Ayşenur Arslan

Ayşenur Arslan

Sabah yazı işleri masasında olsaydım!

Tanık olanlar biliyor: Birand ile çok fırtınalı birkaç yıl geçirdik. Hem benden ve itirazlarımdan nefret etti ve kovmaya çalıştı.. Hem de sonradan “söylediğin her şey çıktı, haklıymışsın” diyecek kadar da açık davrandı.

Vereceğim örnek tuhaf gelecektir, ama aynen yaşandı.

Birand, reyting savaşlarında çok titizdi. Hangi bülten neden öne geçmiş, dakika dakika araştırıp toplantı masasına getirirdi.

Tespitlerden biri, sağlık haberlerinin izlendiğiydi. Doğrusu ben anlamakta güçlük çekiyordum. Seyirci bir anda ilham mı geliyordu da “falan bültende sağlık haberi var” diye o kanalı açıyordu?

Bir bültenin seyredilme ya da seyredilmemesinde o kadar değişik parametre vardır ki, seçimini neye göre yapacaksın?

Sağlık haberi seyrediliyor diyelim.. Haberi nasıl yapıp bültenin neresine koyacaksın?

Günlerce tartışıldı.

Derken, bir gün öğleden sonraki haber toplantısında yurt haberler şefi, masaya bir sağlık haberi önerisiyle geldi.

“Adana’da bir adamın dizinde çıban gibi bir şey çıkmış. Hastaneye gitmişler ama ilgilenilmemiş. Sonunda o çıban yürümüş yürümüş, beyne kadar gitmiş ve adam ölmüş..”

“Kim söylüyor bunu” diye sordum. Adamın ailesiymiş. Ajansın görüntülerine baktık. Çevre köylerden birinin sakinleriydiler!

Haber adına masaya konan saçmalığı akıştan çıkarıncaya kadar tartışmam gerekti.. Yine!

Neden mi yazdım bunu?

SABAH Gazetesi’nin birinci sayfasındaki haber ilham verdi. Ve bir an kendimi gazetenin yazı işleri masasında hayal ettim.

Haberin spotu şöyle:

“Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yönelik sistemli bir saldırı başlatan CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Gürlek'in kişisel verilerini hukuksuz ele geçirdiği ortaya çıktı. Gürlek'in tapu kayıtlarını TAKBİS üzerinden PKK/KCK ve FETÖ ile bağlantılı 3 isim sorgulamasına rağmen, Gürlek'in gerçek tapu kayıtları yerine düzmece belgeler yayınladığı ortaya çıktı.”

Masada olsam şunu sorardım, diye düşündüm: “Veriler hukuksuz ele geçirildi” derken gerçek olduğu teyit edilmiş olmuyor mu?

Hadi, cümleyi yanlış kurdunuz.. Aslında “düzmece” demek istiyorsunuz.. Peki sonunda düzmece belge hazırlanacaksa, tapu kayıtları neden boşu boşuna taranmıştı?

Ayrıca, senetler, ödenmiş ya da ödenecek taksitlerle ilgili iddialar neden yanıtlanmıyordu?

Boğaz’da ona tahsis edilen ve milyonlar harcanarak elden geçirilen yalı meselesi neydi?

Bu soruları sormak günümüzde her babayiğidin harcı değil elbette.

Bir yerlerden nasılsa “cevaplar” geliyor. Alırsın onları, “yahu bunda bir tuhaflık var” demeden, sorusu olmayan cevapları sıralarsın.

Mesela, FETÖ kumpasıyla girdiği cezaevinden tam biri Erdoğan hayranı olarak çıkan Nedim Şener.. X’teki paylaşımında şunları söylüyor:

“Devletin içerisinde, Akın Gürlek gibi bir Adalet Bakanı’nın tapu kayıtlarına ulaşabilen bir çete yapılanması var. Asıl tehlike bu. Peki bu bilgilere nasıl ulaştılar? Ve bunları CHP’ye kim ulaştırdı? Bir şey hissediyorum. Bir şey görüyorum. Yıllar öncesinde olduğu gibi FETÖ’cülerin bazı bakanların özel bilgilerine ulaşıp kamuoyuna açıkladıkları gibi.. Bu hala yaşanıyorsa.. Bir yöntem olarak kullanılıyorsa tehlike geçmiş falan değil.”

Hadi, bir bakan oğlunun süper lüks rezidansındaki birden fazla kasanın ve para sayma makinasının “özel hayat” kapsamında olduğunu kabul edelim.. Malum 4 bakanın neden koltuklarından olduklarını unutalım..

