herhangi bir cezasızlık algısı oluşturmadan siyasi parti olarak yollarına devam ederler. Suça karışmamış olanlar Suriye parlamentosunun parçası olurlar demiştik. Ama orada başka türlü hareket edildi. Birtakım sıkıntılı çatışmalı durumlar ortaya çıktı. Bugün savunma bakan yardımcısı bir Kürt. Orada yönetimde yer alabiliyorlar. Burada da esas olan terör örgütünün feshi ve tabii ki yasal adımlar konusunda da bunlar gerçekleştikten sonra yüce Meclis kendi dinamikleri içerisinde ortaya koyacaktır. Burada silah bırakma ve yasal düzenleme şeklindeki sıralama çerçevesinde silah bırakma sürecinin tamamlanması gerekiyor. Yasal adımlar buna bağlı olarak atılacaktır. Esas olan terörün Türkiye ve bölge gündeminden çıkmasıdır."

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi