Dilek İmamoğlu'ndan 'aile' çağrısı! "Savaşların bile yazılı olmayan bir ahlakı vardır"

Her iki ağabeyi de tutuklanan Dilek İmamoğlu, "Unutulmamalıdır ki savaşların bile yazılı olmayan bir ahlakı vardır; masuma, aileye dokunulmaz. Bugün yaşananlar ise bu sınırları aşan bir keyfiyetin göstergesidir" dedi.

19 Mart sürecinin mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 25. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi. Etkinlikte, 331 gündür Silivri (Marmara) Cezaevi’nde tutulan İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu basın açıklamasını okudu.

Buluşmaya CHP’li yetkililer, milletvekilleri, sanatçılar, gazeteciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Açıklamanın ardından Gürkan Akgün’ün eşi Sinem Keleş Akgün ve üniversite öğrencisi Cansın Nurettin İnce söz alarak kendi yaşadıklarını anlattı.

Dilek İmamoğlu, açıklamasında yaşadıkları adaletsizlikleri şöyle dile getirdi:

“Yaklaşık bir yıldır aynı şeyi söylüyoruz: Yaşadığımız haksızlıklar duyulmuyor. Dile getirdiğimiz hak ihlalleri karşısında, devletin hiçbir kurumu bizi çağırıp, ‘Ne yaşıyorsunuz?’ diye sormadı. Bir kez olsun dinlenmedik. Hâlâ dinlenmiyoruz.”

İmamoğlu, adaletin ancak tarafsız yargıyla sağlanabileceğini vurguladı:

“Hâkimler ve savcılar; kim olduğumuza, ne düşündüğümüze, hangi görüşe sahip olduğumuza bakmamalıdır. Adalet ancak tarafsızlıkla mümkündür. Adalet ancak hukukun evrensel ilkelerine sadakatle mümkündür.

Devlet, tüm yurttaşlarına eşit mesafede durmak zorundadır. Devlet ayırmaz. Devlet dinler. Devlet adaletle hükmeder. Yargının önünde herkes eşit olmalıdır. Hâkimler ve savcılar; kim olduğumuza, ne düşündüğümüze, hangi görüşe sahip olduğumuza bakmamalıdır. Adalet ancak tarafsızlıkla mümkündür. Adalet ancak hukukun evrensel ilkelerine sadakatle mümkündür

Ancak hepimiz biliyoruz ki adalet, yargı bağımsız olmadıkça sağlanamaz. Hâkimlerin ve savcıların hiçbir baskı ve talimat altında kalmadan karar verebilmesi gerekir. Bu yalnızca bir hukuk ilkesi değil, toplum huzurunun temel şartıdır.

Yargı siyasallaştıkça, adalet zayıflar. Adalet zayıfladıkça toplum yoksullaşır, umutlar tükenir, güven sarsılır.”

Dilek İmamoğlu, geçtiğimiz günlerde tutuklanan kardeşi Ali Kaya ve geçen sene tutuklanan kardeşi Cevat Kaya için de şunları ifade eti:

"Geçtiğimiz haftalarda, ailemize yönelik ağır bir yargı tacizi daha yaşandı. Büyük abimden, Cevat Kaya’dan sonra, küçük abim Ali Kaya da akıl almaz ithamlarla ve iftiralarla tutuklandı. Delil yok, tanık yok, HTS ya da telefon kaydı yok. Peki ne var? Sadece bir iftira. Evet yanlış duymadınız sadece bir iftira var. Bir insanı susturmanın en etkili yolunun, ailesini cezalandırmak olduğunu düşünen bir anlayışla karşı karşıyayız. Oysa aile, yalnızca kan bağından ibaret değildir; insanın en temel sığınağı, toplumun en küçük ama en güçlü yapı taşıdır. Aileyi hedef almak, bir evin kapısını çalmak değildir yalnızca; toplumun vicdanına dokunmaktır, güven duygusunu parçalamaktır, geleceğe duyulan inancı zedelemektir. Unutulmamalıdır ki savaşların bile yazılı olmayan bir ahlakı vardır; masuma, aileye dokunulmaz. Bugün yaşananlar ise bu sınırları aşan bir keyfiyetin göstergesidir. Hukukun koruması gereken aile, hukukun baskı aracına dönüştürülmüştür. Aileler, bugün Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir yargı tacizine ve itibar suikastına maruz kalmaktadır"

İmamoğlu, adaletin iktidarın değil toplumun teminatı olduğunu vurguladı:

"Bir aileyi korkutmaya çalışmak, aslında tüm topluma verilmiş bir gözdağıdır. Ama bilinmelidir ki aileye yönelen her haksızlık, toplumun ortak vicdanında derin bir yara açar. Ve o yara sessizlikle değil, adalet talebiyle konuşur. Ailelere dokunmayın! Hukukun kişisel hesaplaşmalar için kullanılması yalnız bugünü değil, geleceği de tahrip eder. Devlet, gücünü hukuktan değil, keyfiyetten alır hale gelirse, o güç meşruiyetini kaybeder. Oysa adalet mülkün temelidir. Toplum vicdanı, bu yapılanları görüyor. Toplum vicdanı, bu haksızlığa itiraz ediyor. Toplum vicdanı susmuyor. Bugün masumiyet karinesi sistematik biçimde ihlal edilmektedir. Lekelenmeme hakkı yok sayılmaktadır. Doğal hâkim ilkesi zedelenmektedir. Gizli tanık beyanları ve baskı altında alınmış ifadelerle yargılama yürütülmektedir. Bu yöntemler hukuk tarihinde bilinir. Ve sonuçları da bilinir. Bizi korkutmak istiyorlar. Yalnızlaştırmak istiyorlar. Susturmak istiyorlar. Ama buradayız. Susmuyoruz. Geri çekilmiyoruz. Bizim taleplerimiz siyasi değil, hukuksaldır. Ayrıcalık istemiyoruz. Hukukun uygulanmasını istiyoruz"

Dilek İmamoğlu, ADA olarak taleplerini şöyle sıraladı. İmamoğlu, canlı yayın ve ailelere dokunulmama vurgusu yaptı:

"Taleplerimiz nettir: Masumiyet karinesi korunsun. Lekelenmeme hakkı güvence altına alınsın. Tutuksuz yargılama esas olsun. Adil ve şeffaf yargılama uygulansın. Mahkemeler, milletin gözü önünde gerçekleşsin, mahkemeler TRT’de canlı yayımlasın ve ailelere dokunulmasın. Hukuk, iktidarın aracı değildir. Hukuk, toplumun güvencesidir. Adalet, bir lütuf değildir; devletin varlık sebebidir. Adalet, herkes için eşit işleyecek güne kadar bu mücadelemiz sürecek. Çünkü bu mücadele yalnız bugünün değil, yarının mücadelesidir. Biz susarsak; hukuk susar. Hukuk susarsa; toplum susar. Ama biz susmayacağız! Adalet istiyoruz. Herkes için. Şimdi."

Kaynak:Halk TV Haber Merkezi