Halk TV Canlı Yayın
Fikret Bila

Fikret Bila

Millet ittifakının adayı Ekrem İmamoğlu tekrar belediye başkanı seçilerek mazbatasını aldı ve göreve başladı. Kazandığı seçimi 23 Haziran’da çok daha büyük bir farkla tekrar kazandı. İmamoğlu’nun bu kez 806 bin oy farkla kazanmasının anlamı, seçmenin Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) iptal kararını “yok” hükmünde saymasıdır. Seçmen sandıkla oynamayı çok ağır biçimde cezalandırmıştır.

YENİ TARZ

31 Mart seçimini de 23 Haziran İstanbul seçimini de, sevgi ve barış dili kazandı. Seçmen bu kez, kavgacı, suçlayıcı, tehdit yüklü, kutuplaştırıcı iktidar dilini değil uzlaşmacı, yumuşak, sevgi ve saygı yüklü muhalefetin dilini destekledi.
Kazandığı seçim haksız yere iptal edilmesine karşın ne Kemal Kılıçdaroğlu ne de Ekrem İmamoğlu hırçınlaştı. İkisi de aynı yumuşak, kavgadan uzak söylemi sürdürdü. Sonuçlar da gösteriyor ki, halk artık her gün bağıran, çağıran, kavga çıkaran siyaset dilinden bıktı, usandı.
Millet ittifakının liderleri ve adaylarının kullandığı uzlaşmacı dilin aldığı destek gösterdi ki,  halk,  demokratik nezaket, insana saygılı hitabet gibi değerleri önceliyor. Hak, hukuk, adalet istiyor.
Yerel yönetimlerde iktidarı değiştiren seçmenin bu beklentisine uygun siyaset tarzını sürdürmek yeni belediyle başkanlarının öncelikli görevi olmalı ki, İmamoğlu başta olmak üzere Millet ittifakının belediye başkanları bu özeni gösteriyor. Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da, Adana’da, Mersin’de sevgi ve saygıya dayalı siyaset tarzı sürdürülüyor.

KÜÇÜK GÖRÜNEN BÜYÜK İŞLER

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu, dün mazbatasını aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasında küçük gibi görünen büyük işlerden söz etti. İstanbullulara seslenirken medeni işler diyebileceğimiz taleplerde bulundu:

“Biz bu şehrin inançlarını, kurucu değerlerini hep birlikte var edeceğiz. Göreceksiniz, başka bir mutluluk, sevgi saygı ve huzur ortamı inşa edeceğiz. Bütün İstanbul'a sesleniyorum. Bugün itibariyle trafikte korna çalmayacağız. Yolda giderken arabada camdan dışarı çöp atmayacağız. Yere çöp atmayacağız. Atanları uyaracağız. İstanbul'u hep birlikte temiz tutacağız. Yaya geçidinde bir yaya gördüğünde araçlar yol verecek. Uygar bir şehir olacağız. Otobüste, metroda yaşlı bir hemşerimizi gördüğümüzde, hamileye, engelliye yerimizi vereceğiz. Kibar İstanbullular olacağız, uygar İstanbullular olacağız.”

Bu çağrı birçok büyük projeden çok daha önemli. 

Büyüklere saygı göstermek, yaşlılara yer vermek, hamilelere, çocuklu kadınlara, engellilere, çocuklara yardımcı olmak, sevgi ve saygı göstermek Türk halkının temel özellikleriydi. İlkokulda öğretmenlerimiz, evde büyüklerimiz bize önce bunları öğretirlerdi. Nezaket ve zarafet içinde konuşan ve hareket eden insanlara boşuna “İstanbul hanımefendisi” , “İstanbul beyefendisi” denmez, “İstanbul Türkçesiyle konuşuyor” diye iltifat edilmezdi.
Ancak, çarpık kentleşme büyük kentlerde önce kent kültürünün olumsuz yönde değişmesine neden oldu. Bu medeni değerler yaygınlaşıp kabul göreceğine, aksine bu değerlere saldırmak, yerlere tükürmek, çöp atmak, korna çalarak tepki göstermek, kabalaşmak, sadece kendini düşünmek, şark kurnazlığı yaygınlaştı. Acil servisleri basmak, doktora saldırmak, tehdit etmek, trafikte hakaret etmek, yer vermemek, yol vermemek, en küçük kazada arabadan levyeyle inip kavgaya tutuşmak olağan, hatta etraftakilerin merakla kenardan izledikleri olaylar haline geldi.
Sevgiyi, karşılıklı saygıyı günlük yaşamdaki işlere ve ilişkilere hâkim kılmak, Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyini yakalaması açısından çok önemlidir.

Yere tükürmemek, çöp atmamak,  yerli yersiz korna çalmamak, yer ve yol vermek, kaza yapınca önce geçmiş olsun demek, ihtiyacı olana yardımcı olmak çok zor değil. Yaşamı kolaylaştırmanın en güzel yolu insana sevgi ve saygı göstermektir. Okullarda öğrendiklerimizi yaşama geçirmektir. Bu değerleri yeniden yaşama geçirmek büyük bir çaba ve emek de gerektirmez.

Bu yazı toplam 2172 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazıları »