O kopan, Themis’in kolları olmasın…

Gaziantep’te, tekstil fabrikasında çalışan Murat Doğan adlı işçi geçen yıl iş kazasında iki kolunu kaybetti. İş makinesi Doğan’ın kollarını koparıp aldı bedeninden.

Kazadan sonra ne patron tutuklandı ne de bir yetkili…

Bu gerçeği “İşçinin iki kolu koptu ya, bugüne kadar bunlardan hesap soran oldu mu? Olmadı!” diye anlatan Birleşik Tekstil, Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen ‘yanıltıcı bilgiyi yaymak’ suçundan cezaevine gönderildi.

40 bin TL maaşlı sendika lideri

Türkmen, Gaziantep’te emek mücadelesinin öncülerinden…

Nizip’te 1978’de dünyaya gelmiş.

Sekiz yaşından bu yana işçilik yapıyor.

16 yıl halı fabrikalarında dokumacılık yapmış.

Uzun süre Emek Partisi’nin genel başkan yardımcılığı görevini üstlenmiş.

Dört yıl önce BİRTEK-SEN’i kurmuş.

Sanmayın ki sendika ağaları gibi servet içinde yüzüyor.

Aylık 40 bin TL ile geçiniyor.

Gözaltılar, cezaevleri, davalar cabası…

İşçi davasından iki kez tutuklandı.

Misal, geçen yıl düşük ücretlere çalışan binlerce işçiyi harekete geçirmeyi başarmıştı.

İşçiler art arda iş bırakıyor, fabrikalar kaynıyordu.

Bir işletme şefi “Sen yevmiyenin peşinde koşan adamsın” diye aklı sıra Türkmen’i aşağılıyordu.

Sanki yevmiyeli çalışmak suçtu, ayıptı.

Valilik eylemleri yasakladı.

Türkmen, yasağı dinlemeyince ‘suç işlemeye tahrik’ iddiasıyla tutuklandı.

Patronlar amacına ulaştı.

İşçiler ya verilene razı olup fabrikasına döndü…

Ya kapının önüne kondu.

36 gün sonra salıverilen Türkmen, işçi davasına kaldığı yerden devam etti.

Kolları kopan işçiyi hatırlattı

Geçen 15 Mart’ta, aylardır zam farklarını ve son ay ücretlerini alamadıkları için Sırma Halı Fabrikası önünde iş bırakan işçilere desteğe gitti.

Çevresinde toplanan işçilere şöyle seslendi:

“Sizin patronunuz başta olmak üzere işçi hakkı yemeyen patron biliyor musunuz? Hepsi işçinin hakkına çöküyor, öyle değil mi? İki ay önce işçinin iki kolu koptu ya, işçi öldü burda, bugüne kadar bir tanesi için hesap soran oldu mu? Olmadı. Bu memlekette patronsanız, zenginseniz, işçi hakkına çökebilirsiniz, güvenlik önlemi almayıp işçinin ölümüne sebep olabilirsiniz. Cinayet işleyebilirsiniz. Kimse hesap sormaz. Yasalar zenginler için geçerli değil. İşçi hak arayınca sendikacısını tutuklar, copuyla karşısına dikilir, yasak kararı getirir, öyle değil mi? O yüzden, kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Bizi koruyan bir yasa ve devlet yok. Emniyet, yasalar işçiler için değil, patronlar için var. Bizi kurtaracak olan kendi kollarımızdan ve kendi birliğimizden başka bir şey yok.”

Alkışlarla kesilen bu konuşması sosyal medyada yayınlanınca Türkmen, gözaltına alındı.

Bahane hazırdı.

“Vay sen nasıl, kolları kopan işçiyle ilgili hesap soran olmadı” dersin!

Türkmen’e yaptığı konuşma soruldu.

O da şöyle yanıt verdi:

“Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) son bir yılda çok sayıda fabrikada işçilerin sakat kalması ve ölümüyle sonuçlanan pek çok kaza yaşandı. Hepsinde patronların açık sorumlulukları olmasına rağmen hiçbiri hakkında yaptırım uygulanmadı. Yine son bir yılda OSB’de binlerce işçi, hakları gasp edilerek işten atıldı. Ücretleri ve tazminatlarına patronlarca el konuldu. Patronların işçilere karşı işlediği suçlarda devlet kurumlarının tutumu bu iken, işçiler hak aradığında kolluk kuvvetlerini ve yasak kararlarını karşısında buluyor. İşçilerin uğradığı haksızlık ve hukuksuzluğu dile getirmek halkı kin ve nefrete teşvik etmek değildir.”

İfade almak, hesap sormak mı oluyor?

Savcılık kanıt diye Türkmen’in önüne iki ifade tutanağı koydu.

Biri, Türkmen’in söz ettiği, 6 Aralık 2025’te fabrikada iş kazası geçiren Murat Doğan’ın ifadesi.

Doğan, şöyle diyor:

“Sabah saat 6’da tarak makinasına hava vurduğumu hatırlıyorum. Kendime geldiğimde yoğun bakımdaydım. Ellerimin dirseklerime kadar koptuğunu öğrendim. Tedavilerim devam etmektedir. Olayın nasıl gerçekleştiğini hatırlamıyorum. Davacı ve şikayetçi değildim.”

Fabrikanın personel müdürü Abdullah Çınar ise “Çalışanlarımıza iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini veriyoruz” demekle yetiniyor.

Kazadan ötürü kimse tutuklanmış mı?

Hayır.

İfade almakla ‘hesap sorduğunu’ düşünen savcılık, Türkmen’e şu soruyu yöneltiyor:

“Gerekli adli işlemlerin yapışmış olduğu öğrenilmiş olup neden böyle bir açıklama yaptınız?”

Türkmen:

“Doğan’ın şikayetçi olmadığına, bir sorumlunun sorumluluklarını yerine getirdiklerine dair beyanını, soruşturmaların yapıldığının kanıtı olarak sundunuz. Oysa ülkemizde her yıl ortalama iki bin işçinin iş cinayetine kurban gittiğini, on binlercesinin sakat kaldığını, büyük çoğunluğunda kaza geçiren işçilerin veya yakınlarının işveren tarafından ‘Şikayetçi olursanız tedavi ücretini ve hiçbir hakkınızı vermeyiz, yıllarca mahkemelerde sürünmek zorunda kalırsınız’ diye tehdit edildiklerini, mağdur şikayetçi olduğunda davanın 5-8 yıl sürdüğünü, sakat kalan ve patronunun vereceği üç kuruşa muhtaç olan kazazedelerin çaresizce şikayetlerinden vazgeçmek zorunda kaldıklarını bu ülkede yaşayan vatandaş bildiği gibi emniyet ve yargının da bilmesi gerektiğini bekliyor insan. Keşke işçilerin ölümünden sorumlu olup da yakınları şikayetçi olduğu halde ya da sakat kalan işçiler şikayetçi oldukları halde yaptırıma uğranılmayan örnekleri de getirseydiniz.”

Türkmen, ‘yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ iddiasıyla 16 Mart’ta Gaziantep 1. Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarıldı.

Türkmen, kendisini şu sözlerle savundu:

“Gaziantep sanayisinde her yıl yaklaşık 10 işçi ölüyor, onlarca işçi yaralanıyor. İş sahipleri çalışanlara para teklif ederek şikayetten vazgeçmelerini sağlıyor. Murat Doğan isimli işçinin şikayetten vazgeçmesinin de bu nedenle olduğunu düşünüyorum. Söylemimin suç olduğunu düşünmüyorum. Sendika başkanıyım. Bu şekilde söylemde bulunmak, görevimdir.”

Türkmen, “İş kazası neticesinde soruşturma başlatılmış olmasına rağmen hesap soran olmadığı yönünde beyan” nedeniyle tutuklandı.

İliç istisna değil, kural

Türkiye’de iş cinayetlerinden sonra suçlu, kusurlu ya da ihmal sahibi patronlara hesap sorulmadığını söylemek ‘yanıltıcı bilgiyi yaymak’ mıdır…

Yoksa malumu ilan etmek mi?

Geçen ay 126 işçi iş cinayetinde hayatını kaybetti.

Acaba kaç işveren cezaevine gönderildi?

Misal…

Erzincan İliç’teki altın madeninde meydana gelen göçükte can veren dokuz işçiden yalnızca ikisinin ailesi yargılamaya katılıyor.

Diğer yedi aile tazminat karşılığında şikayetlerinden vazgeçti.

Şikayetçi olmaları halinde ciddi bir tazminatla karşı karşıya kalacaklarına dair sözleşme imzaladılar.

İliç, istisna değil, adeta bir kural…

Fabrikasında iki kolu kopan işçinin, yasal bir zorunluluk gereği ifadesini almayı ‘patronlardan hesap sorma’ olarak gösteren kamu otoritesi, daha ucuz üretim ve daha çok kar için işçilerin canından vazgeçen bu bozuk düzene isyan edip kafa tutuyor diye sendikacı Türkmen’e hesap soruyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
İsmail Saymaz Arşivi

Binbir Surat Şerife

13 Mart 2026 Cuma 05:25

Kadıköy’de dehşet gecesi

12 Mart 2026 Perşembe 05:15

600 TL’ye el bombası atılır!

09 Mart 2026 Pazartesi 05:15