Bugüne gelelim ve haddimiz olmayarak soralım: Mesele Akın Gürlek’in tapu kayıtlarına ulaşılması mıdır? Bir kamu görevlisinin o tapuları nasıl elde ettiği geçiştirilebilecek bir konu mudur?

Nedim Şener ne dediğinin farkında mıdır?

*. *. *

Merak ediyorum. “ÇETE” ifadesi Ankara’dan gelen bilgi notunda var mıydı?

Yani yarın öbürgün Akın Gürlek’in tapularını merak eden, yazan, soran herkes çete davasından mı yargılanacak acaba?

Yaz yazabildiğin.. Sor sorabildiğin kadar.. Tabii soluğu Silivri’de almaktan çekinmiyorsan.

Bakın, sevgili kardeşim İsmail Arı tutuklandı.

Ama tecavüzcü Ayhan Şengüler dışarıda..

Tecavüz ettiği Fatmanur ile ailesinin zoruyla evlenen.. Daha sonra ondan olma kızına da tecavüz eden yaratık hakkındaki dava sürüyor-muş!

İyi de nasıl?

“•Savcılık aşamasında sunulan ve toplanan bütün delillere rağmen baba hakkında tutuklama tedbirine başvurulmadı ve takipsizlik kararı verildi.”

“•Sivil toplum baskısı sebebiyle dosyadaki takipsizlik kararı kaldırıldı.”

“•Çocuğun ifadesi hukuka aykırı bir şekilde, mahkeme salonunda onlarca insanın önünde alındı.”

“•Yargılama sürecinde hem çocuğun hem de annenin içinde bulunduğu ağır travmatik durum gözetilmedi.”

Aslolan tutuksuz yargılama olduğu için herhalde, yaratık Mayıs ayındaki karar duruşmasına kadar aramızda dolaşmaya devam edecek.

İBB davası mı dediniz? Haklarında delil, dolayısıyla iddianame bile olmadan hücrelerde çürütülenlerden mi söz ettiniz?

O iş başka tabii.. Asrın liderinin “asrın davası” dediği bir organizasyondan bahsediyoruz.

Varsın gizli tanıklar, daha sonra açık açık “görmedim, duydum, kimden duyduğumu unuttum” desin. Süreç birilerinin istediği gibi yürüyor.

Merdan Yanardağ’ı tek bir kanıt ve tanık olmadan casuslukla suçluyorlar ya..

İsmail Arı da yine öyle, birilerinin istediği gibi yürüyecek.

Bakın, İsmail emniyet sorgusunda her şeyi açık kaynaktan yazdığını söyledi. Ve ekledi:

“Erdoğan ailesine ait vakıflara kamu kaynaklarının tahsis edildiğini daha önce de yazdım. Bu haberlerden dolayı ne Erdoğan ne de ailesi dava açtı. Soruşturma bile açılmadı.”

İsmail suçlamalara tek tek yanıt verdi. Şüphe bulutlarını aralamaya çalıştı.

Tabii ki aralayamadı. Başına gelenler önceden belliydi zaten. O kadar ki, “SAVCI İFADESİNİ ALMADAN DOĞRUDAN TUTUKLAMA İSTEMİYLE MAHKEMEYE SEVKETTİ”. Mahkeme de tutukladı.

Saray’a yakın kanalların Erdoğan’a yakın isimleri programlarında İsmail’den söz etmeyecekler kuşkusuz.

Onun yerine “nasıl olur da tapu kayıtlarını araştırırsın” diye Özgür Özel’i gömmeye çalışacaklar.

Yine ağızlarından çıkanı kulakları duymadan!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşenur Arslan Arşivi

Akın Bey Neden Susuyormuş!

21 Mart 2026 Cumartesi 11:50

Erdoğan O İmzayı Neden Attı?

20 Mart 2026 Cuma 10:21

Bir FETÖ Kumpasından Bugüne!

19 Mart 2026 Perşembe 09:12

Halil Konakçı'yı kim neden koruyor?

18 Mart 2026 Çarşamba 09:23

İBB Davasında hukuk "arası"!

17 Mart 2026 Salı 09:16

Hıristiyan Siyonizmi Kapımızda!

14 Mart 2026 Cumartesi 09:30

İBB iddianamesi: Neler var neler!

12 Mart 2026 Perşembe 09:26